Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık ayetinden ne anlıyorsunuz?

“Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet.) ayetinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Allah, bu ayet ile yeryüzünde her şeyin belli bir ölçü ile yaratıldığının altını çizmektedir. Dikkatleri çekmektedir. Kainat denilen bu evrende her şey bir denge unsuru olarak yaratılmıştır. Kainat adlı bu kitabı iyi okuyan birinin Allah’ı bulmaması zordur. Hem yer yüzünde hem de kainatın her bir noktasındaki denge ve düzen, Allah’ın varlığını ve birliğini göstermektedir.

Allah, denizleri ve karaları hassas bir dengede yaratmıştır. Yeryüzündeki tüm canlılar da bu dengeye göre varlıklarını sürdürmektedirler. Yeryüzünde yaşayan tüm canlıların birer görevleri vardır. Canlı türleri arasında bazılarının sayısının artması ya da eksilmesi demek, doğal dengenin bozulması demektir. Bundan ötürü Allah, bir canlıyı diğer bir canlı ile dengelemektedir.

 

Yalnız insan adlı canlı da, tüm bu dengeleri bozan bir mahluktur. İnsan, hem karada hem de denizdeki dengeyi bozmaktadır. Doğal dengenin bozulması da ekosistemin sonunu getirmektedir. Dünyada yaşayan canlıların nesilleri birer birer yok olmaktadır. Yok olan canlıların da, dünyanın ekosistemi açısından yaptığı katkılar da yok olmaktadır. hal böyle olunca hem küresel ısınma hem de ekosistem tahrifatları, dünyanın sonunu getirmektedir.

İnsan yapısında dahi Allah’ın ölçüsünü görmek mümkündür. DNA yapısı ve kromozom sayısı itibarı ile insan, Allah’ın hem var oluşu hem bir oluşu hem de kudret ve ilmini göstermektedir. insan yapısındaki sistemler incelendiğinde, hem ölçü hem de dengenin nasıl bir hassasiyet ile yaratıldığı gözlemlenecektir.

Akşam yatarken hangi dua ve ayetleri okursunuz?

Akşam yatarken hangi dua ve ayetleri okursunuz?

İnsan, dua etmeye meyilli olarak yaratılmıştır. Dua, insanlık tarihi kadar eskidir. Her dil, din ve ırktan insanların dua ettikleri görülür. Bu, insanın doğasının bir gereğidir. Bundan ötürü de insan dua eder. Hele de uyku gibi kendi benliği ve iradesi dışına çıktığı bir ihtiyacı giderirken, duaya daha çok ihtiyaç duyar. Bakıldığında dünya üstündeki tüm insanların ve tüm inançların, yatmadan evvel dua etme kültürü vardır.

İslam dininde de yatmadan evvel dua edilir. Uyku esnasında ölüm kendisini yakalarsa diye yapılan duaların yanında, gecesinin bereketli geçmesi için yapılan dualara kadar çok çeşitlilik arz eder. Sabah namazına kalkmak için okunan dua ve sureler de yatarken yapılan duaların bir başka kısmını oluşturur. Yatmadan önce kişinin abdestli olması ya da güzelce abdest alarak yatması, güzel bir davranıştır.

 

Abdestini alan bir Müslüman, euzü besmele çeker ve sağ tarafına doğru yatar. Ayaklarını da kıbleye doğru uzatarak yatmaz. Sağ elini de tıpkı Efendimizin yaptığı gibi, yanağının altına koyarak uyuma pozisyonunu alır. Bu arada euzü besmele sini çeker. Ayetel Kürsi adı verilen ayeti okur. Sonra yine besmele çeker ve Fatiha suresini kıraat eder. Peşinden de üç defa ihlas suresini okur.

Besmele çekip bu sefer önce Felak suresini okur. Hemen peşinden de yine besmele çekerek Nas suresini okur. Akabinde Tevbe ve istiğfar getiri. Salavatı şerifeyi de okur. Duasını ve isteklerini Allah’a arz eder.

Çevrenizdeki yanlış kader anlayışıyla ilgili ne gibi davranışlarla karşılaşıyorsunuz?

Çevrenizdeki yanlış kader anlayışıyla ilgili ne gibi davranışlarla karşılaşıyorsunuz? Bu davranışları nedenleriyle birlikte yazınız.

Kader konusu, tarih boyunca farklı algılanma çabasına girilmiş bir konudur. İnsanlar, bazen yanlış işlere bulaştıklarında bazen içinden çıkılmaz durumlarla karşılaştıklarında bazen da bilerek ya da bilmeyerek yaptıkları hata ve kusurlarında, kader ile alakalı hezeyanlar yaşarlar. Kader anlayışındaki yanlış değerlendirmeler çoğunlukla pişmanlıkların birer eseridir. Dönülmez yollara girdiğini düşünen ya da zan edenler, kader anlayışına hatayı atarak işin içinden çıkmayı düşünür.

Yanlış kader anlayışı, insanın sorumsuz davranışlarının bir ürünüdür. Üzerine düşen sorumluktan kaçan ve gereğini yapmayı bir türlü beceremeyen insanlar, kader suçlusudurlar. Kadere suçu atarak yırtmanın yollarını ararlar. İradelerini kullanmayı beceremeyen insanların kaderi suçlaması, onların tembel bireyler olduğunu ve işin kolayına kaçtıklarını gösterir.

 

Bana bir şey olmaz demek ne kadar yanlış bir anlayış ise kaderim böyleymiş ya da kaderimde varsa olur demek de o kadar yanlıştır. Bir salgın tehlikesi nedeni ile gerekli önlemleri almak, her insanın birincil vazifesidir. Kaderimde varsa salgının bulaşması, olur diyerek pervasızca hareket etmek, hem dinen hem de insanlık adına ilmen yanlış bir davranıştır. İnsanların bu pervasızlıkları, bir başka yönden de diğer insanları etkilemektedir.

İrade, insanın kullandığı bir özelliktir. Allah, insana seçim hakkı tanımaktadır. İnsan da yaptığı seçimle kendi iradesini ortaya koymaktadır. Tembelliği seçip hiçbir şey yapmayan da, sorumluklarını yerine getirmeyip kaderim böyleymiş diyen de iradesinin bir gereği olarak davranmıştır.

Bir işe başlarken Yüce Allah’a olan tevekkül açısından tartışınız.

Bir işe başlarken Yüce Allah’a olan tevekkül açısından tartışınız.

İnsan, yapacağı işi başarılı olmak maksadıyla yapar. Başarılı olmak adına da elinden gelen tüm gayreti gösterir. Eksik ve noksan bir yeri bırakmaz. Teknik ve fiili açıdan işin başarılı olmamasına sevk edecek her türlü detayı ortadan kaldırır. Başarının gelmesi adına da gerekli adımları birer birer atar. Sonunda da işin başarılı kılınması adına Allah’a tevekkül eder.

Bir işin başarılı netice vermesinin, daha işe başlamadan evvel bilinmesi mümkün değildir. Zira Müslüman, hayır ve şerrin Allah’ın bilgisi dâhilinde olduğunu ve Ondan geldiğini bilir. İşin hayırlı olup olmayacağı bilgisine vakıf olamayan insan, hayırlı zan ettiği bir meselede, işin başarılı olması için tüm gerekleri yerine getirir. Sonrasında tevekkül denilen, Allah’ın hayır muradına sığınır. İş, şayet kendisi için hayırlar getirecekse gerçekleşmesi adına tevekkülde bulunur.

 

İnsan, yapacağı işte ne kadar başarı elde edeceğinin bilgisine de sahip değildir. Başarı da göreceli bir kavramdır. Nereden baktığına bağlı olarak başarı kavramı değişir. Mesela bir abonesi bulunan bir kişinin ikinci bir abone bulması, onun başarısını yüzde yüz artması demektir. Oysa bazılarına göre onun iki tanecik abonesi vardır.

İnsana düşen emek vermek ve tüm gereklerini eksiksiz yerine getirmektir. İş ile alakalı her şeyi yapmanın verdiği güven ile elleri açıp, Allah’tan işin hayırlısını dilemek gerekir. işin kendisi için hayırlar getirmesi halinde başarılı olması tevekkülünde bulunmak, en doğru adımdır.

Kader ile ilgili günlük hayatta duyduğunuz ifadeler nelerdir?

Kader ile ilgili günlük hayatta duyduğunuz ifadeler nelerdir?

Kader, insanların kendi çabasına bağlı bir mefhumdur. İsra suresi on üçüncü ayette de Allah bunu net bir şekilde izah eder. İnsan, iradesini kullanarak çalışır. Çabasının bir gereği de şayet hayır tevekkülünde bulunmuşsa kendisine nasip edilir. Zira sırrın sahibi Allah azze ve celledir. Hayır mı şer mi sırrına vakıf olan bu yüce makama iltica etmek en gerçekçi adımdır. İşte tüm bunlar; kader diyerek geçme, bak sırrın sahibi sana neler diyor; gündelik yaşamda kullanılan sözün bir açıklamasıdır.

Kaderini seç ve kaderini sev gibi ifadeler de gündelik yaşamda sıkça duyulan tabirlerdir. Bu söz, Kaderin irade ile seçim yapılması ve seçim ile kaderine razı gelinmesi anlamında kullanılan gündelik yaşam sözü olarak insanların ağzında yer bulmaktadır.

 

Bir başka gündelik yaşamdaki kaderle alakalı söz ise; son sözün hep alın yazısından geldiğidir. Kalbin atış ritminin, kaderin bir sesi olduğu sözünü de zaman zaman insanların ağzından duyarsınız. En fazla duyulan sözlerden biri de, kader konuştuğunda insanlar susar, olmuştur. Genel manada insanlığın kaderinin, hak ettikleri ölçüsünde olacağı da gündelik yaşam sözlerinden biridir.

Kaderin, hiç şaşmayan bir saat gibi işlediği sözü ile bir neslin kaderini bir önceki neslin tayin ve tespit ettiği sözü, kader ile alakalı gündelik yaşamda yer eden sözlerden bazılarıdır. Yaşamdan ölüme doğru giden yolun insanın kaderi ve alnının yazısı olduğu sözü de bu guruptan bir sözdür.