Hz. Musa (a.s.) hakkında neler biliyorsunuz?

Hz. Musa (a.s.) hakkında neler biliyorsunuz?

Hz. Musa, İsrail Oğullarına gönderilen bir peygamberdir. İsrail Oğullarına gönderilen peygamberlerin yaşadığı zorlukları yaşayan ve kavmi tarafından yalnız bırakılan bir nebidir. Hem nebi hem de resul olan Hz. Musa, İsrail Oğullarını hak yola davet edip, Allah’ın yolunda tutmaya çalışmıştır. Kendisine Allah tarafından Tevrat adlı bir de ilahi kitap gönderilmiştir.

Dünya üzerinde Kuranın bildirdiği kadarı ile kendisine kitap gönderilen dört peygamber vardır. Bu dört kitaptan biri de Tevrat’tır. Eski Ahit te denilen Tevrat, Allah tarafından Cebrail adlı melek vasıtası ile Hz. Musa’ya ve dolayısı ile İsrail oğullarına gönderilmiştir. Ulul Azm bir peygamber olan Hz. Musa, Sina dağında Allah ile perde arkasından doğrudan görüşme fırsatı da bulmuştur.

 

Hz. Musa, Firavun ile çetin bir mücadeleye girmişti. Firavun, kendi sonunu getirecek kişinin İsrail Oğullarından çıkacak bir erkek çocuk olacağı rüyası üzerine, İsrail Oğullarına ait yeni doğan tüm erkek bebeklerin öldürülmesi emrini verir. Annesi de baskını fark edip, evladını sepet içerisinde Nil ırmağı sularına bırakıverir. Kendisine de hem Nil suyuna bırakılması hem de evladına tekrar kavuşturulacağı ilham edilir.

Firavunun sarayında fark edilen Hz. Musa, Firavundan habersiz onun sarayında yetişir. Hatta hiçbir kadından emmeyi kabul etmediği ve sürekli ağladığından ötürü annesine de kavuşur. Sarayda annesi ile büyür. Peygamberlik ile vazifelendirildiğinde ise ilk iş olarak gidip Firavuna çağrıda bulunur. Çağrıyı kabul etmeyen Firavun ile de çetin bir mücadeleye girer. Bu mücadelenin sonunda, Kızıl Denizin ikiye yarılması ve Firavunun Kızıl Denizde boğulması yaşanır.

Yukarıdaki ayet toplumsal yasalardan hangilerine işaret ediyor?

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor, (Nahl suresi, 90. ayet.) Yukarıdaki ayet toplumsal yasalardan hangilerine işaret ediyor? Maddeler hâlinde listeleyiniz.

Allah öncelikle bu ayette, Adalet vurgusunda bulunuyor. Toplumu ayakta tutan temel unsurun Adalet olduğunu insanlara anlatmak istiyor. Toplum tarafından öncelikli yasanın ve toplumun temel dinamiklerinin sağlam olmasının, Adalet adlı yasanın sağlam tesisinden geçtiğini anlatmaya çalışıyor. Adalet, hem birey hem de toplum için çok önemli bir terazidir, kanısını yerleştirme adına uyarıda bulunuyor.

Toplum yasalarından olmazsa olmazın Adalet olduğu vurgusunu yaparken Allah, iyilik yapma ve özellikle bu iyiliği yapmaya da en yakınlarından başlama prensibini gösteriyor. Yardım ve iyilik, yani sadaka ve zekat gibi ibadetler, en yakın akraba çevresinden başlanılarak verilmelidir. Birinci derecede akrabalar arasında bakmakla dinen mükellef olmayanlara öncelik verilmesi gerekir. Bunlar Allah’ın birer emridir.

 

Ayette Allah emirlerin yanı sıra yasaklar da getiriyor. Hayasızlığı yasaklayan Allah, utanma duygusunun yitirilmesinin toplum için çok kötü bir durum olduğunu anlatmak istiyor. Haya yani utanmanın imani bir özellik olduğu, bu özelliği de yitirmemek gerektiği isteniyor. İnsanların birbirlerine zarar verecek fenalıklardan ise Allah, insanları men ediyor. Haram olarak sıfatlandırıyor. Azgınlık ve kudurmuş tavırlar, toplumun dibinde dinamik patlatmak gibidir.

Hem emirleri hem de yasakları Allah, insanların akıl denilen cevher süzgecinden geçirip, düşünmeleri için koymaktadır. Allah verdiği öğütlerle, insan aklına hitap ediyor. Akıl denilen gücün, emir ve yasakların neden konulduğunu idrak edebileceğine parmak basıyor. Toplum, içerisinde yaşayan insanların gösterdiği ahenk ile yücelir. Huzur dolu bir yaşamın başarılı bir şekilde sürdürülmesi gerçekleşir.

İnsanın mükemmel yaratılışına örnekler veriniz.

“….Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur…” Yukarıdaki ayetten yola çıkarak insanın mükemmel yaratılışına örnekler veriniz.

Allah, insanı mükemmel bir canlı olarak yaratmıştır. İnsan organları ve iskelet yapısı başta olmak üzere, tüm uzuvlar ve fonksiyonlar, Allah’ın birer mucizesidir. Eklem yerleri ve kemiklerin birbirleri ile bağlantısının mükemmel oluşu, Allah’ın insanı nasıl mükemmel yarattığının birer göstergesidir. Vücut sistemleri de başlı başına birer mucizedir.

Hem solumun hem boşaltım hem de sindirim gibi sistemler sayesinde insanın yaratılışındaki mükemmel kolaylıkla fark edilmektedir. Kas ve iskelet sistemleri de ayrı bir ilim gerektiren özellikler barındırır. İnsanın hücre yapısının mükemmel oluşu ve hücrelerin beş yüz tane görevi yerine getirmesi be ahenkli çalışması, Allah’ın ilim ve kudretinin birer yansımasıdır.

Ağzı olanın konuşamayacağı ya da her dil sahibinin ne söylediğinin anlaşılamayacağını Allah bizlere insan ile gösterir. Hayvanlarda da olan bu organlara rağmen tek konuşabilen ve derdini anlata bilen canlı, insandır. Akıl gibi bir hazineyi fikir gibi bir değer ile taçlandırarak, yeryüzündeki en güçlü varlık olmaktadır. Bu özelliği ile besin zincirinin daima zirvesinde yer almaktadır.

İnsanoğlunun bin değişik reseptörün birleşimi ile on binden fazla kokuyu algılaya bilmesi, onun mükemmelliğine delaletti. Hareket kabiliyeti ise başlı başına mükemmellik göstergesidir. İki ayak üstünde durabilme ve bunu gayet atletik bir şekilde yapa bilme, insanı farklı kılan özelliklerdendir. Beyin ve karaciğer gibi çok fonksiyonlu organları ile insan, mükemmel yaratılmış bir canlıdır. Kan ve DNA yapısı itibarı ile de insan, mükemmellik abidesi bir yaratılışa sahiptir.

İlim, kudret, irade sıfatlarını kaderle olan ilişkisi bakımından yorumlayınız.

Aşağıda verilen Allah’ın (c.c.) sıfatlarını kaderle olan ilişkisi bakımından yorumlayınız. (İlim, kudret, irade)

Allah, mutlak ilim sahibidir. Her şeyi bilen tek makamdır. Allah, hem tüm dünyadaki hem de tüm kainat ve evrendeki her şeyi bilendir. İster duyular dünyasındaki isterse de duyular ötesindeki tüm nesne, olay ve canlılara dair bilgilerin yegane sahibi, Allah’tır. İnsan başta olmak üzere ortaya çıkardığı tüm ürünlerin en ince detaylarına kadar bilgisine sahip olan Allah, ilmi ile olacak her şeyi bilen makamın kendisidir. Yarattığı canlıların nasıl bir karakter yapısı ile davranış göstereceğini de bilmesi kadar doğal bir şey yoktur.

Allah, kudreti sonsuz ve üzerinde hiçbir kudretin bulunmadığı makamdadır. Onun için olması adına zor bir şey de bulunmamaktadır. Olmasını istediği bir şeyin olmamasını sağlayacak, engel olacak bir başka güç te bulunmamaktadır. Her şeye gücü yeten Allah, istediği ve dilediği her bir şeyi, istediği ve dilediği zamanda yapa bilme güç ve kudretine de sahiptir. Var etme ve yok etme, onun için çok kolay bir şeydir.

İrade, dilemek ve istemek manası taşır. İstediği ve dilediği şeyi, istediği ve dilediği ölçüde yerine getirmek demektir. Allah, istediği ve dilediği her şeyi, istediği ve dilediği zaman ve mekanda yapma gücünün de malikidir. Mutlak güç ve kudret onundur. Yarattığı canlılardan özellikle insanda da bu özellikler, kısmi manada bulunur. İnsanın ilmi de gücü de iradesi de sınırlıdır. Sınırlı iradesi ile insan, iyi ya da kötü tercihinde bulunma güç ve ilmine de sahiptir.

Ne yapayım kaderim böyleymiş!

“Ne yapayım kaderim böyleymiş!”,  sözleri söyleyen birinin kader anlayışı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bu söylemleri yapan birinin öncelikle konu ile alakalı fazla bir bilgisinin olmadığını söylemek gerekir. Kader konusunda tam manası ile bilgi sahibi olmayan insanlar da zaman zaman kendilerini böyle cümlelerle savunmaktadırlar. Kaderci anlayışın bir söylemidir. Suçu kadere atıp yapan ve işleyenin adresini farklı göstermektir.

Kader konusunda yeterli bilgisi olmayanın ve iradesini doğru kullanmamasının bir yansıması olarak insanlar, zamanla farklı adreslere, yaptıkları yanlışın faturasını çıkarmaktadırlar. Kader adlı gücün elinde birer oyuncak olduğunu, kaderin kendisini savurması ile bu fiilleri işlediğini anlatır. Kaderin elinde tutsak kaldığından yakınır. Oysa kader dinilen şeyi iradesi ile kendisinin yazdığından habersizdir. Akıl denilen özelliği fikir denilen meziyetle buluşturmamasından ötürü başına bu işlerin geldiğini de idrakten yoksundur.

Allah, insanlara sorumluluk duygusu vermiştir. Sorumlu davranmayan ve sorumluluklarını gereğini yerine getirmeyen insanlar da, yaptıklarını kaderin sorumluluğuna atarak sorumluluktan kaçmaya çalışırlar. Kaderi yazıp planlayanın, kendi fiillerinden sorumlu olduğunu düşünmektedir. Kendisinin yaptığının sadece yazılanı ortaya koymak olduğunu, yazılana göre davrandığını anlatır.

Karamsar ruh hali içinde olan insanlar, yaşamdan tat alamayıp mutlu olamadıklarında, ya mutlu olanları kıskanmaları ya da içinde bulundukları halden kurtulmak maksadı ile akıl ve fikir terazisinden uzak işlere girişirler. Akılları başına gelip te ne yaptığını anladığında, yani iş işten geçtiğinde de, kadere topu atarak işten sıyrılmaya çalışırlar. Oysa Tevbe ve iman gibi bir hazine olduğunu bilseler, iş çok daha farklı olurdu.

Kader, Kaza, Sünnetullah, Küllî İrade, Cüzî İrade kavramlarını açıklayınız.

Kader, Kaza, Sünnetullah, Küllî İrade, Cüzî İrade kavramlarını açıklayınız.

İslam dinine giren bir kişi, imanın şartlarından biri olan kader konusunda da Allah’ın buyurduğunu kabul etmiştir. Allah’ın ezeli ve ebedi olan ilmi ile kader planını ördüğünü kabul ve tasdik eder. Zira Kader, Allah tarafında, kainat denilen bu evrende, olan ve olacak olan hem tüm hadiselerin hem de şeylerin, yerini bilip takdir ettiği gibi zamanını da ilmi ile bilmesidir. Kader planında yer alan her şeyin hem özelliklerini hem de niteliklerini bilen Allah, takdir ettiği bu planlamayı da aynı zamanda sınırlandırması, keder demektir.

Allah tarafından olacak olan ve geçmişte yaşanan her şeyin ilminin bilinmesi, vakti saati geldiğinde gerçekleşir. Kaderin gerçekleşmesi ve yaşamda şekil bulmasına da kaza denir. Hayat denilen insan yaşantısında her an bir kaza yaşanmaktadır. Allah’ın takdir buyurduğu ve insanın iradesi ile seçim yaptığı kazalar, birer birer yaşamda yer bulur.

İrade kelimesinin hem Allah’a hem de kula bakan yönü vardır. Allah’a bakan iradeye Külli İrade denir. Allah, mutlak iradenin sahibidir. Dilediğini dilediği zaman yapma hak ve salahiyetine de sahiptir. İstediğini tercih etme istediğini yapma gücünün önünde de bir engel yoktur. Kula bakan iradeye ise Cüzi İrade denir. Sınırlı olan ve sadece yapabileceği güç nispetinde iradede buluna bilme manasına gelir. Yoktan var edememe bunların başını çeker.

Sünnetullah ise Allah’ın kanunu manasına gelen bir tabirdir. Allah, yeryüzündeki canlıların ve özellikle insanoğlunun yaşamının kolay ve güzel olması için kanunlar koymuştur. Allah’ın varlık alemi içerisine yerleştirdiği düzenin içine koyduğu kurallar manzumesine, sünnetullah adı verilir.

Henüz bilinmeyen bir yeri keşfetmiş olsaydınız bu yerin ne gibi özellikleri olmasını isterdiniz?

Henüz bilinmeyen bir yeri keşfetmiş olsaydınız bu yerin ne gibi özellikleri olmasını isterdiniz?

Bilim dünyası içerisinde bulunan iki kavram insan hayatının devamlılığı aşamasında önemli faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ve çağın gelişmesinde ileriye dönük olarak faaliyetlerin ve teknolojinin gelişmesinde önemlidir. Bu iki kavram keşif ve icat olarak adlandırılır. Keşif var olan herhangi bir yerin ya da şeyin varlığının bilinmemesi ve sonradan biri tarafından fark edilerek ortaya çıkarılmasıdır. İcat ise hiç var olmayan ve kişinin kendi üretimi dahilinde ortaya çıkan ürün ya da şeydir.

Tarihimiz boyunca baktığımızda da dünya genelinde pek çok keşif yapılmıştır. Bu keşifler sonucunda da hiç bilinmeyen, gün yüzüne çıkarılmamış olan eski çağlardan kalma pek çok değerli eşya ya da yer keşfedilmiştir. Birçoğu değerli kabul edilip müzelerde sergilenen eşya ve ürünler dışında keşfi yapılmış olan yerlerde koruma altına alınmış ya da turistlerin sürekli ziyaret ettiği alanlar haline gelmişlerdir.

Yeni bir yer keşfetmiş olsaydım eğer bu yerin özellikle diğer yerlerden farklı olarak değişik ve ilgi çekici bir yer olmasını isterdim. Böyle bir yerin varlığı diğer yerler arasından farklı ve ilgi çekici olacağı için görmek isteyen kişilerin çok fazla olduğu bir yer olmuş olurdu.

Çok fazla ilgi çeken ve dolaşıp gezildikten sonra akıllarda kalan ve kişilerin birbirine anlattığı güzellikte bir yer olabilirdi. Her sene belirli zamanlarda keşfedilmiş olan bu yeni bir yeri ziyaret amaçlı olarak farklı ülkelerden kişiler ziyarete gelsinler isterdim.

Keşfedilmiş olan yerin altında değerli madenlerin bulunduğu belki toprak altından değişik incilerin çıkarıldığı bir yapıda olması hem ilgi çekici hem de o bölgeyi daha değerli ve kıymetli hale getirirdi.

İçerisinde çok çeşitli ağaç ve bitki türlerinin bulunması dünya üzerinde belki hastalığının çözümü bulunmamış hastalıklara şifa sağlayacak otların bulunduğu ya da dünya üzerinde var olan yeni meyvelerin bulunduğu bir yer olabilirdi.