Dünyanın şekli ile ilgili geçmişte öne sürülen görüşler 

Dünyanın şekli ile ilgili geçmişte öne sürülen görüşler 

Dünya, yaşamış olduğumuz kainatta çöldeki kum tanesi büyüklüğündedir. Allah’ın yaratmış olduğu içerisinde sayısızca farklı gezegen, yaşam şekli, yaşam formu, insan, yer şekli ve pek çok doğal güzellik barındıran bir evrende yaşamaktayız. Ucu bucağı belli olmayan ve hala yapılan yeni araştırmalarda bambaşka canlı figürleri bulunan böyle bir evren içerisinde keşfetme duygusu doğuştan gelen bir dürtüdür. Yaşanılan evreni keşfetme evrene karşı merak duyma çok eski zamanlardan beri ilk insanın yaşadığı süreçlerde gelişimi sağlayan bir duygu süreci olmuştur. İnsan merak duygusu ile beraber etrafındaki yeni şeyleri keşfedebilmek ve ileriye dönük olarak kendini ve bulunduğu ortamı geliştirebilme yeteneğine sahiptir. Bizlere verilen merak duygusu sayesinde tarihimize baktığımızda ve geçmişte yaşanan her türlü yeni gelişmenin aslında kilit noktasından bu duygu olduğunu görebilmekteyiz. Yaşanılan evreni merak eden araştırmalar yapan matematik-geometri başta olmak üzere yer şekilleri üzerine araştırmalar yapan pek çok ünlü bilim adamı bulunmaktadır. Yaşadığı dünyayı merak eden ve bunun üzerine araştırma yapan geçmişteki bilim adamları tespit ettikleri fikirleri yazıya dökerek kalıcı hale getirmeye çalışmışlardır. Tamamı ile gözleme dayalı olarak yapılan bu süreçler dünyanın şekli üzerine fikir geliştirilmesinde de rol oynamıştır. Başlangıç aşamasında dünyanın şeklinin düz bir tepsi olduğunu düşünmüşlerdir. Buna inanan öncelikle bunu tespit eden bilim adamının fikrine inanan ve benimseyen pek çok kişi olmuştur. Onların fikrine göre eğer bir kişi denizde yelkenli ile ilerlerken son sınıra geldiğinde bir hamle daha yapması onu dünyanın kenar boşluğundan düşürerek boşlukta kalacağına işarettir, gibi bir fikre varılmıştır.

Sonraki süreçte ise bazı insanlar dünyanın küp şeklinde olduğunu savunmuşlardır. Bunun daha ilerisinde giderek ortaya atılan tezlerden birisi de dünyanın öküz ve kaplumbağa gibi bir hayvanın sırtında sürekli olarak yürüdükçe dönen bir yapıya sahip olduğunu da savunmuşlardır.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Mısırlıların yaşamış olduğu antik döneme gidildiğinde dünyanın yapısı ile ilgili düz ya da dikdörtgen olabileceği üzerinde belirli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Çok eskiden yapılmış olan ve Dünya’nın tepsiye benzetildiği fikirleri benimseyen Babilliler ile devam eden bu süreçte Maya halkı ise dünyayı bir timsah olduğunu öne sürmüşlerdir.

Eski Yunan filozofları da ve bilim adamları da dünyanın düz bir tepsi olduğunu savunurlarken öyle bir an gelmiştir ki Tales adı verilen bir bilim adamı dünyanın yarım küreye benzediğini savunmaya başlamıştır. Bu araştırma üzerine yoğunlaşan ve ondan sonraki süreçte gelen diğer bilim adamları aslında dünyanın tam bir küre olduğunu savunmuşlardır. Bu düşüncede olan kişiler Galileo, Kepler, Aristo, Biruni ve Pisagor’dur.

Şu anki gelişkin araştırmalarında tespit etmiş olduğu dünyanın yuvarlak olduğunu savunan kişi de Macellan olmuştur. Yaşanılan Dünya küresi üzerinde hangi yapıda olduğuna dair tüm görüş aşamaları bu şekilde gelişmiştir.

Bir cevap yazın