İnsanın soruyu kendine sormasıyla başkasına sorması arasında nasıl bir fark vardır?

İnsanın soruyu kendine sormasıyla başkasına sorması arasında nasıl bir fark vardır?

İnsan; sahip olduğu akılla birlikte diğer canlılardan ayrılmaktadır. Düşünen bir varlık olan insan, bu özelliğiyle sorgulamaya yatkındır ve bilmediği şeyleri öğrenmeye, keşfetmeye meraklıdır. Bu yüzden bilmediği konulara dair sürekli sorular sorar. Sorular günlük hayatın basit işleyişine dair olabildiği gibi çok karmaşık konulara dair de olabilmektedir. Bu soruların ortak özelliğiyse cevap aramaya yönelik olmalarıdır.

Birisine bir soru yöneltirken soruya bir cevap arandığı anlaşılır. Bilme dürtüsüyle birlikte sorular muhataba yöneltilir. Muhatabın o konudaki bilgi seviyesini ölçmek için de soru yöneltilebilmektedir. Böyle durumlarda sorulan soru karşıdakinin o konudaki bilgisini ölçmek içindir. Yani yine bilgiye ulaşmak istenmektedir. Karşıdakinin bilgi düzeyi bilinmek istenmektedir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

 

İnsanın kendi kendine soru sorması ise farklı bir gereksinimle ortaya çıkmaktadır. İnsanın kendine sorduğu sorular bir nevi içselleşmedir. Kişinin kendine sorduğu soru aslında cevabı önceden bilinen fakat anlamlandırılmaya ihtiyaç duyan konulardır. İnsan düşünsel bir sorgulama için kendi kendine sorular yöneltmektedir.  Kendi kendine sorulan sorular zihnin derinliklerinde akıl, mantık ve duygu dünyasının bir araya gelerek anlamlandırması içindir. Bu yönüyle bir anlam arayışıdır. Veyahut cevabı bilinen konunun sindirilmesi, hazmedilmesi, detaylandırılması içindir.

 

Bu açıklamalarla birlikte başkasına sorulan soruların öğrenmeye yönelik olduğu, kendi kendine sorulan soruların ise anlamlandırmaya yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Başkasına sorulan soruların net cevapları olduğunu, kendi kendine sorulan soruların ise oldukça derinleşebildiğini de söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir