Engellilerle ilgili yapılan sosyal çalışmalarla ilgili haberleri araştırınız.

Engellilerle ilgili yapılan sosyal çalışmalarla ilgili haberleri araştırınız. Arkadaşlarınızla paylaşınız.

Engelli insanlar için aslında yeterli kadar kamuoyu oluşturulursa onlar için hiçbir zorluk kalmayacaktır. Engellerin aşılması için gerekenlerin yapılması da toplumun bilinçlenmesine ve buna yönelik haberlerin yapılmasına bağlıdır. Toplumu; yapılan haberler, reklamlar, televizyon programları ciddi oranda etkilemektedir. Çünkü bizim toplumumuzda televizyon izleme oranı oldukça fazladır. Biz bunu olumsuz bir durum olarak görsek de bunu olumluya çevirmemiz de mümkündür. Madem çok izleniyor o zaman biz de insanların duyarlılığını geliştirebilir ve onların bilinçlenmesi için faaliyetlerde bulunabiliriz.

Engellilerle ilgili yapılan sosyal çalışmalar adına birtakım haberler yapılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Tokat’ta iki kolu olmayan Nisanur Yiğit adlı bir engelli vatandaşımız tekvandoya başlamış ve bu alanda dünya şampiyonu olmayı hedeflemektedir. Engellerin aşılması ve toplumun bilinçlenmesi adına bu çalışmaları her engelli insana önerdiği yönünde söylemleri de habere eklenmiştir.

 

Yine iki kolu olmayan ve milli bir yüzücü olan Sümeyye Boyacı’yla ilgili de haberler yapılmıştır. Sümeyye Boyacı Türkiye’de pek çok yarışa katılmış ve bu yarışlardan birincilikle çıkmıştır. Şimdi de Avrupa şampiyonasına katılan milli yüzücümüz engelliler için hayatın o kadar da zor olmadığını, başarılı olmak istenince engellerin aşılacağı yönünde söylemlerde bulunmuştur.

Tekerlekli sandalye basketbol takımı ile ilgili de bir haber yapılmıştır. Erzurum’da bedensel engelliler bir basketbol takımı kurmuşlar. Takım 12 kişiden oluşmaktaymış. Amaçlarının lige girmek ve daha sonra da süper lige girmek olduğunu söylemişler. Engelliler için özel araçlar düzenlenmesi ve onların yolların yeniden planlanmasını istemişler.

            Hayata dahil olan engelli insanlar da bu şekilde toplumun bilinçlenmesini sağlamaktadır. Onlar için özel yaşam alanlarının oluşmasını kimse onlara vermese de kendileri bunu almak için ellerinden geleni yapmaya çalışmaktadırlar.

120 adlı sinema filminin vermek istediği mesaj nedir?

120 Adlı Sinema Filminin Vermek İstediği Mesaj

1915 Ocak ayının soğuk ve fırtınalı günleri… Ruslara karşı mücadele eden ordumuzun cephanesi kalmamıştır. Askerimiz kaynakları mevcut olan Van’dan yardım ister. Zorlu geçen savaş nedeniyle Van halkında eli silah tutan bütün erkekler cephededir. Ancak askerimiz de cephanesiz ve erzaksız bırakılmayacaktır. Filmin hikayesi tam da burada başlar Birinci Dünya savaşında Ruslara karşı mücadele ederken cephanesiz kalan askerlere Van’dan cephane götüren 120 gönüllü çocuk…Yaşları 12 ile 17 arasında olan 120 gönüllü çocuk kahramanın orduya cephane götürürken yaşadığı zorlu şartları anlatan oldukça acıklı bir film. Bu filmden elbette birçok ders çıkarabiliriz. Örneğin;

 

  • Bütün imkansızlıklara rağmen ümidimizi yitirmeyip mücadele etmeyi,
  • Bir milletin kadınıyla erkeğiyle ve çocuğuyla bir araya geldiğinde bütün imkansızlıklara rağmen neler başarabileceğini,
  • İnanarak ve azimle mücadele edildiğinde olumsuz şartlar da olsa başarılı olunabileceğini,
  • Vatan sevgisinin her şeyin üstünde olduğunu ve onun için her türlü mücadelenin yapılabileceği gibi önemli durumları anlayabildiğimiz gibi;
  • Savaşların ülke, millet ve aileleri bırakmış olduğu zorlu durumları, acıyı, üzüntüyü ve okul çağında olan çocukların dahi cepheye gitmeye maruz kalmasıyla eğitimlerinin yarıda kalması ve zorlu şartlardan etkilenen psikolojileri gibi etkileri de filmde görüyoruz.
  • Son olarak insanlık olarak barış ve huzur içinde yaşamamız ve çocuklarımıza güzel bir gelecek sunabilmemiz için savaşlardan arındırılmış bir dünya elbette herkes için en güzeli olacaktır.

Şehitlerimiz sizin için ne ifade ediyor?

Şehitlerimiz sizin için ne ifade ediyor?

Bu güzel vatanın her karış toprağında şehit kanının olduğunu tarih kitapları yazmakta. Okuduğumuz derslerde ve öğrendiğimiz bilgiler doğrultusunda da zaten bunu çok iyi biliyoruz. Bunun için topraklarımız bu kadar değerli ve önemli kılan unsurlardan biri de hiç şüphesiz bu vatan uğruna canlarını seve seve veren şehitlerimizdir. Bu nedenle şehitlerimizin bizim için önemi çok büyüktür ve her türlü saygıyı onlara göstermek insanlık vazifemizdir.

Müslüman bir ülke olduğumuz için “şehitlik makamı” dinimizce de en yüksek makamlardan kabul edilmiş ve vatanı uğruna can veren şehitlerin Peygamber Efendimiz ile komşu olacakları bildirilmiştir. İnsanın en kıymetli varlığı canıdır ve kimse kolay kolay canından vazgeçmez. Bu nedenle şehitlik Türk toplumu için çok kutsal ve özel bir makam olarak kabul edilir.

 

Şehitler ki, bir karış toprağı düşmana kaptırmamak için gece gündüz demeden vatan savunması için beklerler ve yeri gelirse canlarını bile verirler. Onlar şehit olamamış olsalardı biz evlerimizde güvenli bir şekilde uyuyamaz ve kendimizi güvende hissedemezdik. Çanakkale Zaferinin nasıl kazanıldığını hepimizi çok iyi biliyoruz. O zamanlar yaşayan atalarımız ölümü göze alamamış olsalardı şu an biz belki de başka ülkelerin boyunduruğu altında sefil bir hayat sürebilirdik.

Bu nedenle bu vatanın bağımsızlığı için şehit olmuş olan kişileri her zaman rahmetle ve minnetle anmalıyız. Tabi sadece geçmişte olan şehitlerimiz için değil, uzun zamandan beri süren PKK terör örgütüyle mücadele eden askerlerimiz, polislerimiz ve diğer devlet memurlarımdan da şehitler oluyor. Onlarda bizim için aynı şekilde değerlidir. Hatta 15 Temmuz hain darbe girişiminde vatanın bağımsızlığı uğruna canlarını hiçe sayarak şehit olan yüzlerce sivil vatandaşımızda şehit olmuştur ve onlarda bizim için aynı derecede kıymetlidir. Bu millet kahraman bir millettir ve damarlarında gezen o asil kandan dolayı vata uğruna canını ortaya koyacak karhamlar her zaman vardır ve sonsuza kadar da var olmaya devam edecektir.

Pejmür Ne Demek?

Farsca kökenli bir kelime olan Pejmür’ün anlamı şu şekilde;

 

  1. Eski püskü, yırtık
  2. Dağınık, perişan

Dünyanın farklı coğrafi bölgelerinde yaşayan bir çocuk ile sizi buluşturan ortak insani değerler neler olabilir?

Dünyanın farklı coğrafi bölgelerinde yaşayan bir çocuk ile sizi buluşturan ortak insani değerler neler olabilir? Belirtiniz. 

Her şeyden önce “İnsanlık” dır. İnsanı insan yapan değerleri içerir. İnsanları bir arada tutan ve farklı milletlerden de olsa insanları bir araya getiren bazı değerlerden vardır.  Bu değerler adalet, hoşgörü, nezaket, sevgi, saygı, yardımseverlik gibi değerler tüm insanların ihtiyacı olan değerler olarak bilinmektedir. Bu değerlerle biri sizin karşınıza çıktığında o kişi sizin düşmanınız değildir, onunla iletişim kurabilirsiniz.

 

Dünya üzerinde yaşayan herkesin renk, cins, dil, ırk, inanç ayrımı yapmadan insan olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Davranışlarımıza ve hayatımıza yön veren değerlerin, diğer fiziksel varlıklar gibi somut bir mevcudiyeti olamaz. Değerler ancak eylemle birlikte ortaya çıkar. Adalet ve dostluk değerlerini somut olarak, adil davranan ve dost olan insanlarda görebiliriz. İnsan her şeye bu değerlerin penceresinden bakabilmelidir. İnsanın tavır ve davranışlarında kendini gösteren sıcaklık, bu güzel ve doğru nitelikler herkes tarafından kabul görür.

Medenileşmiş demokratik tüm toplumlarda insanlar bu tür üstün değerleri onaylar ve erdem olarak kabul edilir. Örneğin hiç tanımadığın yabancı bir insanın hayatını kurtarmak için organ bağışında bulunmak erdemli bir davranış olur. İnsanlar eşit doğar ve eşit yaşar, kimsenin üstünlüğü yoktur. Eşitliğin ne olduğunu bilememişlerdir. Eşitlik her şeyin aynı olması anlamına gelmemiştir. Her şey aynı olsaydı birer birey olmazdık. Her şey aynı olsaydı “hayat” denen şey olamazdı. Her şey farklı olduğundan yaşıyoruz, aslında.

Bir gün sonunda aşağıdaki şablona bir günlük tutunuz.

Bir gün sonunda aşağıdaki şablona bir günlük tutunuz. (Bir gününüzü anlatan bir günlük yazınız.)  

Bugün 1 Mayıs. Hava olabildiğine güzeldi. Okulumuz 1 Mayıs olduğu için tatil ve hafta içine geldiği, okula gitmediğim için son derece memnunum. Hafta arası bir gün alarm ile uyanmamak, istediğin saatte uyanmak muhteşem idi. Ben de her sabah günün ilk ışıkları ile uyanır iken bugün ilk defa haftalar sonra bir Çarşamba günü saat 10.00 da uyandım. Kendime bir ziyafet yapıp güzel bir kahvaltı hazırladım. Doya doya zaman derdi olmadan, keyfi keder bir kahvaltı yaptım.  Kahvaltımı bitirdikten sonra biraz sosyal medyada gezindim, takipçi sayılarıma baktım. Artmış idi ki bu da beni son derece memnun etti. Bu keyifle bir güzel, giyinip, kuşanıp, sokaklara attım kendimi. Hep izlemek istediğim bir film vardı.

 

Arkadaşlarım ile buluşarak öğleden sonra iki gösterimine gittik. Üstelik çarşamba olduğu için indirimli bilet aldık. Hem de öğrenci olmamıza rağmen ekstra indirim kazanmış olduk. Filme hepimiz gittiğimize memnun kaldık. Hatta yeniden gidelim diye karar bile verdik. Sonra artık acıkmıştık ve AVM içinde yer alan ev yemekleri ile meşhur olan bir adrese girip, benim favori yemeğim olan mantıyı afiyetle yedik. Ama bununla da yetinmedik gittik bir de zincir kahve dükkanlarından birinde kahve içtik. Sonra evlere dağıldık. Eve geldiğimde yorgun ama mutluydum. Tıka basa da kendimi doymuş hissediyordum akşam yemeği yemeden annemi öpüp hemencecik uyudum. Bugün güzel bir gündü.

Haksızlığa uğradığınız zaman ne yaparsınız?

Haksızlığa uğradığınız zaman ne yaparsınız? Anlatınız.

İnsanların haklarını bilmeleri son derece önemlidir. Bunun yanı sıra insanların haklarını koruyabilmeleri de en az haklarını bilmeleri kadar önemlidir. Çünkü koruyamadıktan sonra hakların bilinmesi çok da büyük bir önem taşımamaktadır. Nitekim haklar ancak korunabildiği sürece etkindir.

Temel eğitim dönemlerinde çocuklara haklarının ne olduğu öğretilirken bu haklarını nasıl koruyabilecekleri ve nasıl kullanabilecekleri de öğretilmelidir.

Haksızlığa uğrandığında, hakkın korunması hususunda yapılan temel iki hata vardır. Bunlardan birincisi haksızlığa uğrayan ya da kendisi uğramasa bile bir haksızlığı gören kişinin bu haksızlığa karşı sessiz kalmasıdır. Çünkü haksızlığa karşı bir tepki gösterilmez ve sessiz kalınırsa bu hakkın korunabilmesi mümkün değildir. Bu sebeple haksızlık karşısında asla sessiz ve tepkisiz kalınmamalıdır. İslam inancında da bu konu ile ilgili “Haksızlık karşısında sessiz kalan dilsiz şeytandır.”  diye bir söz vardır. Bu söz de yine bu durumu özetleyen bir sözdür.

 

Haksızlığa karşı yanlış tepki göstermek de yine sessiz kalmak kadar büyük bir hatadır. Bu yanlış tepkinin ne olduğunu açıklamak gerekirse örnek olarak fiziksel bir müdahalede bulunmaya gerek yokken böyle bir müdahalede bulunmak gösterilebilir. Örneğin bir kişi sırada sizin arkanızdayken önünüze geçmeye çalışırsa burada bir haksızlık söz konusudur. Bu haksızlık karşısında, haksızlığa uğrayan ya da haksızlığa uğramasa dahi bu haksızlığı gören kişilerin sırada öne geçmeye çalışan kişiyi uygun bir dil ile uyarması gerekmektedir. Bu olayda haksızlığın meydana gelmesine sebep olan kişiye fiziksel bir müdahalede bulunmak da bir haksızlık meydana getirecektir. Yine uyarının uygun bir dille yapılması da çok önemlidir. Kişi hakkını savunmak için başka bir kişiye hakaret ederse burada da yine bir haksızlık meydana gelecektir. Kişiler haklarını korumak isterken kendilerini haksız duruma düşürecek eylemlerden uzak durmalıdırlar.