Kitaplardan elde ettiğiniz tecrübe ve bilgileri hayatınıza yansıtabiliyor musunuz?

Kitaplardan elde ettiğiniz tecrübe ve bilgileri hayatınıza yansıtabiliyor musunuz?

Ben bugüne kadar çok sayıda kitap okudum. Bu okuduğum kitapların bir kısmı öğretmenlerimin tavsiyesi veya zorunluluğu nedeniyledir. Açık söylemem gerekirse kitapların bir kısmının sadece ismini hatırlıyorum diyebilirim! Hemen hemen tamamını, olay örgüsünü, detaylı hatırladığım kitaplar da mevcut. Unutsam da unutmasam da kitap okumayı çok seviyorum. Kitap okumaya ilişkin bir çizgim var aslında. Kitap okurken okumak istediğim kitabı önceden belirliyorum. Kitabı genellikle internet üzerinden sıfır olarak satın alıyorum ve okuyorum. Okuduktan sonra evimizdeki kitaplığa bırakıyorum. Kitaplığımızda uzun süre duruyor. Bir iki kitap dışında aynı kitabı birkaç kez okuduğum hiç olmadı.

 

Kitaplardan çok şey öğreniyorum, ufkum gelişiyor. Hep aynı türde kitap okumuyorum, ilgimi çeken farklı alanlarda kitap okuyorum. Kitap okuma alışkanlığı güzel bir şey. Kitaplardan elde ettiğim tecrübe ve bilgileri günlük hayatıma yansıtıyorum. Bunlar genellikle yaşanmışlıklardan yola çıkılarak anlatılan deneyimler dolayısı ile oluyor. Günlük yaşamda sevgi, erdem, dürüstlük, hoşgörü, hayat tecrübesi hayatıma yansıyor. Benim öğrendiğim, en pahalı tecrübe yaşanarak öğrenilen tecrübedir. Yaşamadan önce bu tecrübeleri okuma, dinleme yoluyla da öğrenebiliriz. Kitaplar hayatıma yer yer öngörü özelliği de kattı. Bir konu hakkında karar vermeden önce düşünmem gerektiğini en iyi kitaplardan öğrendim. Kitaplar hayatımın bir parçasıdır. Bazen önceden okuduğum kitaplara bakar duygulanırım.

Çevrenizde okuma alışkanlığı olan kişilerin özellikleri nelerdir?

Çevrenizde okuma alışkanlığı olan kişilerin özellikleri nelerdir?

Okuma alışkanlığı olan kişilerin var olması sevindirici bir durumdur. Benim okuma alışkanlığım var. Çevremde okuma alışkanlığı olan kişiler var. Öncelikle buna ailemden örnek vermek istiyorum. Ailemde babam ve annemin okuma alışkanlığı var. Annemin okuma alışkanlığı biraz daha zayıftır. Babam her gün düzenli kitap okur diyebilirim. Sadece önemli günlerde ve Cuma, Cumartesi günleri zaman zaman kitap okumadığı olur. Kitap okuma alışkanlığının derecesinden bahsedecek olursak, kitap okuyan kişiler 1 yılda 21 ve üzeri kitap okuyan kişiler çok okuyan, 1 yılda 6 ile 20 arası kitap okuyanlar orta derecede okuyucu, 1 yılda 1 ile 5 arası kitap okuyan az okuyan kişiler olarak tanımlanıyor.

 

Babam bu değerlendirmeye göre çok okuyan kategoride bulunuyor. Annem de tahminimde orta derecede kitap okuyan kişi olarak söyleyebilirim. Çevremde okuma alışkanlığı olan bu kişiler sadece kitap okumuyor, günlük gazete ve zaman zaman da dergi okuyorlar. Kitap okuyan kişilerin alışkanlık nedeniyle, görev duygusuyla, günlük olguları anlamak için, anlık ve kişisel doyum için, profesyonel veya mesleki alakaları artırmak için, hobi amaçlı, topluma yönelik tatmini sağlamak için, kendin, geliştirmek için okuduklarını gözlemliyorum. Gözlemlemelerim sonucunda okuma alışkanlığı olan kişilerin özellikleri budur.

Çevrenizdeki insanları okumayı teşvik etmek için neler yaparsınız?

Çevrenizdeki insanları okumayı teşvik etmek için neler yaparsınız?

Çevremdeki arkadaş veya sevdiklerimi direk kitap okumadan bahsetmeden kütüphaneye götürürüm. Benim okuduğum sürükleyici ama az yapraklı kitaplardan okuması için karşımdaki insanın ilgisini çekecek konulardan olan kitaplardan bahsederim. Dikkatini çekerek kitap okumaya başlamasını sağlarım. Daha sonra kitap okumanın öneminden bahsederim. Her insanın faklı ilgisi olduğunu bildiğim için hangi konularla ilgileniyorsa o konudaki kitapları onun görebileceği yerlere korum. Tabi ki konu edebiyat olunca okuma alışkanlığı kazanmakta ve bunu sürekli hale getirmekte oldukça zordur. İnsanlar sürekli bahaneler uydurarak okumaktan kaçarlar. Lakin bir kere sürükleyici bir romanı bitirdi mi daha da okumak ona tat vermeye başlar.

 

Benim bir projem var şehirler arası ulaşım araçları ve şehir içi toplu ulaşım araçlarına mini kütüphaneler yapılmasını sağlayarak okuma alışkanlığı kazandırmak. Yatmadan önce kitap okumak hayal dünyamızı geliştirir. Ama düzenli bir aktivite olması için yakın çevremdekilere bunu anlatır aynı zamanda görsel olarak da kitap okurken videolarımı çeker gösteririm. Kitapların yoğun olduğu yerlerde buluşurum arkadaşlarımla ve onlara kitap okumayı teklif ederim. Sınıfta veya evde kardeşim arkadaşım için yüksek sesle kitap okurum ve onunda merakını uyandırırım. Çevremdeki insanlara beğendiğim kitaplardan alarak hediye ederim. Bütün bunları yaparak zamanla bu insanlarında kitap okuma alışkanlığını kazanacağını düşünüyorum.

Turistik bir gezi esnasında tabelalardaki yabancı kelimeleri gören bir turistin ülkemiz ile ilgili düşünceleri ne olurdu?

Turistik bir gezi esnasında tabelalardaki yabancı kelimeleri gören bir turistin ülkemiz ile ilgili düşünceleri ne olurdu?

Yabancı dillerin dilimiz üzerinde meydana gelen yozlaşma ve kelime türetilmesi artmış durumdadır. Türkçe dışında yabancı kelimelerin turistik yerde tabelalarda kullanılmasının olumsuz olduğu kadar olumlu yanları da vardır. Türkçe yazılmayan tabelaların dilimizde yozlaşmaya sebep olması kadar turistler açısından ilgi çekici ve kendilerini düşünen demokratik bir toplum olarak algılanmaktadır.

Diğer bir taraftan bakılırsa turistler için dahi olsa yabancı kelimeler sık kullanılmamalıdır. Türkiye’yi gezmek isteyen turist Türkçemizi öğrenmelidir. Yabancı bir ülkede hiç Türkçe tabela tahminimce yok. Bu yabancı kelimelerle yazılan tabelalar kültürel ve dilsel yozlaşmaya neden olabilir. Bununla birlikte artık turistik yerler haricinde de yabancı tabela kullanımı artmış durumdadır. Acilen bu tabelalar Türkçe’ye çevrilmeli veyahut hem Türkçe hem İngilizce yapılmalıdır.

 

Bu tabelalarda sadece İngilizce yazması yanında Türkçe açıklama bulunmaması Türkler tarafından anlaşılmadığı gibi dilimiz açısından da bir eksikliktir. Dediğim gibi olmalı ama gerekli görülen yerlerde Türkçe açıklamasıyla birlikte olmalıdır. Turizm açısından düşündüğümüzde zaten turizm ekonomisi ve turistlerin tatillerini kolaylaştırmak için bu tabelalar asılmalıdır. Turistlere ülkemizi tanıtıcı tabelalarla hem Türkçe hem İngilizce açıklamalar yapılmalıdır. Ancak bu bir kültür haline gelecek kadar değil sadece turizm hayatını kolaylaştırmak ve gezilere rehber olmak için konulabilir. Unutmayalım dil bir milletin varlığının yegâne vazgeçilmez unsurudur.

Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsunuz?

Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsunuz? Niçin?

Ben zaman zaman kitap okurum ve okuduğum kitap türleri de ruhsal halime göre değişmektedir. Kitaplar sadece vakit doldurmak için değil hemen hemen her kesimin araştırma, inceleme, heves, merak, vakit geçirme, kendini geliştirme, ödev vb. birçok amaç için okuruz. Kitaplar böylelikle insan gelişimine katkı sağlarlar. Kişisel gelişimimiz açısından oldukça önemlidir. Herkesin yaşına göre hoşlandığı kitap türü de değişim gösterdiği aşikârdır. Şimdi gençlerin çoğunluğu kitap okuma alışkanlıkları romantizm ve polisiye ağırlıkta olurken ilerleyen yaşlarda kişisel gelişim, klasik ve bilimsel kitap türleri de tercih edilmektedir. Hoşlanma durumları da zaman içerisinde değişkenlik gösteren bir durum olarak da söz konusu olan bir gelişme olarak ifade edilmektedir.

 

Ben bu aralar polisiye türü romanları daha çok okumaktayım. Bazı dönemlerde ise macera türü romanları daha çok okumuştum. Polisiye romanları daha çok tercih etmemin sebebi hem sürükleyici olmaları hem de merak uyandırarak gizemli olmalarından dolayıdır. Polis olmayı özellikle sivil polis olmayı çok istediğimin de etkisi olabilir. Okurken kendimi kahramanların yerine koyuyorum ve o kadar huzurlu ve sakin hızlıca kitap okuyorum ki vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum bile. O yüzden sizlere de sevdiğiniz alanda kitap okumayı şiddetle tavsiye ederim.

İlkokul yıllarınızda okuduğunuz kitaplardan aklınızda kalanları anlatınız.

İlkokul yıllarınızda okuduğunuz kitaplardan aklınızda kalanları anlatınız.

İlkokul yıllarımızda özellikle öğretmenimizin yönlendirmesi ile çeşitli kitaplar okuduk. Öğretmenimiz okumamız gerekli kitapları bize söylerdi. Bunun dışında da kendi isteğimiz ile okuduğumuz kitaplar oldu. Benim ilkokul yıllarında okuduğum en önemli kitap ‘Küçük Prens’ isimli kitaptı. Bu kitapta kahramanı bir pilot olan küçük bir çocuğun gözünden dünyayı anlatmaktadır. Dünya kavramı biraz yetersiz oldu, Evren’i anlatmaktadır. Büyüklere de hitap eden bir kitaptı bu kitap. Okuduğum ‘Küçük Prens’ isimli bu kitabın ana fikri her insanın şahsi hayal dünyası olduğu ve bakış açısının farklı olduğu, her varlığın sevgiye ihtiyacı olduğu idi. Bu kitap dışında ‘Pinokyo’ isimli kitabı önemle hatırlıyorum. Carlo Collodi isimli yazara ait bu kitap roman türündedir. Çocuk romanı diyebiliriz. ‘Pinokyo’ isimli bu kitabın özetinden bahsedeyim. İhtiyar bir oyuncakçı sihirli taklalar atan bir kukla yapmak ister. Kuklayı inşa ettiğinde ortaya gerçek bir çocukmuş gibi haylaz bir kukla çıkar.

 

Kitap çocuk romanı olduğu için çocuk gerçekliğine uygun bir romandır. Yoksa gerçek hayatta bir kukla canlı bir insan olamaz. Bu haylaz kuklanın adı ‘Pinokyo’ olarak adlandırılır. Pinokyo haylazlığıyla kendini çeşitli maceralara, belalara sokar. Onu inşa eden adamın evinden ayrılarak bir yolculuğa çıkar. Pinokyo yolculuğu esnasında mavi peri tarafından gerçek bir çocuğa dönüştürülür. Kitapta kahramanımız Pinokyo iyiyi, doğruyu, yanlışı, yalanı ayırt ederek normal bir insan haline gelir. Pinokyo isimli romanın ana düşüncesi büyüklerin öğütlerinin dinlenmesi gerektiği, bazı şeylerin büyüklerimiz örnek alınarak öğrenilmesi gerektiği ifade edilmekte olduğunu hatırlıyorum. Bunların dışında ‘Cin Ali’ isimli 1. Sınıf okuma kitabını asla unutamam. Ayrıca o dönemde okuduğum eserlerden; ‘Şeker Portakalı, Kral Süleyman’ın Hazineleri, Ağrı Dağı Efsanesi’ gibi kitapları hatırlıyorum.

Çok değerli olduğuna inandığınız el yazması bir eser bulursanız ne yaparsınız?

Çok değerli olduğuna inandığınız el yazması bir eser bulursanız ne yaparsınız?

El yazması eserlerin hazırlanması ve önemi gerçekten çok büyüktür. Hazırlanması açısından bakıldığında bu bilgiler kültürümüzü ve tarihimizi yansıtan ilk elden kaynaklar olduğu için ve geçmişle gelecek arasında bağ kurduğu için değeri tartışılamaz bir gerçekliktir. Bu el yazması eserlerden birini bulduğumda ben Konya’da yaşadığım için ailemi, bilgilendirdikten sonra bu el yazması eseri Konya’da bulunan Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi’ne teslim ederdim.

 

El yazması eserler buradaki kütüphanelerde incelenerek maddi ve manevi değerine göre arşivin en güzel yerinde koruma altına alınacağını araştırmıştım. Eseri bulmuş olsam bunu layık olduğu yere teslim etmekten büyük bir sevinç duyacağımı da düşünmekteyim. Aldığım bilgilere göre bu yazma eserlerden yararlanmak isteyen vatandaşlarda kütüphaneler bünyesinde bulunan bilgisayarlardan yararlandığı gibi ücretiz bulunduğu kütüphanede inceleyebilmekte ve ayrıca bu eserlerin dijital veya fotokopi olarak kopyalarından yararlandırıldığını öğrendim. Bizim kültürümüz ve tarihi mirasımız için paha biçilemez bir el yazma eseri bulup vatandaş olarak bunu layık olduğu yere teslim etmek bizlerin en büyük vazifelerindendir. Kanuna göre de zaten teslim etmemek suçtur diye biliyorum.