Türk büyüklerine ait bildiğiniz söz ya da sözler varsa arkadaşlarınızla paylaşınız.

Türk büyüklerine ait bildiğiniz söz ya da sözler varsa arkadaşlarınızla paylaşınız.

Özellikle tarihe büyük katkıları olan ve insanları yönlendiren şahsiyetler bizim tarihimizde oldukça geniş bir yer tutar. Hem kendi dönemine büyük tesirleri bulunan ve vatanına koruyan hem de kaliteli eserler bırakarak gençleri yönlendiren oldukça bilgin ve düşünür adını tarihe yazdırmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk; Türk Cumhuriyetinin kurucusudur. Pek çok milli/ulusal bayramı bizlere armağan eden Atatürk; öğretmenlere seslenerek: “ Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” demiştir.

Türk doktorlarına duyduğu güveni: “ Beni Türk hekimlerine emanet edin” demiştir. “ İstikbal göklerdedir” diyen de “ Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim” diyen de yine ulu önder Atatürk’tür. Milletini sevmiş ve hep korumuştur. İlim ve bilime oldukça önem veren ve ilerlemenin en büyük destekçisi olarak gören Mustafa Kemal: “ Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” diyerek ilimi ve öğrenmeyi yol gösterici ve bir hayat rehberi olarak görmüştür.

 

İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’da vatanını ve milletini seven ve herşeyden üstün tutan bir şairdir. O Türklere ve Türk gençlerine; “ Atiyi (geleceği) karanlık görerek azmi bırakma” demiştir. Bir Türk evladına umutsuzluğu yakıştırmamıştır. “ Korkma” demiştir. Göklerde dalgalanan al bayrağımız hiçbir zaman yerinden oynatılamaz ve hep dalgalanır.

Osmanlı Devlet adamlarından kılıcı keskin Yavuz Sultan Selim Han “ Kılıcımız parladıkça düşman bizi göremez.” diyerek zaferin ve kazanımın sadece Türk milletinin ordusunun hakkı ve ona aittir demek istemiştir.

Mevlana’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

Mevlânâ’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

İnsanlar topluluk halinde yaşayan varlıklardır. Topluluk halinde yaşıyor olmaları birbirlerine muhtaçlıklarını da gösterir. Herhangi bir zorluk, savaş ve ani afet anlarında bir araya gelen insanlar birbirlerinin dertlerine derman olurlar  Onun için sürekli olarak insanların birbirlerine ihtiyaçları vardır. Bir birbirlerine muhtaçtırlar. Herhangi bir şartta toplum içerisinde kabul edilmeyen grupçuluk yapılarak dışarıya atılan kişi bir süre sonra kendisini yalnız hissedecektir. Ve kötü alışkanlıklar edilebilecektir. İnsanların her biri hata yapabilir. Hata yapan her insan tövbe de etmeye makbüldür. Tövbe eden, hatasını kabul eden ve pişman olan kişi yine insanların arasına dönebilmeli ve insanlar tarafından kabul görebilmelidir.

Sevgi bu demektir. Mevlana da bunu bildiği için insanlar ne kadar kötü olurlarsa olsun, ne kadar çok hata işlerse işlesinler eninde sonunda kabul görmeyi hak eden canlılardır, diye düşünmüştür. O yüzden hep kucak açmıştır. Sevgi dolu bakmıştır dünyaya. Kim olursa olsun yabancı biri bile olsa farklı bir ırktan ya da farklı bir kültürden de olsa yine de onu kabul etmemiştir. Sonuçta insan olması yeterlidir. Bir kişiyle arkadaşlık yapabilmemiz için, bir kişiyle oturup yemek yiyip görmemiz için, bir kişiyle oyun oynayabilmeniz için sadece bizim yakınımız ya da sadece bizim kültürümüze seven beğenen ya da sadece bizim ırkımızdan olan kişi olması gerekmiyor. Farklı ırktan olan kişilerde eğer bizimle gelip saygı ve sevgi çerçevesinde oyun oynamak istemişler. Onları kötülükle karşılamamalıyız. Ne olursa olsun kabul etmeliyiz ve iyilikte bulunmalıyız.

A4 kağıdına paragrafın sizde uyandırdığı düşünceleri anlatan bir yazı yazınız.

Aşağıdaki paragraftan yola çıkarak A4 kağıdına paragrafın sizde uyandırdığı düşünceleri anlatan bir yazı yazınız.

(Bir şey yap… Güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör. Veya Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla Ama hep güzel şeyler olsun. Şems-i Tebrizî )

İnsanın hayat macerası içerisinde hem mutlu olması hem de başkalarını mutlu edebilmesi ve iyi bir insan olarak var olabilmesi kendi elinde olan bir şeydir.  Kişi isterse hem kendini değiştirir ve güzelleştirir hem de etrafındaki herkesi uyararak ve onlara doğruyu göstererek güzelleştirebilir. Güzellik ve çirkinlik kavramları kişilerin hayatlarındaki yaptıkları tavırları ve davranışlara göre şekillenmektedir. Hayata biz güzellik penceresinden bakmalıyız. Her zaman güzel olanı temiz olanı yapmaya çalışmalıyız. Her zaman güzel olanı görmeliyiz ve her zaman güzel bir söz söylemeliyiz.Tabiat insanlara eşlik eder.

 

Her fırsatta iyi şeyler ve güzel şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bazen bu elimizden gelmeyebilir. O zaman da güzel sözler söyleyerek etrafımızda ışıklar saçabiliriz. Başkalarını mutlu edebiliriz. Bu güzel sözlerle ya da güzel şeyler görmeye çalışabiliriz. İnsanlardaki eksiklikleri değilde insanların bize kattığı o iyilikleri insanların etrafına kattığı güzellikleri görmeye çalışabiliriz. Ama ne olursa olsun her zaman için güzel olanı seçmeli ve güzel olana yönelmeliyiz.

İnsan bu dünyaya ilk geldiğinde kusursuz ve güzel bir yaratılış ile gelmiştir. Allah’ın kanunları çerçevesinde yeryüzünde gördüğümüz her türlü canlı ve cansız varlık kusursuz bir denge üzere ve güzellikler üzerine yaratılmıştır. Etrafa baktığımızda her zaman için bomboş bir alanda sadece masmavi bir gökyüzü ve tüm güzelliğini seyredebiliriz. Bunların hepsi hem bizim bakış açımız hem de kainatın yaratılışının aslında temelleridir. Güzellik üzerine yaratılan bir dünya üzerinde elimizden geldiğince başkalarına da güzellik yaymalıyız. Bunu yapamıyorsak bile en azından güzel bir başlangıç yapabiliriz. Güzel bir şeyler yapmaya niyet edebiliriz. İnsanlara iyilikte bulunmak için kendimize bugün söz verebiliriz.

Ünlü Türk düşünürleri ve bilginlerinden birini seçerek bu kişilerin insanlığa yaptığı katkılar hakkında araştırma yapınız.

Ünlü Türk düşünürleri ve bilginlerinden birini seçerek bu kişilerin insanlığa yaptığı katkılar hakkında araştırma yapınız.

Türk İslam düşünürlerimize baktığımızda geçmişimizde oldukça geniş ve şuurlu kişileri görebiliriz. Cezeri, İbni Sina, Farabi, Ahmet Yesevi, İbn-i Haldun, Ali Kuşçu vb. Türk tarihinde önemli bir yer edinmiş ve büyük buluşlara imza atmışlardır. Her biri bugün hala kullanıyor olduğumuz ve hayatımızda önemli yerleri olan icatlar ve buluşlar olmaktadır.

Ali Kuşçu iyi bir eğitim almış döneminin ünlü gök bilimcisidir. Hem astronomi hem de matematik alanlarında oldukça geniş bilgi birikimi sayesinde döneminde devlet büyükleri tarafından ilgi çekmiştir. Fatih Sultan Mehmet bizzat Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet etmiştir. Çalışmalarına orada devam etmiştir. Gökyüzünde bulunan yıldızlara dair çoğu şeyi Ali Kuşçu ve gözlemleri sayesinde daha iyi bilmekteyiz.

 

Döneminde öğretmenlik yapmış. Çoğu kişiyi eğitmiş. Yıldızların pozisyonlarını veren bir kitap hazırlayarak şuan ki gökbilimine büyük katkı sağlamıştır.

Bir başka islam bilgini ve filozofu da El Cezeri’dir. Bilim ve mühendislik alanlarında oldukça geniş çapta buluşları ile dikkat çeken biri olmuştur. Robotlar, mekanik ve şifre barındıran pek çok ürün, robotik kodlama hafızası Cezeri tarafından icat edilmiştir. Çocukların kullandıkları uzaktan kumandalı araba sistemlerinden tutun da dişli ve çarklı her türlü fabrika dikim makine ürünü de Cezeri sayesinde hayat bulmuştur.

Mimari alanında kendini göstermiş ve eserleriyle de ispatlamış olan El-Cezeri hem bilimi hem de estetiksel mimariyi bir arada tutan pek çok işe imza atmıştır.

Kilimin Anadolu’da bir renk sofrası olarak nitelendirilmesinin nedenleri nelerdir?

Kilimin Anadolu’da bir renk sofrası olarak nitelendirilmesinin nedenleri nelerdir? Açıklayınız.

El dokuması kilimler Anadolu kültürünü yansıtırlar. İnce işçilik renklerin kullanımı ve detayların birbirleriyle uyumu hem dönem kadınlarının becerisine hem de o dönemdeki estetiği yansıtır. Türlü desenlerle işlenerek onlarca rengin iç içe ve ahenk (uyum) içerisinde olduğu bir alandan eski bir gelenektir ve üstünden zaman geçti demek, saygısızlık olur. O dönem için kilimler ve kilim işlemek; farklılıkların var olduğu ve özgürce dile getirilebildiği tek yerdi.

Günümüzde farklı işlenmiş boyalar ve fabrika modelleri ile kısa sürede işlenebilen kilimler, eski zamanlarda daha da değerliydi ve el emeği ile tamamen doğal ürünlerden yapılırdı.

Hem daha ucuza mal edilebilmekte hem doğru ürünlerden yararlanılmaktadır. Liflerden, doğadaki bitki köklerinden ve bitkilerden elde edilen renkler ve ipler büyük bir ahenk ve saflığa yol açardı. Bu şekilde düşündüğümüzde hammadde olarak kullanılan renklerde tamamı ile doğanın renkleri olmaktaydı. Bu da farklı bir canlılığa ve farklı bir sanatsal çalışmaya sebep oluyordu.

Kilim üzerine işlenen her bir desen o dönemdeki halkın içinde bulunduğu ruh halini sergilemekteydi. Her biri farklı kafa yapısı ve her birinde farklı bir sanat bu şekilde düşünüldüğünde geleneksel tarzda hazırlanmış olan bu kilimlerin çok çeşitli bir renk cümbüşü içerisinde evlerde yer aldığını görebiliriz. Anadolu’daki bereketli yapıyor ve kültürlerin hala yozlaşmamış ve taze olarak olduğunun kanıtı olarak da yine kilimler bizlere yol açmaktadır.

Kilimlerde kullanılan renk ve desenlerin anlamları neler olabilir?

Sizce, kilimlerde kullanılan renk ve desenlerin anlamları neler olabilir?

Türk kültüründe el dokumacılığı önemli bir yere sahiptir. Özellikle Anadolu’da el yapımı binbir türlü emekler verilerek hazırlanan ürünler oldukça kıymetli ve eskimezdir. Değerini yine bizlerin bileceği bu kıymetli el emeği ürünlerin yapım aşaması da aylar bazen yıllar alabilmektedir. El emeği göz nuru olarak adlandırılan bu ürünlerin en önemlileri de çok eski zamanlara dayanan el işçiliği kilim dokumadır.

Kilim üzerinde pek çok motif bulunurdu. Motiflerin bu Türk kültürünü yansıtan simgelerde geyik, kurt, aslan gibi simgeler; Türk kültürünün vazgeçilmez motifleridir.

Kilim tezgahları birçok kadının yan yana gelerek bir arada günlerce ve aylarca emek vererek yaptığı el işçiliği ile oluşan sanattır. Sanat dememizin sebebi üzerinde binlerce, onlarca değişik motifin ve rengin bulunuşudur. Ortaya çıkarılan bu motifler ve bu renkler kişinin hayal ürünü olmasının yanı sıra o dönemin zihniyetini yansıtır. Toplum içerisindeki gerginlikler toplum içindeki baskılar ya da huzur kilimlere yansıtılır. Kişi içinde bulunduğu duygu durumunu da yine kilimlere motif olarak yansıtırmış.

Yeşil renk huzuru, cenneti, parayı simgelerken; kırmızı renk aşkı; sarı renk özlemi; mavi renk huzuru simgelemektedir.

Bu gibi renkleri kullanarak kişiler içinde bulunulan durumu aracılığıyla dışarı yansıtmaktadırlar. Eskiden çok fazla iletişim kurmak ve kişinin duygularını rahatça ifade edebilmesi gibi bir ortam yoktu. Bundan dolayı da kişi el emeği dokumada o kelimeleri üzerine duygu ve düşüncelerini yaptığı motifler ve renkler ile ortaya çıkarmaktaydı.

Bir mucitte olması gereken özellikler nelerdir?

Bir mucitte olması gereken özellikler nelerdir?

Hayatımız keşiflerle dolu ve sürekli yeniliklere açık bir süreçtir. Her bir yenilik ve icatta kişilerin ihtiyaçları gereği meydana gelir ve sürekli gelişirler. Atalarımızdan miras kalan ve bazen de devrinde oluşmuş, büyümüş ve zamanla toprak altında kaybolmuş her bir tarihi eser keşfedilmeye hazırdır.

Kişinin var olan herhangi bir bulguyu meydana çıkarmasına “keşif”, bu keşfi yapan kişiye de “kaşif” denir. Herhangi bir izi bulunmadan ortaya çıkarılan şeylere de “ icat”, bu icadı ortaya çıkaran kişiye de “mucit” denir.

 

Bir mucit; hiçbir şekilde var olmayan ve bilinmeyen icatları insanlığın hizmetine sunan kişidir.

Mucit olan kişi:

  • İleri görüşlü olmalıdır.
  • Her türlü yeniliğe açık olmalıdır.
  • Açık görüşlü olmalıdır.
  • Değişikliği ve farklılığı sevmelidir.
  • İnsanlara faydalı olmayı sevmelidir.
  • Yaşamı kolaylaştırıcı her türlü pratik fikre zihni açık olmalıdır.7
  • Sürekli olarak deney yapmayı sevmelidir.
  • Teoride değil pratikte olmalıdır.

Ve belki de bir mucitte olması gereken en önemli özellik; çok geniş bir hayal gücüne sahip olmasıdır. Kimsenin bilemediği, bakamadığı şekilde hayata yaklaşmalıdır. Hayal gücü ile hayatta oluşan o boşlukları tamamlayabilmeli ve bunu giderecek kazanımları elde etmeye çalışmalıdır.  Çok iyi bir mucit olmak istiyorsan eğer her türlü denemenin sonunda hiç bir zaman da pes etmemelisin. Bunun yolu da sabırla çalışmaktan geçer. Çalışmak ve denemekten vazgeçmemektir. Belki de icadın eninde sonunda hayata geçecek ve insanlara faydalı olacaktır.