Yardımlaşmayla ilgili duygu ve düşüncelerinizi anlatan bir hikâye yazınız.

Yardımlaşmayla ilgili duygu ve düşüncelerinizi anlatan bir hikâye yazınız.

Yardımlaşma şüphesiz dünyanın en güzel faaliyetlerinden biridir. İnsanların birbirlerine ihtiyaç duydukları zamanda birbirlerini anlaması ve empati kurmasıdır. İnsan, doğası gereği hayatını tek başına sürdüremeyecek bir canlıdır ve yaşamını sürdürebilmek için de tabi ki insanlara ihtiyaç duyar. İnsan, duygular ve düşünceler gibi onun için önem taşıyan empati, yardımlaşma, saygı, sevgi gibi konulara da yönelecektir. Yardımlaşma herhangi bir karşılık beklemeden insanın içinden gelerek yaptığı davranışlar bütünüdür. Sadece maddi olacak diye bir şart yoktur, manevi yönden yardımlaşmalar da mevcuttur. İnsanlar, birbirleriyle hem mutluluklarını hem zor durumlarını paylaşmaktalar hem de birbirlerinden destek almaktadırlar. Her insan her zaman güçlü olamayabilir veya zor zamanlar yaşayabilir.

 

Bu koşullarda insanların birbirleri için çabaladıkları her iş yardımlaşma türüdür. Yardımlaşma sayesinde insan az da olsa kendini rahat ve güvende hisseder ve sorunundan geçici olarak da olsa kurtulur. Bir insan hem üzüntüyü hem sırlarını hem de güzel anlarını paylaşabilir. Örneğin ailemizden zor zamanda yardım isteyebilirken başka bir zaman da güzel bir anımızı paylaşabiliriz. Diğer bir örnek ise, komşumuz olabilir. Bir gün yaşlı bir komşumuzun evde herhangi bir ürünü kalmamış olabilir. Bunu fark edip ona küçük bir şey bile almanız ya da evinizden yemek paylaşmanız da bir yardımlaşmadır ve inanın o da bu duruma çok sevinecektir. Küçük ya da büyük olması fark etmeyen yardımlaşma, insani değerlerin bütünüdür. İnsanlar için yardımlaşma hayatın temel unsurlarından olmalıdır.

Büyüklerinizden dinlediğiniz bir hikâyeyi arkadaşlarınıza anlatınız.

Büyüklerinizden dinlediğiniz bir hikâyeyi arkadaşlarınıza anlatınız.

Eskilerde akşamları büyükler hikaye anlatır küçükler dinlermiş. Çok öncelerden aile büyüklerimizden dinlediğimiz birçok hikaye bizim küçüklüğümüzden başlayarak bizlere örnek olur ve ne kadar büyüsek de o hikayeler bazen aklımızın bir ucuna gelir. Bu hikayelerden çok beğendiğim ve bana örnek olan iki hikaye vardır. Bu hikayeleri burada paylaşacağım. Çok öncelerden ormanın derinliklerinde bir yaşlı ağaç varmış, bu ağaç birçok hayvanın yuvası haline gelmiş. Yaşlı ağacın dallarından birinde güzel mi güzel bir kuş yuvası varmış. Bu kuş yuvasında yavru kuşlar kalır ve annesi de onlara hep yemek yetirmek için uzak diyarlara gidermiş. Yavru kuşların anneleri gibi olabilmesi için önce biraz büyümesi ve kanatlarının gelişmesi gerekiyormuş. Daha sonra da annelerinden nasıl uçmaları gerektiğini öğrenmeleri gerekiyormuş. Yavru kuşlar yavaşça büyümüşler ve artık uçmak için kanatlarını çırpıyorlarmış. Bir an önce uçmayı denemek isteyen kuşlar, annelerini hep izliyormuş.

 

Anneleri daha onlara uçma deneyimini öğretmemiş. Bir gün anne kuş, yavrularına yemek bulmak için yine uzaklara doğru yola koyulmuş ve o gün yavru kuşlardan biri uçmayı kendi kendine denemiş. Ama az kalsın yavru kuş, en tepede yer alan yuvadan aşağı düşecekmiş ve bundan dolayı çok korkan yavru kuş, annesi geri döndüğünde ona kendini anlatmış. Anne kuş da yavrusuna şöyle demiş: ‘Bu senin kulağına küpe olmalı yavrucuğum, dikkat etmeyip sabırsız davrandığın için sana bir şey olabilirdi.’ demiş. Böylelikle yavru kuş artık hiçbir zaman annesinin sözünden çıkmıyor ve artık uçmak için annesinin yardımını bekliyormuş.

Milli kültürümüzü anlatan hangi çizgi filmleri izlediniz?

Milli kültürümüzü anlatan hangi çizgi filmleri izlediniz?

Milli kültürümüz ve tarihimiz Türk milliyetimizin en önemli simgelerinden biridir. Kültürümüzü ve milliyetimizi tarih içerisinde birçok ulusa örnek olmuş, güçlü bir toplum olarak bilinmekteyiz. Zaman içerisinde günümüze kadar birçok milli kültürümüzü anlatan filmler ve çizgi filmler yapılmıştır. Özellikle küçük yaşlardan milletimizin, bayrağımızın ve kültürümüzün değerini bilmeliyiz. Çocuklara da bu sevgiyi güzel yollarla aşılamalıyız, onlara kültürümüzü tarihimizi anlatmalıyız. Milli kültürümüzü anlatan ve çocuklara güzel örnekler düşündürmek isteyen birçok çizgi film bulunmaktadır. Evrensel çocukluk ve gelişim dönemleri konusunda bu çizgi filmler ile istenilen düşünce çocukların görsel ve işitsel zekası yardımıyla anlaşılacaktır.

 

Milli kültür bir tarihi anlatan en önemli unsurlardan biridir. Çocuklar da yaşamı, çizgi filmler, müzikler, olaylar, hikayeler gibi birçok faktörden öğrenme şansı bulmaktadır. Milli kültürel değerlerimizi anlatan çizgi filmlere bakıldığında Pepee, İtfaiyeci Sam, Keloğlan Hikayeleri, Nasrettin Hoca Hikayeleri, Canım Kardeşim gibi çizgi filmler yer almaktadır. Özellikle hemen her çocuğun mutlaka karşılaştığı Pepee çizgi filmi de milli kültürümüzle ve eğitimsel bir çizgi filmdir. Pepee çizgi filminde yardımlaşma, saygılı olmak gibi konulara değinilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına izletmeyi tercih ettikleri çizgi film kategorileri arasına girmektedir. Bunun dışında Canım Kardeşim adlı çizgi filmde de iyilik, saygı ve sevgi konuları ağır basıp Türk tarihindeki dayanışma biçimi ele alınmaktadır. İtfaiyeci Sam çizgi filminde, Sam’ in insanları kurtarma anında ne kadar saygılı bir süreç gösterdiğini anlatır. Yani bu çizgi filmler kültürel ve milli değerlere sahip çıkmaktadırlar.

Nasrettin Hoca ile ilgili bildiklerinizi anlatınız.

Nasrettin Hoca ile ilgili bildiklerinizi anlatınız.

Nasrettin Hoca 1208 yılında Hortu köyünde doğmuştur. Daha sonradan Akşehir’e göç edip orada köy yaşamına devam etmiştir. Akşehir’de soyunun olduğuna inanılan Nasrettin Hoca, günümüzde fıkralarıyla insanlara öğüt vermektedir. Türk halkının geçmişten beri süregelen mizah sembolünü yansıtır. Fıkraları, öğütleri vardır ve kendisi köyde yaşayan biridir. Birçok kişiliğe bürünebilen ve yeri geldi mi öğüt veren bir kişiliği vardır. Nasrettin Hoca bazı yazılarda Nasiruddin diye bilinmektedir ve geçmişte birçok eser onun etkisiyle yazılmıştır.

Nasrettin Hoca, fıkralarında birçok konuya değinmiştir. Yazılı sanat kültürünün eskiden beri günümüze ulaşan kalıntıları Nasrettin Hoca’nın eserlerinde bulunmuştur. Eserleri birçok insanın yaşamında önemli durumlarda örnek alınmaktadır. Nasrettin Hoca’nın eşeğine ters binmesi de bundandır. Nasrettin Hoca eserlerinde her zaman güzel mesajlar vermekte ve kimseyi kırmayı asla istemeyen biridir. Nasrettin Hoca, bibliyografik değerlerde eser vermekte olduğu gibi fıkralarla, mesajlarla ve bazı unsurlarla da önemli mesajlar vermektedir.

 

Nasrettin Hoca’nın eserleri günümüzde birçok ülkede de eğitim öğretim konusunda önem taşımaktadır. Öncelikle Farslar, Macarlar, Araplar gibi toplumlarda bu hikayeler ve bu tipte kişiler mevcut olup halk çocuk gelişimde bunları destekleyici olarak da kullanmaktadır. Nasreddin Hoca adına günümüzde özel günler, anma günleri, özlü söz yarışmaları, şenlikler de düzenlenmekte ve böylece geçmiş yargıları ve değerlerimizin kıymeti bilinmektedir.

Ayrıca günümüzde çocukların ekranlarda izlediği birçok animasyon, çizgi film konuları da Nasrettin Hoca’nın eserlerinden alınmaktadır.

Masal ve hikâye okumanın çocuklara ne gibi faydaları olabilir?

Masal ve hikâye okumanın çocuklara ne gibi faydaları olabilir? Arkadaşlarınızla tartışınız.

En başta hayal güçlerini geliştirirler. Çocuklar için vazgeçilmez olan masallar olağanüstü kahramanları, olayları yer ve zamana bağlı kalmadan çocuklara aktarılması için yazılmış yazın türüdür. Genellikle tekerlemeler ile başlayan masallar kolay anlaşılır, eğitsel ve akıcı şekilde yazıya aktarılır. Masallardaki detaylar kahramanların neler yaşayacağı, masalın nasıl sonlanacağı gibi unsurlarla merak uyandırmaktadır. Masalların genel amacı; ders verici nitelikte olması, kötülerin eleştirilmesi, iyilerin ve iyiliklerin yüceltilmesi şeklindedir. Masal türlerine örnek olarak; Sindirella, Keloğlan, Çizmeli Kedi, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Bremen Mızıkacıları gösterilmektedir.

Hikaye ise; gerçek veya gerçeğe yakın olan olayların aktarıldığı eserlerdir. Kısa olması, belirli bir olay örgüsüne sahip olması, baskın bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesi ile bilinmektedir.

 

Bakıldığında her iki türünde pek çok faydasının olduğu görülmektedir. Çocuklara sağladığı faydalara bakılacak olduğunda;

  • İyilik, mutluluk, dostluk gibi kavramlara yer verilir. Somutlaşan örneklerle öğrenme kolaylığı sağlanır.
  • Masallar aracılığı ile toplumsal değerlerin ve kültürün anlaşılması kolaylaşır.
  • Masal ve hikayelerde olay ve kişilerin olağanüstü olması hayal gücü gelişimine katkı sağlamaktadır. Yaratıcılık yeteneğini geliştirmektedir.
  • Masal ve hikaye okuyan, dinleyen çocukların okuma ve dinleme becerileri gelişir.
  • Masal dinleyen çocuğun anlatan kişi ile arasında sağlam bir bağ kurulur, güven duygusu kazanır.
  • Masallar ve hikayeler çocukların vakitlerinin iyi geçmesine olanak sağlar. Gelişimlerini pozitif yönde etkiler.
  • Çocukların ileriki yaşlarda kitap okuma hatta yazma alışkanlığı kazanmalarına destek sunar.

Konuşurken ellerimizi hangi anlamlarda kullarınız?

Konuşurken ellerimizi hangi anlamlarda kullarınız?

Sözlü olmayan iletişimde karşılıklı olarak beden dilini kullanılmaktadır. Çoğu zamane el, kol hareketleri, vücut duruşu, yüz ifadesi, göz hareketleri, jestler ve mimikler ile insanlara birtakım mesajlar verilir. Sözsüz iletişimin en önemli araçlarından birisi de el kol hareketleri ile iletişim kurmaktır. El kol hareketleri konuşma esnasında, konuşmayı destekler nitelikte yarar sağlayarak kişinin kendini ifade etmesinde ve duygularını karşısındaki kişiye aktarmasında çok önemlidir. Bu yararların yanı sıra bazen de duygu düşüncelerimizi ifade ederek bizi ele vermektedir ellerimiz.

 

El hareketleri ruhumuzu yansıtarak iletişimde bulunulan kişiye duygu ve düşüncelerimiz hakkında bilgi vermektedir. Bu bilgilerden bazıları;

  • Pozitif bir ruh halinde el ve kollar yukarı ve dışa dönük durmaktadır. Ellerin dışa dönük durması karşı taraf için de güven vermektedir.
  • Ellerin masa, diz vs üzerinde kavuşturulması veya parmakların birbirine değmesi anlatılan konuya odaklanıldığı, dikkat verildiği anlamına gelmektedir.
  • Yumruk sıkmak, karşıdaki kişiye parmak sallamak öfke duygusunu ifade etmektedir. Kişi bu durumlarda öfkesini dışa vurmaktadır.
  • Kişi iletişim halinde iken ellerini gizlemeye uğraşıyorsa eğer bu onun gergin olduğu anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bir şeyler gizlendiği izlenimi veren bu davranış kişinin tedirgin olduğu anlamını taşımaktadır.
  • Avuç içlerinin saklanması, elleri arkada birleştirmek ya da elleri cebe koymak da kişinin bir şeyler gizlediğiveya yalan söylediği anlamına gelebilmektedir.
  • Ellerin bir takım eşyalar, cisimler ile oyalanması kişinin utangaç duygular içerisinde olduğunu ifade etmektedir.
  • Elleri ovuşturmak kişinin fırsat yakaladığı anlamına gelmektedir. Kişinin sevinçli olduğu anlamı çıkarılabilmektedir.

Karşılıklı iletişimde elleri masanın üzerinde ve sabit bir şekilde tutmak karşı tarafa rahat ve güvende bir izlenim vermektedir bu nedenle etkili bir iletişim esnasında elleri masa vb üzerinde rahat bir şekilde tutmak etkili olacaktır.

Sizce çok parası olduğu hâlde bunu harcamayan insanlar mutlu mudur?

Sizce çok parası olduğu hâlde bunu harcamayan insanlar mutlu mudur? Neden?

Bence çok parası olup da harcamayan insanlar mutlu olamazlar. Çünkü mutluluk biraz da sahip olduklarını paylaşarak çoğalır. İster para olsun ister sevgi olsun paylaşmak güzeldir. Paylaşmasa bile kendi için harcasa bile aldığı şeyler için bedel ödemesi yine birçok insanın yarar sağlayacaktır. Babam böyle insanlara genelde “cebinde akrep var” der. Parası olup da harcamıyorsa bu pinti olduğunu bize anlatır.

Pinti insanlar genellikle bencil olurlar bu yüzden paralarını harcamak istemezler. Belki de onlar mutludurlar parayı biriktirmek ya da istiflemek hoşlarına gidiyor olabilir bunu bilemeyiz…  Ancak ben yine de parası olup da harcamayanların çok mutlu olduklarını düşünmüyorum. Çünkü genellikle böyle insanların çok fazla arkadaşı olmaz ve diğer insanlardan paralarını alabileceklerine ya da harcayabileceklerine dair şüphe duyarlar. Bu da onları toplumdan daha uzak tutar.

 

Toplumdan uzak duran ve hiçbir sosyal aktiviteye katılmayan bu cimri kişiler yalnızlığa mahkumdurlar ve sahip oldukları para onları zamanla daha da mutsuz bir hale getirir. Parayı o kadar çok önemserler ki, paralarının çalınma korkusu veya azalması onların en büyük kâbusu olarak sürekli endişe içinde geçecek bir hayata sürüklenirler. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kişiler ne yazık ki paylaşmanın o muhteşem hazzını yaşayamadıkları için mutsuz bir hayat sürmeye mahkûm olurlar. Hâlbuki ki tüm sevinçler ve mutluluklar paylaşıldıkça artar. Hüzünler ise paylaşıldıkça azalır. Bu bilinçte olan kişiler paraları olsun veya olmasın hayatın tadını çıkararak doyasıya yaşarlar.