Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

 

Sıdk: “Doğruluk” demektir. Peygamberlerin hayatları boyunca doğru sözden ve davranışlardan vazgeçmemelerini ifade eder. Ne olursa olsun peygamberler doğruluktan ayrılmamışlardır ve insanlara da sonucu kötü bile olsa doğru sözlü olmayı, doğru davranışlarda bulunmayı tavsiye etmişlerdir.

Emanet: “Güvenilir olmak” demektir. Peygamberlerin güvenilir kişiler olması ve kendilerine inanmayanların dahi, kendilerinden emin olunan kişiler olmasıdır. Cahiliye döneminde peygamberimize inanmayan müşrikler, peygamberimizin güvenilir olmasından dolayı kendisine “el-emin” diye hitap etmişlerdir. Peygamberler hiçbir zaman kendilerine olan güveni sarsmamışlardır.

Tebliğ: Peygamberlerin Allah’tan aldıkları vahiyleri eksiksiz olarak insanlara iletme görevine tebliğ denir. Bütün peygamberlerin temel görevi tebliğdir. Tebliğ, sadece iletmek anlamına gelir. Israr etmeden, kimseyi zorlamadan sadece kendilerine gelen vahiyleri dile getirmiş olmalarıdır.

Fetanet: Peygamberlerin akıllı ve zeki olmalarıdır. Allah’ın elçisi olmaları hasebiyle peygamberler akıllı ve zeki insanlardır. Karşısında kendilerini zor duruma düşürmeye çalışanlara karşı verdikleri yanıtlarla ve yaşamlarında göstermiş oldukları olaylarla fetanet sıfatına uygun davranmışlardır.

İsmet: Peygamberlerin günahsız olmalarıdır. Hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir. Peygamberlerin insan olmalarından dolayı yapmış oldukları küçük hatalara “zelle” adı verilir. Bunun dışında peygamberler Allah tarafından korunmuş ve günahlardan hep uzak durmuş olan kimselerdir. Örnek insan sıfatlarından dolayı Allah’a layık birer peygamber olmuşlar ve toplumlar içerisinde hep bu şekilde bilinmişlerdir.

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir?

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir? Söyleyiniz.

İnsan aklı müthiş bir şekilde tasarlanmıştır. Ancak evrendeki her şeyi anlamlandırabilmesi için sadece aklın varlığı yeterli değildir. Çünkü akıl, potansiyeli ölçüsünde bir şeyleri kavrayabilir. Bundan dolayı Allah kullarına bir lütuf olarak dünya hayatının daha iyi anlamlandırılabilmesi adına vahiy göndermiştir ve kendi varlığından haberdar etmiştir. Allah tarafından peygamberlere melekler aracılığı ile gönderilen ilahi yasalara “vahiy” adı verilir. Allah’ın insanlara vahiy göndermesi adil oluşunun bir göstergesidir. Çünkü Allah varlığına dair haber vermemiş olsa ve insanların dünya hayatında yaşadıklarından dolayı sorguya çekileceklerini bildirmemiş olsa, ahirette insanlar haberimiz yoktu diyebilirler.

Ancak vahiy gönderildiği için insanların dünyada bir imtihanda olduklarının farkında olmaları mümkün hale gelmiştir. Bir eşya aldığımızda yanında gönderilen kullanma kılavuzu yardımıyla kullanımı daha kolay hale gelir ve bilinçli bir şekilde kullanırız.

Dünyada iken Peygamberlere gelen vahiyler de dünya hayatının nasıl geçirilmesi gerektiğine dair insanlara yol göstermektedir. Hangi davranışların nasıl sonuçlar doğuracağını ve insanın gerçek mutluluğa nasıl ulaşabileceği konusunda bizlere vahiyler yol gösterir. Allah, rahmetinin bir tecellisi olarak insanlara vahiy göndermiş ve doğru yolda olmalarını istemiştir.

Farz, vacip ve sünnet ne demektir?

Farz, vacip ve sünnet ne demektir? Bu kavramlar hakkında neler biliyorsunuz?

Allah’ın biz kullarından hayata dair bizim faydamıza olacak bazı istekleri ve yasakladıkları şeyler bulunmaktadır. Bunları dini terimler ile ifade ettiğimizde yeri daha doğru olmaktadır. Müslümanların hayatta her konudan önce, öncelikleri Allah’ın rızasına uygun bir yaşam olmalıdır. Bunun için de Allah’ın bizden istediklerini ayetler ile Peygamberimize bildirmiştir. Peygamberimizden de bizlere ulaşmıştır.

Farz kavramı ile ifade edilen şey şudur, farz; Allah’ın bizlerden yapmamızı kesin olarak emrettiği iş ve davranışlara denir. Beş vakit namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi ibadetler farz kavramı kapsamındadır ve Allah bizlerden kesinlikle yapmamızı istemektedir.

Vacip; farz kadar kesin olmamakla birlikte bir Müslümanın yapmasının daha uygun olacağı iş ve davranışlara denir. Yatsı namazından sonraki vitir namazı, kurban bayramı namazı ve kurban ibadeti vacip kavramı kapsamındadır. Yani farz değil ancak farza yakın, bir Müslümanın yapmasının daha uygun olduğu iş ve davranışlardır.

Sünnet ise Peygamberimizin devamlı olarak yaptığı ve bizlerinde yapmamızı istediği iş ve davranışlara denir. Nafile namazlar, yemeğe tuz ile başlamak, misvak kullanmak gibi davranışlar sünnet kavramı kapsamına girer.

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namaz, kulluğun özü, dinin direğidir. Ahiret gününde insanların hesaba çekileceği ilk ibadet namaz ibadetidir. Peygamberimizin Miraç gecesinde Müslümanlara getirdiği en güzel hediye namazdır. Allah’ın insanlara verdiği nimetlere karşılık istediği şey şükürdür. Allah insanlara 5 vakit namaz kılmayı farz kılmıştır. İnsanlar namaz kılarak Allah’ın huzuruna dururlar. Bir nevi Allah ile sohbet etmiş olurlar. Allah, kulunu huzuruna kabul ederek namaz ile şereflendirmiş olur. Ahiret hayatının güzel olmasını isteyen bir Müslümanın her şeyden önce namazlarında çok hassas davranması gereklidir. Çünkü Peygamberimiz namaz için “gözümün nuru” tabirini kullanmıştır.

Ayrıca namaz insanları kötülüklerden uzaklaştırarak topluma faydalı bireyler olmalarını sağlar. Namaz kılan insan günde beş vakit Allah’ın huzuruna çıkacağının farkında olarak kendisini kötü işlerden uzak tutar. Namaz kılmak insanı psikolojik rahatsızlıklardan ve ruhsal bunalımdan da kurtarır. Namaz kılan insan bilir ki, kendisini dinleyen, büyük küçük her şeyi işiten ve her şeye gücü yetecek olan sonsuz Kudret’e sahip bir Allah var ve O’nun bir şeyin olması için “ol” demesi yeterlidir. Bu düşünce kişiyi çıkmazlardan çıkartır, en kötü durumlarda bile dimdik ayakta durmasını sağlar. İnsan namaz kılarak Allah’a olan bağlılığını ve sadakatini göstermiş olur. Ayrıca namaz kılan insanın diğer yaptığı mübah işler sevap hanesine yazılır. Örneğin bir kişi namazlarını aksatmadan kılıyor, büyük günahlardan uzak duruyor. Bunların dışında bu kişinin ders çalışması, herhangi bir mesleği icra etmesi gibi davranışları da Allah katında sevap olarak değerlendirilir.

Özellikle genç yaşlarda namaz kılmak, bu güzel ibadetin değerini daha da artırır. Gençliğinde kötü işlerden ve nefsinin istediği tüm pisliklere karşı göğüs geren, uzak duran kişiler Allah yolundan sapmayarak, Allah’ın hoşuna gidecek davranışlarda bulunanlar ve namazını aksatmadan kılanlar için cennet müjdesi verilmektedir. Hz. Ömer şöyle demektedir: “Namaz kılan yaşlıyı severim ancak namaz kılan gence aşığım”. Hz. Ömer’in bu sözü gençliğinde namaz ibadetinin önemini göstermektedir. Tüm bu saydıklarımızdan dolayı namazlara özen göstermeli ve namazlarımızı devamlı olarak kılmalıyız. Peygamberimizin ifadesiyle namazın az ancak devamlı olanı makbuldür. Bundan dolayı hiç aksatmadan namazlarımıza devam etmeliyiz.

Fil Olayı hakkında bir araştırma yapınız.

Bir Kur’an mealinden Fil suresini okuyunuz ve bu surede sözü edilen “Fil Olayı” hakkında bir araştırma yapınız.

Fil Suresi Meali:

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 1- Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? 2- Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? 3- Onların üstüne ebabil kuşları gönderdi. 4- O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. 5- Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

Fil olayı adı verilen olay Cahiliye döneminde gerçekleşen ve insanların dillerinde dolaşan bir olaydır. Bu olayın topluma yansımasından dolayı, olayın gerçekleştiği yıl fil yılı olarak anılmaktadır. Ebrehe adı verilen bir kral, kendi ülkesinde bir saray yaptırmak ister. Kabe o zamanlarda insanlar için hem kutsal kabul edilen bir mekan, hem de en büyük ticaret merkezidir. Ebrehe, Kabe’nin bu cazibesi karşısında, insanların oradan vazgeçip kendi yaptırdığı saraya yönelmelerini ve bu şekilde gelirine gelir katmayı amaçlamaktadır. Sarayı yaptırır ve insanların hizmetine açar. Ancak beklediği ilgiyi bulamaz ve bu ilginin sağlanabilmesi için tek çare Kabe’nin yıkılması olacaktır. Büyük bir ordu hazırlar ve Kabe’yi yıkmaya karar verir. Fillerden oluşan bu ordu o kadar büyüktür ki, filler önüne gelen her şeyi devirip geçerek hiddetli bir şekilde yol almaktadırlar. Kabe’nin yakınına gelince filler bir anda durur ve Kabe yönünde hareket etmemeye başlarlar. Geriye döndüklerinde koşar adımlar ile giderlerken, yönleri Kabe’ye çevrildiğinde ise adım atmazlar.

 

O sırada Allah tarafından “Ebabil” adı verilen kuşlar gönderilir. Ağızlarında çiğnenmiş çamura benzer maddeler taşırlar. Bu taşlar değdiği yeri delip geçmektedir. Üzerlerine taş gelen ordu bir anda talan olur ve kaçmaya başlarlar. Bu olay o dönemki insanlar tarafından mucizevi bir olay olarak karşılanmış ve çok büyük bir ses getirmiştir. Fil olayı Peygamberimizin doğumundan kısa bir süre önce vuku bulmuştur.

Dinimizde Önem Verilen Ay, Gün Ve Geceler Hakkında Neler Biliyorsunuz?

Dinimizde Önem Verilen Ay, Gün Ve Geceler Hakkında Neler Biliyorsunuz?

 

Dinimizin önem verdiği ayların başında Ramazan Ayı gelir. Ramazan ayı boyunca Müslümanlar, gündüzleri oruç tutarlar. Geceleri de teravih namazı kılarlar. Sabah imsak vaktinde sahur yaparak oruca başlarlar. Akşam ezanı ile beraber de, akşam namazı vaktinde iftar yaparak, oruçlarını açarlar. Fitre de bu ay içinde verilmesi gereken bir sadakadır.

Muharrem ayı, aşure ve Kerbela gibi olayların geçtiği, önemli aylar arasında yer alır. Muharrem ayının onuncu günü, oruç tutulur ve aşure pişirilip dağıtılır. Üç aylar diye bilinen, Recep, Şaban ve Ramazan da önemli aylardandır. Üç aylar, bol bol oruç tutulduğu ve içerisinde önemli gecelerin bulunduğu zaman dilimleridir. Zilhicce ayında Kurban bayramı ve Hac ibadeti yapılır. Şevval ayı da Ramazan sonrası altı tane orucun tutulduğu aydır.

Cuma Günü ve Gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi ve günleri, Kadir Gecesi, Regaip Kandili, Miraç Kandili, Mevlit Kandili ve Beraat Kandili gibi gün ve gecelere, dinimiz önem verir. Perşembe gecesine Cuma gecesi adı verilir. Yarın bayram dediğimiz gece de bayram gecesidir. Zilhicce ayının 10. Gecesi, Kurban Bayramı gecesidir. Arife dediğimiz günün akşamı, bayram geceleridir.

Ramazan içerisinde yirmi yedinci geceye gelindiğinde, Kadir Gecesi yaşanır. Ülkemizde, ramazanın yirmi yedinci gecesi, Kadir gecesi olarak kutlanır. Recep ayı girdiğinde, ilk Cuma gecesi, Regaip Kandili olarak kutlanır. Şaban ayının on beşinci gecesinde de Beraat kandili kutlanmaktadır. Recep ayının yirmi yedinci gecesi de Miraç Kandili olarak kutlanmaktadır. Mevlit Kandili de Peygamberimizin yaş gününü kutladığımız kandildir.

Bayram namazının dinî hükmünü, ne zaman, nasıl ve kaç rekât kılındığını araştırınız.

Bayram namazının dinî hükmünü, ne zaman, nasıl ve kaç rekât kılındığını araştırınız.

 

Bayram namazı, Müslümanların bayrama erişmelerinden dolayı Allah’a şükür için kıldıkları cemaatle kılınan bir namazdır. Müslümanlar bayram sabahları bir araya gelerek Allah’ın huzurunda toplanırlar ve şükürlerini eda ederler. Bayram namazının kılınması dini hüküm olarak vaciptir. Yani Allah tarafından kesin emir olmamakla birlikte, Müslümanların kılmalarının beklendiği, yapılmasının farz ibadetlere yakın olduğu bir namazdır. Bundan dolayı sebepsiz yere bayram namazı terk edilmemelidir. Bayram sabahı güneş doğduktan yaklaşık bir saat sonrasında kılınır. Toplamda iki rekattan oluşan bayram namazında dokuz defa tekbir getirilir. İmama uyularak namaz kılmaya başlanır.

 

Namaz kılındıktan sonrasında imam, hutbe okur ve hep birlikte dua edilir. Dua edildikten sonra toplu bir şekilde camilerde bayramlaşma düzenlenir. Bayramlaşmanın ardından herkes evine dağılır ve bayramını kutlamaya devam eder. Bayramlar, insanların mutluluğu paylaştığı, küslerin barıştığı mübarek günlerdir. Bundan dolayı bu konulara bayram namazında ayrı bir önem verilerek cemaate telkin edilir ve bu konularda dikkatli olunması gerektiği hususuna vurgu yapılır.