Düşünme ve yazma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Düşünme ve yazma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Düşünme ve yazma arasında nasıl bir ilişki vardır diye sorulursa bana göre doğrudan bir ilişki vardır cevabını verirdim. Düşünebilmek yani düşüncelerini tartma kabiliyetine sahip olmak, yazabilmenin temel taşıdır. Bir yazarın en büyük kabiliyeti düşünebiliyor ve düşündüklerini başkalarına okunur hale getirebiliyor olmasıdır.

 

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Düşünebilmek ve ona bağlantılı olarak fikirlerini aktarabilmek için en önemli detay okuma alışkanlığının olmasıdır. Bir birey okumuyorsa ne düşünebilme ne de yazabilme kabiliyetine sahip olamaz. Zihninde ne düşünceleri olur ne de kendine ait kelimeleri… Bu sebeple kişi düşünsel kabiliyet geliştirebilmek için mutlaka okumalıdır. Düşünebilmeyi hep beslemek gerekmektedir, sadece okumak değildir tabi besini… Gezmek, izlemek, hayatı takip etmek gerekir. İnsanın hayatta zihninde biriktirdikleridir yazabildikleri… Mesela okumak… Kitapları okumanın yanında insanları da okumak önemlidir. Yaşlılarımızda biriken hikayeler asla kitaplardan okuyamayacağın kadar farklı, derin, hassas ve eğlenceli olabilir. Anlatılanları kendi düşünsel dünyanda biriktirmek, okuduklarımızdan çok daha farklı bilgilere erişmemizi sağlayabilir.

 

Ama tüm biriktirdiklerimiz bizi yazmaya itene kadar zamanımızı hep okuyarak geçirmeliyiz. Çünkü yazabilmek kendi kelimelerinle doğrudan kendini ifade edebilmek demektir. Yazabilmek önemlidir… Bence insanın bu dünyada bir nevi yaşadığının kanıtıdır. Arkanda var olduğuna dair bir kanıt bırakmak demektir. Toparlamak gerekirse düşünme ve buna bağlı olarak yazabilmek için kendi biriktirdiklerinin olması gerekir… Hayatında olmasından zevk duyduğun veya rahatsız olduğun her ne varsa…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir