Büyüyünce kendinizi nerede görmeyi hayal ediyorsunuz?

Büyüyünce kendinizi nerede görmeyi hayal ediyorsunuz?

Küçükken bize büyüklerimiz, büyünce ne olacaksın diye sorduğunda genellikle o dönemin popüler mesleklerini söyleriz. Doktor, avukat, öğretmen, mühendis gibi meslekler söylenir genellikle. Büyüyünce kendinizi nerde görmeyi hayal ediyorsunuz sorusuna cevap verebilmek için çocukların kendilerini tanımaları gerekir. Kendini tanıyıp mutlu olacağı ve kendini huzurlu hissedeceği bir konum hayal etmelidir.

 

İnsanı mutlu eden ve hiçbir zaman değişmeyen bazı değerler vardır. Hayallerimize bunları yerleştirdiğimizde yanlış ve bizi mutlu etmeyecek hayaller kurmayız. Örneğin insanlara yardımcı olmak, fakirlere el uzatmak ve onlara yardım etmek, derdi olanlara destek olmak gibi değerlerin olduğu hayaller ne olursa olsun bizleri mutlu edecektir. Kendimi güzel ve yüksek bir yerde çalışırken hayal ediyorum. Örneğin profesör doktor olarak araştırmalar yaparken kendimi hayal ediyorum. Yaptığım çalışmalar kanser hastalığını tamamen yok etmek. Böylece insanlığa büyük fayda sağlamak istiyorum hayali hem kendimizi hem insanlığı mutlu edecek bir hayaldir.

 

İnsanın hayal kurması onu gerçekleştirebilmesi için çaba göstermesi anlamına gelir. Herkesin saygı ve sevgi gösterdiği biri olma hayalini gerçekleştirmek için sevgi ve saygı duyulan insanın özelliklerini kazanarak büyümek gerekir. Ayrıca şunu unutmamak gerekir ki hayallerimize her zaman kolaylıkla ulaşamayız. Zorluklarla karşılaştığımızda yılmadan, usanmadan ve korkmadan hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışmalıyız. Şartları zorlamalıyız.

 

Kurduğumuz hayalin gerçekçi olmasına yani ulaşabileceğimiz hayaller olmasına dikkat etmeliyiz. Ulaşabileceğimiz hayaller kurduğumuzda ona ulaşmak için var gücümüzle çaba gösteririz ki bu da bizim başarılı olmamıza yardımcı olur.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Sanat altın bileziktir atasözünü açıklayınız.

Sanat altın bileziktir atasözünü açıklayınız.

Altın insanların yüzyıllardır yatırım amacıyla kullandıkları bir değerdir. Çünkü yıllar, yüzyıllar geçse dahi altının değeri asla kaybolmaz. Altını değerli kılan şey, değişik durumlarda ve farklı ortamlarda dahi değerli olmasıdır. Altın çamura düşse bile değerinden hiç bir şey kaybetmediği için bulan kişiyi mutlu eder. Sanat ise insanın en güzel, en mahir ve en becerikli şekilde her şartta ve her yerde yaptığı uğraşıdır.

 

Sanatı olan kişi bu sanatını nerde olursa olsun değerlendirerek hayatını geçindirmek için kullanabilir. Nasıl ki altın yerlere düştüğünde değerinden bir şey kaybetmez aynı şekilde sanatta farklı mekanlarda yapıldı diye değerinden bir şey kaybetmez. İnsanın hayatını kazanması için bir sebep olarak her zaman yanında bulunur.

 

Müzik bir sanattır. Bu sanatın yeri stüdyolar ve kameraların karşısıdır. Fakat kameraların karşısına çıkamayan veya stüdyolara giremeyen bir çok sanatçı müziği ile hayatını kazanmaktadır. Öncelerde çok ünlü olduğu halde ününü kaybeden ses sanatçıları hayatını yine sanatını icra ederek kazanmıştır. Ayrıca müziğini sokaklarda, metro istasyonlarında, turistik mekanlarda yaparak zor zamanlarını atlatan, para kazanan, hayatını idame ettiren çok sayıda sanatçı vardır.

 

Altın bilezik insanın ihtiyacı olduğunda her zaman hayatını kurtaracak maddi destektir. Sanatı olan kişilerin icra ettikleri sanat da aynı şekilde hayatta en büyük destektir. Sanat nerde icra edilirse edilsin asla değerinden yitirmez, her zaman altın gibi kıymetlidir. Yeter ki bir beceriniz olsun. Çünkü hayatın ne zaman ne getireceği belli olmaz. Farklı mesleğiniz olsa bile gün gelir o beceriye ihtiyacınız olabilir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 1,00 toplam 5)
Loading...

El sanatlarıyla uğraşmak insanlar için neden önemlidir?

El sanatlarıyla uğraşmak insanlar için neden önemlidir? Sınıfça konuşunuz.

El sanatların kişilerin geleneksel olarak halk arasında yapılarak günümüze kadar gelmiş sanat dallarına ait ürünleri bugün yapmaya devam etmesi olarak adlandırılabilir. Türk toplumu geçmişten günümüze kadar pek çok alanda el sanatları ortaya koymuştur. Çok zengin bir arşivimiz olduğunu da söylemek mümkündür. Bu eserlerde Anadolu’da yaşamış pek çok kültürün etkisini de görmekteyiz. Anadolu’da bulunan eski eserlerde bugüne kadar yaşamış olan tüm kültürlerin bir birikimi bulunmaktadır diyebiliriz.

 

Geçmişten günümüze kalmış olan ve günümüzde de devam ettirilen Türk el sanatları; dokuma sanatları, işleme sanatları, örgü sanatları, madencilikle ilgili sanatlar, ağaç işleme sanatı, taş işleme sanatı, dekoratif sanatlar, deri ile yapılan sanatlar olmak üzere gruplandırılır.

 

Sanat insanın iç dünyasındaki hassasiyetlerinin dışa yansıması olarak görülebilir. Sanatla uğraşan kişiler kendilerini ifade imkanı buldukları için kişilik olarak çok daha rahat ve kendine güvenen insanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu yanında ortaya konulan eserler geleneksel ürünler olduğu için bir sanat dalının geleceğe aktarılmasında bu sanatçılar rol almış olmaktadır. Bu da kültürün devamlılığı adına çok önemli bir görevdir. El sanatlarının her birinde birbirinden farklı ve çok güzel eserler ortaya çıkarılmaktadır. Bu sebeple el sanatları ile uğraşan kişiler aynı zamanda güzel bir işle uğraşmaktadır ve bu da insanların mutlu olmasını sağlayan bir iştir. El sanatlarıyla ilgilenen kişi hem milli bir görevi yerine getirmiş hem de kendisi mutlu olmuş olur.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

El Sanatları konulu bir şiir yazınız.

El Sanatları konulu bir şiir yazınız.

 

İçinde Emek Var

Güzel bir tablo gördün mü karşında

Fırçayı tutan elleri düşüneceksin.

Bir heykelin kıvrımlarında

Onu ince ince yontan yüreği düşüneceksin

 

Göze en güzel görünen eserlerde

Bir emek bir alın teri göreceksin

Tezhipte, telkaride

İnce emekleri göreceksin

 

İlmek ilmek kilimin desenlerinde

Anadolu’yu göreceksin

Çini vazonun kıvrımlarında

Selçuklu’yu gezeceksin.

 

Geçmişten günümüze gelen

Bez bebekleri, tesbihleri göreceksin

Her bir sanatta sen emin ol

Tarihin ruhunu bulacaksın

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Yakın çevrenizde el sanatları ürünleriyle uğraşan var mı?

Yakın çevrenizde el sanatları ürünleriyle uğraşan var mı?

El sanatlarıyla uğraşıyor olmak; pek çok insan için önemli kazanımları beraberinde getirir. Zira el sanatlarıyla uğraşmak bir kabiliyet meselesidir. Ancak ve ancak kabiliyetli insanlar; el sanatlarına dair ürünler üretebilir.  Bundan dolayı el sanatlarına dair ürünler üretebilen insanlara karşı hep saygı duymuşumdur. Tıpkı marangozluk mesleğine farklı bir yaklaşım katan Ahmet Amca gibi.

 

Ahmet Amca 50’li yaşlarda, ağaçla uğraşmayı seven, sakin ve güler yüzlü bir kişiliğe sahiptir. Evimizin hemen yakınında bir atölyesi bulunuyor. Bazen onun yanına gidiyorum. O ağaçlardan oymalar yaparak; çok güzel eserler oluşturuyor. Camii kapıları yapıyor. Bazen de çocuklar için oyuncaklar yapıyor. Esasında onun yaptığı oyuncaklar, çok canlı renklerde olmasa da yapılışı seyretmek çok güzel. Tamamlandıktan sonra ise; o oyuncaklarla oynadıkça, oyuncaklar gözümde güzelleşiyor. Çünkü bu ürünler tam bir sanat eseri gibi. Tamamen Ahmet Amca’nın ellerinden çıkmış bir sanat eseri. Hele kakma kapılar var ki çok zahmet isteyen eserler. Ama bu Ahmet Amca, bu kapıların asırlar boyunca dayanabilecek kadar sağlam olduğunu söylüyor. Bu kapıları, eski camilerde de görmek mümkün. Zaten Ahmet Amca da eski camilerin tadilatları için gerekli olan kapıları yapıyor.

 

Ahmet Amca el sanatları denilince ilk aklıma gelen karakterdir. O el sanatlarıyla uğraşırken, çok mutlu olduğunu hep söylüyor. Çünkü ‘’Bir şey üretmek, üstelik çok güzel bir şey üretmek, insanı çok mutlu etmeye yetiyor’’ diyor.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Bir yeri gezerek görerek tanıyıp öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasında fark nedir?

Bir yeri gezerek görerek tanıyıp öğrenmek ile kitaplardan öğrenmek arasında fark nedir?

Öncelikle gezmek de okumak da çok güzel fiillerdir. Bir yeri gezerek, görerek tanıyıp öğrenmek ile kitaplardan okuyarak öğrenmek arasında çok fark vardır. Bazı insanlar gezerek öğrenmeyi severken, bazı insanlarda okumayı daha çok sever.

 

Gezerek öğrenmek birçok duyu organına hitap ettiği için daha kalıcıdır, pratik bilgidir, gezen bilgiyi bizzat yerinde görür ve öğrenir. Gezerek farklı insanlar ve kültürler tanıyarak kendimizi çok geliştirebiliriz. Gezmek, kişiye sosyalleşme imkan sunar ve iletişim becerisini geliştirir.
Konu öğrenmek ve bilgi kazanmak olunca da okumaktan daha tesirli bir yöntem yoktur. Bir insan ne kadar çok gezerse gezsin, bu o kişinin çok bilgili olduğuna yeterli kanıt değildir. Çünkü kişinin belli bir zaman diliminde gideceği yerler sınırlıdır. Ancak bir insan okumayı çok seviyor ise, her zaman yeni bilgiler edinebilir ve her okuduğu kitapta farklı bir mekan ile karşılaşacak, oralara gitmemiş olsa da bilgi sahibi olacaktır.

 

Okunan her kitap insan için yeni bir dünyadır. Kitaplardan okuyarak öğrenmek kişinin hayal dünyasını genişletir ve fikir dünyasını zenginleştirir. Bu sebeple çok okuyan bilgi ile donanmış olur. Gezerek öğrenmede keşfetme vardır ama okuyunca öğrenmede ise bilgilenme gerçekleşir. Gezerek öğrenmede maddiyat gerekli iken kitaplardan öğrenmede çok az masraf yeterli olacaktır. Okuyarak öğrenmede hayatın her alanında kişiye sonsuz bilgiler sunulur.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Ülkemizde tanıtmak istediğiniz bir yer

Ülkemizde tanıtmak istediğiniz bir yer hakkında bilgi toplayarak bir sunum hazırlayınız.

 

Arslantepe Arkeolojik Alanı

Malatya ilinin kuzeydoğusunda Orduzu Beldesinde yer alan Arslantepe höyüğü M.Ö 5000 yıllarından M.S 11. Yy arasında yerleşim görmüştür. M.S 5-6 yy.lar arasında Roma köyü olarak yerleşilmiş ve daha sonra da Bizans Nekropolü(mezarlık) olarak kullanılmıştır. En geniş sınırlarına ise M.Ö 3400-3800 yılları arasında ulaşmıştır.

 

Arslantepe Höyüğünde yapılan kazılar sonucunda yaklaşık M.Ö 3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, daha eski yıllara ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı ve kaliteli metal araç gereçler bulunmuştur. Elde edilen belgelere göre o zamanlar Arslantepe Höyüğü, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin izlerinin görüldüğü bir merkezdir.Bulunduğu yörenin doğal yapısından kaynaklanan gücü, yüksek tarım potansiyeli ile birleşince Arslantepe egemen bir merkez konumunu korumuştur.

 

Yapılan kazılara göre tapınağın içinde sayıları bini aşan, seri bir şekilde üretilmiş kâsenin bulunması burada tören ve ziyafetlerin yapıldığını, bu ziyafetlerde yemek dağıtıldığını göstermektedir. Bazı kapların üzerinde bulunan mühürler de o dönemde alınan malların bir çeşit fişi gibi kullanılmasıyla bir çeşit ticaret uygulandığını göstermektedir. Bir diğer yandan döneme ait çeşitli hayvan buluntuları da temel gıda maddelerinin nasıl kullanıldığını göstermektedir.

 

Günümüzde Arslantepe Höyüğündeki kazılara halen devam edilmekte olup buluntular Malatya Şehir müzesinde sergilenmektedir. Diğer yandan Geç Uruk Dönemi’ne ait kerpiç Saray Kompleksinin Açık Hava Müzesi haline getirilmesi yönündeki projelendirme çalışması da sürdürülmektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (7 Oy, Ortalama: 4,14 toplam 5)
Loading...