Birlikten kuvvet doğar. – Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Aşağıdaki atasözlerinin bizlere neyi öğütlediğini söyleyelim. Birlikten kuvvet doğar. – Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

İnsanlar doğdukları günden itibaren ailelerine gözlerini açtığında toplum bilincini kavramının ilk adımını atarlar. Ailede başlayan sosyalleşme akrabalar ve çevre ile birlikte okul hayatında da adım atılması ile daha da genişler. Bu da insanın doğuştan itibaren muhtaç bir varlık olduğunu başkaları ile beraber aslında yaşayabildiğini gösterir. Bu sebeple tek başına olmak istemek her şeyi tek başına yapabileceğini iddia etmek de doğru bir davranış değildir. Doğuştan muhtaç olarak dünyaya gelen bizler muhakkak ki hayatımızın her alanında anne babamız ve çevrenizdeki insanlara ihtiyaç duyarız. Bu kötü bir şey değildir. Toplum içinde yaşayan bireylerin yardımlaşması aslında toplumların var olabilmesinde istenen bir durumdu. Çünkü yalnızlaşan ve birlik olmaktan çekilen her toplum bir süre sonra bozulmaya, yıkılmaya ve değerlerini yitirmeye mahkumdur. Gelenek, örf ve adetlerin var olduğu bir toplum içerisinde yaşıyor olmamız da yine bize has olan insanın olduğu yerde bulunan atasözlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu atasözleri yardımlaşma bilincini ve insanların bir aradayken yapamayacağı bir şey olmadığını ortaya koyuyor. “Birlikten kuvvet doğar” atasözünün tam bir açıklaması budur. Tek başınayken yapılamayacak olan pek çok şey bir arada insan yardımı ile beraber yapılabilir hale gelir. Gözde büyüyen ve hiçbir zaman bitmeyeceği düşünülen işler dahi birlik ve beraberlik ile altından kalkabilecek bir vaziyet alır. “Bir elin nesi var iki elin sesi var” atasözü de yardımlaşmayı ve dayanışmayı içeren bir alt yapıya sahiptir. Zor ve güç gelen olayları birçok kişinin yardımı ile beraber yapabilmek o işi halledebilmenin ilk adımıdır. Tek başına altından kalkılamayacak zorluktaki işler birçok kişinin yardım etmesi ile çabucak halolabilen ve sorun oluşturmayan bir hale gelir.

Bunun örneklerini geçmişimizde özellikle milli mücadele döneminde savaş zamanında toplumda bulunan tüm bireylerin kadın, erkek ve çocuk dahil birlik içerisinde hareket edebilmesinden anlıyoruz. Her ne kadar savaşan askerler ve savaşa giden erkekler ön planda gibi gözüksede arka planda onlara destekçi olan yaralanan, yemeğe ihtiyacı olan cephanesi biten askerlere yardımcı olan kadınlar ve çocukların desteği vardır. Onların hem fiziksel olarak hem de sözleriyle desteklemeleri ile büyük bir millet tekrar var olabilmiştir. Tek başına var olmaya çalışan toplumlar ve insanlar zaman sonra yıkılır çünkü hayatın içerisinde tek başına yapılamayacak ve altından kalkılamayacak pek çok iş bulunur. Bu maddi anlamda da manevi anlamda da düşünülebilecek ulvi bir süreçtir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.