Kışı güven içinde yaşayanların, kıştan zarar görenleri düşünmeden kutlama yapmaları duyarsızlık mıdır?

Kışı güven içinde yaşayanların, kıştan zarar görenleri düşünmeden kutlama yapmaları duyarsızlık mıdır?

Yaşam düz bir çizgi değil. İnsanlar da fabrikadan çıkan tek tip insanlar değil. Herkesin kendi gerçekliğinden yola çıkarak olaylara bakış açısı var. İyilik de kötülük de insanların kendi içinde. İnsanların yaşadıkları olaylar, kazanımları, yaşam koşulları olaylara farklı biçimlerde bakmalarına neden oluyor ama bunu asla kötü olarak algılamamak gerekiyor.

Bunun yanında bir de mevsimler olgusu var. Anadolu dört mevsimin yaşandığı çok güzel topraklar. Böyle olunca da kimileri hiç sevmese, kimileri bayılsa da kış mevsimi de bu dört mevsimden bir tanesi. Karı ile soğuk havası ile diğer mevsimlere göre daha masraflı bir mevsim olduğu ise kesin.İnsanlar bu mevsimde ısınma için çok daha fazla para harcıyorlar. İster soba ile, ister kalorifer ile, ister doğalgaz ile olsun kişilerin en çok masraf yaptığı aylar kış ayları.

 

Kimileri için bu durum sorun olmuyor ve kazançları son derece iyi olduğu için rahatça kar tatillerine gidiyor ve bunu başta sosyal medya olmak üzere birçok mecrada paylaşıyorlar. Bu ise kışın geçinmekte zorlananları, zarar görenleri rahatsız edebiliyor.

İşte bu noktada beklide en doğru şey insanları yargılamadan önce onların kendi gerçekliğinin ne olabildiğine objektif bakmaktır. Zira bazen hiçbir şey göründüğü gibi olmayabiliyor. Bir de şunu unutmamak gerekir. Elbette insanlar o an mutlu ise öyle yapmak istiyorlar ise kutlama yapabilirler. Belki o gün onlar için çok özeldir. Tüm bunları yadsımamak gerekir. Ama kutlama, eğlence yapanların da özgürlüğün bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bittiğini bilerek, komşusu aç iken tok yatan bizden değildir gerçeğini unutmadan hareket etmeleri gerekir. Yani karşılıklı olarak empati yaparak. O zaman kimse kırılıp, dökülmez.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Yaşadığınız olayları günü gününe yazmanın ne gibi faydaları olabilir?

Yaşadığınız olayları günü gününe yazmanın ne gibi faydaları olabilir?

Okuma yazmayı öğrendiğim günden beri günlük tutuyorum. Bu yüzden günü gününe yazmanın faydalarına hayatımda birebir tanık oldum.

Bence, her şeyden önce her gün yazarak kendini ifade etmeyi öğreniyorsun. Aklından geçen düşüncelerini, yaşadığın duygularını kâğıda dökmek bambaşka bir tecrübedir. Çünkü yazarken kendini de keşfedersin. Dışardan başka biriymiş gibi kendini görmeyi öğrenirsin. Böylece özeleştiri duyun gelişir. Örneğin çok haklı olduğundan yüzde yüz emin olduğun bir tartışmayla ilgili yazmaya başladığında, olayı baştan sona düşündüğün için kendi hatalarınla da yüzleşmeyi öğrenirsin. Bu aynı hatayı bir daha yapmaman için sana bir fırsat sunar.

 

İkinci olarak, “Asla unutmam!” dediğimiz olayları, insanları, bilgileri zamanla unutmamız kaçınılmaz. “Söz uçar, yazı kalır.” sözü boşuna söylenmemiştir. Aklımız zaman geçtikçe bizimle dalga geçebilir. Bu yüzden ara ara dönüp eski günlüklerimi okurum. Unuttuğum ve bazen karıştırdığım o kadar çok ayrıntı var ki anlatsam şaşarsınız!

Günlük yazmanın başka bir faydası, kelimelerle arkadaşlığınızı geliştirir ve okuma alışkanlığı edindirir. Kendimizi, anlam dünyamızı tam ifade edecek farklı farklı kelimeleri dağarcığımıza eklemek için  okumaya yöneliriz. Okumak ve yazmak, birbirini karşılıklı beslediği için, hem entelektüel düzeyimiz artar hem de bilginin getirdiği güvenle özsaygımızı artırır.

Yaşadıklarımızı hikâyeleştirmek hayal dünyamızı da renklendirir.  Bir süre sonra hayallerimiz geleceğe yönelik planlara dönüşür. Yaratıcılığımızı geliştirir; ayrıca her gün yazmak disiplin gerektirdiğinden bu disiplin ahlakı bize hem sosyal hem özel hem iş hayatımızda manevi ve maddi tatmin kazandırır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

“Sözünde durmak” ifadesinden ne anlıyorsunuz?

“Sözünde durmak” ifadesinden ne anlıyorsunuz?

Sözünde durmak ahlaklı bir insanda bulunması gereken erdemlerden birdir. Sözünde durmak aynı zamanda dürüst olmak için de gereklidir. Dürüst bir insanın verdiği sözleri tutması gerekir. Sözünü tutmayan biri nasıl dürüst olabilir. Verdiği sözleri her ne pahasına olursa olsun yerine getiren birinden bahsederken sözünün eri deriz. Sözünün eri olmak deyimiyle ifade edilen, verdiği sözü tutmak, sözünün sahibi olmaktır.

 

İnsanlar ya verdiği sözü tutmalıdır, ya da tutamayacakları sözleri vermemelidir. O yüzden söz verirken de dikkat etmek gerekir. Olup olmadık yere, her şeye söz vermek doğru bir davranış değildir. Tutmadığınız sözler insanların size karşı güven duygusunu yitirmesine sebep olur. Söz verip verip tutmayan biri itibarını kaybeder. Sözüne güvenilmez bir kişi olarak kabul edilir. Söz namustur demiş atalarımız. Erdem sahibi insanlar için sözünü tutmak çok büyük önem taşır. Sözünde durmayan bir kişi namusunu yitirmiş, zedelemiş olur.

Sözünü tutan insanlar toplumda değer kazanırlar. Sevgi ve saygıyla anılırlar. O, özü sözü bir olan bir kişidir diye bahsedilir. Ahlaki değerlere önem veren biri için toplumda böyle anılmak oldukça önemlidir. İnsanlar bir topluma girdiklerinde önce kılık kıyafetlerine göre karşılanır. Bulundukları mevkiler ve makamlar oldukça önemli olur. Ancak insanlar zenginliklerini, mevkilerini kaybedebilirler, bununla birlikte erdemlerini de kaybediyorlar ise zaten hiçbir değere sahip değillerdir. İnsanların gerçek değerleri sahip oldukları erdemlerle ölçülür. Bulundukları mevki veya sahip oldukları maddi şeyler değerini belirleyemez.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Er meydanı, yenişememe, sonuna kadar devam etme

Metinde güreşlerdeki “er meydanı, yenişememe, sonuna kadar devam etme” anlatımı ile günümüz spor karşılaşmalarındaki “sportmenlik” kavramını karşılaştırınız.

Güreş müsabakalarının yapıldığı yere er meydanı denir. Güreşçiler, aynı zamanda diğer sporcular yiğit kişilerdir. Bu da sportmenlik dediğimiz, sporcularda bulunması gereken ahlak kurallarına uymalarından ileri gelir. Güreşte er meydanına çıkmak yiğitliğini göstermek, sonuna kadar devam etmek, müsabakayı kurallara uygun bir şekilde devam ettirmek, sonuçları kabullenmek demektir. Her müsabakanın sonunda bir yenen, bir yenilen olur. Bazen de karşılaşmanın sonuçlar berabere olabilir. Her durumda saygılı bir şekilde davranmak, sevincimizi taşkınlıklara vardırmadan yaşamak, yenilgimizi de kabullenmek ve karşı tarafı tebrik etmek gerekir. Sportmenlik bunu gerektirir.

 

Güreş müsabakalarında bazen güreşçiler uzun süre er meydanında kalırlar. Bir türlü yenişemezler. Ama bu durum beraberlik ilan edilene kadar devam eder. Sportmenlik gereği mücadele devam eder. Mücadeleyi bırakmak sportmenlik kavramına uymaz. Sporcu, güçlü, cesur olduğu kadar da ahlaklı olmalıdır. Her ne dalda yarışıyorsa yarışsın, o sporun gerektirdiği kurallara uyması gerekir. Aynı zamanda yarışmayı yöneten hakemlerin verdiği kararlara da uymak zorundadır. Sportmen bir kişi mızıkçılık yapıp da bir yarışı ortasında bırakmaz. Sonuna kadar devam eder. Tarihte, ister milli sporlarımızda olsun ister diğer spor dallarında bunun birçok örneği söz konusudur. Özellikle maratonlarda yarışı sonuna kadar devam ettiren birçok sporcu görürüz. Aslında bu sporcular yarıştan çekilebilir. Devam etmek zorunda olmadıkları halde yarışı tamamlamayı seçerler. Bunun tek sebebi ise kendilerine ve yaptıkları işe duydukları saygıdır ve sportmenlik bunu gerektirir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili bir araştırma yapınız.

“Geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri” ile ilgili bir araştırma (Nerede, ne zaman düzenlenir, kuralları nelerdir?) yapınız.

Ülkemizde güreş denildiği zaman aklımıza ilk gelen geleneksel Kırkpınar yağlı güreşleridir. Kırkpınar yağlı güreşi 14. Yüzyılda Rumeli’de doğup günümüze kadar gelmiştir. Yağlı güreş ise, pehlivanların paçası ve beli ip ile bağlı olan deri pantolon giydiği ve zeytinyağı ile yağlanarak çim üstünde yapılan bir güreştir. Yağlı güreş geleneksel bir Türk sporu olup, geleneksel sporlarımız arasında ön sıralarda yer alan bir spor dalıdır. Kırkpınar yağlı güreşleri kültürümüzün bir parçası olan bir spor dalıdır.

 

Geleneksel Kırkpınar yağlı güreşleri genel olarak Haziran ayının sonu, Temmuz ayının başlarında düzenlenmektedir ve bu yağlı güreşler yedi gün sürmektedir. Geleneksel Kırkpınar yağlı güreş festivali Cuma günü pehlivanlar için dualar okunarak başlar. Yağlı güreşi kazanan pehlivan başpehlivan ünvanını kazanır ve altın kemeri bir yıl süre ile kazanır. Ayrıca üç sene arka arkaya başpehlivan olan yağlı güreşçi altın kemerin sahibi olur. Geleneksel Kırkpınar yağlı güreşler, Edirne’nin mesire yerlerinden biri olan Sarayiçi mevkiinde bulunan sahada yapılır. Bu yağlı güreşlerin yapıldığı alana er meydanı denilmektedir.

Geleneksel Kırkpınar yağlı güreşlerinde ceza gerektiren konular ise şöyledir; rakibe, hakeme ya da seyircilere söz ya da el kol hareketi ile hakaret etmek. Güreş sırasında rakibi ile tartışmak, ciddi güreş yapmamak ve şike yapmak. Yağlı güreşlerde yasak oyun ve diğer yağlı güreş kurallarına uymamak, hakem uyarılarını dinlememek.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Sınırlarımız dışında Türk kültürünün yaşatıldığı başka yerler var mıdır?

Sınırlarımız dışında Türk kültürünün yaşatıldığı başka yerler var mıdır?

Türk milleti de kendine özgü bir kültürü olan bir millettir. Bir milletin kendilerine özgü olan örf, adet, din, dil, yemek, müzik, sanat ve yaşam şekli gibi değerleri içinde barındıran kavramı kısaca kültür diye tanımlayabiliriz. Türk kültürü de çok eski yıllara dayanan oldukça köklü bir geçmişe sahip olan bir kültürdür ve içerisinde kendine özgü oldukça önemli ve değerli özellikler barındırmaktadır. Türk toplumu yaşadığı coğrafyadan kaynaklı çok çeşitli kültürlerin birikimlerinden de almıştır. Türk kültürünün en önemli özelliklerinden birisi de misafirperver olmasıdır. Evine gelen misafiri rahat ettirmek için elinden gelen özeni gösterir.

 

Bayramları ile, yöresel halk oyunları ile, müziği ile, geleneksel yemekleri ile, geleneksel sanat ve zanaatı ile Türk kültürü oldukça zengin bir kültürdür. Türk kültürünün en önemli değerlerinden biri olan Türk Mutfağı çok zengin yemeklere sahip olan bir mutfaktır. Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen geleneksel yemek ve tatlılarımız oldukça beğenilen tatlardır. Ülkemize gelen turistler tarafından da büyük ilgi görmektedir. Yine ülkemizin dört bir tarafında yapılan geleneksel el sanatlarımız da ülkemize gelen turistler tarafından oldukça ilgi görmektedir.

Sınırlarımız dışında da Türk kültürünün yaşatıldığı başka yerler vardır. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları yaşadıkları ülkelerde kültürümüzü yaşayarak devam ettirmektedirler. Gerek yaptıkları çeşitli organizasyonlar düzenleyerek olsun gerek şenlikler yaparak olsun Dünya’nın dört bir tarafında kültürümüzü yaşatmaktadırlar.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Türkiye dışında Türklerin ağırlıklı yaşadığı başka yerler var mıdır?

Türkiye dışında Türklerin ağırlıklı yaşadığı başka yerler var mıdır?

Türkiye dışında Türklerin ağırlıklı olarak yaşadıkları başka yerler vardır. Bu ülkelerin en başında gelen ülke ise Almanya’dır. Gerek ekonomik sebeplerden kaynaklı olarak gerekse çalışmak, eğitim ya da başka nedenlerden kaynaklı olarak binlerce hatta milyonlarca Türk başka ülkelerde farklı farklı sebeplerden dolayı yaşamlarını sürdürmektedirler. Dünya’nın birçok ülkesinde ülkesinden ayrı olarak yaşayan ve hayat mücadelesi veren Türkler bulunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Türkiye dışında en fazla Türk’ün yaşadığı ülkelerin başında Almanya geliyor. Yapılan araştırmalara göre en fazla Türk vatandaşının yaşadığı Almanya da yaklaşık iki milyon civarında Türk vatandaşı yaşadığı bilinmektedir.

 

Geçmiş yıllarda iş için çalışmaya Almanya’ya göç eden vatandaşlarımız Almanya nüfusunda önemli bir yer tutmaktadır. Almanya 2. Dünya savaşından sonra iş gücüne ihtiyaç duymuş ve ülkemizden Almanya’ya çalışmak için insanlar gitmiştir. Daha sonra Türkiye dışında en fazla Türk’ün yaşadığı ülkelerden bazıları ise ABD, Fransa, Hollanda gibi ülkelerdir. Bu ülkelerde Türkler yoğun olarak yaşamaktadır. Bu ülkeler dışında dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Türklerin yaşadığı bazı ülkeler ise Yunanistan, Avusturya, Suudi Arabistan, İsviçre, İngiltere, Belçika, Danimarka, Rusya, Kanada, Avustralya, İtalya gibi ülkelerdir. Bu ülkeler dışında da Türklerin yaşadığı ülkeler bulunmaktadır. Ancak en fazla Türkiye dışında Türklerin ağırlıklı olarak yaşadığı ülkeler genel olarak bu ülkelerdir. Türklerin sayıca çok fazla olmasa da yaşadığı daha pek çok ülke bulunmaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...