Bir ülkenin edebiyatı o ülkenin toplumsal yapısını yansıtır mı?

Bir ülkenin edebiyatı o ülkenin toplumsal yapısını yansıtır mı?

Edebiyat, kişinin düşünce ve duygularını estetik unsurlar içerisinde karşı tarafa aktarılmasıdır. Yüzyıllardır edebi eserler toplumların yaşayışlarına, gelenek göreneklerine dönemin şartlarına uygun olarak ayna tutmuştur. Toplumun göremediği pek çok şeyi de yine edebiyat en ince ayrıntısına kadar insanlara göstermiştir. Toplumsal yapının iki türünden bahsedebiliriz. Birincisi insan ilişkilerini anlatan yani manevi yönüdür. Diğeri ise maddi yönü diyebileceğimiz nüfus, teknoloji ve doğayı kapsayan bölümüdür.

Ülke edebiyatı bu etkenlerin hepsini göz önünde bulundurarak yazınsal sanatı oluşturur. Ancak her ne kadar edebiyat belirli bir kültürün, gelenek, göreneğin aynası olsa da her bir insanda aynı olan manevi düşünce ve duyguların da dışa vurumu olarak görülmelidir. Edebiyat ve toplum ilişkisine baktığımızda yüzyıllardır ne denli güçlü bir bağ oluşturduklarını görmek mümkündür. Örnek vermek gerekirse 1800’lü yılların İngiltere’sini merak eden ve dönemin koşullarını, sosyolojik ve ekonomik yapısını merak eden birisi o dönem yaşamış edebiyatçıların eserlerine yönelirler. Çünkü bilirler ki o dönemi birebir gözlemlemiş, yaşanan olayları direkt olarak kâğıda aktarmış yazarlar vardır ve bu konuda hakkında en detaylı ve doğru bilgi de onlardan gelecektir.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Edebiyat eserleri, toplum özelliklerini barındırmakla beraber bunu yüzyıllar geçse bile en doğru şekilde yansıtabilecek yapıtlardır. Çünkü toplumun aynası olmayan ve toplumsal sorunları dile getirmeyen bir eser toplumdan da kopmuş demektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.