Çevrenizde dini konularda herkes aynı mı düşünmektedir?

Çevrenizde dini konularda herkes aynı mı düşünmektedir? İnsanların dini konularda farklı düşünceler taşımasının sebepleri neler olabilir?

İnsan, sosyal bir varlık olması hasebiyle, çevresinden ve diğer insanlardan etkilenmektedir. Çevremizde yaşayan her insan, aynı şeyleri düşünmemektedir. Allah, insanları farklı yaratmıştır. Bundan ötürü de farklı düşünce yapısına ve öncelediği değer yargılarına sahiptir. İkiz insanlar dahi çoğu konuda farklı düşünce ve arzulara sahiptirler. Dini konularda da insanlar, aynı şeyleri düşünmezler.

İnsanın din konusunda farklı düşünmemesinin birinci sebebi bilgidir. Dini bilgiyi derinlemesine bilmeyen insanlar, fikir yürütme ihtiyacı duyarlar. Konu hakkında gerekli bilgisi olmayan insan, bilgi sahibi olan birinden, konu ile alakalı bilgiler edinir. Edindiği bilgilerin ne kadar doğru olduğu konusunu da araştırmaz ise yanılgıya düşer. Doğru bildiğini zannettiği o bilgiyi her platformda paylaşır.

 

İnsanın farklı düşünceler taşımasının nedenlerinden biri de aile ortamıdır. Yetiştiği aile ortamı, kişinin düşünce yapısını olumlu ya da olumsuz manada etkiler. Anne ve babanın tavırları karşısında çocuğun tutumları, düşünce dünyasını yapılandırır. Aile ve arkadaş gurubu, çocuktaki düşünce farklılıklarının oluşumunda etkili olan en temek unsurlardır. Dine bakış açısı ve din karşısındaki düşünceleri, çevre faktörünün etkisi ile şekillenir.

İnsanın yaşamında etkilendiği ve hem dünya hem din anlayışını yönlendirdiği kişi ya da durumlar da vardır. İçine dâhil olduğu bir gurup ya da cemaat gibi bir tarikatın da fikirleri, din konusunda farklı düşünceler içinde olmasının temelini oluşturur. Sevdiği bir insanın hem din hem de dünyaya bakışı da kişinin din konusunda farklı düşünmesine neden olmaktadır.

Cem, cemevi, musahiplik ve Hızır orucu hakkında bir araştırma yapınız.

Cem, cemevi, musahiplik ve Hızır orucu hakkında bir araştırma yapınız.

Hazreti Ali ve aile efradını çok seven ve onlarından izinden gittiklerini iddia edenlerin oluşturduğu topluluğa, Alevi denilmektedir. Kendilerine has inanç sistemi ve ibadet yapısı bulunan alevilerin, ayrıca son dönemlerde oluşturdukları ibadethaneleri de bulunmaktadır. Alevi kültüründe önemli olan bazı kavram vardır. Uzun zaman içerisinde oluşan kültürel yapının kelimeleri arasında, Cem ve Cem evi ilk sırayı almaktadır. Semah ile Musahiplik ve Hızır orucu da kültürün bir ürünü kelimelerdir.

Cem, toplanmak manasındadır. Cami kelimesi de toplanan yer anlamındadır. Aleviler, toplu halde ve bir arada yaptıkların ibadetin adına, Cem denir. Cem ibadeti, alevi kültüründe ya bir dede ya da bir ana önderliğinde gerçekleştirilir. Cem ibadetine, katil ilehırsız biri ile yolsuz ya da düşkün kişiler giremezler.

Cem ibadetinin yapıldığı yere, cemevi denilmektedir. Alevi kültüründe cem evinin ortaya çıkışı tam olarak bilinmemektedir.

 

Alevi de olsa insanlar Müslüman olduklarından, camilerde toplanır ve ibadet ederlerdi. Namaz kılıp Ramazan orucunu tutarlardı. İslami kurallar çerçevesinde hareket ederlerdi. Cem evlerinin varlığına, geçmişten itibaren alevi kültürüne sahip köylerde dahi rastlanmamıştır. Nasıl ve ne şekil çıktığına dair birçok teze konu olan cem evleri, alevi kültürünün bir parçası durumundadır.

Alevi kültüründe yol arkadaşlığına ve kardeşliğe musahiplik denilmektedir. Kardeş olduğu kişi ile yakından ilgilenmektir. Geçinmesi dâhil her tür zorlukla mücadelesinde yar ve yardımcısı olmaktır. Dünya yaşantısında olumlu ya da olumsuz gidişatına tesir etmektir. Yaptığı hataların önüne geçebilmektir. Yaptığı hatalardan kendisine de pay çıkarıp, mani olamamanın getirdiği duygu ile hatalı olduğunu kabul etmektir.

Yılın belirli günlerinde Hızır adlı kişinin örnekliğinde oruç tutmaya da Hızır orucu denilir.

Tasavvufun amaçları ve temel ilkeleri hakkında bir araştırma yapınız.

Tasavvufun amaçları ve temel ilkeleri hakkında bir araştırma yapınız.

Tasavvufun amacı, kalp temizliğini sağlamaktır. İnsanların güzel ahlaklı olmasını ve toplumda güzel ahlakın yaygınlaşmasını sağlamaktır. Ruhun olgunlaşmasını ve sabır ile şükrün yaşamda ön planda değer bulmasının sağlanmasıdır. Allah’ın en güzel şekliyle anılmasını temin etmektir. Allah’a layıkı ile ibadet etmek ve zamanın ibadet ve taat ile değer bulmasını sağlamaktır.

Tasavvufta amaç, Müslüman insanların terbiye edilmesidir. Müslümanın manen mertebesinin yükselmesidir. Maddi değerlerden arınmak ve manevi değerlere ziyadesi ile bağlanmak için ahirete daha fazla önem vermek, tasavvufun amaçlarındandır. Allah’a karşı yapılan ibadetin niteliğini ve niceliğini artırmaktır. En önemlisi de nefsin disiplin altına alınmasıdır. Nefsi terbiye etmektir.

 

Tasavvufun temel ilkeleri arasında, tövbe, en önde gelmektedir. Yapılan tüm hata ve kusurlardan pişmanlık duymak ve bir daha yapılmayacağı adına Allah’a söz vermektir. Kişinin güçlü bir iradeye sahip olarak, sağlam bir kişiliğe ulaşması adına zorluklarla mücadele etmesine, riyazet ve mücahede denilmektedir. Sofinin, iç dünyasına eğilmesi ve kendini hem yanlış hem de kötüye sevk edecek duygulardan arındırması işlemine de seyrüsüluk adı verilmektedir.

Sofi, başına gelen her tür bela ve musibet karşısında, olumsuz ve sıkıntı dolu yaşanan olaylarda dirençli olması istenir. Hem gücünü hem iradesini kullanır ve zorluklarla mücadele eder. Aceleci davranmaz. Hem kendisine hem de çevresine zarar verici hal ve hareketlerden kaçınır. Sofi, sabır ve sebat gösterir. Sahip olduğu dünyalık nimetlerin insanların da yararlanması için cömertlik yapar.

İslam dünyasında yaygın olan itikadi ve fıkhi mezhepler ile tasavvufi ekollerin adları

İslam dünyasında yaygın olan itikadi ve fıkhi mezhepler ile tasavvufi ekollerin adlarını öğrenerek defterinize yazınız.

Peygamber Efendimizin ahirete göçmesinden sonra Müslümanların, hem İslam dininin kural ve kaidelerini öğrenmeleri hem de yeni çıkan güncel sorunlara fıkıh kuralları bulunması amacıyla eğitim ve öğretim çalışmaları yürütüldü. Bağdat ve küfe başta olmak üzere Medine de fıkıh ekolleri oluşturan eğitim merkezleriydi.

Fıkıh kuralları denilen ameli mezheplerin en yaygın olanı, İmamı Azam Ebu Hanife’nin önderliğinde ve hocalığında kurulan Hanefi mezhebidir. İmam Şafi adıyla bilinen İslam âliminin önderliğinde gerçekleşen ameli fıkıh mezhebinin adı, Şafi mezhebidir. Ahmet Bin Hanbelin imamlığında kurulan ameli mezhebin adına da Hanbeli mezhebi denilmektedir. İmam Malik öndeliğinde gerçekleşen eğitim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan mezhebe de Maliki mezhebi denilmektedir.

İslam dininin anlaşılması ve yaşanması için dünyalık manilerin ortadan kaldırılması istenmektedir. Uhrevi kaygıların önceleyip düşünülmesi ve manevi değerlerin yaşama hâkim olması amacıyla ortaya ekoller çıkmıştır. Ameli Fıkhi mezheplerin ve İtikadı mezheplerin çıkış kaynağı burasıdır.

 

İtikadi mezheplerin en yaygın olanının adı, Maturidi mezhebidir. İmam maturidinin eğitim faaliyetlerinin bir ürünüdür. Maturidi mezhebinin hemen peşinden gelen İtikadi mezhep, Eşari mezhebidir. Bu iki mezhep, ehli sünnet olarak da adlandırılırlar. Şii dünyayı anlatan İmamiye ile sapkın yapısı ile Hariciye de bu alandaki mezheplerdendir. Mutezile de ehlisünnet çizgisi çatışan bir mezhep olarak çıkmıştır.

İslam dininin züht ve takva içerisinde yaşanması için uğraşan insanların etrafında ve onların öğretileri ile yaşam tarzlarını belirleyenler, tarikat ehli insanlardır. Dünya üstünde en fazla bilinen ve mensubu olan tarikat, , Nakşibendi tarikatıdır. Birçok kolu vardır. Kadiriye bunlardan biridir. Mevlevi ve Rufai ile Şazeli ve Halvetiye diğer tasavvuflardandır.

İslam Ansiklopedisi, tasavvuf kitapları, genel ağ vb. kaynaklardan Alevilik-Bektaşilik hakkında bir araştırma yapınız.

İslam Ansiklopedisi, tasavvuf kitapları, genel ağ vb. kaynaklardan Alevilik-Bektaşilik hakkında bir araştırma yapınız. Alevilik-Bektaşilikte önem verilen başlıca ilkeleri öğreniniz.

Toplumumuzda yer alan tasavvufi akımlardan biri de Alevi Bektaşi düşüncesidir. Alevilik, Türk toplumuna has bir düşünce akımıdır. Hazreti Ali taraftarı ve onun yanında yer alan anlamındadır. Ali efendimize bağlı olanların oluşturduğu topluluk manasına gelir. Türk toplumunda yayılmasının nedeni, Peygamber Efendimizin ehli beytine Türk insanının düşkün olması ve onları sevip saymasıdır. Ayrıca Bektaşi babaların yaşadıkları hoş görü, sevgi ve basit bir dünya yaşamıdır.

Alevi Bektaşi Düşüncesinin Ahlaki İlkeleri

Alevi Bektaşi düşüncesinin temel ahlaki ilkeleri arasında ilk sırada Edep ve Hayâ yer alır. Sabır ve Marifet ile Şükür ve İlim de sonraki ilkelerdendir. Cömertlik ve Kendini Bilme ile hem Sır Saklamak hem İnsanları Ayıplamamak hem Tevazu Sahibi Olmak hem de İnsanlara Ve de Diğer Tüm Varlıklara Kötü Gözle Bakmamak, diğer erdemlerdendir.

Alevi Bektaşi düşüncesinde Ehli Beyt sevgisi çok fazla önemsenmiştir. Hazreti Ali ile eşi Hazreti Fatıma ve çocukları Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin, alevi yurttaşlar arasında çok sevilir ve saygı duyulur.

 

Alevi Bektaşi düşüncesinde, alevi dedelerine ve erenlere karşı sevgi, üst seviyededir. Hem misafirperverliğin hem de dostluk büyük öneme sahiptir. Küçükler de büyüklerine karşı daima saygı duyarlar. Alevi Bektaşi düşüncesinde iyilik yapmak ve sabırlı olmak ile öfkeden kaçınmak emredilmiştir. Bu düşüncede hem eline hem beline hem de diline sahip olmak şeklinde ifade edilmiştir. Şartların ne olduğuna bakılmaksızın bu kurula uyulması emredilmişti.

Sevgi temelleri üstünde kurulan bir sisteme sahiptir. Sevgi ile saygı ve hoşgörü ile barış gibi ilklerin, alevi toplumunda yaygınlaşması istenir. İnsana saygı, alevi düşüncesinin merkezini oluşturur.

Mezhep kavramı ve mezhepler hakkında neler biliyorsunuz?

Mezhep kavramı ve mezhepler hakkında neler biliyorsunuz?

Mezhep kelimesi sözlükte gitmek anlamına gelen Arapça kelimenin kökünden türetilmiştir. Takip edilen yol manasına gelen mezhep, gidilmesi gereken yer ya da yol manalarına da gelir. Mezhep, bir dinin yahut ta bir anlayışın veyahut ta herhangi bir görüşün, farklılıklar ortaya koyması ile ortaya çıkan görüş ayrılığı ve bu görüş ayrılığı ile belli kural ve normlara bürünmesidir. Mezhep, kendi içinde tutarlı, davranışsal bütünlük sağlanan kollardır.

İslam dininde mezheplerin ortaya çıkması, bir mezhep kuralım anlayışı, düşüncesi ve beklentisi ile olmamıştır. Mesela İmamı Azam, Hanefi mezhebini kurmak niyeti ile ortaya çıkmamıştır. Hanefi mezhebi ismini veren de o değildir. İslam âlimleri, dinin daha iyi anlaşılması ve yeni güncel meselelerin din ile belli kurallara dönüşmesini, Kitap ve Sünnet ışığında sağlayan kişilerdir.

 

Bulundukları şehirde, medrese eğitiminin başında olan ve eğitim öğretim faaliyetlerinden istifade etmek isteyen insanlara, dini eğitim veren kişilerdir. Günlük insan meselelerinin çözümü için müracaat edilen bu insanlar, görüş, düşünce ve eğitim faaliyetleri ile inşaların meselelerine kattıkları Kitap ve Sünnet perspektifli bakışı, vefatından sonra kitaplaştırmışlardır. Talebeleri de hocalarının bu görüşleri çerçevesinde eğitimi sürdürmüşlerdir.

Kuşaktan kuşağa geçen bu eğitim faaliyetlerinden günümüze kadar gelenleri bunlardır. İlim faaliyetleri yürütmüş ve dini konulara bakış açıları kazandırmış nice İslam âliminin düşünceleri, günümüze kadar ulaşmamış ve bir mezhep formuna erişememiştir. Nedeni, insanlar arasında benimsenmesinin azlığıdır. Günümüze kadar erişen dört hak mezhep ise Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik olmuştur.

Abdülkadir Geylani’nin öğütlerinden hayatımızda uygulayabileceğimiz ne gibi ilkeler çıkarabiliriz?

“Ey oğul! Rabb’ine itaatte bütün gayretinle çalış. Sana vermeyene sen ver. Sana gelmeyene sen git. Sana zulmedeni sen affet. Niyetinde kullarla, kalbinde ise kulların Rabb’i ile beraber olmaya bak. Sadık olmaya, yalancı olmamaya gayret et. İhlaslı olmaya, münafık olmamaya çalış…Vah sana! Falan filan gibi ikiyüzlü, iki dilli, iki fiilli olmayasın…” Abdülkadir Geylâni, Cilâü’l-Hâtır, s. 11-12. Abdülkadir Geylânî’nin yukarıdaki öğütlerinden hayatımızda uygulayabileceğimiz ne gibi ilkeler çıkarabiliriz?

Abdülkadir Geylani, bu dizelerle verdiği öğütlerin ve ilkelerin başında, Allah’a itaat etmenin ehemmiyetine vurgu yapıyor. Allah’a itaat etmeyi de bütün gayreti ile yapılması ve çalışılması vurgusu ile anlatıyor. İnsanların, yaşamının her anını, Allah’ın kurallarına uymak sureti ile yaşaması ve ona itaat ettiğini göstermesi gerekiyor. İtaat, emir ve yasaklara uymada, özen ve titizlik göstermekle olur.

Abdülkadir Geylani, dünya hayatının bir anında, ihtiyaç duyduğun herhangi bir şeyi senden esirgeyen bir kişinin, senden oluşan talebine olumlu cevap vermek gerektiğine vurgu yapıyor. Vermese de vermeyene vermek gerektiği gibi bir ilkeyi koyuyor. Aynı şekilde, şahsına karşı soğuk davranan ve yaptığı davete icabet etmeyerek, gelmeyen bir şahsa da, gitmek gerektiği ilkesine vurguda bulunuyor.

 

Yaşam, türlü badireler ve imtihanlarla doludur. İnsan, hayatının her anında, irili ufaklı zulümlerle muhatap olabiliyor. Abdülkadir Geylani, sana eziyet eden ve acı çekmene sebep olan kişilerin de affedilmesine vurgu yapıyor. Affetme meziyetine sahip olunmasını istiyor. Bedenen insanların arasında yaşayan bir insanın, kalp boyutu ile daima Allah ile beraber olması gerektiği ilkesi de bu dizelerde hayat buluyor.

Yalan gibi bir şeytani ve münafık sıfatından uzak durmak gerektiği ilkesini koyan Abdülkadir Geylani, sadakat ve ihlasın altını çiziyor. Başta Allah’a karşı sadakat vurgusunda bulunuyor. İhlas ve samimiyet ilkelerine sahip olunmalı ki, Münafıklık gibi aşağılık bir duruma düşülmesin uyarısında bulunuyor. En önemli ilke de, iki yüzlü ve sahtekar olmamaktır. Özü ile sözünün bir olması gerektiği vurgusunda bulunuyor.