Evde hangi iletişim araçlarını kullanıyorsunuz?

Evde hangi iletişim araçlarını kullanıyorsunuz?

İletişim, insanların duygu, düşünce ve durumlarını birbirlerine aktarmasıdır. İnsanlar birçok farklı şekilde iletişim kurarlar. Yüz yüze iletişim kurulabilirken, bazı iletişim biçimleri bir takım araçlar kullanılarak yapılır. Biz de evimizde bu araçları kullanarak iletişim kuruyoruz. Evde kullandığımız iletişim araçları; ev telefonu ve cep telefonudur. Bu araçlar sayesinde, yakınlarımız bizden mesafe olarak ne kadar uzakta olsalar da onlarla konuşabiliyor ve birbirimizi görüntülü arayarak görsel olarak iletişim kurabiliyoruz. Ayrıca bu iletişim araçları ile sevdiklerimizin hemen hemen her durumundan haberdar oluyoruz ve acil durumlarda bir araya gelebiliyoruz.

 

Bunların dışında evde kitle iletişim araçları kullanıyoruz. Kitle iletişim araçları, belli bir insan topluluğu ile aktarılmak istenen mesajın, belli bir kitleye ulaştırılmasıdır. Gazete kitle iletişim araçlarına verilebilecek en büyük örneklerden birisidir ve haber içeriklerinin belli bir kitleye ulaşmasını sağlar.  Bu sebeple babam eve daima günlük olarak gazete alır. Gazete sayesinde, güncel haberlerden uzak kalmayarak onları takip ederiz. Ayrıca gazetelerde yayınlanan köşe yazıları sayesinde, başka insanların bir takım olaylar karşısındaki fikirlerini öğreniriz ve bu olayları yorumlama kabiliyeti kazanırız. Evde kullandığımız diğer kitle iletişim araçları, Televizyon, bilgisayar, tablet, gazete ve dergidir. Bunlar arasından en çok kullanılan televizyonlardır. Günümüzde her evde televizyon vardır ve televizyon yayınları sayesinde çok büyük insan kitlesi iletişim içindedir. Televizyonlar güncel haberleri kitlelere aktarırken kişiler arası duygu aktarımı da sağlamaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Bir yağmur bulutu olsaydın nerelerde dolaşmak isterdin?

Bir yağmur bulutu olsaydın nerelerde dolaşmak isterdin? Neden?

Suyuma gereksinim duyan her yerde dolaşmak isterdim. Örneğin çölde dolaşmak isterdim. Çünkü çölde yaşayan canlılar ve bitkiler, orada hiç su kaynağı olmadığı için suyuma çok ihtiyaç duyarlar. Bir de ağaçlar kesildiği için çölleşme tehlikesi gösteren bozkırlarda geriye kalan ağaçlar yaşasın ve daha çok çoğalsın diye dolaşmak isterim.  Ayrıca ağaçlar kurumasın, bütün bitkiler yeşil kalsın diye ormanların üzerinde de dolaşmak isterim.

Aslında göllerin, barajların, denizlerin, akarsuların üzerinde de dolaşmak isterim. Su ihtiyaçlarını buralardan karşılayan insanlar ve diğer canlılar benim suyum olmazsa yaşayamazlar, biliyorum.

 

Tarlaların üzerinde dolaşmak isterdim. Ekinler güneşten sararıp solmadan büyüsün diye. Meyve ağaçları çiçeklerini büyütüp meyve versin diye onları da ziyaret eder suyumdan verirdim.

Ama en çok yangın çıkan her yerin üzerinde yangını hemen söndürebilmek için dolaşmak isterdim: Bir ev, bir tarihi eser, bir tarla, bir orman. Çünkü biliyorum ki benim suyum yangında yanma tehlikesi olan tüm canlıları ve cansız her şeyi kurtarabilir.

Düşündüm de madem bir yağmur bulutu olabiliyorum, o zaman uzayda da bir yağmur bulutu olabilirim! İnsanların gidip yaşayabileceği bir gezegen bulup orada yeni bir dünya yaratmak isterim. Dünyamız gün geçtikçe bize yetemez, bizi besleyemez oluyor.  Örneğin Afrika kıtasında kuraklık olduğu için insanlar özellikle çocuklar susuzluktan ve yiyecek bulamadıklarından ölüyorlar. Ben insanların, insanlığın, dağın taşın, toprağın üzerine yağan bir yağmur bulutu olmak isterdim.

Kesinlikle ben bir yağmur bulutu olarak bana ihtiyaç duyulan dünyada, uzayda yani her yerde olmak isterim!

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Kuhn’a göre bilimsel alana yönelik etkin paradigmanın değişmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Kuhn’a göre bilimsel alana yönelik etkin paradigmanın değişmesi ne gibi sonuçlar doğurur? Değerlendiriniz.

Thomas Kuhn bilim felsefesinde, bilimin ilerleyişine dair yapılan açıklamalara ilişkin eleştirisi, Rönesans sonrası bilimin bir bütün olarak algılanıp ilerleyişini yükseliş olarak görülmesinin yanlış olduğunu söylemektedir. Kuhn eğer tarih geriye doğru yazılsa bilim insanlarının geldikleri en son noktanın ileri kabul edilmesi için yaptıkları bir icraat olarak görmektedir.

Paradigma nedir?  Bir şeyin nasıl yapılacağı, nasıl üretileceği konusunda örnek, model, değerler dizisidir. Bilim döneminin en tipik özelliği paradigmanın kendisinin “bilinmemesi” ve tartışılmamasıdır. Paradigma yani değerler dizisi, ele aldığı sorunların çözümüne yönelik birden fazla araç ile çözüm sağlar. Bu da paradigmaya bağlılık oluşturur. Ancak olağandışı dönemde, paradigmanın içerdiği yöntemler bilim insanları ve felsefeciler arasında sıkı tartışmalara neden olmuştur. Bu duruma en iyi örneklerden biri Einstein ve Heisenberg tartışmaları verilebilir.

 

Bilimin sıkıntıya girdiği ve bunalımlı dönemlerde bilim insanları ortaya koydukları paradigmaları felsefi açıdan da yorumlar, analizini yapar ve düşünce deneyleri ile test ederlerdi. Tüm bunların yapılma sebebi, paradigmaların sağladığı sağlam ve öncelilkli temelinin verdiği güvenin kaybolmasıydı. Heisenberg bu dönemleri, “bilimin oturduğu zeminin ayakların altından kayma duygusu” olarak anlatır. Bilim insanları, doğrudan doğaya bakarak bir paradigmayı hiçbir zaman reddetmezler. Daima alternatif bir paradigma yaratmak ve kıyaslama işlemi yapmak zorundadırlar.  Bir paradigmayı reddetmek, başka birini kabul etme kararına denk gelmiştir. Çünkü, bir bilim, paradigmaya sahip olduğunda, amaçsız bir araştırma yapılması mümkün değildir. Bilimin şartı, paradigma olmasıdır. Bir paradigmayı reddetmek bilimi kabul etmemek anlamına gelir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Bergson’un bilginin kaynağına yönelik görüşünü açıklayınız.

Bergson’un bilginin kaynağına yönelik görüşünü açıklayınız.

Bilgi konusu tartışılmaya başladığı ilk günden beri temelinde bilginin kaynağı, akılla mı yoksa deneyimle mi olduğu yatmaktadır. Bilginin kaynağı üzerinde yapılan tartışmalarda ise konu genellikle hangi güç veya zihinsel yetenekle kaynağa eriştiğimiz konusudur. Bu konuda karşımıza bilgi kaynağına ulaşmanın dört ana yolu ortaya çıkar: Akılcılık, sentezci yaklaşım, deneyimcilik ve sezgicilik.

Akıl ve deneyim üzerinde gelişen sezgicilik, bilgi kaynağında sezginin bulunuşunu öne sürer. Bu görüşü ilk öne süren ise Fransız düşünürü Henri Bergson’dur. Bergson’a göre iki tür bilgi veya biliş tarzı bulunmaktadır. Bilimcilik ve kuru bir akılcılığa karşı çıkan Bergson’un ayrımı, ilk bilgi deneyime öncelikle akla dayalıdır. Bu da analitik, kavramsal ve rasyonel bilginin karşılığıdır. Bergson’a göre bu bilimsel bilgiyi oluşturur. Bergson, bilimi reddetmezken bilgilerin sürekli ve dinamik olan gerçekliği statik olmasıyla ve bölmek suretiyle çarpıttığını öne sürmektedir.

 

Bergson’a göre zekâ ve akıl, rasyonel veya kavramsal bilgiye semboller ile bilir; bu da göreceli bilginin sadece dış kabuğunu oluşturur. Dış kabuk aslında sadece göründüğü şekliyle kabul edilemez. Eksik ve sınırlıdır. Bergson, analitik bilginin karşısında sezginin olduğunu öne sürer. Ancak sezgi ise, anlatılabilen veya kavramsallaştırılabilen bir bilgi olmamaktadır.

“Kişinin hiç bilmediği bir bilginin içine, anlatılamaz ve ifade edilemez bir kavramsal boyutla ulaşmasını sağlayan özünde olan bir sempati” Bergson’un sezgi tanımlamasıdır. Bergson tek olan gerçeklikle ilgili olanların kavramsal açıdan anlatılamaz doğrularında bulunduğunu kabul eder. Bergson’a göre, sezgi gerçekliğe ulaşmanın ve gerçeği bilme imkânı tanır. Bergson, sezginin bizi bilgiden uzaklaşmadan doğrudan özüne yönlendirdiğini söyler. Sezgi, Bergson’a göre akıl ya da zekânın asla yapamayacağı bir şeyi başarır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Pozitif bilimlerin gelişimi diyalektik materyalizm düşüncesini nasıl etkilemiştir?

Pozitif bilimlerin gelişimi diyalektik materyalizm düşüncesini nasıl etkilemiştir?

Öncelikle diyalektik düşünceyi tanımlayalım. Toplumu düşünmenin, yorumlamanın, doğayı da işine katarak yapılmasına diyalektik düşünce yöntemi denir. Diyalektikte evrene bakış açısı da farklıdır. Diyalektik, evrende her şeyin akış içerisinde bir değişim geçirdiğine inanmaktadır. Ancak “çelişkinin mantığı” da kabul eden diyalektik, her şeyin değişimini çelişkili olduğunun farkındadır. Varlığın temeli madde diyen görüş ise materyalizm’dir. İlk çağdan itibaren materyalizm, maddenin varlığının temeli oluşunu farklı farklı görüşlerle açıklamıştır.

 

Karl Marx ve Engels, diyalektik materyalizmin öncüleridir. Engles, doğayı bilimsel veriler ile açıklar. Karl Marx ise tolum değişimlerini diyalektik materyalizm ile açıklar. Diyalektik materyalizm, 20.yüzyıl felsefi akımlarından biri olmasına rağmen, pozitif bilimleri sürekli değişimi ve yenilenmeyi savunduğu için gelişmesinde rolü büyüktür. Bu felsefe akımı sayesinde, toplum ve doğa hakkında araştırmalar ile net bilgilere ulaşarak bilimsel konuların altyapısını oluşturulmuş oldu. Araştırmalar ve keşifler bu sayede hız kazanmıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Skolastik düşünce ve pozitif düşüncenin bilim anlayışındaki farklılıkları

Skolastik düşünce ve pozitif düşüncenin bilim anlayışındaki farklılıkları söyleyiniz.

Avrupa’nın Orta Çağ’ı dinin özellikle tüm insanlara baskı yaptığı ve değerlerin tamamen dinin yönlendirdiği bir dönemdir. Bilim bu dönemin din çerçevesinde gelişmeye çalıştığı ancak önyargının fazlaca ön planda olması nedeniyle gelişmesi de zor olmuştur. Kiliselerin insanlar üzerindeki etkisi farklı bir düşünce sisteminin de gelişmesine neden olmuştur.

 

Skolastik düşünce, kilise baskısı üzerindeki insanların din ile birlikte kendi değerlerini yaratarak bakış açısı yaratmaları anlamına gelmektedir. Pozitif düşünce, bilim açısından açıklanabilir düşüncedir.  Araştırmalar, incelemelerin temeli pozitif düşüncenin temelini oluşturur ve pozitif düşünce bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Skolastik düşünce ve pozitif düşünce arasındaki fark skolastik düşüncenin bağnaz ve tutucu din ilkeleri ile hareket ederken, pozitif düşünce gözleme ve araştırmaya dayalıdır. Skolastik düşünce, insanların din çerçevesinde izin verdiği ölçüde bilimi kabul ederken, pozitif düğünce araştırma ve inceleme ayrıntılarının ucu açık olması nedeniyle daha özgürlükçüdür.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Metafizik önermeler neden sözde önermeler olarak kabul edilmektedir?

R. Carnap’a göre metafizik önermeler neden sözde önermeler olarak kabul edilmektedir? Açıklayınız.

Dil ve mantık alanına yoğunlaşan mantıkçı pozitivistler bir önermenin doğru ya da yanlış olması için o önermenin doğrulması gerektiğini savunurlar. Mantıkçı pozitivistlerin bunu yapmaktaki amacı gözlemlerle ya da deneylerle doğrulanamayan metafizik olaylarını diğer önermelerden farklı tutmaktır. R.Canap’a göre metafizik önermeler sözde önermelerdir açıklamasını yapmıştır.

Bu açıklamayı da şu örneğe dayandırmıştır: “Ruh ölümsüzdür ve ruhun bulunduğu bedenin çürümesiyle ruh bir diğer bedene geçmektedir” önermesinin metafizik olduğunu vurgular. Bu önermenin herhangi bir deney ya da gözlemle ispatlanamayacağını söylemektedir. Metafizik, mantık ve matematik önermeleri kabul etmez daha doğrusu, mantık ve matematik ile açıklanamaz.

Ruh ölümsüzdür, önermesinde olduğu gibi metafizik önermeler bir olguya dayanmasalar da mantıksal ilke ve dini ya da toplum kuralları gibi bazı kurallar ile doğrudur ya da yanlıştır denilebilirler. Ancak metafizik önermeler, sözde önerme olarak kabul edilmek zorunda kalırlar çünkü doğrulanmaları net değildir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...