Kütüphaneye Gitmek Bir İhtiyaç Mıdır? Neden?

Sizce Kütüphaneye Gitmek Bir İhtiyaç Mıdır? Neden?

 

Kütüphaneye gitmek bir ihtiyaçtır. İnsanlar yeni şeyler öğrenmeye, kendini geliştirmeye açık varlıklardır. Kütüphaneler daha çok araştırma yapmak için, farklı konuda kaynaklar ve tarihsel kitaplara ilk elden ulaşmamızı sağlamak için bizlere hizmet vermektedir. İster araştırma yapmak için isterseniz ders çalışmak için sakin bir ortamda dilediğiniz çalışmayı yapabilirsiniz. Her çeşit kitabın rahatça bulunduğu yardımcı kuruluştur. Sessiz sakin ortamı, istediğiniz bilgiyi size sunacak bilgi dünyasıdır. Eskilerde evlerimizde yer alan ansiklopediler teknolojinin gelişmesiyle değerini yitirdiler. Kütüphaneler ise geçmişten günümüze bilgilerimizi korumamızı sağlamamıza yardımcı olmaktadır. Teknoloji sayesinde istediğimiz her bilgiye kolayca ulaşsak da kütüphanenin yerini doldurması pek mümkün değildir. İstediğiniz bilgilere dokunarak, görerek hatta sayfaların değişmiş kokularını içinize çekerek o dönemi size yaşatarak ulaşabilirsiniz. Çalışma disiplinine sahip değilseniz sistemli şekilde çalışmanız için kütüphaneye gitmek size gerekli düzeni sağlamanıza yardımcı olacaktır.

 

Sınavlara hazırlanan öğrencilerin sıklıkla gittiği ve saatlerini geçirdiği, çalışmak için kütüphaneleri seçenler ihtiyaçlarını karşılamak için doğru adrese yönelmiş oluyorlar. Bilgi almanızın yanı sıra kitap okumak için sessiz bir ortam da sizlere sunuyor. Ticari olmayan bütün dünyayı bilgileriyle içinde barındıran mekanlardır. Ülkemizin genelinde pek çok kütüphaneye sahip olsa da bu imkanlara sahip olmayan yerlerinde olduğunu unutmamalıyız. Elimizde ki imkanların değerini kaybetmeden bilmeli, gerekli önemi göstermeliyiz. Kütüphane ihtiyacını karşılamak için yapılan kampanyalara, bağışlara destek olarak kütüphane ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabilirsiniz. Öğrenme, araştırma ve bilgi sahibi olmayı hayatımız boyunca devam ederiz. Kütüphaneler de var olduğu sürece bizlerin ihtiyaçlarını karşılayacaktır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Kağıdın icadı neden önemlidir? İnsanlık tarihine katkısı nedir?

İnsanlık tarihi açısından büyük adımlardan biri de kağıttır. Çünkü kâğıdın ilk olarak bulunması ile yazılı tarihin başlangıcı ortaya konulabilmektedir.Tarihi kaynaklarda ilk olarak MS 105 yılında Çinliler tarafından kullanıldığı ileri sürülen kâğıt sayesinde;

 

  • Buluşlar
  • Kümülatif olan bilgiler
  • Yazılı kaynaklar

 

olarak özetlenebilecek tüm bilgilerden tüm insanlığın faydalanmasının kapısı açılmıştır. Bu da beraberinde ilim, fen ve teknik gelişmelerin hızlanmasını getirmiştir.

 

Kâğıt olmadan insanlar üzerine yazı yazmak için çeşitli maddeler kullanıyorlardı. Kâğıdın icadı sayesinde artık yazı yazmak rahat bir hal almıştır.  kâğıdın icadı,başlangıçta Çinlileri yeryüzünün en gelişmiş kültür toplumu haline getirdi.Matbaanın icadı ve kullanılmaya başlanması ile birlikte kâğıda olan gereksinim arttı. Farklı araştırmalar yapıldı. 18. Yüzyılın sonlarında ilk kâğıt üretme makinesi yapıldı. 1880 yılında kâğıt üretimi hammaddesi olarak odun hamuru kullanılması kâğıdın bollaşmasını sağlamıştır.

 

  • Nesiller arasındaki bilgi aktarımı kâğıt sayesinde olmuştur.
  • İnsanlığın gelişiminde büyük öneme sahip bir gereç olmuştur.
  • Bilgiye ulaşmak kolaylaşmıştır.
  • Kültürler arası geçişler ve etkileşim artmıştır.
  • Bilginin saklanma güçlüğü oldukça azalmıştır.
  • İnsanlar ve toplumlar arasında haberleşme ve iletişim gelişmiş ve kolaylaşmıştır.
  • Bilgiye rahat ulaşan insanların eğitim seviyeleri yükselmiştir.
  • Ellerinde bulunmayan bilgilere ulaşabilen toplumların yeni icatlar bulma oranları artmıştır.
  • Belki de en önemlisi insanlığın yaşadığı her şey kaydedilmiş ve tarihi olaylar kayıt altın alınmıştır.
  • Kısaca kâğıdın bulunması ile insanlık tarihi yön değiştirmiştir.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 1,00 toplam 5)
Loading...

Şiir okurken neler hissedersiniz?

Şiir okurken neler hissedersiniz?

Şairler şiirleri yoğun duygular içerisinde iken yazarlar. Bu duygular bazen sevinç, bazen hüzün, bazen özlem, bazen sevgi, bazen sitem, bazen dert yüklüdür. Şairin yazarken hissettiği yoğunlukta olmasa da hissettiği düşünceleri kaleme aldığı kelimelerden, satırlardan, mısralardan bizler de hissederiz. Genel anlamıyla şair kadar olmasa da şairin hissettiklerini okurken anlamak ve hissetmek mümkündür.

 

Şiiri okurken tek mısradan veya kıtadan çıkarım yapmamak lazımdır. Bazı kelimeler bizi çok etkilese de kelimelere değil şiirin geneline bakarak şiirin neler anlatmak istediğini anlamalıyız. Hissiyatımızı yoğunlaştıran kavramı ve kelimeyi şiirin bütünlüğü içine koyarak yorumlamalıyız. Şiir okumak insana kendini değerli hissettirmektedir. Değerli ve özel hissettiren bu edebi parçaları kendi duygu ve düşüncesinde yorumlamalıyız.

 

Şiir, şairin kendi duygu ve düşüncelerini en gerçekçi ve en doğru şekilde gösterebildiği alandır. Şairin duygularını ortaya çıkardığı gibi okuyan kişinin de duygularını gün yüzüne çıkarır. Bazen insanın içinde kimseye anlatamadığı duyguları olabilir. İşte bu duyguları ortaya çıkaran nadide parçalar şiirlerdir. Şiirler, insanlara bazen mutluluğu bazen acının kaynağı olurlar.

 

Okunan şiirin tamamı bitirildiğinde aklımızda ve kalbimizde şairin duygularından kırıntılar kalır. Kırıntı diyorum çünkü aynısını hissetmek ve yaşamak mümkün değildir. İçten okumak önemlidir. İçten okunmayan şiir kendini açmaz. Hissedemeyiz. Dış etkilere kendimizi kapatıp tamamen içsel duygularımızı açarak şiiri okumalıyız. Yoksa diğer türlü olduğunda sadece kendimizi şiir okuyorum diye kandırmış oluruz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Ressam ve şairlerin ortak noktaları nedir?

Sizce ressam ve şairlerin ortak noktaları nedir?

Şiir ve edebiyat farklı sanat dallarıdır. Birisi yazılır diğeri çizilir. Dışarından bakıldığında birbirinde farklı sanatlar gibi görünseler de aslına benzer yönleri bulunan iki sanattır. Ressamın ve şairin en temel ortak noktaları her ikisinin de duygu ve düşüncelerini dışarı yansıtmak için sanatı kullanmasıdır. Ressam duygusunu anlatmak için çizmeyi tercih etmiş, şair ise yazmayı tercih etmiştir. Her iki sanatı icra edebilmek için beceri gerekir.

 

Günümüzde şiir yazan ve resim yapan binlerce insan vardır. İnsanları hobi olarak bu sanatlarla ilgilenebilirler. Fakat sanatsal eserlere dönüşebilmesi için beceri mutlak surette şarttır. Ressam yaptığı resmin her bir karesini ve rengini düşünerek yapar. Çünkü her objenin, rengin, çizginin onun dünyasında bir anlamı vardır. Gelişi güzel yapmaz duygusunu, düşüncesini ifade edecek şekilde yapar. Aynı şekilde şairler de yazdıkları her kelimeyle özlemini, aşkını, acısını, mutluluğunu anlatır.

 

Şair ve ressamlar eserlerini ortaya çıkarırken bazen sadece gördüklerini yansıtırlar. Duygu ve düşüncelerini esere yansıtmazlar. Gördüklerini sanatsal bir şekilde ifade edebilmek için bile yetenek gerekmektedir. Şiir yazarak ve okunarak yapılan bir eylemdir. Resim ise çizilerek ve anlayarak yapılan bir eylemdir.

 

Ressam ve şair duygularını ve düşüncelerini harika bir sanat eseri olarak yansıtırlar. Fakat önemli olan diğerleri olan bizlerin onların o duygu ve düşüncelerini anlayarak onların duygu ve düşüncelerine ortak olmamızdır. Onların yaşadığı gibi hissedemesek de elimizden geldiğince anlamaya özen göstermeliyiz. Ortak yönleri çok olan şiir ve resim sanatının birbirinden farklı yönleri de bulunmaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 2,00 toplam 5)
Loading...

Resim sanatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Resim sanatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Resim, görsel sanatlar arasında en fazla sevdiğim sanattır. Duygu ve düşünceleri, çeşitli kurallara göre farklı renkleri, tonları kullanarak, bez, mukavva, kağıt gibi zemin üzerine estetik biçimde aktarmaktır. Resim, karakalem, renkli kalem, pastel gibi bir takım boyalarla yapılır. Önemli olan duygu ve düşüncenin zemine aktarılmasıdır. Zemin, kalem ve boya gibi diğer etkenler anlatılacak hususa ve duyguya göre farklılık gösterir.

 

Tabiatta var olan varlıkların, canlıların, insanların görüntülerini fırça, kalem gibi malzemeler kullanarak zemin üzerine aktarmak olan resimde, duygu ve düşüncenin iki boyutlu bir düzlem üzerine aktarılması temeline dayanır. Siyah beyaz resimler olduğu gibi renkli resimler de vardır. Kullanılacak malzeme tamamen ressama bırakılmıştır. Ressam, gördüğü olayı veya görüntüyü aynen tuvale nakledecekse gerçeğine uygun renkler kullanmalıdır. Duygu ve düşüncesini katacaksa o zaman renkler değişebilir.

 

Resim, insanların özlemlerini, sevgilerini, duygularını kağıda yansıtmasıdır. Günümüzde resmi meslek edinmiş ressamlar vardır. Geçmiş yıllarda yaşamış Picasso, Van Gogh gibi sanatçılar gerçek anlamda ressamdır. Günümüzde resim yapmayı hobi haline getirmiş insanlar vardır. Ustaca olmasa da güzel bir uğraşı ile zaman geçirmek isteyen kişiler resim sanatı ile uğraşmaktadır.

 

Stresten uzak durmak, içimizdeki duygu ve düşünceleri tuvale veya kağıda dökerek rahatlamak için resim sanatı ile zaman geçirilebilir. Ruhu dinlendiren bir sanattır. Herkesin yapabileceği bir sanat değildir, el becerisinin olması lazımdır. Resim sanatında birçok dal vardır. Usta ressamlar dahi bu dalların hepsinde mahir değildir. Her dalda iyi olmak yerine kendinizi iyi olduğunuz resim dallarından birini seçerek geliştirebilirsiniz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Hiç resim sergisi gezdiniz mi, neler gördünüz?

Hiç resim sergisi gezdiniz mi, neler gördünüz?

Evet gezdim. İlk bakışta anlam veremediğim çizimler, objelerle karşılaştım. Anlam veremediğim resim eserlerine baktıkça kendimce bazı çıkarımlarda bulunup anlamlandırmaya başladım. Resim sergisi gezmek rahatlamak için bir sebeptir. Dertlerden uzaklaşıp eserlere anlam vermeye çalışırken resimlerin büyüsüne kapıldığınız için rahatladığınızı hissedeceksiniz. Sergiyi gezerken ben de yapabilirim anlayışından uzak durmak gerekir. Ressamın her bir çizgiyi bir amaçla attığını unutmadan gezmek daha keyifli olacaktır.

 

Her yerde olduğu gibi resim sergisi gezerken de belli kurallar vardır. Bu kurallara uyarak gezildiğinde daha güzel ve kaliteli zaman geçireceğinizden emin olun. Resim sergisi gezerken;

 

  • Resim sergilerinin keyif verici yerler olduğunu bilerek korkmadan içeri girmeye özen gösterin. İçeri girdiğinizde zaten resimlerin büyüsü sizi kendisine çekecektir.
  • Sergi hakkında bilginiz yoksa etrafınıza bakın çünkü mutlaka bir yerlerde sergi hakkında bir ön yazı, kitapçık veya tanıtım broşür olacaktır. Bunlardan alıp serginin detayları hakkında bilgi edinebilirsiniz. Sergiyi gezmeye saat yönünde başlanmalıdır. Serginin özel bir konsepti varsa konsepte uygun olarak gezilmelidir.
  • Eserler hakkında konuşmak ve yorum yapmak gibi bir zorunluluk yoktur. Sanatçı ve eserleri hakkında bilgi almak isteyenler ön yazı, kitapçık veya internetten yardım alabilir.
  • Serginin açılışına katılmak ressamla tanışmak, eserler hakkında bilgi edinmek açısından önemlidir. Genellikle resim sergilerinin açılışında az insan olur. Bu durumu avantaja çevirip eserlerin sahibi ile görüşme fırsatı elde edilebilir.
  • Eserlere fazla yaklaşılmamalıdır.
  • Fotoğraf çekilmesine izin verilmeyebilir. Fotoğraf konusuna dikkat edilmelidir.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 1,00 toplam 5)
Loading...

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Hangi şairleri biliyorsunuz?

Türk Edebiyatında sıklıkla bahsi geçen Cahit Sıktı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Turgut Uyar, Necip Fazıl Kısakürek, Atilla İlhan gibi birçok şairin adını duydum bazı şiirlerini okudum. Milli marşımız İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’u daha iyi bilmekteyim.

 

1873 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mehmet Akif Ersoy, ilkokulunu Emir Buhari mahalle okulunda okumuştur. Zamanın Milli Eğitim Bakanlığına bağlı iptidaiyi ve Fatih Merkez Rüştiyesini bitirmiştir. Okul hayatı boyunca babasından Arapça ve İslami bilgiler alanında dersler almıştır. Türkçe, Arapça, Fransızca, Farsça bilen Ersoy, etrafındakilerin dikkatini çekmiştir. İdadi okurken şiirle ilgilenen şair, rüştiyede okurken hürriyetçi öğretmenlerinin fikirlerini benimsemiştir.

 

Babası ölüp evleri yanınca bitirince memur olabileceği bir meslek seçmek zorunda kalmıştır. Mülkiye Baytar Mektebi yani Veterinerlik Fakültesini 1893 yılında birincilikle bitirmiştir. 20 yıl veteriner olarak görev yapmıştır. Anadolu, Rumeli, Arabistan gibi birçok yeri gezmiş, yerli halk ile iletişim kurmuştur. İlk şiirleri Resimli Gazete’de yayınlanmıştır. 1906’da Halkalı Ziraat Mektebi’nde, 1907’de ise Çiftçilik Makinist Mektebi’nde eğitim vermiştir. 1908 yılında Darulfünun Edebiyat-ı Umumiye öğretmenliğine atanmıştır. İlk şiirlerinden sonra 10 yıl boyunca eser yayınlamamıştır.

 

10 yıl sonra Eşref Edib’in çıkardığı Sebilürreşad ve Sırat-ı Müstakim dergilerinde şiirler ve çeşitli yazılar yazdı. Mısır yolculuğundan dönerken Medine’ye uğramıştır.  Teşkilat-ı Mahsusa’da görev yaptıktan sonra Burdur milletvekili olarak meclise girmiştir. 17 Şubat 1921 yılında İstiklal Marşını yazdı. 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabul edildi. Mısır’da iken siroz hastalığına yakalandı. İyi gelir düşüncesiyle Antakya ve Lübnan’ı gezdi. İstanbul’da 27 Aralık 1936’da vefat etti.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 1,00 toplam 5)
Loading...