Seyit Onbaşı’ya Mektup

Çanakkale Cephesinde savaşan kahramanlardan Seyit Onbaşı’ya bir mektup yazınız. Yazdığınız mektubu arkadaşlarınıza okuyunuz.

Ey! Seyit Onbaşı Çanakkale Destanı’nın unutulmaz kahramanı.  Savaş sırasında 276 kg’lık top mermisini kaldıran efsane kahraman. Türk ordusu adına yaptığın onca mücadelerin hakkını ödememiz mümkün değil. Bir kere bile düşünmeden alnın açık tek başına taşıdın o mermiyi. Ey Seyit Onbaşı senin gibi niceleri de keşke hala hayatta olsaydı. Sırtına aldığın o yükle sen adeta hayatı sırtladın. İngiliz zırhlısı Ocean bu sayede senin gücünle batmıştır. Bu olayda Türk tarihinde yaşanan olayın seyrini tamamen değiştirmiş oldun. Koca yürekli kahraman!  Senin onca kahramanlığını anlattsam ne kağıda sığar ne de kalem yeter.

 

Kocaseyit  topçu eri olarak yürüttüğün görevinde hakkıyla çıkan kahramanım. Gözünü bir kez olsun kırpmadan Türk ordusu için onca mücadele verdin. Umurım gelecek nesillerde bunun değerini iyi bilip ülkemize sahip çıkacaklardır. Şimdilerde ufacık eşyaları taşımakta bizler hayıflanırken seni  276 kg’lık mermi ile düşününce inan utanıyorum.  Köyünde orman ve kömür işleri ile uğraşırken kendini ordu için ortalara atan kahraman. Şimdiler de düşünüyorum da acaba yeni nesiller olarak böyle bir durumda ne yapardık? Hiç iyi şeyler gelmiyor akılma Koca yürekli kocaseyit hiç! Her ne de olsa bir kesim olarak bizler sizin döktüğünüz o kanların bedeline toprağımızı ölene dek korumaya söz veriyoruz. Bu düşman cephelerinin kolay temizlenmediği mücadelerlerde bizler olmasak da adınızı ve şanınızı duyurmaya devam edeceğiz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Çanakkale Savaşı ile ilgili neler biliyorsunuz?

Çanakkale Savaşı ile ilgili neler biliyorsunuz?

Osmanlı Devleti ile itilaf Devletleri arasındaki Çanakkale Savaşı tarih olarak I. Dünya Savaşının sonlarına doğru meydana gelmiştir. 1915-1916 yılları arasına denk gelen bu tarihte Gelibolu Yarımadasında yapılan deniz ve kara muharebesi olmaktadır.  Bu savaş tarihte yer alan en kanlı bölüm olarak bilinmektedir. Aynı zamanda da  Türkler için tarihte şan ve şerefle dolu bir sayfa olmaktadır. Gelibolu Yarımadasının hareket noktası olarak seçilmesinin nedeni ise bölgenin sahip olduğu jeopolitik konumudur. Çanakkale Savaşı ile itilaf Devletleri tarafından İstanbul’u alarak boğazları ele geçirme mücadelesi taşımaktadır.  Bu sayede de Rusya ile tarımsal ve ticari açıdan yeni yollar açılmış olacaktır.

 

Osmanlı Devleti’nin yıkılması beklenirken birden Türk ordusunun cephe alması olayların boyutunu değiştirmiştir.  Boğazları ele geçirerek, böylece buradan geçecek olan Müslüman sömürgeleri de ele geçirmiş olmak hedeflenmiştir. Savaş nedenleri arasında Rusya’ya yardım etme mücadelesi de yer almaktadır. Osmanlı Devleti’nin zaten Balkan Savaşların’dan almış olduğu darbeye bir ikincisini vurmak. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nin kaybetmiş olduğu toprakları geri almak istemesi savaşın nedenleri arasında yer almaktadır. Denizden ve karadan yürütülen bu mücadele de zaferle sonuçlanmıştır.  Savaş sonrasında I. Dünya Savaşıda iki yıl uzamak durumunda kalmıştır.  Savaş sırasında çok sayıda eğitilmiş insan kaybedilmiş olup, cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı yaşanmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal’in üstün askeri özellikleri ortaya çıkmış, bu da onun “Anafartalar Kahramanı” olarak anılmasını sağlamıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Osmanlı Devleti fethettiği yerlerdeki derebeylik yerine tımar sistemine geçerek hangi alanlarda gücünü arttırmayı amaçlamıştır?

Osmanlı Devleti fethettiği yerlerdeki derebeylik yerine tımar sistemine geçerek hangi alanlarda gücünü arttırmayı amaçlamıştır? Yazınız.

Derebeylik sistemi Avrupa’da kullanılan bir sistemdi. Bu sistemde bir devlet vardı ve bu devlet derebeyliklerden oluşmaktaydı. Derebeylikler halktan vergi topluyor ve bu vergilerden de bir miktarını devlete veriyorlardı. Ancak bu durumda derebeyleri kendi ekonomik çıkarları için halktan fazla vergi topluyorlardı. Bu durum da halka zulmedilmesine sebep oluyordu. Ayrıca derebeyleri kimi zamanlarda devlete karşı da tehdit haline gelebiliyorlardı. Çünkü bu kişilerinde bir silah ve askeri gücü vardı. Etraflarında topladıkları gücü arttırırlarsa devlet için tehdit oluşturabiliyorlardı.

 

Osmanlı devleti ise bu dezavantajlardan dolayı bu sistemi kullanmadı. Vergilerini toplamak için tımar sistemini kullanmayı tercih etti. Bu sisteme göre toprak sahipleri vergi mahiyetinde askeri besliyor ve onların barınmasını sağlıyorlardı. Böylece devlet için ordunun maliyeti düşüyordu ve bu bölgelerdeki askerler bölgenin güvenliğini de sağlıyorlardı. Bu durumun bir faydası da askerlerin her zaman savaşa hazır olmasıydı. Çünkü askerler karargâhta durur ve savaşmazlarsa savaşma yetenekleri düşmeye başlayacaktır. Ancak bu askerler karargâhta beklemek yerine bulundukları bölgelerin güvenliklerini sağladıkları için bir nevi paslanmamış oluyorlardı. Tüm bu avantajların yanında derebeylik sisteminde olduğu gibi halk ağır vergiler altında da ezilmemiş oluyordu. Ve tımar sisteminde toprakların sahibi değil kiracıları oluyordu. Böylece topraklar hiç boş kalmıyor sürekli üretim yapıyordu. Tımar sistemi sayesinde derebeylikte olduğu gibi devlet için bir tehdit durumu da söz konusu değildi. Çünkü tımar sisteminde güç kazanan ve devlet için tehdit haline gelebilecek derebeyleri yoktu.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 1,00 toplam 5)
Loading...

Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz?

Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz? Yazınız.

Monarşilerde tek bir hükümdarın sözü geçmektedir. Bu kişilerin elbette danıştıkları meclisler ya da vezir vs. gibi danışma organları bulunmaktadır. Ancak son sözü söyleyen kişi hükümdarlardır. Teokraside ise dini temelli bir yönetim söz konusudur. Bu yönetimlerde toplumsal kuralların ve hukuk kurallarının belirlenmesinde din belirleyici faktördür. Ayrıca bu yönetimlerde hükümdarların meşruluklarının kaynağı da tanrısaldır. Yani dinidir. Bu yönetimlerde hükümdar tanrının yer yüzündeki gölgesi yani bir nevi vekili gibi görülmektedir. Oligarşilerde ise yönetim bir zümrenin elindedir. Bu durumda da yukarıda sayılan yönetimlerden pek fark yoktur. Halkın istediği gözetilmez ve halkın refahı düşünülmez. Yalnızca halktan itaat etmesi ve sorun çıkarmaması istenir. Halka verilen haklar ve nimetlerin sebebi de halkın mutluluğu değil sorun çıkarmadan yaşamalarının sağlanmasıdır. Burada bahsedilen sorun da hükümdarlığa karşı sorun çıkarılmamasıdır.

 

Demokrasi yönetimlerinde ise asıl gözetilen halkın mutluluğu ve refahıdır. Bu yönetimlerde halk kendi yöneticilerini kendileri seçer. Ayrıca bu yönetimlerde diğerleri gibi tek hükümdar değil birden fazla yönetici vardır. Bunun sebebi gücün dağıtılması ve tek bir elde toplanmasının engellenmesidir. Çünkü gücün tek bir elde toplanması yönetimde yozlaşmaya sebep olacaktır. Bunun kanıtı tarihteki örnekleridir. Mutlak güce sahip olan yöneticiler mutlaka yozlaşmakta ve halka zulmetmeye başlamaktadırlar. Demokratik yönetimler de tam olarak bunu engellemeye çalışmaktadır. Demokratik bir yönetime sahip olmak yalnızca yöneticileri ve parlamento üyelerini seçmek değil bu kişileri seçtikten sonra da yönetime katılmaya devam etmekle mümkün olabilecektir. Bunun çeşitli yöntemleri vardır. En önemli yöntemi ise sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yapılandır. Halk eğer yöneticilerin icraatlarını beğenmiyorsa sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yöneticilere gerekli mesajları iletirler. Yöneticiler bir toplumsal karışıklık çıkmaması için bu mesajlara uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Tarih boyunca devletlerin farklı yönetim şekillerine sahip olmasının sebebi ne olabilir?

Tarih boyunca devletlerin farklı yönetim şekillerine sahip olmasının sebebi ne olabilir? Tartışınız

İnsanlık tarihi boyunca toplumlar her zaman ideal yönetim biçimini aramışlardır. Farklı yönetim şekillerini de kullanmışlar ve bu yönetim şekillerini toplum yapısı değiştikçe değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Bilinen tarihin başlangıç dönemlerinde genellikle mutlak monarşi ve meşruti monarşi şeklinde yönetim şekilleri görülmektedir. Bu dönemlerde toplumların nüfusları çok fazla değildir. Ayrıca devletler de çok büyük değiller ve şehir boyutlarındalardır. Bunun sebebi ulaşımın dolayısıyla iletişimin çok gelişmiş olmamasından dolayı şehirler arası iletişimin zayıf olmasıdır. Bu dönemlerde şehir devletlerinin bir yöneticileri bulunmakta ve bu yönetici ülkeyi yönetmektedir. Çoğunlukla bu yöneticiler din tarafından kutsanmış yöneticilerdir. Yani meşruluklarını dinden yani tanrıdan alırlar. Bu yöneticiler kutsal görüldükleri için kutsallık da kan bağı ile devredilir. Yani yöneticilerin ölümü ya da hastalanmaları gibi durumlarda tahtın sahibi değişeceğinde varis yöneticinin çocuğu ya da soyundan gelen herhangi birisi olur.

 

Daha sonraki devirlerde ise devletler güçlenmiştir. Bu dönemde krallar vardır ve bu kralların meşruluk kaynakları yine çoğunlukla dindir. Bunun göstergesi olarak Avrupa*da krala tacı takdim eden kişinin Papa olması görülecektir. Meşruluğun kaynağının kilise yani din olması yönetim şeklinin de teokratik olduğunu gösterecektir. Kurallarda dinin hakimiyeti söz konusudur.

Fransız ihtilali ile ise halk yönetimde daha fazla söz konusu olmak istemiştir. Ayrıca Fransız ihtilali ile milliyetçilik akımı doğmuş ve bunun ile birlikte imparatorluklar zarar görmeye başlamıştır. İmparatorluklar ulus devletler olarak ayrılmış böylece daha küçük devletler haline gelmiştir. Bu dönemden sonra cumhuriyet şeklinde demokratik devletler ortaya çıkmıştır.

Tüm bu değişimin sebebi toplum yapısının değişmesidir. İnsanlar daha çok şey bildikçe ve daha fazla şey öğrendikçe yöneticilerden daha fazla haklar istemeye başlamışlardır. Bu durumda günümüzdeki demokratik toplumların oluşmasını sağlamıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile sosyokültürel ve ekonomik ilişkilerinin gelişmiş olmasının sebepleri neler olabilir?

Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile sosyokültürel ve ekonomik ilişkilerinin gelişmiş olmasının sebepleri neler olabilir? Yazınız.

1991 yılı itibariyle Sovyetler’ in yıkılması sonucu birçok Türk Cumhuriyeti bağımsızlığına kavuşmuştur. Daha önce Sovyetler dolayısı ile kapalı bir yaşayışa sahip bu topluluklar kendileri ile hem ticari hem de sosyal açıdan sağlıklı iletişim kurabilecekleri ülke arayışına girmişlerdir. Türkiye ilk zamanlar böyle bir beklentiye karşı her yönden hazırlıksız yakalansa da son zamanlarda atılan adımlar bu ilişkileri hayli düzeltmiştir. Peki neden Türk Cumhuriyetleri ilk seçenek olarak Türkiye’yi görmüşlerdir.? Bu sorunun cevabı binlerce yıl ötesine dayanır. Türklerin bir kısmı Anadolu  ya  göç ettikten sonra dahi kökleriyle bağlarını koparmamış, ortak geçmişleri aynı ülkenin çatısı altında olmasalar bile onların bir olmasına her daim imkan sağlamıştır.

 

İşte bu ortak köken beraberinde ortak kültürel öğelerin, benzer gelenek, görenek ve yaşayış biçiminin de habercisidir. Nasıl ki insan milyarlarca insan içinden kardeşini tanıyıp kol kanat gererse bütün Türk Cumhuriyetleri‘ de birbirleriyle o denli iyi ilişkiler içinde varlıklarını devam ettirirler. Diğer yandan bu konu ekonomik açıdan ele alınacak olursa ticarette karşı tarafın isteklerini bilmek başarıyı sağlayan önemli noktalardan biridir. Bu durum itibariyle birbirlerinin ihtiyaç ve isteklerini analiz edebilmek hiç tanımadığın bir ülkeye nazaran bu ülkeler arasında kanaatimce daha kolay olmalıdır. Sonuç olarak ortak bir köken, benzer yaşayış biçimleri, ortak tarihsel arka plan ve en önemlisi de karşılıklı duyulan sevgi Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasındaki iyi ilişkileri açıklayan sebeplerdir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Türk devletlerindeki uygulamalar demokrasinin hangi ilkeleri ile benzerlik göstermektedir?

Türk devletlerindeki uygulamalar demokrasinin hangi ilkeleri ile benzerlik göstermektedir. Yazınız?

Demokrasinin en önemli ilkelerinden birisi sosyal devlet anlayışıdır. Sosyal devlet, ülke sınırları içerisinde yer alan tüm vatandaşların temel haklarından olan eğitim, sağlık, gibi temel hak ve özgürlüklerin devlet tarafından ücretsiz şekilde karşılanmasıdır. Tarih boyunca birçok devlet kurup yönetmiş olan Türkler ’de devletlerinde bu ilkeyi benimsemişlerdir. Demokratik yönetimlerde yazılı olarak belirlenen kanunlara benzer şekilde Türk devletlerinde de yazılı olmasa da töre denilen yazısız kurarlar mevcuttur.

 

Demokrasi’nin diğer bir özelliği de kararların tek adam tarafından değil bir meclis ile birlikte oy çokluğu ile alınmasıdır. Türk devletlerinde her ne kadar yönetim tek adamın elindeymiş gibi görünse de aslında bu  kültürde meşveret kavramı vardır. Meşveret (istiare) akıl toplamak demektir. Türk yöneticileri de en doğru kararı verebilmek adına kurultay toplayarak fikir tartışmaları yaparlardı. Bu kurultayda devletle ilgili birçok karar tartışılır ve en doğru sonuca ulaşılmaya çalışılırdı. Bu kurultaylarda Hakan’ın eşi yer alırdı. Hakan’ın eşinin yer alması da kadınlara verilen değerin göstergesidir. Türk devletlerinde adalet bir devlet töresiydi. Kanuna aykırı davranan üst düzey bir yönetici ya da en üst mercide yer alan Hakan bile olsa gerekli cezayı alırdı. Sonuç olarak eski Türk devletlerine baktığımızda yer alan sosyal devlet anlayışı, kadına verilen değer, adaletin herkes için eşit şekilde işlemesi ve kararların kurultay ile birlikte alınması(meşveret, istiare) günümüzdeki demokrasi anlayışı ile büyük ölçüde örtüşmüş oluyor.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...