Konuştuğunuz zaman çevrenizdekilerin sizi dinlemelerini ister misiniz?

Konuştuğunuz zaman çevrenizdekilerin sizi dinlemelerini ister misiniz? Sizce bunu sağlamak için konuşurken nelere dikkat etmelisiniz?

 

Her insan gibi konuşurken elbette dinlenmek isterim. Çünkü dinlenmek insanın kendisini önemli hissetmesini sağlar. Bu da bir insan için çok önemlidir. Çoğu zaman insanlara bir derdimiz olduğunda bunu anlatırken onların dinlemediğini fark ettiğimizde kendimizi kötü hissedebiliriz ya da biriyle bir konuyu tartışırken dinlenmediğimizi fark ettiğimizde tartışma daha da uzar ve olay bir türlü sonuca ulaşmaz. Zaman zaman kendimizi bu konuda sınayabiliriz ve biz insanları gerçekten dinliyor muyuz, yoksa hep konuşacaklarımızı mı düşünüyoruz. Biriyle konuşurken o kişi sizin anlatımlarınızla ilgili size yanıt vermiyor ve başka bir olaydan bahsediyorsa o kişi tarafından dinlenmediğimizi anlayabiliriz.

Konuşurken de bizi dinleyen kişinin gerçekten bizi dinleyip dinlendiğine iyi dikkat etmek gerekir ya da bizim konuşmalarınız çok uzun süre ve kası taraf bundan rahatsızlık duyabilir. Konuşurken de iyi dinlenebilmek için konuşmalarınızı kısa ve öz tutmanız gerekmektedir. En az kelimeyle çok fazla konuşmak ya da az sözle çok şey anlatmak da denilebilir. Bu yönteme dikkat etmek gerekmektedir. Sürekli olarak konuşmak ve karşı tarafı hiç dinlememek bir konuşma ve dinleme için etkili bir yol değildir. Hatta sürekli konuşan kişinin yanında kimse bulunmak istemeyebilir. Çünkü insanlar bazen birbirlerine konu hakkında düşüncelerini söylemek ister. Konudan kişinin karşısında çok konuştuğu için sürekli olarak susmak da sıkıcı olacaktır.

Mesela öğretmenimiz bize bol bol dinleme ve konuşma etkinlikleri yapmakta ve sürekli insanların birbirlerini dinleme oranlarının çok az olduğunu bu yüzden de  bu konunun Türkçedeki çoğu konudan daha önemli olduğunu söylemektedir. Biz arkadaşlarımızı dinlerken sırayla parmak kaldırıyoruz ve birisi konuşurken de onu etkili bir şekilde dinlediğimizi göstermek için asla söz hakkı istemeyiz. Çünkü karşımızdakini dinlerken sadece onun söylediklerine motive olmanız gerekmektedir. Etkili konuşmak için önce dinlemek gerekir.

İtilaf, periskop, istihbarat, koğuş, batarya, boğaz, onbaşı anlamı ve cümleler

İtilaf, periskop, istihbarat, koğuş, batarya, boğaz, onbaşı kelimelerinin anlamı ve bu kelimeler ile ilgili cümleler yazdık.

İtiraf: Herkesin bilmesinde sakınca görülen bir gerçeği gizlemekten vazgeçip açıklama, bildirme, söyleme.
Cümle: Yıllardır sakladığı sırrı daha fazla dayanamayıp itiraf etti.

 

Periskop: Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, görünmeksizin ve gözü çevirmeksizin bütün çevreyi görmeye olanak sağlayan optik aygıt.
Cümle: Denizaltının periskopu arızalandığı için limana yanaşmak zorunda kaldı.

 

İstihbarat: Haber alma.
Cümle: İstihbarat biriminin verdiği bilgiler doğrultusunda operasyon yapıldı.

 

Koğuş: Kışla, hastane, hapishane, yatılı okul gibi yerlerde, içinde birçok kişinin yattığı, barındığı büyük oda.
Cümle: Her sabah saat 6 da koğuşu uyandırma görevi bana aitti.

 

Batarya: Savaş gemilerinde yan yana konulmuş borda topları.
Cümle: Düşman gemisini görür görmez bataryalar ateşe başladı.

 

Boğaz: Boğaz, iki kara parçası arasında uzanan geçit biçimindeki coğrafi şekillere verilen addır.
Cümle: Çay içmenin en güzel olduğu yer boğaz kenarı.

 

Onbaşı: Askerlikte erbaş rütbesinin ilk basamağı.
Cümle: Mehmet amca askerliğini onbaşı olarak yapmış.

Horon, Halay, Tepmek anlamları ve cümle

Horon, Halay, Tepmek kelimelerinin anlamları ve bu kelimelerin içinde olduğu cümleler kuruyoruz.

Horon: Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, birçok kişice el ele, kol kola tutuşularak, kemençe eşliğinde oynanan çok hızlı bir halk oyunu.
Cümle: Düğünde en çok ilgi görenler horon ekibiydi.

 

Halay: Davul zurna eşliğinde, el ele tutuşularak, kol kola girilerek ya da omuzlardan tutuşularak topluca oynanan ve değişik türleri bulunan bir Türk halk oyunu.
Cümle: Ülkemizdeki en popüler oyun türü halaydır.

 

Tepmek: Ayağıyla vurmak, üzerine basarak sıkıştırmak.
Cümle: Horon tepmekten ayakları şişmişti.

Uzun, büyük, ileri, cevap, arka, önce kelimelerinin zıt anlamlıları

“Uzun, büyük, ileri, cevap, arka, önce” kelimelerinin zıt anlamlılarını metinde bulunuz. Bunları metindekilerinden farklı birer cümlede kullanarak cümlelerinizi yazınız.

Uzun <=> Kısa

Büyük <=> Küçük

İleri <=> Geri

Cevap <=> Soru, Sual

Arka <=> Ön

Önce <=> Sonra

Onbaşı, rütbe, tabya, batarya, dümen, mazur, büst, mükâfat anlamı ve cümle

Onbaşı, rütbe, tabya, batarya, dümen, mazur, büst, mükâfat kelimelerinin anlamı ve bu kelimeler ile ilgili cümleler yazdık.

 

Onbaşı: Askerlikte erbaş rütbesinin ilk basamağı.
Cümle: Ahmet amca askerliğini onbaşı olarak yapmış.

 

Rütbe: Aşama, mertebe. Özellikle orduda subayların, astsubayların sahip oldukları aşama, derece.
Cümle: Arkadaşı Mahmut teğmen olduktan 3 yıl sonra bir sonraki rütbe olan Üsteğmenliğe yükselecek.

 

Tabya: Bir yerin savunulması için özel olarak yapılmış ve silahlarla donatılmış istihkâm.
Cümle: Bir ordunun en önemli bölümlerinde biriside tabyalardır.

 

Batarya: Bir subayın komutasındaki en küçük topçu birliği.
Cümle: İstediği hareketleri yapamayan bataryasına Ahmet Subay 1 saat ceza verdi.

 

Dümen: Hava ve deniz taşıtlarının, taşıta yön vermeye yarayan devingen parçası.
Cümle: Geminin dümeninde oluşan küçük arıza nedeniyle kalkış ertelendi.

 

Mazur: Mazereti olan.
Cümle: Gelen telefon sonrası beni mazur görün diyerek sofradan kalkıp gitti.

 

Büst: İnsan vücudunun genellikle omuzdan yukarısını gösteren yontu.
Cümle: Parka yeni yapılan büstü kimin kırdığı bulunamadı.

 

Mükafat: Ödül, değerlendirici, sevindirici davranış.
Cümle: Sınıfta en yüksek notu alan öğrenciyi öğretmen mükafatlandırdı.

Koca Seyit metni ile ilgili 2 soru

Türkçe ders kitabımızdaki Koca Seyit metninden Seyit Onbaşı ile ilgili iki soru hazırladık. Sorular ve cevapları aşağıdaki gibidir.

 

Soru 1 : Koca Seyit’in arkadaşının ismi nedir?
Cevap 1:  Arkadaşının ismi Niğdeli Ali dir.

Soru 1: Seyit Onbaşı ne zaman ve kaç yaşında vefat etti?
Cevap 2: 1939 yılında 50 yaşında vefat etti.

Var, dert, karanlık, çıkmak, konuşmak zıt anlamlısı ve cümle

Var, dert, karanlık, çıkmak, konuşmak kelimelerinin zıt anlamı ve bu kelimeler ile ilgili cümleler kuruyoruz.

Var <=> Yok
Dert <=> Derman, Çare
Karanlık <=>  Aydınlık
Çıkmak <=> İnmek, Batmak, Girmek
Konuşmak <=> Susmak

 

  • Sepetimizin için 4 elma ve 3 armut var.
  • Dertler derya olmuş bende sandal.
  • Işıklar gidince evin tüm odaları karanlığa büründü.
  • 4. katta olan evine her zaman asansör ile çıkıyor.
  • Dükkana geldiğinden beri hiç susmadı hep konuştu ve kafamızı şişirdi.