Türk edebiyatında 13. yüzyıldan itibaren Arapça ve Farsça kelimeler yoğun olarak kullanılmaya başlanmış.

Türk edebiyatında 13. yüzyıldan itibaren Arapça ve Farsça kelimeler yoğun olarak kullanılmaya başlanmış, 16 ve 18. yüzyılda bu yoğunluk iyice artmıştır. Bunun sebepleri neler olabilir?

Türk Edebiyatı, Türk tarihi ile paralel olarak gelişme göstermektedir. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesi ile Arapça ve Farsça kelimeler dilimize girmeye başlamıştır. Anadolu’ya yeni yerleşen Türkler, günlük hayatlarında daha çok Türkçeyi kullanmışlardır. Arapça başta dini ilimler olmak üzere tıp, eczacılık alanında bilim dili olarak kullanılması; edebiyat ve sanat dallarında ise Farsça tercih yazılıyordu. Çünkü Farsça o dönemde en başarılı edebi eserlerin verildiği bir dildir.

Türkler İslamiyetle tanıştıktan sonra bu dini tam anlamıyla öğrenmek için Arapça ve Farsça öğrenmeye başlamıştır. Böylece Türkçe içine yabancı diller yani Arapça ve Farsça girmiştir. Özellikle bu dillerin etkisini 13. Yüzyılda daha yoğun olarak görmekteyiz. Bunun sebebi İslami eserlerin yazılmaya başlamasıdır. Edebiyatta Arapça ve Farsça kelimelerin yoğun olarak kullanılması demek halkın da bu kelimeleri kullanması anlamına gelmektedir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Birinci Tanzimat edebiyatı döneminde dilde sadeleşmeye gidilmesi gerektiği düşünüldü ancak başarılı olamadı. İkinci Tanzimat edebiyatı dönemi yani 16. ve 18.yüzyıllar arasında ise daha yoğun Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmaya başlanılmıştır. Bu dönemde “Sanatsanat içindir” anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Edebi metinlerin konularını bireysel konular oluşturmuştur. Bu dönemin sanatçıları eserlerinde sanatsal kaygılar duymaya başladılar. Edebi metinlerin romantizm akımının etkisi içinde yazılmaları dilin ağırlaşmasına sebep olmuştur. Çünkü romantizm akımında mecazlar, benzetmeler ve betimlemelere çok büyük değer verirler. Bu yüzden metinlerde daha yoğun bir şekilde Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar kullanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.