Sinemaya aktarılmayan eserlerin edebî alt yapısı daha kaliteli olabilir.

“Sinemaya aktarılmayan eserlerin edebî alt yapısı daha kaliteli olabilir.” cümlesinden ne anlıyorsunuz? Arkadaşlarınızla tartışarak ulaştığınız sonucu aşağıdaki boşluğa yazın

Her edebi eser, çağının yazarları tarafından topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu kazandırılma süreci ya beyaz perde, ya okuma kulüpleri ya da reklamlardan oluşan tanıtım yazılarından oluşur.

Her yazar bilinmek ister, okunmak ister ama şans her zaman farklı gelir. Beyaz perde dediğimiz sinema kültürü ise yazarların en iyi eserlerinin topluma kazandırılma sürecinde bir numaraya oynayan sanatsal ve zanaatsal faaliyetlerdir. Bu demek değildir ki sinemaya kazandırılmayan eser kötüdür. Hayır. Bu tamamen şans ile alakalıdır. Günümüzde ise süreç tamamen çevreyi tanımak ve onu kontrol atına almak ile ilgilidir. Şimdi ise sinemaya aktarılmayan edebi eserler ile ilgili konuşalım.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Edebi eserlerin çoğu olağan üstü bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkan metinlerdir. Bu metinleri yazmak sanılanın aksine oldukça zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Karakterleri oluşturmak, onlara birer hayat rolü çizmek ve en sonunda yazarın onları birbirleriyle bağlantılı olarak bir olay etrafında birleştirmek zorunda olmasıdır. Bu da günümüz sinema yapımcılarının oldukça dikkatlerini çekmektedir. Ama beyaz perdeye aktarılmayan edebi eser kötü değildir. Aksine alt yapısı daha kaliteli olabilir. Bunun nedeni ya o esere gerekli şansın tanınmaması, ya da ilgili kişilerin bu eseri keşfedememesinden kaynaklıdır. Ama her iyi edebi eser beyaz perdeye aktarılacak diye bir kanun yoktur. Bazı iyi edebi eserlerin dili ve altyapısı oldukça sağlamdır, ama onu beyaz perdeye aktaracak kişi ve kişilerin bütçe kaynaklı sıkıntıları veya gerekli ekipman ve donanımları olmayabilir. Bu nedenle evet; sinemaya aktarılmayan edebi eserler daha iyi olabilir, ama aktarılan eserler de daha iyi olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.