Kudüs hakkında neler biliyorsunuz?

Hz. Yahya’nın (a.s.) ve birçok peygamberin yaşadığı Kudüs hakkında neler biliyorsunuz?

Kudüs’ün kuzey tarafında Lübnan devletinin başkenti Beyrut ve Suriye toprakları yer alır. Doğu tarafında ise Ürdün topraklarına komşudur. Akdeniz’e kıyısı olan ve batısında Akdeniz ile sınırı olan bir Filistin şehridir.

Birinci Dünya Savaşı sona erinceye değin Kudüs, Osmanlı tarafından idare edilen ve Şam sancağına bağlı bir vilayet olarak yönetilen bir merkezdir. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı Topraklarına katılan ve dört yüz yıldan fazla Türk hâkimiyetinde idare edilen bir şehirdir. Şimdilerde ise İsrail işgali altındadır.

 

Kudüs, konum olarak hem İsrail hem de Filistin topraklarının tam da orta noktasında yer alır. İsrail tarafı Kudüs şehrini, Jarusalem olarak adlandırır. İnsanlık tarihinin en eski toprakları ve medeniyet merkezidir. Tam bir peygamberler şehridir. Nice peygamberler bu şehirde yaşamıştır. Bu topraklarda da İsrail Oğullarının azgınlıklarına kurban gitmiş ve şehit edilmişlerdir. Bu kentte yaşamış peygamberler; Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. Zekeriya, Hz. İsa, Hz. Musa ve Hz. İbrahim’dir.

Kentte çok sayıda kutsallık ifade eden mekân vardır. İlk ve en önemlisi Mescidi Aksa yapıtıdır. Mescidi Aksa, İslam’ın ilk kıblesidir. Hz. Peygamber, Miraç gecesi İsra ve Miraç olayını bu kentte yaşamıştır. Miraca da Mescidi Aksa yapıtından yükselmiştir. Hz. Ömer cami de bu kenttedir. Ayrıca Yahudilerin önem verdiği ağlama Duvarı gibi kutsallık atfedilen yerler de vardır.

Hz. Yahya (a.s.) hangi özelliklere sahipti?

Hz. Yahya (a.s.) hangi özelliklere sahipti?

 

Hz. Yahya a s, Kuran’da adı geçen yirmi sekiz peygamberden biridir. İsrail oğullarına gönderilen bir peygamberdir. Musevi inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. Zekeriya peygamberin oğludur. Allah, Zekeriya peygambere elçisi vasıtası ile isminin Yahya olacağı bir erkek evlat müjdesi verdiğinde, bunu hayret ve şaşkınlıkla karşılamıştır. Ey Rabbim, ihtiyarlık gelip çattığı ve karımın da kısır olduğu bir gerçek varken benim nasıl bir çocuğum ola bilir? Diye şaşkınlığını ifade etmiştir.

 

Otuzlu yaşlarda iken başı kesilerek şehit edilir. Kuranda Hz. Yahya ile alakalı olarak, gerek şahsi özelikleri gerek mucizeleri gerekse de yaşamına dair bilgileri içeren birçok ayet vardır. İbretlik bir yaşam hikâyesi olan Hz. Yahya, taşın dile gelmesi ile gündüz vakti yıldızların ortaya çıkması gibi mucizeler göstermiştir.

 

Kuran Hz. Yahya’nın, yumuşak huylu bir tabiata sahip olduğundan bahseder. Konuşma dilinin tatlılığına değinir. Hz. Yahya, tam bir tevazu abidesidir. Şefkat ve merhamet duygularının zirvelerde dolaştığı anlatılır. Canlı cansız her yaratılmışa şefkat gösteren bir yapısı vardır. Merhameti, adalet duygusu ile bütünleşmiş bir karaktere dönüşmüştür. Adil ve şefkat sahibi oluşu, defalarca bahsedilir.

Hz. Yahya, İsrail Oğullarını hak yola çağırırken, çok sabırlı davranmıştır. Sabır ve şükür, onun en zinde meziyetidir. İnsaf sahibi bir kul ve Allah’ın peygamberidir. Vicdanı onu, hem insaflı davranmaya hem de adalet ile davranmaya iter. Allah’ın peygamberi olsa da, Ona en çok ibadet eden bir yapıdadır. Rabbine karşı sonsuz sevgisi ve sadakati bulunur. Halim ve selim bir yapısı bulunur.

Mekke hakkında neler biliyorsunuz?

Peygamberimiz’in (s.a.v.) doğduğu Mekke hakkında neler biliyorsunuz?

Mekke, Arap Yarım adasında bir şehirdir. Mekke’nin önemi, Kâbe’den kaynaklanmaktadır. Kuranda Ali İmran Suresi 96 ayette, Kâbe’nin ilk mabet olduğuna değinilmektedir. Ayette Kâbe, Allah’ın Evi olarak nitelenmiştir.

Kâbe, Âdem As. tarafından temelleri atılan bir mabettir. Mekke, Âdem Peygamber ile eşi Havva’nın buluştukları yer olarak da kayıtlara geçmiştir. Daha sonra İbrahim peygamber ile oğlu İsmail, kabeyi inşa etmeleri ve insanlara kabeyi tavaf etmeleri ile hac ibadeti konusunda çağrıda bulunmaları emrini aldılar. Kabe inşa edildikten sonra Mekke, hem dini hem de ticari yönden bir merkez haline döndü.

 

Hatta Kabenin bu önemi üzerine Ebrehe adındaki Yemen Kralı, kendi kurdurduğu tapınağa insanların yönelmesi adına kabeyi yıkma teşebbüsünde bulundu. Fillerden oluşan ordusu ile Mekke şehrine saldırdı. Fil suresi bu hadiseyi anlatmaktadır.

Mekke, düzenlenen panayırlar ve hac ibadeti ile insanların uğrak yeri haline geldi. Edebiyat o denli ileri idi ki, şiir yarışmaları düzenlenir ve birinciliği alan kişinin şiiri kabenin duvarına asılmakla ödüllendirilirdi. Mekke, coğrafi yapısı itibarı ile ticaretten başka kazancın olmasının zor olduğu bir yerdi. Tarım ve hayvancılık yok denecek kadar azdı.

 

Peygamberimizin doğduğu Mekke, zulüm ve haksızlığın yaygınlaştığı, insanların güç ile hak elde ettiği, her zaman güçlünün haklı olduğu ve gücün de erkek çocuk demek olduğu bir yaşama dönmüştü. Güç için kız çocuğu olanların utancından insan içine çıkamadıkları ve kızlarını diri diri toprağa gömdükleri, vicdansızlığın şaha kalktığı bir zaman dilimiydi. Kureyş Kabilesinin Mekke üzerinde hakim olduğu ve Mekke şehrinin liderinin Kureyş Kabilesinden ve Peygamberimizi ailesinden seçildiği bir şehirdi.

Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

 

Sıdk: “Doğruluk” demektir. Peygamberlerin hayatları boyunca doğru sözden ve davranışlardan vazgeçmemelerini ifade eder. Ne olursa olsun peygamberler doğruluktan ayrılmamışlardır ve insanlara da sonucu kötü bile olsa doğru sözlü olmayı, doğru davranışlarda bulunmayı tavsiye etmişlerdir.

Emanet: “Güvenilir olmak” demektir. Peygamberlerin güvenilir kişiler olması ve kendilerine inanmayanların dahi, kendilerinden emin olunan kişiler olmasıdır. Cahiliye döneminde peygamberimize inanmayan müşrikler, peygamberimizin güvenilir olmasından dolayı kendisine “el-emin” diye hitap etmişlerdir. Peygamberler hiçbir zaman kendilerine olan güveni sarsmamışlardır.

Tebliğ: Peygamberlerin Allah’tan aldıkları vahiyleri eksiksiz olarak insanlara iletme görevine tebliğ denir. Bütün peygamberlerin temel görevi tebliğdir. Tebliğ, sadece iletmek anlamına gelir. Israr etmeden, kimseyi zorlamadan sadece kendilerine gelen vahiyleri dile getirmiş olmalarıdır.

Fetanet: Peygamberlerin akıllı ve zeki olmalarıdır. Allah’ın elçisi olmaları hasebiyle peygamberler akıllı ve zeki insanlardır. Karşısında kendilerini zor duruma düşürmeye çalışanlara karşı verdikleri yanıtlarla ve yaşamlarında göstermiş oldukları olaylarla fetanet sıfatına uygun davranmışlardır.

İsmet: Peygamberlerin günahsız olmalarıdır. Hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir. Peygamberlerin insan olmalarından dolayı yapmış oldukları küçük hatalara “zelle” adı verilir. Bunun dışında peygamberler Allah tarafından korunmuş ve günahlardan hep uzak durmuş olan kimselerdir. Örnek insan sıfatlarından dolayı Allah’a layık birer peygamber olmuşlar ve toplumlar içerisinde hep bu şekilde bilinmişlerdir.

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir?

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir? Söyleyiniz.

İnsan aklı müthiş bir şekilde tasarlanmıştır. Ancak evrendeki her şeyi anlamlandırabilmesi için sadece aklın varlığı yeterli değildir. Çünkü akıl, potansiyeli ölçüsünde bir şeyleri kavrayabilir. Bundan dolayı Allah kullarına bir lütuf olarak dünya hayatının daha iyi anlamlandırılabilmesi adına vahiy göndermiştir ve kendi varlığından haberdar etmiştir. Allah tarafından peygamberlere melekler aracılığı ile gönderilen ilahi yasalara “vahiy” adı verilir. Allah’ın insanlara vahiy göndermesi adil oluşunun bir göstergesidir. Çünkü Allah varlığına dair haber vermemiş olsa ve insanların dünya hayatında yaşadıklarından dolayı sorguya çekileceklerini bildirmemiş olsa, ahirette insanlar haberimiz yoktu diyebilirler.

Ancak vahiy gönderildiği için insanların dünyada bir imtihanda olduklarının farkında olmaları mümkün hale gelmiştir. Bir eşya aldığımızda yanında gönderilen kullanma kılavuzu yardımıyla kullanımı daha kolay hale gelir ve bilinçli bir şekilde kullanırız.

Dünyada iken Peygamberlere gelen vahiyler de dünya hayatının nasıl geçirilmesi gerektiğine dair insanlara yol göstermektedir. Hangi davranışların nasıl sonuçlar doğuracağını ve insanın gerçek mutluluğa nasıl ulaşabileceği konusunda bizlere vahiyler yol gösterir. Allah, rahmetinin bir tecellisi olarak insanlara vahiy göndermiş ve doğru yolda olmalarını istemiştir.

Farz, vacip ve sünnet ne demektir?

Farz, vacip ve sünnet ne demektir? Bu kavramlar hakkında neler biliyorsunuz?

Allah’ın biz kullarından hayata dair bizim faydamıza olacak bazı istekleri ve yasakladıkları şeyler bulunmaktadır. Bunları dini terimler ile ifade ettiğimizde yeri daha doğru olmaktadır. Müslümanların hayatta her konudan önce, öncelikleri Allah’ın rızasına uygun bir yaşam olmalıdır. Bunun için de Allah’ın bizden istediklerini ayetler ile Peygamberimize bildirmiştir. Peygamberimizden de bizlere ulaşmıştır.

Farz kavramı ile ifade edilen şey şudur, farz; Allah’ın bizlerden yapmamızı kesin olarak emrettiği iş ve davranışlara denir. Beş vakit namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi ibadetler farz kavramı kapsamındadır ve Allah bizlerden kesinlikle yapmamızı istemektedir.

Vacip; farz kadar kesin olmamakla birlikte bir Müslümanın yapmasının daha uygun olacağı iş ve davranışlara denir. Yatsı namazından sonraki vitir namazı, kurban bayramı namazı ve kurban ibadeti vacip kavramı kapsamındadır. Yani farz değil ancak farza yakın, bir Müslümanın yapmasının daha uygun olduğu iş ve davranışlardır.

Sünnet ise Peygamberimizin devamlı olarak yaptığı ve bizlerinde yapmamızı istediği iş ve davranışlara denir. Nafile namazlar, yemeğe tuz ile başlamak, misvak kullanmak gibi davranışlar sünnet kavramı kapsamına girer.

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namaz, kulluğun özü, dinin direğidir. Ahiret gününde insanların hesaba çekileceği ilk ibadet namaz ibadetidir. Peygamberimizin Miraç gecesinde Müslümanlara getirdiği en güzel hediye namazdır. Allah’ın insanlara verdiği nimetlere karşılık istediği şey şükürdür. Allah insanlara 5 vakit namaz kılmayı farz kılmıştır. İnsanlar namaz kılarak Allah’ın huzuruna dururlar. Bir nevi Allah ile sohbet etmiş olurlar. Allah, kulunu huzuruna kabul ederek namaz ile şereflendirmiş olur. Ahiret hayatının güzel olmasını isteyen bir Müslümanın her şeyden önce namazlarında çok hassas davranması gereklidir. Çünkü Peygamberimiz namaz için “gözümün nuru” tabirini kullanmıştır.

Ayrıca namaz insanları kötülüklerden uzaklaştırarak topluma faydalı bireyler olmalarını sağlar. Namaz kılan insan günde beş vakit Allah’ın huzuruna çıkacağının farkında olarak kendisini kötü işlerden uzak tutar. Namaz kılmak insanı psikolojik rahatsızlıklardan ve ruhsal bunalımdan da kurtarır. Namaz kılan insan bilir ki, kendisini dinleyen, büyük küçük her şeyi işiten ve her şeye gücü yetecek olan sonsuz Kudret’e sahip bir Allah var ve O’nun bir şeyin olması için “ol” demesi yeterlidir. Bu düşünce kişiyi çıkmazlardan çıkartır, en kötü durumlarda bile dimdik ayakta durmasını sağlar. İnsan namaz kılarak Allah’a olan bağlılığını ve sadakatini göstermiş olur. Ayrıca namaz kılan insanın diğer yaptığı mübah işler sevap hanesine yazılır. Örneğin bir kişi namazlarını aksatmadan kılıyor, büyük günahlardan uzak duruyor. Bunların dışında bu kişinin ders çalışması, herhangi bir mesleği icra etmesi gibi davranışları da Allah katında sevap olarak değerlendirilir.

Özellikle genç yaşlarda namaz kılmak, bu güzel ibadetin değerini daha da artırır. Gençliğinde kötü işlerden ve nefsinin istediği tüm pisliklere karşı göğüs geren, uzak duran kişiler Allah yolundan sapmayarak, Allah’ın hoşuna gidecek davranışlarda bulunanlar ve namazını aksatmadan kılanlar için cennet müjdesi verilmektedir. Hz. Ömer şöyle demektedir: “Namaz kılan yaşlıyı severim ancak namaz kılan gence aşığım”. Hz. Ömer’in bu sözü gençliğinde namaz ibadetinin önemini göstermektedir. Tüm bu saydıklarımızdan dolayı namazlara özen göstermeli ve namazlarımızı devamlı olarak kılmalıyız. Peygamberimizin ifadesiyle namazın az ancak devamlı olanı makbuldür. Bundan dolayı hiç aksatmadan namazlarımıza devam etmeliyiz.