Felsefenin bireye katkıları nelerdir?

Felsefenin bireye katkıları nelerdir?

Felsefe, toplumların gelişimine katkı sağladığı gibi bireylerin de yeni fikirler üretmelerini ve mevcut görüşlerini daha da geliştirmelerini sağlayan bir disiplindir. Bilgi, erdem, doğruluk, iyilik, hak, adalet ve özgürlük gibi kavramları ön plana çıkaran felsefe, insan mutluluğunu, dünya barışını ve demokratik çoğulcu ortamın ortaya çıkmasına da katkı sunar.

 

Felsefenin bireye kazandırdığı nitelikleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Felsefe, kişilerin analiz yeteneklerini ve sezgilerini güçlendirerek olaylara ve olgulara çok yönlü bir bakış açsıyla bakmalarını kolaylaştırır.
  • İnsanların daha özgür ve daha cesurca düşünceleri ortaya koymalarına yardımcı olur.
  • Gündelik hayatta yaşanan gelişmelere ve olaylara daha akılcı çözümler bulmalarına yol gösterir.
  • Kendi kendine yetebilen, kendi fikirlerini özgürce ifade edebilen ve kendi kararlarını alabilen insanları topluma kazandırır.
  • Kişilerin doğayı, evreni ve kendisini daha iyi tanımasını sağlayarak hayatlarına yön vermelerini kolaylaştırır.
  • Sorgulayıcı ve şüpheci bir görüş açısına sahip olan insanların hayatı ve varoluş gayelerini sürekli irdeleyerek doğruya ve yeni fikirlere ulaşmalarını sağlar.
  • Daha özgür ve daha adaletli bir toplumun oluşması için bireylerin ön sezi yetilerini kullanmalarını zorunlu kılar.
  • Kişinin hayata bakış açısını önemli ölçüde değiştiren felsefe, bireyi daima yorumlara sevk ederek yeni bilgiler edinmesine ve bu bilgiler ışığında eleştirel yorumlar yaparak zihnini sürekli çalıştırmasını da destekler.

Felsefede sorular mı yoksa cevaplar mı daha önemlidir?

Felsefede sorular mı yoksa cevaplar mı daha önemlidir? Niçin?

Düşünmeye dayalı bir faaliyet olan felsefenin doğasında sorgulamak vardır. Her şeye şüpheci ve eleştirel bir bakış açıcı geliştiren felsefenin amacı cevap vermekten çok aslında insanı soru sormaya yöneltmektir. Çünkü sorulara verilen cevaplar netleştiğinde insanlar soru sormayı bırakır ve bu da düşünceyi öldürür. Bu bağlamda bakıldığında felsefede sorular cevaplardan daha önemlidir denilebilir.

Sorgulamak ise sadece insanoğluna özgü bir yetenektir ve diğer canlılarda bu özellik yoktur. Bu durumda insanı insan yapan en önemli özellik de diyebiliriz. İnsanoğlu merak duygusu ve aşırı derecede öğrenme çabası içinde olan bir varlık olarak çok küçük yaşlardan itibaren soru sormaya başlar.

 

Örneğin 3-4 yaşına gelmiş bir çocuğun bir gün içinde 300’eyakın soru sorduğunu pedagoglar belirtmektedir. Dolayısıyla sürekli hayatı sorgulayan insan hayatı soru sorarak öğrenir ve bu da felsefenin aslında hayatın ta kendisi olduğunu göstermektedir. Çünkü felsefede soru sormak ve yeni şeyler öğrenme çabası hiç bitmez ve sürekli devam eder.

Sonuç olarak felsefe insanı sorgulamaya ve her zaman yeni yeni sorular sormaya yöneltir. Doğuştan gelen merak duygusunu canlı tutabilen insan aslında hayatta yaşıyor denilebilir. Cevaplar her ne kadar önemli olsa da soru sormak hayatın gerçek manada ne anlama geldiğinin kavranabilmesi için daha önemlidir diyebiliriz.

Felsefenin toplumsal hayata katkılarına tarihten örnekler veriniz.

Felsefenin toplumsal hayata katkılarına tarihten örnekler veriniz.

Felsefe, farklı kültürlere sahip olan toplumlarla bir arada yaşamaktır. Onlarla daha kolay bütünleşmemizi kolaylaştırarak, toplumlar arasında adaleti sağlayan bir disiplindir. Ayrıca, insanların özgürce, akıl ve iradeyle verdikleri kararlar neticesinde toplumları ortak değerler etrafında birleştirir ve toplumların geleceklerini daha iyi planlamalarını sağlar. İnsanların özgürce yaşayabilmelerinin yolunu açan felsefe hem insanların hem de devletlerin yönetim biçimlerinin daha demokratik olmasını da hızlandırır.

 

Birçok filozof, bireylerin ve toplumların gelişmeleri için çeşitli fikirler savunmuşlar ve savundukları birçok fikir devletlerin işleyişini de doğrudan etkilemiştir. Geçmiş tarihe baktığımızda Locke, Hobbes, Rousse gibi ünlü düşünürlerin eserleri hem insanların bakış açılarını değiştirmiş hem de devletlerin yönetim biçimlerini şekillendirerek toplumların daha özgür bir ortamda yaşayabilmelerini kolaylaştırmıştır.

Felsefenin toplumsal hayata sağladığı faydaları bir örnekle açıklayacak olursak, Osmanlı döneminde ki toplumsal yapıyı göz önünde bulundurabiliriz. Farklı coğrafyalarda ve farklı etnik gruplarla barış içinde yaşamayı başaran Osmanlı toplumu, karşılık saygıyı, hoş görüyü, yardımlaşmayı ve birlik-beraberlik içinde insanca nasıl yaşanabildiğini en iyi şekilde ispatlamıştır.

Bir felsefe sorusunu farklı kılan özellikler nelerdir?

Bir felsefe sorusunu farklı kılan özellikler nelerdir?

İnsanlar yaşamak için ve çeşitli eylemeleri gerçekleştirmek için sürekli soru sorma ihtiyacı duymaktadır. Aslında felsefenin ana mantığı da tamamen soru sormak ve cevap aramaktan geçer diyebiliriz. Ancak felsefi sorular günlük hayattaki sorulardan farklılık gösterir. Şöyle ki; gündelik hayatta sorulan soruların tek başlarına anlamları yoktur çünkü onlar eyleme yönelik sorulardır. Halbuki bir felsefe sorusu kendi başına da anlamalıdır ve her soru da olmuş bitmiş bir durum vardır. Sorulan felsefe sorusuna cevap verilmemiş olsa bile bu o sorunun cevap gerektirmediğini gösterir ve soru olarak dahi bir anlam ifade eder.

Felsefi sorular aslında, insanın önce kendine yönelttiği sorulardır. Filozof, karşısındakine soru soran kişi değil, ilk önce kendine soru soran kişi olarak tanımlanabilir. Böylece filozof önce kendi kendine konuşmaya başlar ve kendince fikirler üretir. Pek, başkasına sorulan sorular yok mudur? Tabi ki vardır.  Örneğin, “iyi veya kötü kelimesini duyunca ne alıyorsun?” Bu soruda dahi filozof önce kendine bu soruyu sormuş daha sonra karşı taraftaki kişiye sormuştur. Bunun aksi bir hali düşünülemez.

 

Felsefede, “Nedir?” sorusu felsefenin en temel yapı taşlarından biridir. Ancak bu nedir sorusunu gündelik hayatta kullandığımız nedir sorusundan ayırmak gerekir. Çünkü gündelik alanda sorulan nedir sorusu, genellikle bir nesnenin ismini öğrenmek için sorulmuştur. Halbuki felsefede sorulan nedir sorusu, daha derin cevaplar alam için sorulur. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak; “Ruh nedir? Diye sorulacak bir soruda aslında ruhun ne olduğu bilinmektedir. Ancak burada istenen cevap daha kapsamalı ve ruhla ilgili daha geniş açıklamalar elde etmek içindir.

Refleksif düşünme ne demektir?

Refleksif düşünme ne demektir?

İnsan doğası gereken merak eden bir varlıktır. Bu nedenle her zaman bilmediğinin ve öğrenmek istediği şeylerin peşine düşer. Merak ettiği konular hakkında her zaman güvenilir bilgiye ihtiyaç duyan insanoğlu zaman zaman kendi düşüncelerini bile sorgular hale gelebilir. Çünkü insan hayatını belirleyen düşüncelerdir ve bu düşünceleri belirleyen ise sorulan sorulardır. İşte tüm bu soruları soran ve kendi bakış açısıyla cevaplar arayan filozoflar, toplumların hem farklı konulara ilgi duymasını sağlamış hem de daha önce cevaplanmış doruların tekrar sorgulanması gerektiği ortaya koymuştur.

 

Felsefi düşüncenin temel nitelikleri arasında yer alan “Refleksif düşünme” kavramı, felsefi anlamda insanın kendi üzerinde tekrar düşünmesi anlamına gelir. Dolayısıyla felsefi düşüncenin refleksif bir düşünce olduğu kabul edilir. Refleksif düşünceyi biraz daha açacak olursak; filozof yalnızca düşünmez aynı zamanda kendi düşünceleri üzerinde de düşünür. Yani bu eylem aslında düşünmeyi düşünme olarak tabir edilebilir. Çünkü düşüncelerin kendi üzerine yönelmesi ve tekrar düşünülüyor olması öze dönük bir değerlendirme demektir. Bu durumda felsefeye düşünce hakkında düşünme olarak da tabir edebiliriz.

Felsefi düşüncenin temel niteliklerini belirtiniz.

Felsefi düşüncenin temel niteliklerini belirtiniz.

  • Evrensel olma
  • Tutarlı olma
  • Sistemli olma
  • Merak etme
  • Şüphe duyma
  • Hayret etme
  • Sorgulama
  • Rasyonel olma
  • Refleksif olma
  • Eleştirel olma
  • Yığılımlı irdeleme

 

Felsefi düşüncelerin temel niteliklerini anlayabilmek için felsefenin nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Felsefe, insanın hayat, evren ve kendi varlığı ile ilgili birçok konuda düşünmeye başlamasının sonucu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle felsefe sorgulayıcı düşüncenin bir ürünüdür denilebilir.

Felsefenin kökeninde merak ve hayret duygusu ağırlıklı olarak yer alır. Çünkü merak ve hayret duygusunun olmadığı bir anlayışta bilgi ve düşünce gelişemez. Her toplumda insana ve evrene dair birçok soruya cevap verilmiş ancak bu cevapların birçoğu toplumun geleneksel inanışlarının bir yansıması olarak görülür. Örneğin Antik Yunan’da felsefeden önce insanlar yaşadıklarını ve bilmek istediklerini mitoslar yoluyla ifade etmişlerdir.

Halbuki felsefede mitoslar değil düşünceler hakimdir. Bu bağlamada felsefenin temel niteliklerini şöyle sıralayabiliriz.

Tüm bu nitelikler göz önüne alındığında felsefi düşüncenin akla dayalı bir disiplin olduğu görülmektedir.

Filozof Kimdir?

Filozof kimdir?

Filozof kelimesi Yunanca “philosophos” kelimesin karşılığıdır. Genel anlamda felsefeyle ilgilenen ve kendi fikirlerini farklı şekillerde ortaya koyan kişi olarak da kabul edilir. Ayrıca bilgiyi seven, bilginin peşinden koşan ve kendisinde de bu bilgilerin bulunduğu kimselere de filozof denilir.

Filozof ’un geniş bir tanımını yapmak gerekirse şunlar söylenebilir:

Filozof; felsefe ile uğraşan, savunduğu fikirlerini tutarlı, mantıklı ve temellendirerek ortaya koyan kişidir. Tüm fikirlerini ortaya koyan bu kişi, her türlü eleştiriyi ve yargılamayı da göze almıştır. Bu eleştirilerin dışında savunduğu fikirlere muhalefet cephesinden gelen karşı eleştirileri de mantık çerçevesinde daha yumuşatarak cevaplayan kişilere de filozof denir.

 

Filozofun mecazi anlamı ise, sakin, mülayim, kendi haline yaşayan ve olayları kendine özgü yorumlayan kişilere verilen addır. Yani kısaca felsefeyle uğraşan ve felsefenin gelişimi için elinden geleni yapan, yeni fikir ve görüşlerin ortaya çıkmasına ya da bazı fikirlerin gelişmesinin önünü açmak için sorular sorup bu soruların peşinde koşan kişilerde filozof denilmektedir.