Veliler Ödev Yapmalı Mı?

Hayatımızda en değer verdiğimiz varlıklarımız çocuklarımızdır. Onların geleceği bizim geleceğimizdir. Bundan ötürü çocuğun okul, eğitim hayatı çok önemlidir. Fakat çocukların bazıları ders ve ödevleri yapmaları konusunda isteksiz olurlar. Aslında onları bu duruma getiren anne babaların yanlış tutum ve davranışlarıdır. Onları okuldan, derslerden ödevlerden dahası eğitim hayatından soğutmamak adına ebeveynler hatta öğretmenlerinde üzerine düşen sorumluluklar bulunmaktadır.

 

İşin realitesi ev ödevleri çocukların pek de hoşlanmadığı ve yapmaktan kaçındıkları bir sorumluluktur. Çoğu zamanlarda anne babalar çocuğa ödevlerini bir külfet gibi algılatabiliyorlar. Bu süreçten sonra yanlışlıklar ve hatalar silsilesi başlıyor. Üstelik bu çocukta oyun çağındaysa iş bir kata daha zorlaşıyor.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

 

Öyle ki birçok ebeveyn çocuklarına ödev yaptıramamaktan yakındıklarını görmekteyiz. Bundan ötürü çocuklarının başarılı olması adına ödevleri yaptırma konusunda anne babalar bazı zamanlar hata yapmaktalar ve yanlış davranış içine girmektedirler.      Bundan dolayı konunun uzmanları ödev hakkında anne babaları uyarmakta, yapılan sık hataları belirtmekte, ebeveynleri ile öğretmenleri daha dikkatli olmaları hususunda dikkat çekiyorlar.

Ödevin bir külfet şeklinde algılatılmaması ve çocukların ev ödevlerini yapmaları konusunda ebeveynlerin yaptıkları hatalar ve tavsiyeleri sunuyoruz.

 

  1. İlk önce ebeveyn, çocuk ve öğretmenler arasında iletişim ve ilişki kuvvetli olmalıdır. Değilse bunu artırmanın yolları aranmalıdır.
  2. Anne babaların çocuğa ödevi sevdirebilmesi için ilk etapta çocuğunun en iyi şekilde yerine getirebileceği öğrenme modelini bilmesi gerekmektedir. Çünkü çocuğunun öğrenme modelini bilenlerin daha başarılı olduğu bilinmektedir.
  3. Ödev, çocuğun korkulu bir objesi haline getirilmemelidir. Böyle bir durumda çocuk okuldan ve ödevlerden nefret etmeye başlayacaktır. Bu durumda da zaten çocukta öğrenme kalıcı olmayacaktır.
  4. Çocuklarda korku duygusu yerine sevgi duygusunu vermek gerekiyor. Çocuğa dersi ve öğretmeni sevdirilmelidir. Burada hem aileye hem de öğretmenlere görev düşmektedir. Gerçektende öğretmeni seven dersini de sevmekte ve doğal olarak başarı kendiliğinden gelmektedir. Bundan ötürü hem anne babalar hem de öğretmenler bu sevgi için çocuğa gereken özveriyi göstermelidirler. Asla ve asla ne ebeveynler ne de öğretmenler çocuğa okulda ve evde kaba kuvvet göstermemeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, sevgi birçok kapıyı açmaktadır.
  5. Okuldan gelen çocuğa hemen derse otur, ödevlerini yap vb. davranışlar sergilemek yerine bir süre çocuk serbest bırakılmalı ve dinlenmesine izin verilmelidir. Çünkü okuldan gelen çocuğa her gün bu türden davranışlar sergilenirse çocuk artık bir noktadan sonra okula, derslere ve ödevlere antipati ile bakacak ve iyi olmayan duygular beslemeye çalışacaktır.
  6. Çocuğun okul hayatı dışındaki yaşantısı bir plan doğrultusunda ilerlemelidir. Başıboş halde ve dağınık bir hayat düzeninde olmamalıdır. Bu plan içinde dinlenme, oyun ve ders saatlerini belirten bir çizelge olmalıdır. Aileler de çocuklarının bu plana uymasına riayet etmelidirler.
  7. Aileler çocukları sadece bilgi yığınları haline getirilmemelidir. Bunun yanında onlara ek olarak bir beceri kazandıracak faaliyetlere de yönlendirmek isabetli bir davranış olacaktır.
  8. Anne babaların hatalarından birisi de çok yüksek motivasyon beslemeleri ve çocuklardan sürekli başarı beklediklerini onlara hissettirmeleridir. Sonrasında ise ebeveynlerdeki bu yüksek başarı beklentisini karşılamayan çocuk ne yaparsa yapsın anne babalarını memnun edemeyecektir. Bu sebepten ötürü çocuk “Nasıl olsa ben annemi babamı memnun edemiyorum” diyecek ve mağlubiyeti ta en baştan kabul edecek ve bu saatten sonra hiç çalışmamaya başlayacaktır. Bu noktadan sonra zeki olan çocuk, “yapamam, başaramam” duygusuna mağlup olduğu için başarısız olacaklardır.
  9. Anne babaların çocuğunun hatalarını, kusurlarını ve olumsuz yönlerini görüp ve bunu sürekli olarak yüzüne vurması yanlış bir davranıştır. Çocuk bir süre sonra olumsuz yönlerine odaklanan ailesinin etkisiyle kendine olan güvenini yitirir ve çalışma azmi kırılır. Bundan dolayı aileler çocuklarının olumlu yönlerini daha çok dikkate almalı ve varsa çocuğun zayıf, olumsuz yönlerini birlikte konuşarak halletme yoluna gitmelidir. Hem böylece çocuk anne babasının iyi ve olumlu yönlerini gördüğünü hisseder ve bundan son derece memnuniyet duyar. Daha sonra çocuk olumsuz ve zayıf yönlerini iyileştirmeye dikkat kesilir ve başarmak için gayret gösterir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir