İtme ve çekme kuvvetlerinin duran ve hareket eden cisimler üzerindeki etkileri nelerdir?

İtme ve çekme kuvvetlerinin duran ve hareket eden cisimler üzerindeki etkileri nelerdir?

Kuvvet; herhangi bir cisme hareket kazandırmak için uygulanan güçtür. Günlük hayatımızda itme ve çekme kuvvetlerini kullanırız. Bu kuvvetler bize hayatta birçok kolaylık sağlar. Onlar olmadan hiçbir işi tam anlamıyla yerine getiremeyiz yemek yiyemez günlük ihtiyaçlarımızı karşılayamayız. Evrenin oluşumunda dahi bu iki kuvvet büyük ölçüde yer almıştır.

İtme kuvvetini uygularken duran bir cisme rahat, ters hareket halindeki bir cisme zor ve iteceğimiz yöne doğru hareket eden bir cisme ise daha rahat kuvvet uygularız. Top oynarken atılan pasa düzgün bir vuruşu güçlükle gerçekleştirirken durağan haledeki kapıya daha rahat bir kuvvet gösterebilir yine top oynarken ileri doğru itme kuvveti uygulayacağımız top aynı yönde gidiyorsa ufak dokunuşlarla dahi ona yön verebiliriz. Aynı kurallar çekme kuvveti için de geçerlidir. Çekme ve itme kuvvetlerini uygulamadan önce cismin durağan mı yoksa hareketli mi, hareketliyse iteceğimiz veya çekeceğimiz yöne doğru mu yoksa tersine bir hareket içerisinde olduğunu saptamamız bize kolaylık sağlayacaktır.

Ters yöne doğru hareket halinde olan bir cisme kuvveti olandan biraz daha fazla uygulamamız gerekirken durağan bir cisme aynı hızı verebilmemiz için daha az bir kuvvet uygulamamız yeterli olacaktır. Yani hareket halinde olan bir cisme uygulayacağımız kuvvetin şiddetini cismin hareket yönü belirleyecektir. Uçlu kaleme itme kuvveti uyguladığımızda durağan olmasaydı ters yöne bir hareket çizmiş olsaydı ucumuzun kırılmasına hatta belki de kalemin bozulmasına yol açacaktı. Yine aynı şekilde tekerleği yuvarlarken tersine doğru bir hareket olursa uygulayacağımız fazla gücün yanında bize de zarar verebilecekti. Kuvvetimizi cisme göre ayarlarsak daha az enerji harcayarak daha fazla yol alabiliriz.

Çevremizi gözlemleyerek yön değiştirme hareketi yapan varlıklara örnek verelim.

Çevremizi gözlemleyerek yön değiştirme hareketi yapan varlıklara örnek verelim.

Gözlem yapan insan dünyada üzerinde pek çok fizik olayının farkına varabilir. Buna hareket halinde bulunan cisimlerin farkına varılması da dahildir. Dünya üzerinde hareket eden her varlık mutlaka belli bir ivme kazanarak hızlanmakta veya yavaşlamaktadır. Bu sırada cismin yönlendirilmesine göre hareketin yönü değişebilir. Yön değiştirme denilen bu olayda düz giden bir nesnenin belli bir süre sonra farklı bir yöne doğru gittiği görülürse bu durumda onun bu yön değiştirmesini sağlayan etkiye bakmak gerekmektedir.

Yön değiştirme hareketinde belli bir çizgide giden nesne farklı bir çizgiye doğru kayar. İşte bu kaymanın başladığı anda ya cisim üzerinde bir etki söz konusudur ya da cismin ilerlediği yüzeyde bir farklılık söz konusudur. İşte bütün bu sebepler cismin hareketinin başka tarafa yapılmasını sağlayacak ve yön değiştirme olacaktır.

Çevremizden yön değiştirme hareketine pek çok örnek sunulabilir. Bu örneklerdeki hareketlerle çok sık karşılaşmaktayız. Fakat bu hareketlere bilimsel açıdan bakmadıkça yapılan hareketin farkına varmayız. Örneğin havaya atılan bir taş sabit dururken bir kuvvetin yönlendirmesi ile havaya doğru yön kazanmıştır. Geminin dalgalara çarpması ve dalgaların yönünü değiştirmesi,  salıncağın sallanması gibi olaylar bir kuvvetin etkisi ile cisimlerin yön değiştirmesi olayının adıdır.

Kulak sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Kulak sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Dışarıdan gelen sesleri duymamızı sağlayan duyu organımız kulaktır. Sesler önce dış kulağa gelir kulak zarına çarparak oluşan titreşimler orta kulaktan iç kulağa iletilir. Kulağın içindeki küçük tüycüklerin bile faydası vardır. Dışarıdan giren tozu ve kiri tutar. Bu kadar önemli olan bu organımızı korumak için bazı şeylere dikkat etmemiz gerekir. Bunları maddeler halinde sıralamak gerekirse;

1- Kulaklarımızı sert ve sivri şeylerle temizlememeliyiz.

2- Dışarıdan gelecek olan darbelere karşı kulağımızı korumalıyız.

3- Denize ve havuza girerken kulak tıpası kullanmak akıllıca olacaktır.

4-Aşırı gürültüden kulaklarımızı korumalıyız. Kulaklıkla dinlenilen yüksek sesli müzikten kaçınmamız gerekir.

5- Her ne sebeple olursa olsun kullandığımız ilaçların kulaklarımıza zararı olabileceğini unutmayalım.

6-Nezle ve grip gibi enfeksiyon rahatsızlıklarının kulaklarımızı etkilemesi yüksek bir ihtimaldir. Verilen ilaçların düzenli kullanılması kulağımızın iltihaplanmasını engelleyecektir.

7- Kulağımız ağrıdığında, çınlama olduğunda, akıntı olduğunda,işitme kaybı olduğunda doktora gitmeliyiz.

8- Dişlerimizde olan rahatsızlıklar kulağımızı etkileyebilir. Orta kulağa zarar verir. Diş tedavimizi olmamız gerekir.

9- Uzun süreli yapılan araba yolculuklarında kulağımızda tıkanıklık oluşursa esniyor gibi yaparak ya da kulağımızı elimizle pompalayarak, kulağımızın açılmasını sağlayabiliriz.

10-Banyodan sonra kulak içlerini kurulamamız gerekir. (Sivri maddeler sokmadan)

11-Kulaklarda tıkanıklık olmuşsa kulak kiri oluşmuş demektir. Doktora giderek kulak yıkatma ya da vakumla temizlenme yöntemini kullanabiliriz.

12- Soğuk havalarda kulağımızı şapka ya da atkı ile soğuktan korumalıyız.

Göz sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Göz sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Göz vücudumuzdaki önemli olan duyu organlarımızdan bir tanesidir. Renkleri farklı olsa da yapıları hep aynıdır. Kıymetini kaybetmeden önce bilmeliyiz ve göz sağlığımızı korumak için yapmamız ve yapmamamız gerekenleri araştırıp uygulamamız gerekir.

Gözümüz ile ilgili bir sıkıntı yaşadığımızda doktora gitmeyi ihmal etmemeliyiz. Bu sıkıntılar neler olabilir? Mesela uzağı ya da yakını görmekte zorlanma, gözü kısarak bakma, gözlerin sık sık sulanması, iltihap ve akıntı durumlarında doktora gitmekten ve periyodik muayene olmaktan kaçmamamız gerekir.

Sağlıklı beslenmemiz gerekir. Göz sağlığı için iyi gelecek besinler tüketmeliyiz. Havuç, ıspanak, lahana, portakal gibi gıdalar tüketmeliyiz. Sağlıklı beslenerek ve kilo almamızı engelleyerek göze fayda sağlamış oluruz. Yaz ve kış güneş gözlüğü kullanmamız gerekir. Güneş gözlüğü bizi güneşin zararlı ışınlarından korur. Gözlüğümüzün kaliteli ve standarda uygun olmasına dikkat etmeliyiz.

Göze zarar verecek teknolojik ürünlerden mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Bilgisayar, telefon ve yakından izlenen televizyon gibi. İş gereği uzun süreli bilgisayar başında iseniz molalar vererek ve göz jimnastiği yaparak önlem almış oluruz.

Göz jimnastiği de gözün dinlenmesine faydalıdır. Gözlerimizi sağa doğru ve sola doğru kaydırarak yapılan bu hareket gözleri dinlendirir. Soğuk su ile yüzün yıkanması da fayda sağlayacaktır. Çünkü soğuk su kan dolaşımını hızlandırır.

Nezle olduğumuzda burnumuzu silerken kullandığımız mendili gözümüze de kullanmamalıyız. Uzak ya da yakını görme problemi var ise doktorun tavsiye edeceği numaralı gözlükleri kullanmak en doğrusudur. Bu problemler ya irsidir ya da ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar.

Deri sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Deri sağlığımızı korumak için başka neler yapabileceğimizi arkadaşlarımızla tartışalım.

Deri insan bedeninin elbisesi niteliğindedir. Derimiz özenle bu bedene giydirilmiştir. Deri üzerinde hava gözenekleri bulunmaktadır. Bu gözenekler bedenimizin hava almasını sağlamaktadır. Deri üzerindeki bu gözeneklerin kapanmaması gerekmektedir.

İnsan derisi çok hassas bir yapıya sahip bulunmaktadır. Güzelliğimizi derimizin güzelliğine borçlu olduğunu düşünerek derimiz ile ilgili çok daha hassas düşünmeli ve ona hassas davranmalıyız. Derimize zarar verecek şeylerden uzak durmalıyız.

Günlük yaşamda derimize zarar verecek pek çok etken vardır. Güneş ışığı bunlara arasında en önemlilerinden biridir.  Yaz günlerinde güneş ışığına direkt maruz kalmak deriye zarar verecektir. UV ışınlarının zararlarından derimizi korumak için koruyucu kremler kullanabiliriz veya üzerini örtebiliriz.

Derimizi korumak için fiziki darbelere dikkat edilmelidir. Ezilme, kesilme gibi yaralanmalar deriye zarar verecektir. Vücudumuzun koruyucu tabakası olarak görülen derinin korunması için vücut temizliğine önem verilmelidir. Deri üzerinde zaman zaman biriken kirler, yağlar yıkanmalıdır ki derimiz nefes alabilsin.

Vücudun temizliğinin yanında dışarıdan sürdüğümüz kozmetik ürünlere de dikkat etmeliyiz. Kozmetik ürünlerin zararlı olduğu unutulmadan belli oranlarda kullanılmalıdır ki cilt zarar görmesin. Bütün bunlara dikkat edildiğinde cilt nemli ve nefes alabilen bir cilt olacaktır. Nefes alan cilt sağlıklı cilttir ve böyle bir cilde sahip olan kişi daha genç görünecektir. Daha genç görünmek ve sağlıklı olmak için cildinize iyi bakmalısınız.

Çevremizdeki varlıkların görünüşlerini, renklerini, seslerini, kokularını, sert veya yumuşak olmalarını, tatlarını nasıl algılarız?

Çevremizdeki varlıkların görünüşlerini, renklerini, seslerini, kokularını, sert veya yumuşak olmalarını, tatlarını nasıl algılarız? Çevremizi algılamamızı sağlayan duyular nelerdir?

Beş tane duyu organımız vardır. Duyu organlarımız bizim dış dünyayla olan bağlantımızdır. Onlar sayesinde görür, duyar, tat alır, hisseder ve koku alırız. Peki bunlar nasıl olur.

Bir cismin renk, büyüklük gibi nitelikleri gözümüzdeki mercekten geçerek gözün arkasındaki merkeze düşer. Buraya gelen görüntü elektrik sinyallerine dönüşerek beynin ilgili bölümüne gider ve biz cismi artık algılamış oluruz. Sesler içinse bu sefer kulaklarımız devreye girer. Sesler kulak kanalına girer ve kulak zarına çarparak kulak kemiklerini titreştirir, kulak sıvısında ilerleyerek duyma sinirleriyle iletişimi sonucu beyne iletilir ve biz sesleri algılarız.

Peki tat almaya geçersek. Besinler tükürük sıvısında çözünerek dildeki tat alma hücrelerince algılanır ve beyindeki tat merkezine iletir ve tatları algılarız. Hissetmek derimizdeki dokunma duyu hücreleri sayesinde sıcaklık, sertlik-yumuşaklık, basınç algılanarak beyne iletilir. Koku burun aracılığıyla beyne iletilir. Cisimlerden çıkan gaz halindeki koku tanecikleri havaya karışır. Bu hava burun yolundan girerek ısıtılır ve nemlendirilir. Bakteri ve toz burada tutulur. İçeride bulunan mukusta koku tanecikleri ayrışır ve mukus içindeki sinirleri uyarır. Uyarılan sinirlen beyne iletilerek algılanması sağlanır ve koku olayı oluşur.

Tüm algılama göründüğü gibi beyinde sonuçlanır tabi ki ilgili organları kullanarak. Duyu organları yapacakları işe göre özelleşmiş yapılarda ve birbirinden farklılaşmıştır. Sinir sistemi bir makinedeki elektrik ağı gibi çalışarak önce algılar beyne iletir beynin değerlendirmesini tekrar ilgili organa iletir. Böylece çevremizle vücudumuzun iletişimi sağlanmış olur.

Dünya yüzeyinde karalar mı denizler mi daha çok yer kaplar?

Dünya yüzeyinde karalar mı denizler mi daha çok yer kaplar?

Dünyamızın yüzeyi karalar ve denizlerden oluşmaktadır. Büyük kara parçalarına kıta, büyük su birikintilerine okyanus denir. Kara parçaları %29’unu; sular %71’ ini kapsar. ,Yani, yeryüzünün dörtte üçü denizlerle kaplıdır. Bu oran kuzey ve güney yarım kürede farklıdır. Kuzey yarım kürede karaların kapladığı alan daha fazladır. Kuzey yarım kürede karalar %39; denizler %61’dir. Güney yarım kürede; karalar %19; denizler %81 yer kaplar. Bu yüzden kuzey yarım küreye karalar, güney yarım küreye denizler yarım küresi denir.

Dünyamızda suların karalardan fazla olması, iklimlerin düzenlenmesini sağlar. Yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplı olmasaydı;   kutupların soğuğu dünyayı etkisi altına alabilirdi; ya da kavurucu tropikal sıcaklar dünyayı çöle çevirebilirdi. Sular az, karalar fazla olsaydı dünya yaşanmaz olurdu. Dünyada hayat olması buna bağlıdır. Diğer gezegenlerde hayat olup olmadığı araştırılırken, yüzeyinde su olup olmadığına bakılmaktadır.

Dünyamızın etrafı, okyanuslarla çevrilidir. Büyük okyanus, Hint Okyanusu Atlas Okyanusu, Atlantik Okyanusu birde Güney Okyanusu denen bir okyanus daha vardır. Bu henüz tanımlanmamıştır.

Büyük kara parçalarına kıta denir. Kıtalar, ülkelerden oluşur. Ülkelerin arasında denizler vardır. Okyanuslar, denizler, İç denizler, göller, akarsular, nehirler dünyamızdaki suları oluşturur. Yağmurlar bu sulardan çıkan buhar sayesinde oluşur. Bu sayede, dünyamızın nem dengesi sağlanmış olur.

Dünya haritasını önümüze koyup bakarsak, denizlerin daha fazla olduğunu görürüz. Su oranının kara oranından fazla olması nedeniyle dünyamıza Mavi Gezegen de denmektedir.