Edebiyat ile sinema arasında nasıl bir ilişki vardır?

Edebiyat ile sinema arasında nasıl bir ilişki vardır?

Edebiyat denilince akla ilk gelen betimleme tarihin tozlu raflarında kalmış kitaplardır. Bu kitaplar yazarını her zaman ünlü etmediği gibi sayfaları bir veya iki defa çevrilmiş olanlarda tarihte yerini almıştır. Edebiyat dediğimiz şey hayal gücünden başka bir şey değildir. Gerçeklerle mayalanmış çarpıcı hayaller, fırına verildiği anda ortaya muazzam eserler çıkmaktadır. Tabi bu yazarın hamurunun ne kadar yoğrulduğuna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Sinema ise bu fırından çıkan eser veya eserlerin beyaz perdeye uyarlanmasından başka bir şey değildir.

Sinema, doğru bir senaryo ile gereken ortam ve ekipmanların sağlanması ile edebiyata yeni bir soluk aldırmıştır. Yazılı olan veya yazılmakta olan edebi unsurların okuyucu ve seyircilere direkt olarak görüntüye çevirmesinden dolayı bırakılması istenilen duyguları ses, görüntü formatında aktarmasıdır.  Tabi burada yönetmen, oyuncu, ses sanatçıları ve diğer teknik yapım ve elemanların performansı ön plandadır. Edebiyat ve sinemanın birbirine bu şekilde uyum sağlaması hem yazar, hem de okuyucu kitle tarafından son derece önem arz etmektedir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Edebi eserde ki olaylar zinciri, çoğunlukla metine bağlı kalarak, bazen de olay akışını hızlandırmak veya yavaşlatmak için diğer edebi metinlerden yararlanılır. Bu tamamen senaristin ve yazarın iznine bağlıdır. Sinema aktarılan görüntünün içeriğine, tekniğine göre eleştirilirken, edebi metin ise sinemadan bağımsız olarak eleştirilir. Burada iki önemli ortak unsur vardır. Bunlardan biri iki sanat eserinin de hissettirmek istediklerini aynı olay zincirine göre paralel gitmesi, diğeri de insanları sanata verdikleri desteği arttırmak. Farklarına gelecek olursak; edebi metin yazılı olarak sunulur. Sinema ise, yazılı metini görüntüye çevirerek halkla buluşturur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.