Geçmişte hangi aydınlatma araçları kullanılmıştır?

Geçmişte hangi aydınlatma araçları kullanılmıştır?

En bilindik araçlar 5 tanedir.

  • Ateş
  • Meşale.
  • Mum.
  • Gaz lambası
  • Lamba.

ATEŞ: İnsanlar, ateşi ısınma ve yiyecek pişirmenin yanı sıra aydınlatma aracı olarak da kullanabileceklerini keşfetmişlerdir.Aydınlatma teknolojisinin başlangıcı ateşin bulunmasıdır.

MEŞALE: İnsanlar aydınlatma ihtiyacını karşılayabilmek için odun ateşini ve meşaleleri kullanmışlardır. Odunun uç kısmına çam ağaçlarından elde etikleri reçineleri sürerek meşaleler yapmışlardır.

 

KANDİL: Ateşin kullanılmaya başlanmasından sonra insanlar, kile şekil verip ateşte pişirdikten sonra içine hayvansal yağlar koyarak kandiller yapmışlardır. Böylece daha konforlu ve daha uzun süre aydınlık ortam sağlamışlardır.

MUM: İnsanlar, öncelikle katı hâldeki hayvansal yağ gibi yavaş yanan maddeleri eritmişlerdir. Daha sonra eritilen bu maddeleri bir fitilin üzerine dökerek mumu elde etmişlerdir. Böylece daha kullanışlı, istenilen yere taşınabilen aydınlatma aracını geliştirmişlerdir. Mum günümüzde de kullanılmaktadır.

GAZ LAMBASI: Gaz lambasının alt kısmında gaz yağının konulduğu bir haznesi vardır. Gaz haznesinden yukarıya doğru çıkan bir fitil bulunur. Fitil üst kısmından yanarak çevreyi aydınlatır. Ayrıca fitilin yanan kısmının boyu kısaltılıp uzatılarak ışık şiddeti ayarlanır. Elektrikli aydınlatma araçlarının bulunuşuna kadar çok yaygın bir şekilde kullanılan gaz lambaları, kandillere göre daha güvenlidir. Gaz lambası önce evleri daha sonra sokakları aydınlatmak için kullanılmıştır.

Batuhan dedesini niçin ziyaret etti?

Soru: Batuhan dedesini niçin ziyaret etti?

 

Ziyaretin özel bir sebebi yok. Parçada her hafta olduğu gibi ifadesi var. Bu ifadeden bu ziyaretin her hafta yapılan bir ziyaret olduğunu anlayabiliriz.

 

Küçükler büyüklerini sık sık ziyaret etmeli. Büyükleri mutlu eden bir davranıştır bu. Batuhan da dedesini belli ki her hafta ziyarete gidiyor.

Nanoteknoloji Nedir? Kullanım Alanları Nelerdir?

Nanoteknoloji kelimesindeki nano, nanometreden gelmektedir ve nanometre bir ölçü birimidir. Bir metreyi bine (1000) böldüğümüzde bir milimetre elde ederiz. Bir milimetreyi bine (1000) böldüğümüzde ise bir mikron elde ederiz. Bir mikronu bine (1000) böldüğümüzde ise 1 nanometre elde ederiz. Yani 1 nanometre, 1 metrenin milyarda birine ve 1 milimetrenin milyonda birine eşittir. Anlayacağınız üzere 1 nanometre çok çok küçük bir ölçüye karşılık gelmektedir.

Nanoteknoloji ise nano boyutta gerçekleşen ve büyük bir bilimsel alanı kapsayan terimdir. Nanoteknoloji, genel olarak maddeyi atomik boyutuyla kontrol etme amacı ile kullanılır.

Nanoteknolojinin kullanım alanı çok geniştir ve her gün daha fazla genişlemektedir. Malzeme bilimi, kimya ve fizik gibi birçok bilim dalında kullanılan nanoteknoloji aynı zamanda tıp alanında da kullanılmaktadır ve bu alanda da çok fayda sağlamaktadır. Nanoteknoloji üretim alanındada çok yararlıdır. Üretimi arttırmaya yarar, ayrıca maliyetleri de azaltır. Ayrıca gelecek içinde insanoğlunun yaşam kalitesinin artması için önemli bir unsur olacaktır. Gıdalarda bile nano malzeme bulunabilmektedir. Oluşum şekli doğal olan nano malzemeler gıdalarda yer almaktadır. Biraların içerdiği karbonhidrat parçaları veya sütte bulunan proteinler buna örnek olarak gösterilebilir. Emülsiyon yapma veya öğütme gibi katı cisimleri parçalayıp küçük parçalar oluşturma veya sıvı cisimlerden damlalar oluşturma amaçlarıyla yapılan işlemler vasıtasıyla gıdalarda nano boyutlu parçacıklar oluşabiliyor. Bu yöntemler uzun zamandır gıda üretiminde kullanılan yöntemlerdir. Ayrıca insan vücudunda gerçekleşen sindirim sürecinde de gıdalar, besin öğelerine ayrışmaları için nano boyuttaki parçalara ayrıştırılmaktadır.

Nanoteknoloji, günümüzde havacılık ve uzay çalışmaları, sağlık ve tıp alanı, savunma sanayisi gibi çok geniş alanlarda kullanılmaktadır. Gündelik hayatımızdaki kullanım alanlarına örnek olarak lens kamera üretimi, nanoteknolojik pil, bazı mp3 çalarlar ve DVD verilebilir.

Nanoteknolojinin günümüzde teknoloji bakımından kullanım alanları kısıtlı olsa da var olan teknolojinin gelişmesiyle oluşacak yakın bir gelecekte çok daha yaygın olarak kullanılacaktır. Bazı ülkelerin ve firmaların bu alana yaptıkları yatırımlar ve arge çalışmaları sayesinde nanoteknolojinin kullanılabilirliğinin daha fazla arttırılacağı ve bu sayede kullanılabilir alanlarının da daha fazla olacağı yorumunda bulunabiliriz. Bu sayede nanoteknolojinin insanoğluna sağlayacağı yararları da artacaktır.

Fosil enerji kaynakları küresel ısınmayı nasıl etkiler?

Fosil enerji kaynaklarının küresel ısınmayı nasıl etkilediğini araştırarak bulduğunuz sonuçları sınıfınızda paylaşınız.

Fosil Enerji Kaynaklarının Küresel Isınmaya Etkisi

 

Fosil yakıtlar, yenilenemeyen enerji kaynakları olarak yaklaşık 350 – 290 milyon yıl öncesine dayanıyorlar. Toprak mikroorganizmaları, deniz organizmaları, ağaç kalıntıları, eğrelti otları ve diğer büyük yapraklı bitkilerle dolu bataklıklar, milyonlarca yıl içerisinde basınç ve sıcaklık etkisi  ile enerji kaynaklarına dönüştüler. Kömür oluşumu itibariyle;  basınç ve ısı nedeniyle sertleşmiş eğrelti otlarından, bitkilerden ve ağaçlardan oluşur. Yağ zoo-plankton ve algler gibi daha küçük organizmalardan meydana gelir. Yoğun miktarda basınç, bu karmaşık organik maddenin yağa ayrışmasına neden olmuştur.

Doğal Gaz için de aynı doğal prosesler geçerlidir ama doğal gaz fosil kaynağı olarak biraz daha farklı bir hikayeye sahiptir.  Oluşması için bu doğal süreçler biraz daha fazla zaman alır ve daha yüksek basınç ve sıcaklık gerekir. Fosil yakıtlar global enerji kaynaklarının yüzde 82’sini meydana getiriyorlar.

Bu enerji kaynakları, doğal olarak ulusların sanayileşmesinde kullanıldılar ve hala bu sürece güç vermeye devam ediyorlar.  Elektrik üretiminden ulaşım araçlarının yakıtına kadar çeşitli uygulamalara sahiptirler. Ayrıca, boyalar, deterjanlar, polimerler, kozmetikler ve bazı ilaçların üretimi için fosil yakıtlar gereklidir.

Kömür gibi bazı fosil yakıtlar, bol ve ucuz bir enerji kaynaklarıdır.  Petrol gibi diğer fosil yakıtlar coğrafi bölgeye bağlı olarak değişken bir maliyete sahiptir. Bu nedenle, jeopolitik konumlar, bu son derece değerli kaynakların coğrafi olarak tahsis edilmesinden kaynaklanmaktadır. Fosil yakıtların oluşması milyonlarca yıl sürdüğü için yenilenemeyen kaynaklardır. Bu kaynaklar bir kez kullanıldığında, yeri doldurulamaz.

 

Fosil Yakıtlar ve Sera Gazları

Fosil yakıtlar, yakıldıklarında  iklim değişikliğine yol açan ve bir sera gazı olan karbondioksit gazını açığa çıkarırlar.  Bunların üretimi hem çevresel olumsuzluklara hem de insan sağlığını tehdit edici etkilere yol açmaktadır.  Pekiyi ama nasıl? Ürün olarak zararlı gazlar hem global ısınmaya yol açıyor hem de oksijen soluyan canlıların yaşamını tehdit ediyor. NOx CO ve CO2 gazları küresel ısınmaya yol açar.  Ek olarak bu rezervler gittikçe tükenmeye yüz tuttuğu için, yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ihtiyaç artmaktadır. Çünkü insanlık sanayi endüstri ve kavuştuğu konforundan vazgeçemez.  Bilim insanları yoğun olarak, fosil yakıtların yerine geçebilecek enerji kaynakları olan Güneş enerjisi, jeotermal enerji, rüzgar enerjisi, gelgit enerjisi, biyoyakıt kaynakları gibi alanlara yoğunlaşmaya başladılar. Bu çalışmaların iki nedeni var.

 

  • Var olan fosil kaynakların CO2 ürününün küresel ısınmaya yol açması
  • Fosil kaynaklarının hızla tükenmesi

 

Fosil yakıtlarla ilgili ciddi bir küresel ısınma problemi ortaya çıktığı için, sanayide ve endüstride çok ilerlemiş olan Çin, Rusya ABD Japonya Almanya gibi ülkeler, buna çözüm bulmak üzere Kyoto protokolünü imzaladılar. Buna göre, fosil yakıt kullanan araçların egzoz çıktısı olarak NOx CO ve CO2 zararlı gazları belli sınırlar dahilinde olmak zorundaydı. Fakat tüm ülkelerin bu protokolü imzalamasına karşılık ABD hala bildiğini okumaya devam ediyor. Emisyon değerlerine, Avrupa ve diğer sanayileşmiş ülkeler kadar önem vermiyor. ABD dünyayı en çok ısıtan ve kirleten ülkelerin başında geliyor.

Sallanma ve dönme hareketi yapan varlıklara çevremizden örnekler verelim.

Sallanma ve dönme hareketi yapan varlıklara çevremizden örnekler verelim.

Fizikte çekim gücüne göre varlıklar farklı yönlere doğru hareket edebilirler. Yeryüzünde her cisim ve canlı kendini bıraktığında yeryüzüne iner. Bunun sebebi çekim gücüdür. Çekim gücünün yanında varlıklar kendilerini istedikleri yöne hareket ettirebilirler. Sallanma olayında bir noktaya bağlı bulunan cisimlerin serbest şekilde hareket etmesidir. Dönme hareketi ise merkeze bağlı olan cismin kendi etrafında veya başka bir varlığın etrafında dönmesidir. İşte bu isteğe bağlı hareketler şu şekilde sıralanabilir:

Sallanma hareketi: Sallanma hareketi sağa sola doğru yapılan harekettir. Yeryüzünde sallanma hareketini yapan birçok varlık bulunmaktadır. Bu varlık veya isimlere örnek olarak guguklu saat, salıncak, beşik sallanma hareketi yapmaktadır.

Dönme hareketi: Dönme hareketi sabit bir eksenin etrafında aynı hareketin yapılmasıdır. Dünya üzerinde ve uzay boşluğunda dönme hareketini yapan pek çok cisim bulunmaktadır. Bu cisimler lunaparkta görebileceğimiz atlıkarıncadan dönme dolaba, anahtarın yuvasında dönmesinden çamaşır makinesinin kazanının dönmesine, tekerlek, matkap, mikser, dünyanın, ayın dönmesi gibi pek çok cisim dönme hareketi yapmaktadır.

Bütün bu hareketleri dünya üzerinde gözlemlemekteyiz. Basit ve günlük olaylar gibi görünen bu hareketler aslında birer fizik olayı olarak gösterilebilir. Dönme ve sallanma olayı cisimlerin gözlemlenmesi ile çok rahat bir şekilde fark edilebilir. Fizik kurallarına bu hareketlerin çok rahat bir şekilde uyduğunu da görebiliriz.