Soru sormadan bir şeyi anlamak ve bilmek mümkün müdür?

Soru sormadan bir şeyi anlamak ve bilmek mümkün müdür? Nasıl?

Tüm dönemlerde toplumların gelişimi ihtiyaçtan doğmuştur. Kişilerin günlük hayattaki ihtiyaçlarından ileri gelerek teknoloji gelişmiş ve belirli bir aşama kat edilmiştir. Soru sormayı da buna benzetebiliriz. Kişilerin bir şeyleri öğrenebilme ve kavrayabilme sebeplerinden kaynaklı olarak soru sormaları ihtiyaçtan ileri gelir.

Bu ihtiyaç yemek içmek gibi bir ihtiyaçtan ziyade hayatı anlamlandırabilmek, sorular sorup yeni bilgiler öğrenebilmek, ufku genişletmek ve insanın düşünce dağarcığını zenginleştirmek amaçlı olabilmektedir.

Genel anlamda bakıldığında bir kişinin salt bir bilgiyi öğrenebilmesi için bir sorusu olması gerekmez. O şeyi okuyarak belli bir konumda hayatında yönlendirebilir. İşte kişinin bilgiye ulaşım süreci aslında soru sorma sürecidir. Bunu sesli olarak dile getirilmesi gerekmez.

 

Kendi içerisinde ve çözüme kavuşturan ve hayatına dair bilmesi gerektiğini düşündüğü tüm bilgileri kendi içerisinde bir soru yönelterek ihtiyacı olduğunu hissetmesi ve o bilgiye ulaşma sürecidir. Bilgiye ulaşma süreci, okuyup anlama süreci artık bunun ikinci basamağı olmuş olmaktadır. Bu süreçte sürekli olarak sorular sormak gerekmez. Anlayabilme ile soru sormak arasında bir orantı bulunmamaktadır. Kişi sadece soru sorduğu şeyleri anlayabilir diyemeyiz ancak tam da bu noktada şunu açıkça söylemeliyiz ki kişi soru sorması, o konuya ilgi duyduğunu gösterir ve ilgi duymadan sadece duyma eylemini gerçekleştirerek orada bulunma ve dinleme faaliyetinde ya da öğrenme faaliyetinde bulunma öğrenilen bilginin kalıcı olmamasına sebep olur. Bir süre sonra unutulacaktır ve bilme süreci hayatın belli bir aşamasında durma noktasına gelecektir.

Soru Nedir?

Soru nedir?

Soru; herhangi bir konuya karşı oluşan merak duygusu sebebiyle oluşan kalıp cümlelerdir. Soru sormak genellikle “merak” kavramı ile ortaya çıkmaktadır. İnsan merak ettikçe öğrenen ve bu öğrenme sürecini soru sorarak tamamlayabilen bir varlıktır.

Soru; sorunun oluşmasını engelleyen veya sorunu halletmeye yarayan tekniktir. Sorunlu olan ya da anlamlandıramadığımız konunun üzerine gidip sorular sorarak anlama sürecine geçmenin hayatı anlamlandırma bilmenin ilk basamağıdır.

Soru, zihnimizde dönüp dolaşan, belki cevap alınmadığında tatmin olunamayan ve de bundan dolayı da daha çok arayışa geçmemizi sağlayan bir tetikleyici faktördür.

 

Biz özellikle küçük yaş guruplarında doğru davranış halini daha çok görmekteyi. Küçük çocuklar sürekli olarak soru sorma ve hayatı keşfetme eğilimindedirler. Büyük biri küçük bir çocuğun hal ve tavırlarını ve hayata bakış açısına dikkat ederek aslında kendi hayatına karşı daha çok hevesli ve istekli olabilir ve merak duygusunu daha da arttırabilir ve kendi dünyasında yeni bir keşif yapabilir.

Soru sorma kavramını biraz daha maddeleştirmek gerekirse bir matematik probleminin çözüm yoluna kavuşabilmesi için önce bir soru sorulur. Sorulan soru zihinde anlamlandırmaya çalışılır. Ardından birkaç çeşit çözüm yolu ile beraber sorunu çözüme kavuşturulur. Hayatı da böyle düşünebiliriz. Aslında hayatımıza yön veren şeyler sorduğumuz sorulardır. O yüzden denir ki; sorulan soru için kalitesi de oldukça önemlidir çünkü hayatın içerisinde sana yön verecek olan cevabı hayat kalitenizi artıracak olan o doğru soruyu bulmak önemlidir.

Göç veren illerimizin ortak özellikleri neler olabilir?

Göç veren illerimizin ortak özellikleri neler olabilir? Söyleyiniz.

Ülkemizde yer alan illerimizin nüfusları arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bu farkların en önemli nedeni ise az nüfuslu illerin göç veriyor olmasıdır. Bu yapılan göçlerin en önemli sebebi ise ekonomiktir. Göç veren illerin genellikle az gelişmiş olan iller olduğunu görürüz. Az gelişmiş illerdeki ekonomik imkanların kısıtlı olması nedeniyle işsizlik en önemli sorunlardan birisidir. İşsiz kalan ve çalışabilecek güçte olan insanlar bazen tek başlarına bazen de aileleriyle birlikte başka bir ile göç ederler. Tercihen ekonomik olarak daha fazla imkanın bulunduğu bir il tercih edilir. Yeterli ekonomik imkan bulunmadığı için, bu illerde sanayi ve ticaret faaliyetleri de kısıtlıdır. Bu illerin bir başka ortak özelliği de yaş ortalamasının yüksekliğidir. Böyle yerlerde kalan kesim, iş gücü faaliyetlerinde tam olarak yer almayan yaşlılar olduğundan yörenin yaş ortalaması artar.

 

Yaş ortalamasının yüksekliğiyle beraber yörenin üretiminde düşüş yaşanır. Eğitim olanaklarının kısıtlı olduğu illerin göç verdiğini görmekteyiz. Bazen daha iyi bir eğitim alabilmek için de şehirler arası göçler yaşanabilir. Bu durumda da eğitim faaliyetlerinin gelişmediği iller göç verir. Bir başka ortak özellik ise ulaşım koşullarının yetersizliğidir. Buna bazen ulaşımla ilgili gerekli yatırımların yapılmaması neden olurken bazen de yörenin coğrafi şartları ulaşım faaliyetlerinin normal bir şekilde işlemesini engeller. Göç veren illerdeki nüfus azlığından ötürü, kilometrekare başına yaşayan insan sayısı da düşüktür. Böylece ildeki betonlaşmış arazi bütün ilin yüzölçümüne göre düşük oranda kalır.

Günümüzde matbaa olmasaydı hayatımızda ne gibi değişiklikler olurdu?

Günümüzde matbaa olmasaydı hayatımızda ne gibi değişiklikler olurdu? Tartışınız.

Dünya tarihinin seyrini değiştiren icatlardan birisi de matbaadır. Günümüzde kullanılan matbaanın temelleri 15. yüzyılda atılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber matbaa da gelişmiş ve dünyadaki önemini korumuştur. Şu anda matbaanın olmadığı bir dünyada yaşıyor olsaydık; bilginin aktarılması ve öğrenilmesi çok daha zorlaşacaktı. Bilgi almanın yanında haber edinme imkanları da kısıtlanacaktı. Bilgi ve haber almamızı sağlayan en önemli kitle araçları olan kitap, dergi, gazetenin hızlı bir şekilde üretilemeyecek hatta bazıları hiç var olmamış bile olabilecekti. Bilgiye erişimin bu denli kısıtlı olduğu bir dünyada, bilim faaliyetleri bundan nasibini alacaktı. Bilimsel çalışmaları böylesine hızlı olarak hayata geçtiğini göremeyecektik. Eğitim de olumsuz etkilenecekti. Öğrencilerin bilgi almasının en önemli şartı olan kitapların yeteri kadar çoğaltılması nedeniyle, eğitim faaliyeti de zor şartlarda yapılacaktı.

 

Matbaa olmadan günümüze göre çok daha az çoğaltılacak olan kitaplar, herkese ulaşamayacaktı. Bu durum da eğitimde fırsat eşitliği olmasını engelleyecekti ve eşit şartlarda eğitim alınması mümkün olmayacaktı. Bilgiye ulaşmak böylesine zorken, kültürel faaliyetler de kısıtlı düzeyde gerçekleşecekti. Kültürel gelişme de az seviyede gerçekleşecekti. Kaçınılmaz bir sonuç olarak, kitapların az sayıda çoğaltılması onların pahalı olmasına neden olacaktı. Onların ortaya çıkarılma süreci meşakkatli olacağı için, kitabı çoğaltan kişi de ona göre ücret isteyecekti. Yazılı ürünlerin çoğaltılması zor olacağı için, bilginin depolanması ve ulaştırılması hem çok zor hem de çok maliyetli bir işlem olarak görülecekti.

İnsanların göç etmelerinin sebepleri neler olabilir?

İnsanların göç etmelerinin sebepleri neler olabilir? Söyleyiniz.

İnsanlar bazen bir yerden başka bir yere taşınırlar. Bu amaçla yapılan yer değiştirmeye göç denir. İnsanların göç etmesine neden olan etmenler vardır. Ortaya çıkan bu etkiler, insanların bazen isteyerek bazen de zorla göç etmesiyle sonuçlanır. Yaşananlar savaşlar ve terör olayları nedeniyle insanlar göç etmek zorunda kalabilir. Ayrıca yaşanan deprem, sel, heyelan, erozyon ve volkanik hareketler gibi doğal afetler nedeniyle insanların yaşadıkları yerler oturulamaz hâle gelebilir. Bu nedenle insanlar göç etmek zorunda kalır. Eğitim için de göç edilir. Bu nedenle yapılan göçler bazen geçici olmaktadır. Göç eden öğrenci, eğitim süreci bitince aile evine geri dönebilir. Tedavi olmak için başka bir ildeki hastaneye, hatta başka ülkedekine gitmek gerekebilir.

 

Burada da tedavi süresince hastaya refakat edecek kişinin de yer değiştirmesi gerektirecektir. Sağlık için yapılan yer değiştirmelerin geçici olma durumu daha sık yaşanmaktadır. Ekonomik sebeplerle de göçler yapılmaktadır. Genelde kalıcı olarak yapılsa da mevsimlik işçilerde göçün geçici olduğunu görmekteyiz. Farklı bir yere yeni iş için çalışmaya giden insanlar, bunu daha iyi şartlarda yaşamak için yapmaktadır. Ekonomik göçlerin kalıcı olanların genellikle kırsal alanda yeterli iş imkanı olmayınca şansını iş fırsatlarının daha çok olduğu şehirde denemek isteyen insanlar gerçekleştirmektedir. Dini baskılar ve azınlıkların etnik ayrışmaya maruz bırakılması da bu konuda zulüm görenlerin yer değiştirmesine yani göç etmesine sebep olmaktadır.

Size göre günümüzde bilimin gelişmesinde Aydınlanma Çağı’ndaki gelişmelerin nasıl bir etkisi olmuştur?

Size göre günümüzde bilimin gelişmesinde Aydınlanma Çağı’ndaki gelişmelerin nasıl bir etkisi olmuştur? Düşüncelerinizi söyleyiniz.

18. yüzyılda aklın öncelik aldığı bir anlayış benimsenirken, felsefede ve bilimde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin yaşandığı dönem Aydınlanma Çağı olarak adlandırılmıştır. Aydınlanma Çağı’nın yaşanmasına neden olan iki olay Rönesans ve Reform’dur. Bu hareketlerin getirdiği fikirsel yeniliğin başka bir aşamaya geçişi Aydınlanma Çağı ile olmuştur. Bu dönemde oluşan felsefi düşüncenin kaynağı da Rönesans’taki düşünce tarzı ve 1600lü yıllardaki felsefi anlayış olmuştur.Bilimin günümüzdeki öneminin ve gelişmesinin temeli Aydınlanma Çağı’ndaki anlayışın etkisi önemlidir. Bu süreçte, gözlem yapmaya ve deney faaliyetlerinin önem kazanmaya başlamasıyla, bilimin gelişmesi hızlanmıştır.

 

Aynı zamanda, bilim dallarında yeni düşünce akımlarının ortaya çıkışı da günümüzdeki bilim dünyasının şekillenmesinin temelini oluşturmuştur. Toplumla, insanla, tarihle, doğayla, siyasetle, ekonomiyle ilgili ortaya atılan yeni düşünceler sadece 18. yüzyılı etkilemekle kalmamış, geleceği de şekillendirmiştir ve şekillendirmeye devam etmektedir. Ayrıca, Aydınlanma Çağı’nda yaşanan gelişmeler, Sanayi İnkılabı’nın yaşanmasına zemin hazırlamıştır.

Kristof Kolomb gibi denizcilere keşifler için cesaret veren gelişmeler neler olmuştur?

Kristof Kolomb gibi denizcilere keşifler için cesaret veren gelişmeler neler olmuştur? Yazınız.

Coğrafi keşiflerin başlangıcından önce, denizcilik alanında yaşanan teknolojik gelişmeler bu hareketleri ateşleyen en önemli etmen olmuştur. Bu konudaki teknolojik gelişmelere bakacak olursak pusulanın icadı bu konuda denizcileri cesaretlenmiştir. Pusulanın icadıyla beraber denizcilerin coğrafi bilgilerinin artması ve tecrübe kazanmaları bu keşiflere atılmalarını sağlamıştır. Bu bağlamda gemilerin de güçlendirilmesiyle uzun yolculuklara çıkma şansı artmıştır.

 

Denizcilerin şansı ise doğu zenginliklerine ulaşmak isteyen insanların başka yollar arama isteğidir. Zenginliklere ulaşma isteği bireysel çapta kalmamıştır. Portekiz, İspanya gibi krallıklar da bizzat kraliyet bütçesinden bu keşif faaliyetlerini desteklemiştir. Finansal sponsoru bulan denizciler de sonu belli olmayan ve uzun bir maceraya atılacak cesareti kendilerinde bulmuşlardır.