Hastalandığınız zaman nerelere gidersiniz?

Hastalandığınız zaman nerelere gidersiniz? Anlatınız.

Kimse hasta olmak istemez. Sağlık dünyanın en büyük hazinesidir ve bu alanda dünden bugüne son derece bilinen sözler vardır. Ama kimi zaman insanların planladıkları gibi gitmez hayat ve hiç ummadıkları zaman ansızın farklı türden sağlık sorunları yaşanır. Bazen bir diş ağrısı, bazen ateş, bazen başka bir sağlık sorunu ama böylesi bir durumda kalıcı sorunların önüne geçmek için acilen gidilmesi gereken yerler vardır. Kesinlikle insanlar hastalığın kendi kendine geçeceği yanılgısına düşmemelidir. Rastgele ilaç alımına gidilmemelidir.

İşte Gittiğim Yerler

Yaşanan soruna bağlı olarak ilgili adreslere gitmekte fayda vardır ama en genel anlamda hastalık durumlarında başvurulan adresler aşağıda verilmiştir.

Acil Servis

Yaşanan sorunun ne olduğunun tam olarak anlaşılamadığı durumlarda sıklıkla özel ya da devlet hastanelerinin acil servislerine gidilmektedir. Bunun yanında gece aniden ortaya çıkan, mesai saatlerinin dışında kalan zamanlarda da acil servislere gidilir. Aynı şekilde kişinin kazaya bağlı travma yaşaması, kırık çıkık durumlarında da başvurulan adrestir.

Diş Hekimi

İnsanların gitmekten en itina ile kaçındığı yer her ne kadar diş hekimleri olsa da acil ortaya çıkan diş ağrılarında, ağız içinde ortaya çıkan yara, iltihap gibi durumlarda hiç zaman kaybetmeden kalıcı hasarlara yol açmadan diş hekimlerine gitmek gerekir.

Aile Hekimi

Ülkemizde her bireyin bir aile hekimi vardır ki grip, nezle, faranjit gibi ayakta tedavi edilebilecek hastalık durumları için aile hekimlerine gidilir. Ayrıca yaşanan hastalıkla ilgili hangi uzmana gidileceğine dair kişi emin olamadığı zaman da aile hekimine giderek detaylı bilgi alarak, onun yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmelidir.

İlgili Uzman Hekim

Bireyin kronik bir rahatsızlığı olması durumunda, gidilmesi gereken yer ilgili uzman hekimlerdir. Bunun için devlet hastaneleri ya da özel hastanelerinde ki uzman hekimlerine başvurulur

Kitaplığınızda olduğu hâlde okunmayan kitaplar konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Kitaplığınızda olduğu hâlde okunmayan kitaplar konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Evimizde benim kitaplarımın da aralarında bulunduğu bir kitaplık mevcut. Kitaplık daha çok anne, babam ve üniversitede eğitim gören ağabeyime ait kitaplardan oluşuyor. Kitaplığımız babam tarafından tasarlanarak yaptırılmış. Babam kitaplığı yaptırırken kitapların eskimemesi, yıpranmaması, çürümemesi, deforme olmaması için camekanlı ve kapaklı yaptırmış. Yaptırdığı bu kitaplık bizim hayat dolu kitaplarımızı barındırıyor. Kitaplarımızın bazıları gayet eski bir dönemde satın alınmış. Babam bazen kitaplıktaki kalın bir kitabı eline alarak bana kitabı aldığı zamanın hikâyesini anlatıyor.

 

Kitaplığımızda uzun süredir mevcut olan ve okunduğunu görmediğim kitaplar var. Bu kitaplar başka yerlerde de olabiliyor. Bu kitapların bir kısmına kaynak kitap diyebilirim. Örneğin ansiklopedik özellikteki kitaplar var. Bunlardan bir örnek vereyim. Babamın 2 yıl önce satın aldığı ‘Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü’ isminde bir kitap var. Kitap Agâh ÖZGÜÇ isimli yazara ait. Babam bu kitabı sinema üzerine ilgi duyduğu için satın almış. Bu kitap kuşe kağıttan oluşuyor ve bayağı kalın bir kitap. Babam ilk aldığı dönemler zaman zaman okuyordu. Sonra kitabı okumamaya başladı. Sorduğumda ise kitabın araştırma inceleme yapanlar için uygun olduğunu okumak için uygun olmadığını söyledi. Kitaplığımızda bazen fazlaca sayıda alınmış ve yığılmış kitaplar bulunuyor ve bu kitaplar uzun bir süre okunmayabiliyor. Kitaplığımızda bulunan temel kaynak, şiir kitabı, ansiklopedi türü dışındaki kitaplar genelde okunmuyor. Bunun dışındaki kitaplar okunuyor. Bu bahsettiğim türdeki kitapların fazla okunmamasını doğru buluyorum. Çünkü türleri okumaya uygun değil, araştırma inceleme için uygun.

Her akşam evde kitap okunması ile kitap okuma alışkanlığı kazanma arasında bir ilişki var mıdır?

Her akşam evde kitap okunması ile kitap okuma alışkanlığı kazanma arasında bir ilişki var mıdır? Tartışınız.

Tüm aileler çocuklarının kitap okumasını ister. Aileler bunu kazandırmak için genelde sözlü olarak kitap okumalarını isterler. Aslında en iyi yöntem çocuklara örnek olmaktır. Yani sizin kitap okuduğunuzu gören çocuk kendisi de kitap okumak isteyecektir. Bu güzel alışkanlık çocukların ömür boyu hayatlarını etkileyecektir. Bunların başında da okumak için satın aldığımız kitapları kesinlikle çocukların yanında parası üzerine şikâyet etmeyiniz. Sizler çocuklarınızla belli bir saatte her gün kitap okumaya oturunuz. Ancak burada yapmanız gereken çocuk kitap okurken sizde okumanız gerekmektedir.

Çocukların kitap okuma alışkanlığı küçük yaşlarda başlamalıdır. Okunan kitaplar görsel okumalar yapmak ve bunu çocuğuyla birlikte yapmak çok önemlidir. Evde aile bireylerini kitap okurken gören çocuklarla sözlü olarak oku diye diretilen çocuk arasında çok fark vardır. Masallar okumak, romanlarda hikayeler arasında bağ kurarak size sorular sorması yine kitapçıya sizle birlikte giderek kitapçıya uğrama alışkanlığı kazanması önemlidir.

 

Eğer işten eve gelen baba, hemen televizyonun karşısına geçmek yerine kitap okumaya başlarsa çocuklarda aynısını yapacaklardır. Bu anlamda kesinlikle evde kitap okunması ile okuma alışkanlığı kazanmak arasında çok önemli bir bağ vardır.

Kısacası evde kitap okursak aile bireylerinin tümünü kitap okumaya teşvik etmiş oluruz. Kitap okuma seferberliği düzenlemiş oluruz. Zaten bilimsel olarak da çocuklar taklit ederek öğrenirler. Davranışlarımızı daha çok taklit ederler.

İnternet gibi bilgi kaynakları kitapların yerini doldurabilir mi?

İnternet gibi bilgi kaynakları kitapların yerini doldurabilir mi? Tartışınız.

Burada şunu çok önemle belirtmem gerekir ki hem eğitimde hem de normal hayatta kitabın verdiği bilgileri kesinlikle internet gibi elektronik aletler veremez. Her ne kadar faydalı eğitim videoları veya bilgi dokümanları internette olsa da güvenirlik e-geçerliliği tam olmaması yarım yamalak bilgilerle dolu olması ve kitap gibi uzun soluklu izleyip okuyamamamız yüzünden o kadar etkili değildir.  Kitabı okuyup onun tadını bilen ve kendine kattığı faydaların farkında olan bireyler internet gibi kaynakları ek kaynak olarak kullanırlar. Bu durumda internet kitabın yerini tutmayacaktır. Son yıllarda her şeyi internetlerden takip ediyoruz. Her geçen yıl internet kullanımı artmaktadır. Birde internetten okunan bilgiler kısa sürede unutulmaktadır. Kitap okuyarak hafızamızı daha canlı tutabiliyoruz. İnternet bilgi çöplüğüne dönmüş ve yanlış bilgilerle doldurulmuş durumdadır. Özellikle okuma eylemi için kitabın yerini alacak hiçbir şey yoktur diye düşünüyorum.

 

Bizlerin kitapların yerini evimizde başköşe olarak yapmalıyız. Kitap okuma alışkanlığımızı ve bilgiyi kütüphanelerden araştırma alışkanlığımızın yerini internet doldurmasa da bu alışkanlığımızı zayıflatmaya hatta yok etmeye başlamıştır. İnternet dünyamıza girdikten sonra gittikçe sinema, tiyatro ve kütüphaneye gitme alışkanlıklarımız yok olmaya başladı. Tabi kitaplarda nasibini aldı. Buna rağmen çoğu insan alışkanlıklarından vazgeçmese de teknolojik kaynaklardan edinilen hızlı bilgiler dolayısıyla kaynakların kitapların yerini alabileceğini düşünmemektedirler. Kitap dostu insanlarsa kesinlikle okumaktan vazgeçmezler.

Kitap okuma alışkanlığı kazanmada kişisel yatkınlığın ve çevresel etkilerin önemini tartışınız.

Kitap okuma alışkanlığı kazanmada kişisel yatkınlığın ve çevresel etkilerin önemini tartışınız.

Öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırılması kolay olsa da bu olayın alışkanlığa dönüşmesi için çevresel faktörler yani gerek aile gerekse çevresindeki insanların bu alışkanlığı destekleyecek özellikte olması önem arz etmektedir. Okuma alışkanlığı ailede başlar öğretmen arkadaş grupları ve çevre etkisiyle alışkanlık haline dönüşebilir veya tekrardan okumayı bırakmasına da sebep olabilir. Kısaca okuma alışkanlığının kazanmak sadece bireyle ilgili değil bu alışkanlığın kazanılması aile, okul ve çevreninde etkili olduğunu bilmekteyiz. Çocuklara sunulan okuma alışkanlığı için hem fizik hem de çevresel faktörlerin altyapısı tam olmalıdır. İlgili olmadığı; bu alışkanlığın kazandırılmasında bireyle birlikte ailenin, okulun ve çevrenin de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Çevresel faktörlerin tutumuna ve çocuklar için sundukları altyapının kapsamlılığına bağlıdır. Bireylerde okumaya karşı ilgiyi ve uyandıran etkenlerin, bireyin kendi isteği, ailesi ve öğretmenleri ve hatta kütüphaneciler de bile bu süreçte etkilidir diyebiliriz. Evde etrafında her yerde sürekli internet olursa okuma alışkanlığı kazanmak yerine sanal âlemde takılacaklardır.

 

Diğer bir etkende bireyin kişilik yapısı okumaya daha yatkın olmasıdır. Çocukların bazıları küçük yaşlardan itibaren okumaya fazlaca meraklı oluyorlar. Bu genelde çocukların yapısıyla alakalıdır. Psikolojik bir durumdur. Tabi ki aile fertlerini taklit eden çocuklardan bahsetmiyoruz. Böyle bireyler okumayı daha çok seviyorlar ve daha çabuk alışkanlık haline dönüştürebiliyorlar. Bu durumdaki çocukları çevresel etkenlerle de desteklersek okuma alışkanlığını bırakmaları zor hale gelir ve gerçek alışkanlık kazanılmış olur.

Okumayla ilgili bir anınızı yazınız.

Okumayla ilgili bir anınızı yazınız.

Daha 12 yaşlarında olduğum zamanlardı. Sanırım 12 yaşlarındaydım. Ortaokula yeni başlamıştım ve etrafımdaki her şey çok farklı gelmeye başlamıştı. Yeni okulun her düzeni önceki okulumdan farklı olması alışmamı bayağı zorlamıştı. Yeni arkadaş eş dost edinmek beni germişti ve yalnızlık çekmiştim bir süre. Sürekli okul kütüphanesinde vakit geçirmeye başlamıştım. İlk başlarda okumaya çok merakım olmasa da kütüphanede geçirilen vakitlerde kitaplar ilgimi çekmeye başlamıştı. Kendimi kitaplara vermeye başladım. Bu vesile ile hemen hemen her gün boş vakitlerimde okul kütüphanesine girer kitaplarla haşir neşir olurdum.

 

Böyle böyle, derken kitaplar benim arkadaşım olmaya başladı. Benim gibi bir çocuk sürekli kütüphaneye gelmeye başladı. Bir öğlen arası çok sevdiğim kitaplarımdan birini kütüphanede okurken bu çocuk yanıma geldi ve bana hangi kitabı okuduğumu sordu. Akabinde çocukla tanıştık. Çocuk da benim gibi kitapları seven biriymiş. İşin ilginç yanı ise 13 yaşındaki çocuğun amatör kitapları varmış kendi kendine yazdığı. Birlikte zamanla öyle güzel arkadaş olduk ki onun yazdığı kitapların bulunduğu güzel kitaplığını birlikte evinde gösterdi. Onun kitaplarını da okudum gerçekten beğendim. Bu yaşlarda kitap yazmaya başlamak çok güzel duygu olsa gerek dedim ve bende şiirlerle yazmaya başladım. Tabi ki şiir yazarı olamadım ama hala yazmaya devam ediyorum. Okumanın bu kadar güzel şeylere vesile olması gerçekten mutluluk verici bir durumdur.

Elektronik kitabı dijital kitaptan ayıran fark nedir?

Elektronik kitabı dijital kitaptan ayıran fark nedir?

Elektronik kitap kısaca e-kitap olarak da isimlendirilir. Elektronik kitap her çeşit bilgisayar üzerinden okunabilmesi için dizayn edilmiş bilgisayarlara özgü dosya türüdür, dosya formatıdır. Elektronik kitap basılı kitaplara ait tüm özellikleri bünyesinde barındırır. Elektronik kitap basılı benzerlerindeki kağıt özelliğini barındırmaz. Elektronik kitapta bunların dışında ses, görüntü, video ve etkileşim bağlantıları da mevcuttur. Elektronik kitap, kolaylıkla internet üzerinden çekilebilecek, elektronik posta ile gönderilebilecek durumdadır. Ayrıca CD-Rom, USB bellek vb. ile de okurlara ulaştırılması mümkündür. Çok kolay şekilde güncellenebilir, kolayca taşınabilir, depolanabilir, fiziksel baskı maliyetini ortadan kaldırabilir. Elektronik kitap avantajlıdır.

 

Dijital kitabın farklı bir tanımı yoktur. Elektronik kitabı dijital kitaptan ayıran fark yazılım ve donanım bileşenidir. Yazılım ve donanım özellikleri farklıdır. Örneğin elektronik kitap Epub ismi ile kullanılırken kopyalanırsa ve diğer formatlar ile açılmaya çalışılırsa yazı düzeni, sistemi bozulur. Yazı düzeninin bozulması da ilgili dosyanın silinmesi zorunluluğunu doğuracaktır. Fakat dijital kitapta bu durum olmaz diyebilirim. Dijital kitapta böyle bir sorun yaşanmaması dijital kitabı daha çekici hale getirmiştir. Elektronik kitap her formata uygun değilken sadece tek programa uygunken dijital kitap PDF formatı, Word formatı ile uyumludur.