Çok dinlenen bir şarkı sanat eseri olarak sayılabilir mi?

Çok dinlenen bir şarkı sanat eseri olarak sayılabilir mi? Güzelliğin ölçütü çok kişinin takdir etmesi olarak kabul edilebilir mi? Açıklayınız.

Sanattaki “güzellik” kavramı felsefi literatürde “estetik” olarak tanımlanmakta ve farklı açıklamalarda bulunarak sanat felsefesinin görüşlerini otaya koymaktadır. Ortaya çıkarılan bir sanat eserinin insanlar üzerindeki etkisi ve o eserenin güzel olup olmadığı insanların kişisel görüşlerine göre farklılık gösterebilir. Örneğin, bir resim, bir kişiye göre çok güzel bir şaheser olarak görülebileceği gibi diğer bir kişi için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Yine aynı şekilde bir şarkı bir grup kişi tarafından çok beğenildiği takdirde başka bir grup tarafından hiç beğenilmeyebilir.

 

Ancak burada bir grup kişi tarafından beğenilmeyen bir şarkı sözünün sanat eseri olmadığını söylemek yanlış olacaktır. Çünkü beğeni ayrı bir şeydir o esere verilen emek ayrı bir şeydir. Bu nedenle insanlar tarafından beğenilmeyen bir şarkı sanat eseri olarak kabul edilebilir. Bunun nedeni ise, o eserin sanat eseri olup olmamasının kıstasının kişilerin beğenilerinden geçmediğidir.

Yine aynı şekilde güzelliğin ölçütü çok kişinin takdir etmesiyle bağdaştırmamız da mümkün değildir. Bir eser toplumun geneli olarak kabul görmüş olsa da eğer sanatsal bir değer taşımıyorsa bence güzel olsa da kıymetli bir eser olarak kabul edilemez. Burada ki ölçü sanat için ortaya çıkarılan eserin ve sanatçının bu uğurda verdiği gayret ve emektir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Doğa, bir sanat yapıtı olarak görüldüğü zaman güzeldir.

“Doğa, bir sanat yapıtı olarak görüldüğü zaman güzeldir.” sözüyle Kant, ne anlatmak istemektedir? Açıklayınız.

Filozof ve estetik düşünürlerinin birçoğu, doğa güzelliği ile sana güzelliği arasında belli sınırlar çizmekte ve sanat güzelliğinin doğa güzelliğinin bir adım önünde olduğunu savunmaktadırlar. Hatta bazı düşünürler daha da ileri giderek, doğa güzelliğinin ancak sanat güzelliğiyle tamamlanabileceğini ileri sürmektedirler. Örneğin; Delacroix’in ünlü sözü “Biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti.” Tamda bunu ifade etmek için söylenmiş sözlerden biridir.

 

Daha sonraları özellikle İngiliz ressamlarının yaptıkları resimlerde dağları göründükleri gibi doğal halleriyle resmetmelerinin ardından bu bakış açısı değişmiş ve farklı düşünenler de ortaya çıkmıştır. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak; ünlü İngiliz ressam Thames’in dağları sisli bir şekilde çizmesi, insanların dikkatini çekmiş ve farklı bakış açılarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Thames’ın çizmiş olduğu bu resim çoğu kişi tarafından beğenilmiş ve aslında dağların var olan güzelliğinin sisli olup olmaması engellememiş ve dağların güzelliğinden de bir şey eksiltmemiştir.

Dolayısıyla sanat güzelliğinin ortaya çıkması için doğa güzelliğinin yol göstericiliği çok önemlidir. Doğadaki güzellikleri en iyi şekilde kavramak ve bunu çizerek ortaya koymak aslında sanat güzelliğinin de bir nevi parlamasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle Kant, “Doğa, bir sanat yapıtı olarak görüldüğü zaman güzeldir.” Sözüyle estetik bir tavır ile resmedilen doğanın aslında zamandan ve mekândan sıyrılarak tinsel bir biçim alacağını düşünmektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Evde iki kedim ve bir köpeğim var.

“Evde iki kedim ve bir köpeğim var.” önermesinin doğruluğu hangi doğruluk ölçütüne göre saptanır? Açıklayınız.

“Evde iki kedim ve bir köpeğim var.” Önermesinin doğruluğunun incelenmesi için hangi yönden bakmamız gerektiğine karar vermememiz gerekir. Bu önermeyi incelediğimizde, önermenin bir soru içermemesi ve nesnel bir olgudan bahsetmemesi neticesinde ancak “geçerlilik” ölçütünü baz alarak değerlendirmemiz gerekmektedir. Bunun nedeni önermeyi kıyas yapabileceğimiz başka bir önermenin olmaması olarak açıklayabiliriz.

 

Geçerlilik; bir bilgi durumunun ortaya çıkmasını sağladığı için dolayısıyla doğruluk kavramının da ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bir şeyin doğru olabilmesi için, işaret ettiği kavramları ispatlayabilecek argümanları da içermesi gerekir ve ancak bu şeklide o bilginin doğruluğu ispatlanabilir. Önümüzdeki “Evde iki kedim ve bir köpeğim var.” Önermesini savunan kişi 2 kedisini ve bir köpeğinin olduğunu kanıtlayabildiğinde bu bilgi doğru bir bilgi olarak kabul edilir. Çünkü az öncede belirttiğimiz gibi bu önermeyi kıyas yapacağımız başka bir önerme yoktur. Dolaysıyla kişi savunduğu önermeyi ispatladığı takdirde herkes bu bilginin doğru olduğunu zaten kabuldür.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Robotların bilme ve akıl yürütmesi ile insanın bilme ve akıl yürütmesi arasında nasıl bir bağ bulunmaktadır?

Robotların bilme ve akıl yürütmesi ile insanın bilme ve akıl yürütmesi arasında nasıl bir bağ bulunmaktadır? Robotlar da kendi kendilerine araştırma yapıp bazı kavram ve terimler oluşturabilir mi?

Robotların bilme ve akıl yürütmesi ile insanın bilme ve akıl yürütmesi arasında bence çok büyük farklar vardır. Çünkü insan özgür ve her an değişebilen ve elde ettiği bilgiler ışığında çıkarımda bulunarak anlık akıl yürütmelerde bulunabilir. Hâlbuki ki robotlar, insanların omlara yüklediği bazı kod ve yazılımlarla girilen bilgiyi işler ve ona daha önce yüklenmiş bilgileri kıyaslayarak karşımıza çıkarabilir. Bu durumda robotların kendi başlarına yeni bir fikir veya öneri yapabileceklerini düşünmüyorum.

Akıl yürütme dediğimiz zaman, iki veya daha fazla farklı fikirlerin karşılaştırılması ve bu kavramlar arasında ki sonuç ilişiklisinin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu akıl yürütmelerin daha doğru bir bilgiyi ortaya koyması için daha önce yapılmış bilimsel çalışmalar neticesi elde edilen bulgularında kullanılması gerekmektedir. Böylece yapılan akıl yürütmelerle doğru bir sonuca ulaşılabilir.

 

Ancak robotlar tamamen insan yapımı olan makinelerdir. Onlara yüklenen kodlar ve yazılımlar sayesinde işlevlerini yürütürler. Herhangi bir durumda kendi başlarına özgür karar veremez ve kendisinde olmayan bir bilgiyi işleme yeterliliğinde değillerdir. Robotlar ancak kendilerine daha önce yüklenen bilgileri kıyaslayama bir akıl yürütmesinde bulunabilirler. Ama bu akıl yürütme insanların akıl yürütmeleri gibi değildir.

Son olarak konuya dair şunlar söylenebilir: İnsanların bilgi dağarcıkları çok geniştir ve her an yeni bilgiler öğrenmektedir. Dolayısıyla karşısına çıkan fikirler hakkında akıl yürütmesi çok kolaydır. Robotlar ise insan kontrolünde olduğu için yaptıkları akıl yürütmeler insanlarınkine benzemez.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

“Gerçek varlık” ile “yapay varlık” ayrımı neye dayanıyor?

“Gerçek varlık” ile “yapay varlık” ayrımı neye dayanıyor? Robotlar insanın yerini alabilir mi? Nasıl?

“Gerçek varlık” denildiğinde, biyolojik olarak tüm serüvenini tamamlamış ve doğal olarak gelişimini tamamlamış varlıklar olarak algılarız. Örneğin; çevremizdeki ağaçlar, çiçekler, hayvanlar ve insanlar canlı ve gerçek birer varlıktır. Bunun yanı sıra dağlar, göller, denizler, toprak, ay ve güneş gibi gerçek varlıklarda kendi doğal oluşum sürecini tamamlayarak oluşmuş cansız gerçek varlıklardır. Her ne kadar evrim teorisi savunucuları bu konuya farklı bakış açıları geliştirmiş olsalar da yapılan tüm bilimsel çalışmalar bunun böyle olduğu gerçeğini yansıtmaktadır.

“Yapay varlık” ise belli işlemlerden geçerek belli amaçları için insan eliyle oluşturulmuş varlıklardır. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde inanların bulduğu icatlar artmış ve her geçen gün yeni bir buluş ortaya çıkmaya başlamıştır. Hatta son yüzyılda insanlar tarafından yapılan bazı robotlara “yapay zekâ” takılarak, insanların yaptığı birçok işin robotlar tarafından yapılabilirliğinin yolu açılmıştır.

 

“Yapay zekaya sahip olan robotlar hala geliştirilmeye çalışılmakta ve insan davranışlarını ve hislerini algılayan robotlar tasarlanmaktadır. Her ne kadar” Kısmet” isimli yapay zekaya sahip robot insan duygularını anlayan ve ona göre hareket eden bir tasarıma sahip olsa da pratik anlamda etkili bir kullanım alanı şimdilik bulunmamaktadır.

Genel olarak baktığımızda endüstriyel alanda kullanılan birçok makinenin yapay varlık olarak tabir edilen robotlar tarafından yapılmaya başlanması bir devrim gibi görünse de sonuçta bu makinelerinin kontrolü yine insanların elindedir. Dolayısıyla şimdi ve gelecekte robotların insanların yerini alacağını düşünmüyorum. Ancak insanların yapacağı bazı işlerde yardımcı olabilecekleri inancındayım.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Şiir hakkındaki görüşleriniz nasıl oluşmaktadır?

Şiir hakkındaki görüşleriniz nasıl oluşmaktadır?

Şiir hakkında benim kişisel görüşlerim şöyledir: İlk okuduğumda şairin çok büyük bir psikolojik sorunlar içinde olduğu, bu durumdan kurtulmak istediği ancak zaman içinde kendini kaybolmuş gibi hissettiği, içindeki bu karmaşayı da nacak betimlemeler yaparak haykırdığı göze çarpmaktadır. Şairin dizelerde seçmiş olduğu kavramlara baktığımda ise; kemdi ruhsal durumunu kelimelere dökerken betimlediği kelimeler aslında onun için bir haykırış ve o anki durumunun başkaları tarafından daha iyi algılanması için tercih edilmiş izlenimi veriyor.

 

Aslında şair, son mısrasın da dile getirdiği tüyün bile kendisinden hafif olduğu betimlemesi, şairin yılların verdiği yorgunluğunu ve bezginliğini anlatır niteliktedir. Tabi belki de burada mecazi anlamda kendisinden bahsediyor gibi anlamamızda muhtemeldir. Belki de şair çevresindeki bir kişinin halini anlatmakta ya da bu gibi ruh halinde olan insanların durumlarının ortaya çıkması için bu şiiri yazmış da olabilir. Tabi bunu şairin dışında kimse bilemez.

Her ne şekilde olursa olsun, şiiri okuduğumda gerçekten çok etkilendim ve şairin anlattığı o hali beynimde canlandırmam kolay oldu. Böylece bir edebi eserin özenle seçilmiş kelimelerden nasıl oluşturulabileceği hakkında da bir fikir sahibi olmama yardımcı oldu diyebilirim.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,00 toplam 5)
Loading...

Zaman, şiire göre nasıl ele alınmaktadır?

Zaman, şiire göre nasıl ele alınmaktadır?

“NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

AHMET HAMDİ TANPINAR”

 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu şiirinde bahsettiği zaman kavramı, aslında şairin o an yaşadığı ruh halinden bazı ipuçları vermektedir. Zaman geçmişte vardır, şu an zamanın içindeyiz ve gelecekte de zaman kavramı olacaktır. Şairin dizelerine baktığımızda, yaşadığı o zaman diliminde kendisin biraz daha özgür hissetmek istediğini ve hatta zaman kavramı içinden çıkıp başka bir boyutta yaşamak istediği anlamı da çıkarılabilir. Şiirde “ne içindeyim zamanın ne de dışında” gibi mısralar şairin o gün için içinden çıkamadığı bazı ruhsal burhanların olduğunu ve bu durumu ancak bu şekilde itiraf ettiği de söylenebilir.

Şiiri felsefi bir bakış açısıyla inceleyecek olursak; “zaman” kavramının şiir içinde betimle olarak kullanıldığı söylenebilir. Ayrıca dizelerde kullanılan diğer kavramların da daha net ve anlaşılır şekilde ifade edilmesi gerekmektedir. Bu şekilde felsefi bir metin olarak bu şiiri kabul edemeyiz. Çünkü kavramlar net bir şekilde açıklanmamış ve benzetme yoluyla ifade edilmiştir. Ayrıca şair, yaşadığı olay hakkında detaylı bir açıklama yapmamış ve olaylarda bir ikilem yaşadığı da göze çarpmaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...