Kağıt ne zaman ve kimler tarafından icat edilmiştir?

Kâğıt ne zaman ve kimler tarafından icat edilmiştir? Araştırınız.

 

Kağıdın icadı insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Kağıt icat edilmeden önce pek çok malzeme yazı yazmak için kullanıldı. Kağıdın icadı ile birlikte kağıt taş, tahta, hayvan derileri, ağaç kabukları ve kil tabletlerinin yerini alarak bilgilerin daha kolay bir şekilde kaydedilerek ileriki zamanlara taşınmasına yardımcı olmuştur.

 

Kağıt M.Ö. 2. yüzyılda Çinli Cai Lun tarafından icat edilmiştir. Çin de yapılan ilk kağıtlar da dut ağacı kabukları ile kumaş parçalarından elde edilen selüloz kullanıldığı bilinmektedir. Çinli Cai Lun’un ağaç kabukları, kumaş parçaları gibi malzemeleri su ile karıştırarak bir hamur haline getirerek ilk odun hamurunu elde ettiği düşünülmektedir. Çinliler kağıt yapımını bir sır olarak sakladıkları için kağıt, uzun yıllar Çin dışına çıkamamıştır. 751 Talas Savaşı ile beraber bazı kağıt üreticileri Arapların eline geçti ve bu durum kağıdın Çin dışına çıkmasına sebep olmuştur.

 

  1. yüzyılda da Avrupa Kağıt üretimi ile tanışmış ve böylece kağıt yapımı geliştirilerek kağıt fabrikaları kurulmuştur. Kağıt yapımında; 1840 yılında Alman Friedrich Gottlob Keller kağıt yapımı için bir makine icat etmiş, 1844 yılında ise Kanadalı mucit Charles Fenerty kağıt yapımı için başka bir makine icat ederek kağıt üretme teknolojisi için büyük katkı sağlamışlar. Böylece kağıdın maliyeti düştü ve böylece kağıdın kullanım alanı arttı. Ayrıca kağıt kullanımı hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Kitaplarınız ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi anlatan bir yazı yazınız.

Yazar, metinde okuma kitaplarına duyduğu özlemi dile getirmiştir. Aşağıdaki kavram havuzundan kelimeler seçerek okuma-yazma öğrendiğiniz kitaplarınız ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi anlatan bir yazı yazınız. (Kelimeler: yazar, dost, kitaplar, imtihan, öğretmen, öğrenci, hayal, okuma, bahar, özlem, okul, sınıf)

 

Hangi yaşta olursak olalım kitapların bizlere kattığı çok fazla şey vardır. Özellikle ilk okumaya başladığım zaman okuduğum kitapları daha bir özlem ve duygusallık ile anımsarım. İlk okuduğum kitaplar ile karşılaştığım zaman o kitaplar alır götürür beni eski günlerime. Herkes için çok önemli olan kitaplar öğretmen ve öğrenci için ayrılmaz bir parça gibidir. Kitaplar sayesinde bizler pek çok şey öğreniriz. Ayrıca boş zamanlarımızı da en güzel ve verimli şekilde geçirmemizde de kitaplar bize dost olur. Bu yüzden mutlaka kitap okuma alışkanlığı kazanmalıyız. Okul ve sınıf kütüphanelerimizde ki kitapları da okumalıyız.

 

Bir şeyler öğrenmenin ve kendimizi geliştirmenin en kolay ve zevkli yoludur kitap okumak. Çok kitap okumuş kişilerin konuşmaları, muhabbetleri bile bir başkadır. Kitap okumanın imtihan da daha başarılı olmamıza da oldukça fazla katkı sağlar. Hayal gücümüzün gelişmesine de katkısı büyüktür kitap okumanın. Kitaplar sayesinde farklı heyecan ve maceralara yelken açarız. Hatta bazı kitaplar bizde çok güzel duygular bırakır ve o kitapların yeri biz de daha bir başka olur. Sanki sevdiğimiz kitabı yazan yazar o kitabı bizim için özel yazmış gibidir. İşte o kitaplarımızı bitirdiğimiz zaman o kitaplara karşı bir özlem duyarız ve yeniden okumak isteriz. Bahar geldiği zaman etrafta bir coşku olması gibi severek okuduğumuz kitaplarda da içimizde bir coşku olur ve okuduğumuz kitabı severek büyük bir zevk ile okuruz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 4,00 toplam 5)
Loading...

Okumayı özlediğiniz kitaplarınız var mı?

Okumayı özlediğiniz kitaplarınız var mı? (Sizin de yazar gibi okumayı özlediğiniz kitaplarınız var mı?)

 

Okuduğum kitaplar arasında okumayı özlediğim kitaplardan birisi Daniel Defoe’nin Robinson Crusoe adlı kitabıdır. Kitapta geçen Robinson Crusoe’nin adada yaşadığı olaylar beni çok etkiledi. Okudukça daha da merak duygusu yaşadığım, kitap içerinde hayallere dalıp gittiğim için ve severek okuduğum bir kitap Robinson Crusoe. Bu kitabı okurken farklı farklı hayallere daldığımı hatırlıyorum. O yüzden aklımda çok büyük bir yer edindi ve en sevdiğim kitaplar arasında Robinson Crusoe de yerini aldı. Bu kitabı okurken bana verdiği haz ve mutluluğu unutamam. Hem Robinson’un yaşadıkları ben de büyük bir merak duygusu uyandırıyordu bu yüzden de hem kitabın hiç bitmesini istemiyordum hem de merak ettiğim için bir an önce okuyup Robinson’un yaşadıklarını hemen öğrenmek istiyordum.

 

Kitap orta halli bir İngiliz ailenin çocuğu olan Robinson’un dünyayı gezme hayali ile yola çıkması ile başına gelen maceraları konu edinmektedir. Robinson’un ailesi ise çocuklarının iyi bir işe sahip olmasını ve sakin bir hayat yaşamasını istemektedirler. Robinson’un bu yolculukta başına türlü sıkıntılar gelir. En son bir ada da mahsur kalır ve Robinson ada da türlü mücadeleler verir. Robinson hayatta kalmak için ada da barınak yapar, tarım yapar bir şekilde hayatına devam eder. Uzun yıllar ada da yalnız yaşadıktan sonra adaya birileri gelir ve Robinson Onlarla mücadele eder ve birini esir alır. Daha sonra Cuma isimli esiri ile birlikte ada da yaşamaya başlarlar. Bir gün adaya bir gemi gelir ve onu ele geçirirler. Uzun yıllardır gidemediği İngiltere’ye gider. Maceralar ile dolu olan bu kitap benim okumayı özlediğim ve çok sevdiğim kitaplarımdan biridir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Eski ders kitaplarınızdaki okuma parçalarına dair aklınızda kalanları anlatınız.

Eski ders kitaplarınızdaki okuma parçalarına dair aklınızda kalanları anlatınız.

 

Eski ders kitaplarımda okuduğum okuma parçaları genel olarak hep çok hoşuma giderdi. Özellikle macera ve eğlenceli konular daha çok ilgimi çekerdi. Okuma parçasının sonunda ne olacağını merak ettiğim için hep hızlı hızlı okumaya çalışırdım, okuma parçasının sonuna hemen geleyim de hikayenin sonunu bir an önce öğreneyim diye hep çok heyecanlanırdım. Okuma parçalarını sınıfta okuduğumuz zaman da okuma parçası macera konulu bir kitap ise sınıfta ki arkadaşlarımız ile beraber heyecanla ve merakla okuma parçasını dinlediğimizi hatırlıyorum. Eğer okuma metni eğlenceli ve komik bir okuma parçası ise okuma parçasını okurken ne kadar çok eğlenip hep beraber gülüştüğümüzü hatırlıyorum. Bu okuma parçaları aklıma geldikçe ne kadar eğlenip, mutlu olduğumuz günler aklıma geliyor.

 

Ben genellikle komik, eğlenceli olan okuma parçalarını daha çok seviyordum. Bu yüzden eğlenceli olan okuma parçaları daha çok hoşuma gidiyordu. Özellikle Nasreddin Hoca ile ilgili okuma parçalarını daha çok severek okurdum. Nasreddin Hoca ile ilgili okuma parçalarında geçen eğlenceli ve komik olaylar beni hem güldürüyor hem de çok eğlendiriyor. Ayrıca Nasreddin Hoca ile ilgili okuma parçalarında okuma parçasının sonu nasıl bitecek diye merak ettiğim için bu okuma parçalarını daha severek okuyordum. Kısacası eski ders kitaplarındaki okuma parçaları aklıma geldiği zaman sınıftaki arkadaşlarımla birlikte hem çok eğlendiğimiz hem de çok güldüğümüz zamanlar aklıma geliyor.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Size göre özgürlük nedir?

Size göre özgürlük nedir? Anlatınız.

 

Bana göre özgürlük; herhangi bir zorlamaya,  kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ya da davranma, herhangi bir şarta asla bağlı olmama durumudur. Özgür irade, adalet, kamu hakları, bireysel özgürlük, ifade özgürlüğü, politik özgürlük, özerklik, ahlaki sorumluluk ve öz irade gibi kavramları karşılayabilen geniş bir anlama sahiptir. En kısa tabiriyle ‘kendi hareketlerini kontrol edebilme niteliği’ olan özgürlük, genel olarak tatmin edilememiş bir kavramdır. Maalesef insanlar tam olarak özgürlüklerine ulaşamamıştır. Her ne kadar bireysel olarak özgürlükten bahsedilse de ‘birey’ özgürlüğün küçük bir bölümüdür.

 

Toplum dolayısıyla var olan ve asırlardır biyolojik bir geçmişe dayanan insanın özgürlük açısından ‘küçük’ etkinlikleri vardır. İnsanlık ‘özgürlük’ ifadesiyle demokrasilerde ya da aydınlanma sonrası toplumlarda tanışmıştır. Herkes bu kavramı öğrenince özgür olmak istemiş fakat bazı kişiler en baştan vazgeçmiş çok az kişi özgür olmak için çaba göstermiştir. Eğer halk özgür olmak istemiyorsa, onlar için yoğrulan halk tarafından eğitilen kişiler de özgürlük talebinde bulunmaz. Özgürlük sadece farklı düşünen kişilerin diğerlerini harekete geçirmesiyle talep edilir. giderek artan özgürlük talebi ortaya çıkmış ve nihayetinde tüm insanların bireysel özgürlüğü birleşmiş milletler üyelerince söz verilerek temel bir hak olmuştur. Kağıtüzerinde özgürlük kavramı vardır. Kendimizi özgür olarak da görüyor olabiliriz. Fakat tarih boyunca felsefeyle ilgilenen kişiler bunun pek mümkün olmadığını savunur.

 

Kısacası özgürlük; kişinin kendi kurallarına göre, istediği şekilde hareket etmesidir. Şunu da unutmamak gerekir ki özgürlük bizim olduğu kadar başkalarının da hakkıdır. Dolayısıyla da kendi özgürlüğümüzü kullanırken başka kişilere asla zarar vermemeliyiz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir.

Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir. (M. Kemal ATATÜRK) sözüyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

 

Hürriyet; en açık tabiriyle bağımsızlık demektir. Hiçbir koşul ve şartta herhangi bir baskıya boyun eğmemek, teslim olmamak, hiçbir kurum veya kişiye kul olmamaktır. Hürriyet kavramı, ele alındığı alan açısından aynı anlama gelecek farklı açılımlarla özetlenebilir. Doğa alanında insanın bulunduğu makamla bağdaşık olarak metafiziksel bir hal olarak ele alınır, yani insanın fiziksel olarak dünyevi yaşamındaki hakları ve konumu olarak hürriyetten söz etmek mümkündür. Sosyolojik açıdan düşünüldüğü zaman, tamamen insan hakları dahilinde incelenmesi gereken hürriyet kavramı, her hangi bir dayatma düşünceye diretmeye ve kaderciliği karşı bir tutum olarak hareket etmektir. Dini açıdan bakıldığında ise hürriyet, tamamen hürriyet dahilinde incelenmelidir. Bazen hürriyet algısı kişiler tarafından yanlış yorumlandığı için yanlış uygulanmış bazı düzensizlikler oluşmuştur.

 

Mustafa Kemal Atatürk yaşamı cephelerde ve savaşlarda geçmiş, oldukça tecrübeli bir liderdir. Esaret ve bağımsızlık arasında uzun yıllar yaşamış, savaş ortamını net bir biçimde teneffüs etmiş biri olarak istiklal ve hürriyet kavramlarını benimsemiş ve yaşamış bir insan olmuştur. Atatürk hürriyet ve istiklal benim karakterim derken, hiçbir şeyden taviz vermeyen, pes etmeyen tavrıyla özgürlük ve bağımsızlık için mücadele etmesi gerektiğini, esaretten hiçbir şekilde haz etmediğini ve hür olmak istediğini anlatmak istemiştir. Türk milleti tarih boyunca, hiçbir milletin ve devletin himayesi altında girmemiştir. Bağımsızlık ve özgürlük için her daim mücadele etmiş canı pahasına kendini ispat etmiştir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Aliya İzzetbegoviç ve onun özgürlük mücadelesi ile ilgili bir sunum hazırlayınız.

Aliya İzzetbegoviç ve onun özgürlük mücadelesi ile ilgili bir sunum hazırlayınız.

8 Ağustos 1925 yılında Bosna’da doğan Aliya İzzetbegoviç, avukat olup, siyasete büyük bir ilgisi vardı. Savaş sonrası yıllarda Müslümanlar kendi kimliklerini net bir içimde duyurmak için genç Müslümanlar adlı bir grup oluşturdu. Bu grubun en önemli üyeleri arasında Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç’de vardı.

 

1941 yılında oluşturulan bu grubun amacı; Müslüman mülteciler başta da yetimler olmak üzere savaş mağdurlarının gözetilmesiydi. Fakat bu grup terörist bir teşkilat olmakla suçlanıp yasaklandı ve üyeleri keyfi olarak mahkum edildi. Hapse atılanlar arasında o dönem 21 yaşında olan Aliya İzzetbegoviç de vardı.1970 yılında Müslümanların mevcut halini göz önüne alarak İslam Bildirisini kaleme alan Begoviç’in bu bildirisi aslında bir çağrıydı. Yalnız Bosna ve Yugoslavya Müslümanlarına değil, tüm dünyada bulunan Müslümanlara hitap ediyordu.

 

Begoviç çağrısında, yasak ve baskılara karşı siyasi bir bilinçlenmenin başlatılmasını ve haksızlığa karşı haklı bir siyasi başkaldırının başlaması gerektiğini dile getirdi. Bu bildiri tüm İslam dünyasında büyük bir yankı uyandırdı ve epeyce tartışıldı. 1983 yılında yeniden tutuklanarak 14 yıla mahkum oldu. Hapisten çıktıktan sonra siyasi çalışmalarına devam Begoviç 1990 yılında Demokratik Eylem Partisi’nin başkanlığına ve aynı sene Bosna’nın da başkanlığına seçildi. Bu parti Aliya İzzet Begoviç ve arkadaşlarının siyasi ortamda Müslüman kimliğini vurgulamak sebebiyle kurduğu bir partidir. Parti Bosna’da bulunan Müslümanları, Sırpları ve Hırvatları ortak çıkarlar için bir araya gelmeye teşvik etmiştir. Dolayısıyla da parti oyların % 37.8ini almıştır. Begoviç 1940 yıllarından itibaren Müslümanlara yapılan zulümler karşısında haklının yanında olmuş ve özgürlükleri için mücadele etmiştir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...