Türü ne olursa olsun her yazınsal yaratı yaşamla beslenir.

“Türü ne olursa olsun her yazınsal yaratı yaşamla beslenir.” sözünü açıklayınız.

Yazınsan türlere baktığımızda karşımızda araştırmaya değer pek çok yapıt görebiliriz. Romandan hikâyeye, Masaldan fıkra ve denemeye kadar karşımıza pek çok tür çıkmaktadır. Her türün kendi içerisinde oluşturduğu belirli prensipler vardır ve bu prensipler doğrultusunda var oluşunu gerçekleştirir. Bu türlerin içeriği değişebilir ve herkes kendisinden bir şeyler bulduğu yapıta yönelebilir. Zaten yapıtın da en önemli özelliği budur. Yani içerisinde betimlediği unsurlar kaynağını yaşamdan, yaşanmışlıklardan alır. Bu da insanlara tercih konusunda bir rehber oluşturur.

Örneğin romanı ele alırsak, olmuş ya da “olması muhtemel” olayların anlatıldığını görürüz. Yani içerisinde anlatılan her bir detay hayattan bir parça taşımaktadır. Olması gereken de budur. Sözlü edebiyat ürünü olan masallarda anlatılan şeyler kimi zaman doğal kimi zaman doğaüstü unsurlarla betimlense de yine yaşamdan ve karşımıza çıkabilecek durumlardan beslenir. Bu sebeple bir özdeşlik, empati kurmak çok kolaydır. Bir yazınsal tür olarak denemede ise yazar herhangi bir konudaki görüşünü okuyucu ile paylaşır. Burada da yaşamında karşılaştığı bir durumu kâğıda döker ve okuyucunun empati kurması beklenir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

İster mecazi ister direkt olarak bire bir aktarılsın, hiçbir yazınsal tür yaşamdan kopuk düşünülemez. Örnek vermek gerekirse dünyaca ünlü Yüzüklerin Efendisi kitaplarının yazarı J.R.R. Tolkien, hikâyesini oluştururken savaşı ve savaşın etkilerini, yaşananları mecazi olarak hikâyesine yedirmiş ve okuyucu ile paylaşmıştır. Sonuç olarak türü ne olursa olsun her yazınsal yaratıda yaşamdan etkiler görmek gayet mümkündür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.