Dil sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Dil sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

İnsanın bedeninin giriş noktası olan ağır ve bu ağızda bekçi olarak değerlendirebileceğimiz dil bedene girecek her şeyi kontrol etmektedir. Bu kontrol ile birlikte insan her şeyi ağzına almaz ve yemez. Dil aslında bedenimizin koruyucusudur diyebiliriz. Dil ile yemeklerin tadına tuzuna bakarak uygun olanları yeriz. Dilin bu özelliği kişilere has bir özelliktir. Bir kişiye çok lezzetli gelen yiyecekler bir başkası için lezzetli olmayabilir.

Dil üzerinde tadları alan dokular bulunmaktadır. Bu dokular vücut için çok acı, ekşi, tuzlu gibi tatları algılayarak bunlar konusunda beyni uyarır. Kişi yemeği buna göre yemeye karar verir. Dil üzerindeki bu dokular zarar görürse bu tatlar algılanamaz. Dilin bu açıdan sağlığının korunması çok büyük önem taşımaktadır. Dilin korunması için yediğimiz içtiğimize dikkat etmeliyiz. Ağız içinde dilin dışında dişler bulunmaktadır. Dilin sürekli değdiği damak ve dişlerin sağlığının korunması demek dilin sağlıklı olması demektir.

Dilin sağlığının korunmasında aşırı sıcak ve aşırı soğuk yiyecek içecekler tüketmemeye özen göstermeliyiz. Çok sıcak dili yaktığı gibi çok aşırı soğuk da dile zarar verir. Asitli ve gazlı içecekler dile zarar verdiği için bunlardan da uzak durmakta yarar vardır. Bunlara ek olarak zararlı alışkanlıklardan uzak durulması dil sağlığı açısından önemlidir. Alkol, sigara gibi alışkanlıklar dilin kimyasal olarak etkilenmesine ve zarar görmesine sebep olmaktadır.

Burun sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Burun sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Burun nefes alıp vermemizi, dışarıdan gelen kokuları ayırt etmemizi sağlayan bir duyu organımızdır. Bu organımızı nasıl koruyabiliriz? İşte cevabı:

Burnun içi temiz tutulmalı, içerisinde kılcal damarlar olduğu unutulmamalı o yüzden sert cisimler sokulmamalıdır. İçindeki kılları koparılmamalıdır. Çünkü burnun içindeki bu kıllar dışarıdan gelen tozun ve mikrobun akciğerlere gitmesini engeller. Burnumuzu sadece su ve mendil ile temizleyelim. Sigaradan uzak duralım. Sıcak yaz günlerinde güneşten korunalım. Sıcak hava burun damarlarını çatlatır ve kanamaya sebep olur. Burun kanaması ile karşılaşırsak başımızı öne doğru eğip, burnun üst kısmını sıkmalıyız. Buz koymalıyız. Geçmeyen bir kanama ise doktora gitmek gerekir.

Nezle ve grip gibi hastalıklarda burnun akması gayet doğal bir durumdur. Sinüslerin boşalması ve dışarıya atılması beyne giden damarları açar, rahatlatır ve baş ağrısını yok eder. Burnumuz için ayrı, gözümüz akıyorsa, gözümüz için ayrı mendil kullanmayı unutmayalım. Sinüzite yakalanmamak için gereken önlemleri almalı, bol su tüketmeliyiz.

Bol C vitamini almanın da faydası vardır. Çamaşır suyu, tuz ruhu gibi asit içeren maddeleri koklamaktan, teneffüs etmekten kaçınmalıyız. Sık akan burun akıntılarının nedenlerini araştırmak gerekir. Hiçbir hastalık yoksa yine de burun akıyorsa alerjik bir durum olabilir bu. Alerji testi yaptırarak neye karşı alerjimiz olduğu bilinirse alerji iğneleri ile bu durum ortadan kalkabilir. Bir uzmandan yardım almalıyız.

Toprakta ve suda bulunan havanın buralarda yaşayan canlılar için önemini tartışalım.

Yukarıdaki görseli inceleyerek toprakta ve suda bulunan havanın buralarda yaşayan canlılar için önemini tartışalım. Toprağın, suyun veya havanın kirletilmesi durumunda canlıların hayatı nasıl etkilenir? Bu varlıkların yerinde olsaydık neler hissederdik?

Yeryüzünde yaşayan tüm canlıların oksijene ihtiyacı bulunmaktadır. Oksijen alamayan canlılar ölür. Suyun altına girdiğimizde bedenimiz uygun olmadığı için havasız kalıp ölebiliriz. Denizde yaşayan canlılar da hava alırlar ama bunu yapabilmek için vücutlarında uygun organları bulunmaktadır.

Toprak altında yaşayan hayvanlar ve bitkilerin de havaya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ortamda canlılıklarını koruyabildiklerine göre toprak altında da hava bulunmaktadır. Toprakla uğraşanlar yılın belli zamanlarında toprağı havalandırmak için çağa yaparlar. Böylece canlılar için daha rahat bir ortam hazırlanmış olur. Solucanların toprak altına dolaşmaları canlılar için iyi bir şeydir. Solucan toprak altında ilerledikçe toprak havalanır ve daha sağlıklı bir ortam meydana gelir.

İşte canlılar için bu kadar önemli olan hava ve suyun onlara sağlıklı şekilde ulaşması gerekmektedir. Suyun yeryüzünde azalması ve kirlenmesi canlılar için tehlike çanlarının çalması anlamına gelmektedir. Su yoksa hayatta yoktur. Bu sebeple yeryüzündeki su kaynaklarını güzel kullanmalıyız ve gelecek nesillere ve canlılara da bırakmalıyız.

Havanın yeryüzündeki kaynaklarından en önemlisi ağaçlardır ve ağaçların yok edilmesi dünyanın yavaş yavaş yok olması demektir. Ağaç dikmemiz ormanda, toprak altında yaşayan canlılar için yaşam alanı oluşturulması demektir. Nasıl ki evimizi elimizden aldıklarında kendimizi kötü hissedersek hayvanlar da evlerinin yok olmasından dolayı çok üzülürler.

İtme ve çekme kuvvetlerinin duran ve hareket eden cisimler üzerindeki etkileri nelerdir?

İtme ve çekme kuvvetlerinin duran ve hareket eden cisimler üzerindeki etkileri nelerdir?

Kuvvet; herhangi bir cisme hareket kazandırmak için uygulanan güçtür. Günlük hayatımızda itme ve çekme kuvvetlerini kullanırız. Bu kuvvetler bize hayatta birçok kolaylık sağlar. Onlar olmadan hiçbir işi tam anlamıyla yerine getiremeyiz yemek yiyemez günlük ihtiyaçlarımızı karşılayamayız. Evrenin oluşumunda dahi bu iki kuvvet büyük ölçüde yer almıştır.

İtme kuvvetini uygularken duran bir cisme rahat, ters hareket halindeki bir cisme zor ve iteceğimiz yöne doğru hareket eden bir cisme ise daha rahat kuvvet uygularız. Top oynarken atılan pasa düzgün bir vuruşu güçlükle gerçekleştirirken durağan haledeki kapıya daha rahat bir kuvvet gösterebilir yine top oynarken ileri doğru itme kuvveti uygulayacağımız top aynı yönde gidiyorsa ufak dokunuşlarla dahi ona yön verebiliriz. Aynı kurallar çekme kuvveti için de geçerlidir. Çekme ve itme kuvvetlerini uygulamadan önce cismin durağan mı yoksa hareketli mi, hareketliyse iteceğimiz veya çekeceğimiz yöne doğru mu yoksa tersine bir hareket içerisinde olduğunu saptamamız bize kolaylık sağlayacaktır.

Ters yöne doğru hareket halinde olan bir cisme kuvveti olandan biraz daha fazla uygulamamız gerekirken durağan bir cisme aynı hızı verebilmemiz için daha az bir kuvvet uygulamamız yeterli olacaktır. Yani hareket halinde olan bir cisme uygulayacağımız kuvvetin şiddetini cismin hareket yönü belirleyecektir. Uçlu kaleme itme kuvveti uyguladığımızda durağan olmasaydı ters yöne bir hareket çizmiş olsaydı ucumuzun kırılmasına hatta belki de kalemin bozulmasına yol açacaktı. Yine aynı şekilde tekerleği yuvarlarken tersine doğru bir hareket olursa uygulayacağımız fazla gücün yanında bize de zarar verebilecekti. Kuvvetimizi cisme göre ayarlarsak daha az enerji harcayarak daha fazla yol alabiliriz.

Çevremizi gözlemleyerek yön değiştirme hareketi yapan varlıklara örnek verelim.

Çevremizi gözlemleyerek yön değiştirme hareketi yapan varlıklara örnek verelim.

Gözlem yapan insan dünyada üzerinde pek çok fizik olayının farkına varabilir. Buna hareket halinde bulunan cisimlerin farkına varılması da dahildir. Dünya üzerinde hareket eden her varlık mutlaka belli bir ivme kazanarak hızlanmakta veya yavaşlamaktadır. Bu sırada cismin yönlendirilmesine göre hareketin yönü değişebilir. Yön değiştirme denilen bu olayda düz giden bir nesnenin belli bir süre sonra farklı bir yöne doğru gittiği görülürse bu durumda onun bu yön değiştirmesini sağlayan etkiye bakmak gerekmektedir.

Yön değiştirme hareketinde belli bir çizgide giden nesne farklı bir çizgiye doğru kayar. İşte bu kaymanın başladığı anda ya cisim üzerinde bir etki söz konusudur ya da cismin ilerlediği yüzeyde bir farklılık söz konusudur. İşte bütün bu sebepler cismin hareketinin başka tarafa yapılmasını sağlayacak ve yön değiştirme olacaktır.

Çevremizden yön değiştirme hareketine pek çok örnek sunulabilir. Bu örneklerdeki hareketlerle çok sık karşılaşmaktayız. Fakat bu hareketlere bilimsel açıdan bakmadıkça yapılan hareketin farkına varmayız. Örneğin havaya atılan bir taş sabit dururken bir kuvvetin yönlendirmesi ile havaya doğru yön kazanmıştır. Geminin dalgalara çarpması ve dalgaların yönünü değiştirmesi,  salıncağın sallanması gibi olaylar bir kuvvetin etkisi ile cisimlerin yön değiştirmesi olayının adıdır.