Hac ibadeti kimlere farz?

Hac ibadetinin kimlere farz olduğunu araştırıp defterinize not ediniz.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği akıl ve irade sahibi bir varlık olmasıdır. Bundan dolayı hac ibadetini yerine getirebilmek için öncelikle kişinin akıl sağlığı yerinde olmalıdır. Diğer ibadetlerde olduğu gibi, ibadet etme yaşı yani ergenliğe girmiş olmak hac ibadetinin farz olmasına yeterlidir. Aynı zamanda Müslüman ve herhangi bir kişinin kölesi olmamak, yani hür olmak gereklidir.

Ayrıca en önemli şartlardan biri de şudur, kişi hacca gidip geldiği masrafların dışında kendi aile bireylerinin geçimini sağlayabilecek kadar parasının olması gerekir. Yani hac ibadetini yapmak için aile bireylerini mağdur etmemesi gerekir. Kişi hac ibadetinin önemini bilerek bu görevi yerine getirmek için çabalamalıdır. Çünkü hac ibadeti, kişinin Allah’a olan samimiyetini ve bağlılığını gösterir. Bundan dolayı saydığımız özelliklere sahip olan insanların ömürlerinde bir defa hac yapmaları Allah tarafından farz kılınmıştır.

Hac, umre ve kurban kavramlarının anlamları hakkında bir araştırma yapınız.

Hac, umre ve kurban kavramlarının anlamları hakkında bir araştırma yapınız.

Hac, İslamiyet’in beş şartından birisi olup, maddi durumu ve sağlığı yerinde olan Müslümanlara hayatlarında bir kez gitmenin farz olduğu, hem mal hem de beden ile yapılan bir ibadettir. Mekke’de bulunan Kabe civarında belirli vakitte ve belirli mekanlarda yapılan çeşitli faaliyetler ile hac görevi yerine getirilmiş olur. Hac Müslümanlara hicretten sonra farz kılınmıştır.

Umre, hac ibadetinden farklı yönlerinden dolayı ayrılır. Hac ibadetinde belirli vakit ve Arafat vakfesi görevi var iken, umrede belirli bir vakit ve vakfe yapma zorunluluğu yoktur. İsteyen istediği zaman umre için Mekke’yi ve hac için ziyaret edilen özel mekanları ziyaret edebilir. Hac ile umre Müslümanlar tarafından küçük hac ve büyük hac olarak tanımlanmaktadır. Umre “küçük hac” olarak belirtilmiştir.

Kurban, sözlükte “yaklaşmak ve Allah’a yakınlaştıran şey” anlamına gelmektedir. Kurban ibadeti yılın belirli zamanında, kurban olma şartlarını taşıyan hayvanlardan birinin alınıp Allah rızası için kesilmesiyle gerçekleşir. Kurban, mal ile yapılan bir ibadettir. Bundan dolayı maddi durumu yeterli olmayan kişilerin üzerinde kurban kesme yükümlülüğü yoktur. İnsanların kestiği kurbanların önemi et değil, manevi olarak Allah’a yakınlaşmak olmalıdır. Kesilen kurbandan kişi başına düşen pay üçe bölünmeli ve kurban kesen kişi sadece üçte birini kendisine almalıdır. Diğer üçte ikisini ihtiyacı olanlara dağıtmalıdır. Bu şekilde kurban ibadeti doğru yapılmış olur.

Dini ve milli bayramlarımız toplumda hangi değerlerin gelişmesini sağlamaktadır?

Dini ve milli bayramlarımız toplumda hangi değerlerin gelişmesini sağlamaktadır? Söyleyiniz.

Toplumların bir arada bulunmasını ve birbirleri ile kardeşçe yaşamalarını sağlayan en büyük etmenler, insanları ortak paydalarda buluşturan özel günlerdir. Bizim toplumumuz tarafından kutlanan dini ve milli bayramlar da insanları ortak bir noktada buluşturarak birçok güzel hasletin oluşmasını sağlarlar. Toplumda birlik ve beraberlik duygusunun artması bunların en başında gelir. Bayramlarda bir araya gelen insanlar mutluluklarını, sevinçlerini ve üzüntülerini birbirleri ile paylaşırlar. Sıkıntısı olanların dertlerine çözüm aranır ve yalnız olmadığı hissettirilir. Akrabalar arasındaki bağlar güçlenir, bu şekilde dinimizin akrabaya verdiği önem göz ardı edilmemiş olur. Çünkü Allah Kur’an’da yakın akraba ile iyi geçinmemizi bizlere emrediyor. Bunun dışında milli bayramlarımızda ise ülke olarak ırk, cinsiyet ve renk ne olursa olsun birlik beraberliğimiz pekişerek, ortak bir ülkü ve amaç etrafında bütünleşiriz.

Tarihimizde yaşadığımız önemli olaylardan dolayı kutlanan milli bayramlar, gençlerimize tarih bilincinin aşılanmasında ve geleceğe yönelik atılacak adımlarda yol gösterici olmaktadır. Devletimizin geçmişinde hangi olayları yaşadığını, ne gibi zaferler elde ettiğini ve ne gibi zorluklar ile baş ettiğini gençlerimizin öğrenmesi, milli bilinç sahibi olarak geleceğe yönelik temeli sağlam olan adımlar atmaya ışık tutacaktır. Hem dini hem de milli bayramlarımız bütünleştirici yönüyle bundan dolayı çok önemlidir. İnsanlar arasındaki kırgınlıklar, küslükler bayramlar aracılığı ile ortadan kalkar. Birbirlerini ömürlerinde görmeyen aynı soy bağına mensup insanlar bayramlar sayesinde bir araya gelerek, kendilerinden sonraki nesillerin de kendi aralarında kaynaşmasını sağlayarak kardeşlik bilincinin kaybolmaması adına son derece önemlidir.

İslam dini ile beraber kutlamaya başladığımız bayramlarımız hangileridir?

İslam dini ile beraber kutlamaya başladığımız bayramlarımız hangileridir? Söyleyiniz.

Bayramlar dini ve milli olmak üzere ikiye ayrılır. Dinimizin bizlerden istediği ve Müslümanlığın pratik boyutunu gösteren bayramlara dini bayramlar denir. Diğer kutladıklarımız ise devletimizin tarihi ile alakalı olan ve devletimiz tarafından tarihleri belirlenen milli bayramlardır. Dini bayramlar Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramıdır. Ramazan bayramı, Müslümanların bir ay boyunca yemek ve içmekten günün belirli saatlerinde uzak durarak oruç tuttuğu bayramdır. Kur’an Ramazan ayında inmiştir. Kadir gecesi bu ay içerisinde yer alır ve Kur’an kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır. Müslümanlar arasında on bir ayın sultanı olarak bilinen ay Ramazan ayıdır. Müslümanlar Ramazan ayında daha çok ibadet ederek ve Allah’ın oruç emrini yerine getirerek dini vecibelerini tamamlamaya özen gösterirler.

Ramazanın önemi, Müslümanlar arasındaki kardeşliğin ve yardımlaşma duygusunun pekişmesi, insanların nefislerini açlık ve susuzlukla terbiye ederek var oluş amaçlarını hatırlatmaktır. Allah’ın verdiği nimetlerin daha iyi farkında olarak, insanlar bu ayda bol bol şükrederler. Bir diğer dini bayramımız ise Kurban Bayramıdır. Ramazan bayramından iki ay on gün sonra kurban bayramını kutlarız. Kurban bayramının amacı ise, insanın Allah’ın emri olduğu için, Allah’ın rızasını gözeterek dinimizce uygun görülen hayvanlardan kurban kesmektir. Dini bayramlarımızın ikisi de dört gün sürmektedir. Kurban bayramı da Ramazan Bayramı gibi paylaşma ve yardımlaşma bayramıdır. İnsanların kurban kesme amacı et yemek değil, fakir fukara olan insanlara yardımcı olarak Müslüman birlikteliğini güçlendirmektir. Bu şekilde insanlar arasında daha güçlü bir bağ ve uhuvvet oluşacaktır.

Alak suresinin ilk beş ayeti

Alâk suresinin ilk beş ayetinin anlamını bir Kur’an mealinden bulup yazınız.

Alak suresi 19 ayetten oluşur ve Kur’anı Kerim’in 96. suresidir. İlk 5 ayeti anlamı aşağıdaki gibidir.

﴾1﴿ Yaratan rabbinin adıyla oku!

﴾2﴿ O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.

﴾3-5﴿ Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.

İslamiyetin yayılışı daha çok hangi yönlerde olmuştur?

İslamiyet’in yayılışı daha çok hangi yönlerde olmuştur? Nedenleriyle birlikte açıklayınız.

 

İslamiyet, ilk olarak Arap yarımadasında doğmuştur. Zamanla insanların İslamiyet’e girmeleri ve tebliğin geniş alanlara yapılması ile farklı bölgelere doğru yayılmıştır. Bunda insanlara karşı dinimizin hoşgörü ile yaklaşılmasını emretmesi ve insanlar arasında sınıf ayrılıkları yapmaması büyük rol oynamıştır. Çünkü İslamiyet’ten önce toplumda oluşan sınıf farklılıklarından dolayı insanlar insan sıfatına yakışır şekilde bir ömür yaşamıyorlardı. Toplum tarafından güçlü olanlar zayıf olanları ezerek üstünlük kurma çabası içerisinde oluyorlardı.

Özellikle hicretten sonra Mekke’den Medine’ye giden Müslümanlar, İslamiyet’i yaşayış biçimleri ile birçok farklı milleti etkilemiş ve insanların kalpleri İslamiyet’e ısınmıştır. Ayrıca Peygamberimizin çeşitli devlet büyüklerine gönderdiği davet mektupları sayesinde de hem İslamiyet resmi olarak tanınmış hem de yayılmasına ortam hazırlanmıştır. Müslümanların imzaladığı Medine Sözleşmesi sayesinde İslamiyet ilk defa resmi olarak bir belgede geçmiş ve resmi olarak tanınmıştır. Tüm bu gelişmeler sonucunda İran ve Kuzey Afrika bölgelerinde yayılma göstermeye başlayan İslamiyet, aradan geçen zamanda Avrupa’ya doğru da yayılarak evrensel olarak tanınan bir din haline gelmiştir.

İslamiyet’in doğuşuyla birlikte toplumda ne gibi değişimler yaşanmıştır?

İslamiyet’in doğuşuyla birlikte toplumda ne gibi değişimler yaşanmıştır? Bildiklerinizi söyleyiniz.

İslamiyet gelmeden önce Arap toplumu o kadar kötü ve karmaşık bir durumdaydı ki, bundan dolayı Cahiliye Dönemi olarak da adlandırılmaktaydı. Toplumda farklı kötülükler çok yaygın olmakla birlikte insanların zümrelere ayrılmış olmasından dolayı, insan hakları diye bir şey söz konusu değildi. Özellikle kadınların toplumda hiçbir kıymeti yoktu ve kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. İnsanlar aynı bir eşya gibi alınıp satılarak, farklı insanların kölesi olmak zorunda kalıyorlardı. İslamiyet geldikten sonra, insanların ırk, cinsiyet ve renk ayrımı gözetmeksizin Allah katında bir farkının olmadığı, üstünlüğün ancak kişilerin Allah’a karşı gösterdikleri takva sayesinde olabileceği anlayışı geldi. İnsanlar birbirlerine Allah için iyi davranmaya başladılar ve toplumda huzur, kardeşlik ortamı oluştu. Cahiliye döneminde Araplar arasında çok yaygın olan kabileler arasındaki kan davaları son buldu. İnsanları bataklığa sürükleyen kumar, şans oyunları gibi olumsuz durumların önüne geçilmiş oldu.

Peygamberimiz örnek insan olmasından dolayı birçok insanı etkileyerek İslamiyet’i yaşayışıyla gösterdi ve en azılı müşrikler dahi bu sayede Müslüman oldular. Bunlardan en bariz örnek ise Hz. Ömer’dir. Hz. Ömer Müslüman olmadan önce sahip olduğu bir kız çocuğunu diri diri kendi elleriyle toprağa gömmüş ve kendisine sorulduğunda hayatımda içimi en çok yakan ve pişmanlık duyduğum olay bu demiştir. İslamiyet geldikten sonra kadınların saygınlığı artmış, kız çocuğu olduğunda utanan insanlar ve değer görmeyen annelere, İslamiyet cenneti sunmuştur. Allah katında toplumdaki makamların ve mevkilerin hiçbir kıymeti olmadığı, toplumda adaletin hüküm sürmesi gerektiği ve insanların birbirlerinin haklarına riayet etmeleri gerektiği vurgulanmıştır. İnsanlar arasında hoşgörü, saygı ve sevgi artmıştır.