Kahramanları hayvanlar olan hikâye edici bir metin yazınız.

Kahramanları hayvanlar olan hikâye edici bir metin yazınız. Hikâyenizde “konuşturma, benzetme ve abartma” sanatlarından yararlanınız.

Bir gün minik kuş yuvasındaki yavrularına yemek bulmak için uzun bir yolculuğa çıktı ve en sonunda bir buğday tarlasına vardı. Buğday tarlasından minik gagasına alabildiği kadar buğday aldı ve yavrularına dönmek için yola koyuldu. Yavrularına giderken yaptığı yolculuktan çok zevk alıyordu. Her yer çok güzeldi. Tam bir gölün üstünden geçiyordu ve bir an da gölün güzelliğine dalarak gagasındaki buğday tanelerini düşürdü. Buğday tanelerine yakalamaya çalışan kuş onlara yetişemedi ve gölün derinliklerine düşmesini seyretmek zorunda kaldı. Çok üzülmüştü. Bu üzgünlüğünü gören gölün kenarındaki kurbağa, kuşun neden bu kadar üzüldüğüne anlam veremedi.

 

Kurbağa kuşun yanına geldi ve neden bu kadar üzüldüğünü sordu. Kuş ise yavrularına götürdüğü buğdayları göle düşürdüğünü ve tekrar buğday tarlasına gideceği kadar vakti olmadığını anlattı. Kurbağa kuşun bu üzüntüsüne çare olmak istedi ve göle atladı. Gölün derinliklerinde buğday tanelerini buldu ve kuşa getirdi. Anne kuş o kadar mutlu olmuştu ki kurbağaya nasıl teşekkür edeceğini bilemedi. Kurbağa eğer isterse onu uçarak gezdirebileceğini söyledi. Kurbağa buna çok sevindi. Yavrularına buğdayları götürürken kurbağayı da yanına aldı ve göklerde süzüldüler. Kurbağa yukarıdan bu güzellikleri görmeye bayılmıştı. Uçtular ve yavruların yanına geldiler. Buğdayları yavrularına yediren anne kuş çok mutluydu ve kurbağaya çok minnettardı. Beraber vakit geçirdikten sonra anne kuş kurbağayı tekrar gölüne götürdü. Tekrar görüşmek üzere ayrıldılar.

Güler yüzlü olmanın toplum hayatındaki önemini vurgulayan bir paragraf yazınız.

Güler yüzlü olmanın toplum hayatındaki önemini vurgulayan bir paragraf yazınız.

Güler yüzlü olmak berber yaşanılan bir ortamda çok önemlidir. Güler yüz her zaman pozitif bir enerji yayar. Bu yüzden kişinin hem kendisinin hem de etrafının mutlu ve pozitif olmasına yardımcı olur. Güler yüzlü olan insan her zaman etrafında benimle iletişime geçebilirsin, beni sevebilirsin, ben seni sevebilirim mesajları yayar. Bu da günümüzde toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şeydir. Birbirini seven, kucaklayan, kabullenen ve bir bütün olabilen bir toplum. Bu yüzden her zaman güler yüzlü olmakta fayda vardır. Mutluluk insanın hayatına mutluluk çağırır. Negatif bir ifade ise negatifleri. Bu yüzden güzel mutlu, keyifli bir hayat yaşamak için bizler de etrafımıza gülücükler ile mutluluk neşe saçmalıyız.

 

Etrafına mutluluk saçan bir güler yüz hayatına da mutlulukları kabul eder. Güler yüzlü insana mutlu insanlar yaklaşır, negatif insanlar ise uzak durur. Bu da hayatına sadece gerçekten mutlu olan ve neşeli insanların dahil olmasına sebep olur. Güler yüzlü, mutlu ve neşeli olan insanlar hayatlarının her aşamasında bu huylarının artılarını yaşarlar. Çünkü samimiyetle oluşan bir gülücük bütün kapıları açar. Birebir ilişkilerde de, iş hayatında da, okul hayatında da her zaman güler yüzlü olmak bize kaybettirmez aksine bize güzellikler ve başarılar katar. Gülmek sevgi ve beraberliği getir. Mutlu olmak gül ki çevren gülsün, dünya gülsün.

Tarhanalar ne zaman, hangi malzemelerle ve nasıl yapılır?

Tarhanalar ne zaman, hangi malzemelerle ve nasıl yapılır? Anlatınız.

Güzel Anadolu’muzun yöresel yemeklerinden biri olan tarhana çorbasının soframıza gelmeden önceki hali epey meşakkatlidir. Genellikle ağustos ve eylül ayları tarhanamızı hazırlamak için en uygun zamanlardır. Zaten bu aylar kışa hazırlık ayları olarak da bilinir. Yazlık malzemelerle hazırladığımız bu ev tarhanası, kışın soğuğunda sıcacık içimiyle hem içimizi ısıtacak hem de sofralarımızı süsleyecektir.

Malzemeler;

  • Domates
  • Kırmızı biber
  • Soğan
  • Nane
  • Süzme yoğurt
  • Un, tuz
  • Havuç
  • Maydanoz
  • Yaş maya
  • Nohut ve kırmızı mercimek ‘’ isteğe bağlı ‘’

Bütün sebzelerimizi öncelikle ince ince doğrayalım. Daha sonra doğradığımız malzemelerimizive nohutla kırmızı mercimeğimizi haşlayıp blenderden geçirelim.

 

Hazırladığımız karışıma yoğurt, tuz ve ezilmiş yaş mayamızı ekleyip tekrar karıştıralım. Şimdi sıra unumuza geldi. Harcımıza alabildiğince un ekleyip iyice yoğuralım. Ekmek hamuru kıvamına geldiği zaman orta boy topçuklar haline getirelim. Ve yaydıralım. Yaydırdığımız hamurlarımızı serdiğimiz bir bezin üzerine dizelim.

Hamurlarımızı 3-4 gün boyunca kurumaya bırakalım. Hamurumuzun iyice kuruduğundan emin olduktan sonra hamurumuzu ufalayalım. Damak zevkinize göre taneli olarak da bırakabilirsiniz. Ufaladığımız tarhanamızı birazda böyle kurumaya bırakmamız gerekiyor çünkü ıslak bir şekilde saklarsak küf yapabilir. Tarhanamızın bu şekilde iyice kuruduğundan emin olduktan sonra kış için hazır demektir. Artık kavanozlara doldurup saklayabiliriz. Kış aylarının vazgeçilmezi yöresel çorbamız sofralarımızı süsleme hazır. Afiyet olsun.

Yurdumuzda En Ünlü Tarhanalar Nerede Yapılır?

Yurdumuzda En Ünlü Tarhanalar Nerede Yapılır?

Aslında tarhana Türklerde çok eskilerden beri yapılan, çoğunluğunun yoğurttan oluştuğu, besleyici, uzun süre saklanabilen, toz ya da bölgelerine göre hamur halinde bulunan bir çorba türüdür.

Bölgelere göre demişken Türk mutfağı için çok büyük önemi olan bu tarhana çorbasını biraz daha yakından tanıyalım; Genel bölgeleri Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar olan bu çorba özellikle kış aylarında sıcacık servisiyle ve kaliteli besin değerlerince hastalıkların şifası olarak da tüketilebilir. Bu kadar geniş bir coğrafyada yer edinmiş tarhananın Anadolu için önemi, hangi bölgelerde daha çok yapıldığı ve ünlü olduğu hakkında konuşacağız.

 

Mesela Bolu’da yapılan Kızılcık Tarhanası, Uşak Tarhanası, Afyon Tarhanası, Kahramanmaraş Tarhanası, Malatya Tarhanası gibi bölgelere göre isim almış ve yapılışları da yine bölgelere göre farklılık gösteren tarhana türlerini inceleyeceğiz. Yörük kültürünün en yaygın olduğu bölge olan Ege bölgesinde bile bir çok farklı tarhana türü olmasına rağmen bunlardan en ünlüsü Uşak Tarhanasıdır. Her yaz, kış için yapılan bir hazırlıktır ve bu durum yöredeki insanlar arasında bir kültür anlayışına dönüşmüştür.

Balıkesir’ de ise Manav Tarhanası olarak da bilinen çorba, köy kahvaltılarının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Aslında en farklı tarhanalardan biri olarak da bilinen Bolu Kızılcık Tarhanası, o yörede yetişen Kızılcık meyvesinden elde edilen kırmızı, biraz ekşi bir tarhana türüdür. Kahramanmaraş Tarhanası ise şekil olarak farklı bir tarhana türüdür ve Maraş için vazgeçilmez bir lezzettir. İnce yufka bezeler halinde serilip kurutulan Maraş Tarhanası bir marka haline gelmiştir. Görüldüğü üzere yöreler, kültürler, koşullar sonucu her bölgede çok farklı tarhana türleri var.

Geleneksel oyunlarımızdan birini arkadaşlarınıza tanıtınız.

Siz de geleneksel oyunlarımızdan birini arkadaşlarınıza tanıtınız.

Zeybek dediğimizde aklımıza neler gelir? Ege? Atatürk? Zeybekte herkes bir kahramanlık kokusu almaz mı? Cesur bir kimliği vardır zeybeğin. Bende biraz da fantastik bir masalın kahramanı gibidir. Hemen aklıma değişik canavarların ve kötü güçleri olan canlıların olduğu bir dünyada iyi güçleriyle adaleti sağlamaya çalışan ve bunun için her şeyi göze almış cesur ve kahraman kişileri anımsatır.

Bir kişi olarak bahsetmem sizi yanıltmasın elbette bu bir halk oyunudur. Ama her şeyin diyorum adetler, gelenekler, müzikler, icatlar ve oyunlar; bu dünyada oluşmuş her şey insanın ürünüdür. Ve mutlaka bir anısı yani hikayesi vardır. Zeybek, bağbozumu şenlikleriyle ortaya çıkmıştır. İlkçağda Anadolu’da insanlar; şarap içme ve şarap yapmak için üzüm ezme gibi olaylar dans ederek yüceltilirdi. Zeybekte ayak hareketleri üzümün en iyi şekilde ezilmesine göre kurulmuştur.

 

Zeybeği bir oyun olarak açıklarsak; hareketlerin hızına bağlı ağır ve yürük olarak ikiye ayrıldığı söylenir. Ama daha sonra cinsiyete ve bölgeye bağlı olarak ta çeşitlenmiştir. Örneğin; kır zeybeği, kadın zeybeği ve kent zeybeği.

Zeybek, ana kuralları olsa da oynayan kişinin duygu ve becerilerine göre farklılık gösterebilir. Zeybek oyunu bir enstrüman çalmaya benzer. İki tane piyanist düşünün ikisinin elinde de aynı beste var ama her ikisini de dinlediğinizde hissettiğiniz aynı olamayacaktır. Bu yüzden oyun isimlerini bölgelerden çok kişilerden almıştır. İnce Mehmet Zeybeği, Nacakoğlu Zeybeği ve Kör Bayram Zeybeği gibi.

Toplulukları millet yapan değerler nelerdir?

Sizce toplulukları millet yapan değerler nelerdir?

Toplum nedir? Toplum kavramı sanki insanlıkla oluşmuş gibi gözükebilir. Ama çok daha eskidir. Yaşamın oluşmasıyla an be an eşdeğerdir. Kendi cinsimizin dışında da görürüz bunu kuşlarda, arılarda hatta çiçek ve bitkilerde. Toplum dediğimiz organ, aynı cins canlıların görevler ve sorumluluklar alarak hayatta kalabilmek için oluşturulmuştur. Bunun için de ortak değerler ve amaçlar oluşturulmuştur.  Çünkü kişilerin psikolojik kaygıları da dikkate alınmıştır.

Zamanla esneklik kazanan ve değişen bu değerler temel olarak halen ilk insandan bu yana varlığını sürdürmektedir. Garip ama bu diğer canlılarda böyledir. Hayvan davranışlarını izleyen uzmanlar, yaptıkları deneylerle toplumsal ve bireysel ahlak kurallarının hayvanlar içinde geçerli olduğunu söylüyorlar. En güzeli ağaçlar, bir bölgede ne kadar çok ağaç varsa; bu ağaçlar o kadar çok uzun ve sağlıklı yaşıyorlar. Birbirlerine kökleri aracılığıyla bağlanıp besliyor ve seviyorlar. Çok güzel değil mi?

 

Peki millet dediğimiz organ? işte o tamamen insan ürünüdür. Aynı değerlere, aynı davranış biçimlerine, aynı geçmişe ve aynı dile sahip kişilerin oluşturduğu organdır. Bunların içinde en önemli etken dildir. Çünkü insanları çoğunluk olarak birleştiren bağ paylaşma eylemidir. İnsan sosyal bir varlıktır.

İletişimin bizim için büyük önemi vardır. Yoksa yalnızlık ve korku hissederiz. Psikolojik temelimiz sarsıldığında fiziksel temelimizin de ölmesi an meselesi olacaktır. Diğer canlılarda görmeyiz bunu: bir hayvan yiyecek bulmak için alanını terk ettiğinde, gittiği bölgede kendi cinsindeki topluma karışabilmesi için kendisini ispatlaması beklenir. Bir yararı olmalıdır yoksa barınamaz.

Anadolu’nun Sizi En Çok Etkileyen Özelliği Hangisidir?

Anadolu’nun Sizi En Çok Etkileyen Özelliği Hangisidir? Nedenleriyle Açıklayınız.

Anadolu’nun beni en çok etkileyen özelliği bulunduğu coğrafyası ve içinde barındırdığı güzellikleridir. Üç tarafının denizlerle çevrili olması, dört mevsimi yaşaması ve birçok medeniyete ev sahipliği yapması ile çok değerli bir konumda yer alıyor. Anadolu’nun farklı iklimlere ve bitki örtüsüne sahip olmasıyla birlikte canlı çeşitliliği çok fazladır. Aynı zamanda farklı medeniyetlere ev sahipliği yapıyor ve farklı kültürleri içerisinde barındırıyor.

Farklı kültürlerin bir arada yaşamasıyla birlikte insanlar arasında bir saygı, sevgi gelişmiştir. Anadolu insanı cana yakın ve misafirperver olma özelliğini farklı kültürlerin bir arada yaşanmasından kazanmış olmalı. İnsanlarının bu davranışlara sahip olması ise benim için etkileyici bir özelliktir. Ayrıca gezilmesi ve görülmesi gereken çok fazla doğal güzelliklere sahiptir.

 

Travertenleri, harabeleri, gölleri, şelaleleri, sarayları, kiliseleri, çamlıkları gibi birçok gezilecek yerlere sahip olması ile bulunduğu coğrafya da çok değerli bir konuma sahip olmuştur. Anadolu’nun turizm çeşitleri ile istediğimiz zaman istediğimiz turizme katılabiliriz.

Sağlık ve termal turizmi, kış turizmi, yayla turizm, mağara turizmi, av turizmi, kongre turizmi, golf turizmi, yat turizmi, inanç turizmi, hava sporları, dağcılık, akarsu ve rafting turizmi, su altı dalış ve kuş gözlemciliği gibi turizm etkinliklerine katılma olanağı sağlayan eşsiz bir yerdir Anadolu.

Her mevsim farklı turizme ev sahipliği yapıyor. Bu güzelliklere sahip olması ve olanakları bizlere sunması beni en çok etkileyen özellikleridir.