Olayların abartılarak ve olağanüstü öğeler kullanılarak anlatılmasının nedenleri

Olayların abartılarak ve olağanüstü öğeler kullanılarak anlatılmasının nedenlerini tartışınız.

Hayatımızın içerisinde her bir an bir olaya şahit olmaktadır. Yaşamış olduğumuz düzen içerisinde giriş, gelişme ve sonuç barındıran pek çok olay olay yaşamaktayız. Bunun dışında yazılan hikayeler ve romanlarda tamamı ile bir olay örgüsüne dayalı bir metin yapısı barındırmaktadır. Yaşanan olayların abartılması ve olduğundan daha farklı gösterilerek anlatılması karşı tarafı etkileme açısından daha iyi olduğu düşünülerek yapılan bir hamledir. Bunu hikayelerde ya da romanlarda kullanımını düşünerek daha iyi idrak edebiliriz.

Hikaye ve romanlar oluşturulurken okuyucu sıkmaması açısından özellikle daha kurgulu ve içerisinde sürükleyici bir tarzda anlatımın olmasına dikkat edilmektedir. Bu şekilde de gündelik hayatta karşıdaki kişiyi sıkmamak ya da anlatılacak olan konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla ile bu tarz bir olağanüstü anlatım tekniği kullanılır. Bunun yanı sıra bazen anlattığımız konunun dikkat çekici olmasını sağlayabilmek ya da karşı tarafta etki uyandırmasını istediğimiz içinde böyle bir abartılı ve olduğundan daha farklı bir şekilde olağanüstü bir olay yaşanmış çağrısına aktarılan üslublarda görmekteyiz.

 

Bunu metinler içinde düşündüğümüzde muhakkak ki olay örgüsü barındıran hikayelerin içerisinde ne kadar gerçeklik öğesi barındırıyor olsa da olağanüstülük hakim olmaktadır. Anlatımın içerisinde olay örgüsü ve herhangi bir olay mekanizmasının olduğu anlatım tarzlarında kullanılan bir teknik olarak da bunu düşünebiliriz. Kurgunun olduğu, hayal ile gerçeğin bir arada yürütüldüğü metinlerin içerisinde de olağanüstülük barındıracak tarzda olayların daha abartılı bir şekilde gösterilmesini garip karşılamamak gerekir. Metinlerde kullanılan bu üslup gündelik hayatta da yine karşımızda bulunan kişi ile iletişim kurarken daha etkili halde olabilmek amacıyla kullandığımız bir yöntem diyebiliriz.

Doğanın korunmasının niçin önemli olduğunu aşağıdaki görselden yola çıkarak tartışınız.

Doğanın korunmasının niçin önemli olduğunu aşağıdaki görselden yola çıkarak tartışınız.

Doğa dediğimiz alan; yaşadığımız, nefes alıp verdiğimiz ve sürekli olarak aktif faaliyette bulunduğumuz yerdir. Doğa olarak kabul edilen alanlarının korunması bizim sağlığımızı da bu anlamda doğrudan etkilemektedir. Sağlıklı nefes alabildiğimiz ve etrafta herhangi bir bize zarar verici, vücudumuzu da etkileyici cisim, kötü gaz ya da çöp kokularının olduğu alanlarda bulunmak muhakkak ki bizi de etkileyecektir.

Bireysel olarak bize sağladığı katkıların dışında doğayı korumakla beraber tüm Dünya’nın aslında olumlu yönde etkilendiğini de unutmamalıyız. Doğal güzelliklerini korumak ve çevreye zarar vermemek aslında tüm dünyayı etkileyecek unsurlar barındırır. Su seviyesinin gitgide azaldığı bir dönem düşünüldüğünde daha az su tüketimi ya da daha tutarlı su kullanımını gerçekleştirdiğinizde doğamızda bulunan çölleşmeyi azaltmış oluruz.

 

Bunun yanı sıra ormanlara gittiğimizde, piknik alanlarında etraftaki yeşil alanlara zarar verici herhangi bir ateşi söndürmeden arkamızda bırakmayarak ve buna karşı çevremizdekileri uyararak da yeşil alanların çok olmasına ve çorak arazilerin daha da azalmasına katkı sağlayabiliriz.

Ozon tabakasına zarar verici herhangi bir kimyasal atık fabrikasının işleyişinin farklılaşması veya kullanmış olduğumuz parfümlerin kullanımını azaltmak yine dolaylı yollardan bizim gökyüzü sistemimizi etkileyecektir. Daha sağlıklı bir hayat istiyorsak bu ufak dediğimiz noktalara dikkat etmek aslında genel olarak tüm dünyanın ekosistem yapısını ve dengesini etkilemektedir.

Daha sağlıklı daha verimli daha temiz ve sürekli olarak yeşil alanların bol olduğu oksijeni rahatça tüketebileceğimiz alanlar istiyorsak muhakkak ki bunlara dikkat etmeliyiz.

İnsan ağaca benzer. Ne denli yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse o kadar kök salar.

“İnsan ağaca benzer. Ne denli yükseğe ve aydınlığa çıkmak isterse o kadar kök salar.” (F. Nietzsche ) Filozof bu sözüyle ne anlatmak istemiştir?

Toprağa bir tohum ektiğinizde filizlenip boy vermeye başlar. Ne kadar çok toprağın bakımını iyi yaparsak bize o derece iyi ve sağlam filizlenme verir.

Zamanla büyüyüp koca ve kalın gövdeli bir ağaca dönüşür. En başta minik çiçekleri bulunan bu tohum artık dallarından meyve vermeye başlayan bir ağaca dönüşür. Güneş ve yağmur ile meyve olgunlaşma sürecine girer ve meyveler ya da çiçekler yenebilir hale gelir. Bu sırada ağaç büyüyüp boy verdikçe ve meyveler olgunlaştıkça kökleri daha da kuvvetle büyür. Öyle ki 50 yıl en zor iklim koşullarına dahi dayanabilen ağaçlar bilmekteyiz. Sağlam kökler sağlam ve meyve veren verimli bir ağaç oluşturmuştur.

 

İnsan da böyledir. Bir ağaç gibi…Ne kadar çok etrafına faydası, olumlu etkisi artar ve gitgide olgunlaşırsa o derece hayata güçlü bağlar ile tutunur. Onu göre onda şifa bulur. O kişi ki; bir hazine gibidir. 50 yıl geçse de eskimez, değerini yitirmez. Ona o yaşta bile çok ihtiyaç duyulur.

Bizi çevremizdekilere bağlayan, hayata güçlü bağlar ile tutunmamızı sağlayan şey hiç bitmek bilmeyen hayat enerjisi, öğrenme sevgisi ve insan kıymetidir. İnsan sevgisi ile kök salar. Aydınlandıkça ruhu etrafa ışık saçar. Bazen yol olur bazen yön. Kaybolunca ışığında aydınlanır. Yorulunca gölgesinde dinlenirsin.

Biz ne kadar köklerimizi sağlamlaştırırsak o derece büyür. Ne derece yükselmeye ve gelişmeye açık olursak o derece kökleri sağlam hale geliriz.

Doğanın korunması için neler yapılabileceğini belirtiniz.

Doğanın korunması için neler yapılabileceğini belirtiniz.

Doğa güzelliklerinin olduğu her bir alan muhakkak ki bizler tarafından korunmaya muhtaçtır. Yaşadığımız çevre ve bu çevrenin etrafında bulunan her türlü sağlıklı bir yaşam sürmemize ve daha rahat nefes alıp vermemizi sağlayacak olan ağaçların olduğu alana doğa adı verilir. İnsan eliyle zarar verilmesi ve tahrip edilmesi ve herhangi bir doğal afet ile zarar görmesi mümkün olan doğa dediğimiz alana muhakkak ki iyi müdahalelerde bulunmamız gerekir. Doğayı korumak her vatandaşın üstüne düşen büyük bir sorumluluktur.

Yaşadığımız alanı korumak ve daha güzel hale getirmek bizim görevimizdir. Doğayı koruyabilmek için yeşil alanların arttırılmasına özen gösterebiliriz. Bunun için zaman zaman okulda ya da aile çevremizde belirli kampanyalar başlatarak ağaç dikme faaliyetlerinde bulunabiliriz.

 

Önceden yapılmış ve belirli bir şekil verilmiş koru alanlarına ya da ağaçların bulunduğu bölgelere çitler yerleştirerek oraların korunmasını sağlayabilir, belirli tabelalar asarak bu bölgelere izinsiz girilmemesi ve zarar verilmemesine dair bilinçlendirici çalışmalar yapabiliriz.

Doğanın korunması gereken ve zarar gördüğünde ne gibi problemlerle karşılaşılacağını detaylı bir şekilde aktarabileceğimiz bilgi afişleri hazırlayabilir. Bunu okulda sunabilir veya belirli alanlara yapıştırabiliriz. Bu şekilde bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunabiliriz.

  • Çimlere basmamak,
  • Çiçekleri koparmamak
  • Yeşil alanlara zarar verecek herhangi bir dış kuvvet ve güç uygulamayarak da doğamızı korunmuş oluruz.

Bunun dışında herhangi bir doğal afetin; heyelan veya sel’in yeşil alanlara zarar vermesini engellemek amacı ile setler kurabilir ve büyüklerimizden bu anlamda koruyucu çalışmalar yapabilmeleri için yardım alabiliriz.

İnsan doğasının kötü olduğu ile ilgili bir metin.

İnsan doğasının kötü olduğu ile ilgili bir metin..

İnsanın doğasında iyilik kavramı da kötülük kavramı da bulunur. Bu duygular ile doğan çocuk iyiliğe meyleden bir fıtrata sahip olsa da içinde kötü örnekler gördüğünde o yöne meyledecek duyguları doğuştan barındırır.

İnsan iki zıt kavramlar birliğinin beraberce görüldüğü varlıktır. Bu yüzden seçim hakkı da verilerek önüne sunulmuş bir hayatı yaşar.

Eğer kötü bir örnek ile yetişirse doğasındaki kötülük ortaya çıkar. Ne zaman ki bu yönüne meyli artar ve sorun görmezse bu hal onu çepeçevre kuşatır.

Düşünelim ki; çocuk ailesinden sigara içildiğini gördüğü bir ortamda var oluyor. Çok normal olarak gördüğü sigara arkadaş çevresinde de popüler hale geliyor. Ve bu dış etkenlerden dolayı doğasında iyilik bulunan bu kişi, doğasındaki kötülüğe meyledip küçük yaşlarda sigara içmeye başlayabiliyor.

 

Ya da insanda var olan bir kötü özellik kıskançlıktır. Doğasında var olan bu özellikten dolayı küçükken arkadaşları ile oyuncaklarını paylaşmak istemeyen çocuk, büyüyüp erişkin olduğunda da okulda veya işyerinde sırf kıskandığı için insanlara zarar verecek bir hal içine girebiliyor. Bazen bir söz ile bazen eylemle karşı tarafı üzebiliyor ve ona kötülükte bulunabiliyor.

Bazen insan cimri olabiliyor. Bu da doğasında bulunan bir kötü özellik olarak özellikle etrafındakileri olumsuz yönde etkileyebiliyor. Cimri olan kişi bazen öyle bir duruma geliyor ki; yanında biri zor bir durumdan dolayı kıvranacak hale gelse ve ona yardım etmeye imkanı olsa elini uzatmıyor. İnsan sadece maddi açıdan değil manevi açıdan da cimri olabilir. Sevgi, saygı, hoşgörü, yardım etme gibi kavramların da cimrisi olma hastalığına düşebiliyor. Bu da kişinin doğasındaki kötü yönüne meyletmesi sonucu gittikçe büyüyen bir duruma gelebiliyor.

İnsan doğasının iyi olduğu ile ilgili bir metin.

İnsan doğasının iyi olduğu ile ilgili bir metin…

Allah’ın yaratmış olduğu ve yaratırken de diğer varlıklardan üstün olarak akıl kabiliyeti ile yaratılan insan duygularıyla da diğer canlılara benzemektedir. Yaratılışta bizlere iyilik ve kötülük kavramları verilmiş olmaktadır. Biz bu şekilde bilirken insanın iyilik ve kötülük duygularını, doğuştan getirip getirmediğini test amacıyla bir deney yapılmıştır.

Yapılan bu deneye göre sonuç olarak denmiştir ki; insanın doğası gereği iyilik ile yaratıldığı kötülük kavramını sonradan kazandığı söylenmiştir. Deney şu şekildedir: Bir grup daha konuşma çağında olmayan çocuk sıra ile bir odaya alınır. Bu odada kuklalardan bir tiyatro gösterisi yapılır. Çocukların kuklalara  vereceği tepkiye göre de bir değerlendirme yapılacaktır.

 

Kuklalardan biri; iyi bir karakteri canlandırırken diğeri; kötü bir karakteri canlandırır. Kötü karakter olan kukla; kutu içerisinde sıkışmış, çıkmayı başarmış olan arkadaşı kuklayı tekrar kutu içerisine haps etmektedir. Kutuyu açmaya çalışıp çıkmaya çalışan  kuklanın kutusunun kapağını kapatan, kötü kukla örneği gösterildikten sonra bu sefer de tam tersi kutu içerisinde sıkışmış iyi kukla gelip kutudaki arkadaşını kurtardığı bir canlandırma yapılmıştır.

Sonuç olarak; tüm bebekleri bu görselliğin ardından iki kukla sunulmuştur. Bu iki kukladan hangisini tercih edeceğini meraklı izleyen kalabalığın karşısında bebeklerin her biri kötü olan kuklayı gördüklerinde ağlamış, her zaman için iyi olan kuklayı seçmişlerdir. Bu da bize gösteriyor ki; çocuk doğumdan itibaren aslında iyi olana meyletme özelliğine sahiptir.

İç duyguları hep iyi olan, doğru olana yaklaşım göstermektedir. Bu örnekten yola çıkarak diyebiliriz ki; insanın doğası iyiye meyleder pozisyonda yaratılmıştır.

Bir filozof olsaydınız hayatın anlamına dair hangi soruları sorardınız?

Bir filozof olsaydınız hayatın anlamına dair hangi soruları sorardınız? Düşününüz.

Bence insanın yaratılışta neden var olduğuna dair sorgulamalar yapması onu iyi olana yönlendirir. Biz doğrular ve yanlışların bu kadar serbest ve oldukça fazla olduğu bu çağda iyi ve doğru olana muhtacız.

Hayatımızdaki kayıpları, savruluşları ve kayboluşları ancak o zaman aşabiliriz. Hayata geliş amacını anlayan bir kişi gününün her saniyesinden hoşlanmaya başlayan ve her bir dakikayı fırsat bilen biri haline gelir.

İnsanın en büyük zaafı günümüzde tembellik ve isteksizlik olmuştur. Bunu ancak hayat sorgulaması ve içinde bulunduğumuz düzenin bizde oluşturduğu etkiyi düşünerek aşabiliriz.

 

Mesela bu sorulara örnek olarak birkaç madde sıralamadan önce bu soruların ve bu tarz sorgulamaların her yaşta farklı olduğunu unutmamak gerekir. Her yaş, farklı bir gelişim evresi demektir. Bu yüzden kişinin olgunluğuna göre de hayata bakış ve gözlemi farklı olabilmektedir.

  • Acaba bu dünyaya geliş amacımız nedir?
  • Ben bu amaca yönelik işler yapıyor muyum?
  • Hayatımın içinde o değer verdiğim unsura karşı ne kadar zaman harcıyorum?
  • Etrafta benim gibi başka insanlarda var mı? Eğer varsa onlar ne yapıyor?
  • Hayatın içinde konumum nerede?
  • İyilik neden var?
  • Kötülük neden var?
  • İnsanlar beni nasıl biri olarak görüyorlar ve ben o gördükleri şey miyim?
  • İyilik ve kötülük kavramları davranışsal olarak hayatımın neresinde?
  • Benim yaşıtım olan kişiler şuan ne yapıyorlar? Hayatta onları meşgul eden şeyler doğru şeyler mi?
  • Bu evrendeki maddi ve manevi kaygılar neden var?