Basıncın günlük yaşamdaki uygulamaları nelerdir?

Basıncın günlük yaşamdaki uygulamaları nelerdir?

 

Günlük yaşamımızda katı, sıvı ve gaz basıncını oldukça fazla kullanırız. Sıkça kullandığımız basıncın günlük yaşamdaki uygulamalarından bahsedecek olursak;  balta, çivi, bıçak, testere, kazma, kürek, toplu iğne, limon sıkacağı, vida, çekiç, kar ayakkabısı, krampon, topuklu ayakkabı, otomobil lastiği katıların basıncı iletmesi özelliğini kullanılarak yapılmış aletlerdir. Katı cisimlerin geniş yüzeylerine uygulanan kuvvet aynı kalarak sivri uca iletilen kuvvetin sivri yüzeyde daha büyük basınç elde edilirken, kuvvetin uygulandığı yüzeyde daha küçük basınç olur. Kesici aletlerin keskin olan taraflarının ince yapılması bu yüzdendir.

 

Kamyon, traktör gibi araç kasalarının kaldırılmasında ise sıvı ve gazların basıncı iletmesi özelliğinden yararlanılarak yapılmıştır. Hidrolik fren sistemleri, hidrolik sistemli kepçeler, ilaçlama pompaları, hidrolik fren ve damper sistemleri, yakıt göstergesi, şebeke suyu basıncı, itfaiye merdivenleri, tansiyon ölçüm cihazları basıncın günlük hayattaki uygulama alanlarına verilebilecek bir başka örnektir. Boya yapmak için kullanılan boya püskürtme makineleri, parfüm ve dedorantları püskürtülerek şişeden çıkması, pistonlar, yangın söndürme tüpü, mutfak tüpü, hastanelerde kullanılan oksijen tüpü, düdüklü tencere, hava yastıkları, balon ya da topların şişirilmesi, lastiklerin şişirilmesi,  gazlı içecekler, çakmaklar, damacana pompaları, otomatik kapıların açılıp kapanması sistemi, kutulardaki meyve suyunu pipet ile içebilmemiz, lavabo açma pompası, elektrik süpürgesinin çalışma sistemi, itfaiye araçlarında da kullanılan suyun yükseğe çıkartılması gibi durumlarda da basınçtan yararlanılır. Daha pek çok alanda basınçtan faydalanarak basıncı günlük yaşamımızın birçok yerinde kullanırız.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Basınç Nedir?

Yeryüzündeki tüm maddeler ağırlıklarından dolayı bulundukları zemine bir kuvvet uygularlar. Maddelerin ağırlıklarından dolayı uyguladıkları bu kuvvetler cisimler üzerinde bir basınç meydana getirir.

 

Buna göre basınç, birim yüzeye etki eden dik kuvvete denir. Başka değişle ise; bir yüzeye uygulanan dik kuvvetin yüzeyin birim alanına olan oranına basınç denilmektedir. Basınç skaler bir büyük olup, basınç “P” harfi ile gösterilmektedir. Basınç birimi uluslararası birim sistemine göre ise, “Pa” ( Pascal) ile gösterilmektedir. Örnek vercek olursak; 1N’luk dik bir kuvvetin 1 m2’lik bir yüzeye uyguladığı basınç 1Pa’dır. Basınç çeşitleri katılarda basınç, sıvılarda basınç ve gazlarda basınç olmak üzere üç çeşittir. Katı, sıvı ve gazlar temas ettikleri bütün yüzeylere kuvvet uygularlar.

 

Basınç, katı sıvı ve gazlarda farklı özellik gösterdikleri için hepsinde hesaplanması farklıdır. Katı cisimlerin bulundukları yüzeye uyguladıkları basıncın formülü ise, Basınç = Kuvvet / Alanı formülü ile hesaplanmaktadır. Katı basıncında basınç, uygulanan kuvvetin büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Kuvvetin kaynağı ise cismin ağırlığı olduğundan dolayı cismin ağırlığı artar ise basınç artar, cismin ağırlığı azalır ise basınç azalır. Katı basıncını etkileyen bir diğer unsur ise yüzey alanıdır. Sıvıların içerisinde bulunan cisimlere uyguladıkları basınca ise sıvı basıncı denilmektedir. Sıvı basıncını ise sıvının derinliği ve sıvının özkütlesi etkilemektedir. Gazlarda basınç ise; gaz tanecikleri çok hızlı hareket ederler bu yüzden yüzeye çarparak kuvvet oluştururlar. Bu kuvvet de çarptığı yüzeyde basınç oluşturur.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Günümüzdeki biyoteknolojik uygulamalara örnekler veriniz.

Günümüzdeki biyoteknolojik uygulamalara örnekler veriniz.

 

Canlıların hücrelerinin fonksiyonlarını anlama, görme ve değiştirmeye yönelik yapılan çalışmalara biyoteknoloji denir. Günümüzde biyoteknoloji çok geniş bir alan haline gelmiştir ve pek çok sahada biyoteknoloji uygulama alanı bulunmaktadır. Günümüzdeki biyoteknolojik uygulamalara örnekler verecek olursak; günümüzde özellikle tarımsal alanda tohumlar üzerinde uygulanarak daha verimli yapıda tohumlar elde edilmeye çalışılmaktadır. Aşı ve ilaçların geliştirilmesi alanında kullanılmaktadır. Kanser gibi hastalıkların tedavisi için de kullanılmaktadır. Gıda endüstrisinde renk, tat gibi özellikler vermede, yoğurt, süt gibi paketli gıdaların raf ömrünü arttırma da kullanılmaktadır. Farklı birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde kullanılmaktadır.

 

Ev temizlik ürünleri alanında, kişisel bakım ürünlerinde de kullanılmaktadır. Bir canlıya ait olan özelliğin diğer canlılara aktarılması alanında da biyoteknolojik alanından faydalanılmaktadır. Örneğin; tütün bitkisine ateşböceği genlerinin aktarılması ile tütün bitkisinin etrafa ışık saçtığı görülmüştür. Tıp alanında ilaç, antibiyotik üretimi alanında kullanılmaktadır. Büyüme geriliği, bulaşıcı hastalıklar gibi sorunlar için insan sağlığına yönelik protein üretilmesinde kullanılmaktadır. Tarım alanında yeni sebze ve meyve üretimi alanında kullanılmaktadır. İnsanın zarar görmüş ya da işlevini kaybetmiş doku ve organlarının değiştirilmesi için yapay doku ve organ üretimi alanında kullanılmaktadır. Vitamin üretiminde kullanılmaktadır.  Saydığımız örnekler günümüzde uygulanan biyoteknolojik alanındaki uygulamaların bazılarıdır. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.  Görüldüğü gibi günümüzde tıp alanı, tarım alanı, gıda alanı gibi çok geniş yelpazede biyoteknoloji alanı kullanılmaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Biyoteknolojik uygulamaların insanlık için yarar ve zararları

Yukarıdaki bilgilere göre biyoteknolojik uygulamaların insanlık için yarar ve zararlarının neler olabileceğini aşağıda noktalı yerlere yazınız. (Uzayda bitki yetiştirme uygulaması)

 

Biyoteknoloji yeni bir organizma elde etmek ya da var olan bir organizmanın genetik yapısında istenilen yönde değişiklikler yapmak amacıyla kullanılan uygulamaları kapsayan bir bilim dalıdır. Biyoteknolojinin saymakla bitmeyen birçok yararı vardır. Hatta biyoteknolojinin yararları zararlarından çok daha fazladır. Bunun birkaç sebebi vardır. Ancak en önemli sebebi teknolojinin iyi, insanlara faydalı yönde kullanılmasıdır. Ya da teknolojinin yan etkilerinin azaltılması için çalışmalar yapılmasıdır. Biyoteknoloji günümüzde çok sık olarak kullanılmaktadır. Biyoteknoloji sayesinde günlük birçok ihtiyacımızı karşılayabiliriz.  Biyoteknolojinin yararları şu şekildedir: Bulaşıcı hastalıkların erken teşhis edilmesinde ya da önlenmesinde etkili olmaktadır. Salgın hastalıkların tedavisinde etkili olmaktadır. İlaç üretiminde ve bu ilaçların geliştirilmesinde etkili olmaktadır. Aşı sektöründe aşının hem üretilmesinde hem de çoğaltılmasında etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Tedavi için geliştirilmiş olan yapay doku ve hücrelerin üretilmesinde ve geliştirilmesinde kullanılmaktadır. Genetik olan hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde kullanılmaktadır. Tarımda verimlilik için de kullanılabilmektedir.

 

Biyoteknolojinin zararları ise şu şekildedir: Biyoteknoloji silah ve diğer patlayıcı maddeler gibi insanlığa zararlı araç ve gereçlerin üretiminde kullanılabilmektedir. Bu nedenle çok tehlikelidir. Ayrıca genetiği değiştirilmiş organizmaların tarım sektöründe kullanılması, biyoteknolojinin kullanılması sonucu atık olarak meydana gelen toksit atıklar, besin zincirinin bozulmasına neden olması, proteinlerin yapısının zarar görmesi, doğal denge ve döngülerin bozulması, çevre kirliliklerin yaşanması, ekosistemin bozulması da biyoteknolojinin zararlı yönlerinden bazılarıdır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Geçmişten Günümüze Türkiye’de Kimya Endüstrisi Nasıl Bir Gelişim Göstermiştir?

Geçmişten günümüze Türkiye’de kimya endüstrisi nasıl bir gelişim göstermiştir? Örnek vererek açıklayınız.

 

Kimya temel bir bilim dalı olduğu için hayatın her alanıyla ilgilenen bir bilim dalıdır. Kimya sektörü de hayata dair birçok ürünün elde edildiği bir alandır. Birçok sektör için lazım olan ham maddeler ya da ürünlerin üretimini sağlayan tesislere kimya endüstrisi denir. Geçmişten beri gelişmeye devam ederek günümüze kadar gelmiştir. Kimya endüstrisi insanoğlunun ihtiyaçlarına göre gelişimini devam ettirmektedir. Ülkemizde özellikle de ilaç, gıda, kozmetik gibi alanlarda kimya endüstrisi oldukça gelişim göstermiştir.  Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde sanayileşme için çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.  Örnek verecek olursak tıp, tarım kimyasalları, deterjanlar, matbaa mürekkebi, tekstil boyaları gibi ürünlerin üretimi hızlandı.

 

1934-1938 yılları arasında Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı hazırlanarak sanayileşmenin önü daha da açılmıştır. Kimya endüstrisi, ülkemizde belirgin bir şekilde cumhuriyet sonrası döneminde oluşan ve gelişen bir sektördür. Sektörün gelişimi ülkemizde sanayileşmenin artması ile doğrudan bağlantılıdır. Sanayileşme ne kadar çok olursa kimya endüstrisi de bir o kadar gelişim gösterir. Bu sayede ekonomik gelişmeler de sağlanmaktadır. Osmanlı döneminde 20. yy başlarından itibaren sabun, temizlik ürünleri vb. üreten birkaç kimya endüstrisi üretim tesislerinin dışında çok fazla kimya sanayi tesisi bulunmamakta idi. Makine-Kimya Endüstrisi Kurumu, Bor Sanayi Tesisleri, Azot Sanayi, Gemlik Suni İpek Fabrikası ülkemizde ilk kurulan kimya fabrikalarıdır. 1950’li yıllar ve sonrası ülkemizde sanayileşmenin artmasıyla birlikte kimya sanayisi de artamaya başladı. Büyük petrol tesislerinin özelleşmesi ve gelişmesi günümüzde de halen devam etmektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...

Gelecekte çevre kirliliğini azaltmak için çalışmalar yapan bir kurum ya da kuruluşta çalıştığınızı hayal ediniz.

Gelecekte çevre kirliliğini azaltmak için çalışmalar yapan bir kurum ya da kuruluşta çalıştığınızı hayal ediniz. Asit yağmurlarını azaltmak için ne gibi çalışmalar yapardınız? Bu konudaki önerilerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Gelecekte çevre kirliliğini azaltmak için çalışmalar yapan bir kurum ya da kuruluşta çalışsam asit yağmurlarını azaltmak için pek çok çalışmalar yapardım. Çünkü; asit yağmurları hem tüm çevreye hem de canlılara zarar vermektedir. Asit yağmurlarının bu olumsuz etkileri gün geçtikçe daha da artmaktadır. Her geçen gün daha da çok zarar vermektedir. Çevremizi korumak ve asit yağmurlarını ve etkilerini en aza indirgemek için bireylerin üstüne düşen bazı görevler vardır.

 

Endüstriyel tesislerin, fabrikaların bacalarına filtre takılabilir. Boş alan ve arazilere ağaç dikilebilir. Özel araç kullanımı azaltılıp toplu taşıma araçları kullanımı arttırılabilir. Özel araç kullanımı yapanlar ise bakımlarını zamanında yaptırmalıdır. Ve asit yağmurları oluşmasının başlıca nedenlerinden kabul edilen fosil yakıt kullanımı azaltılmalıdır. Doğal gaz kullanımı artırılıp yaygınlaştırılmalı zararlı olan kalitesiz kömür kullanımı azaltılmaya çalışılmalıdır. Fosil yakıtlar yerine rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji, hidrolik enerji, biokütle enerjisi, hidrojen enerjisi, dalga enerjisi, gelgit enerjisi vb. yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Bunların her biri çevre kirliliğini önlemek ya da asit yağmurlarını, etkilerini azaltmak için alınabilecek önlemlerdir. Fakat çevre kirliliğini önlemek için ya da bununla ilgili çalışmalar yapmak için bir kurum ya da kuruluşta çalışmaya gerek yoktur. Geleceğimiz ve çevremiz için her birey üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir. Böylelikle daha kolay bir şekilde çevremizi koruyabiliriz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Asit yağmurları binaları neden tahrip eder ve ağaçları neden kurutur?

Asit yağmurları binaları neden tahrip eder ve ağaçları neden kurutur?

 

Fosil yakıtların kullanılması ve yakılması sonucunda zararlı atıklar meydana gelmektedir. Kömür, doğal gaz, petrol gibi fosil yakıtlar işlenerek zararlı atık haline gelebilmektedir. Bu fosil yakıtların kullanılması ve yakılması sonucu meydana çıkan zararlı atık olarak kükürt ve azot bileşenli gazların atmosferde birikmesine neden olur. Fosil yakıt atıklarından dolayı kükürt ve azot içeren bu tip yağmurlara asit yağmurları denir. Su buharının kükürt ve azot atıklarıyla karışarak yeryüzüne inmesi sonucunda tahrip gücü artmaktadır. Azotlu ve kükürtlü olan bu asit yağmurları yeryüzünde binaları, araçları, ağaçları tahrip eder. Çünkü kükürtlü ve azotlu olan bu asit yağmurları kimyasal tepkimelerden de dolayı aşındırıcı bir özelliğe sahip olur. Kükürt ve azotla bir araya gelen su kimyasal tepkimeler sonucunda asidik maddelerin oluşmasına neden olur ve bu da doğada tahrip ve aşınmalara yol açar.

 

Asit yağmurları hemen hemen neredeyse her şeyi etkilemektedir. Bu yağmurlar, tüm çevreye, canlılara, nesnelere zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenenler ormanlar ve tarım alanlarıdır. Bu yağışlarda asit yağmurunun suyu, kükürt ve azot içeren bileşenlerin atıklarıyla karışır ve yeryüzüne indiğinde toprağın, yeryüzünün yapısındaki kalsiyum ve magnezyum gibi bitki ve canlı gelişiminde önemli olan elementleri yıkayarak alır götürür ve bu elementler iyice aşağı iner. Bunun sonucunda canlılar topraktan yeteri kadar element alamaz, topraktan faydalanamaz ve zarar görürler hatta bitkiler kuruyabilirler. Aynı şekilde asit yağmurları, binaları, nesneleri de tahrip etmektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...