Ana renkler ve ara renkler ilişkisine benzer bir ilişki kelimelerin gerçek anlamı ile mecaz anlamı arasında da kurulabilir mi?

Ana renkler ve ara renkler ilişkisine benzer bir ilişki kelimelerin gerçek anlamı ile mecaz anlamı arasında da kurulabilir mi? Nasıl?

Ana renkler, aslında her şeyin başlangıcı. Çevremizde var olan her şeyi tanımlamada ana renkler var. Tanımlamaya yardımcı olan gerçek anlamları da sayarsak aslında her şeyin temeli sadelik, duruluk.

Ana renklerin doğuşundan sonra insanoğlu her zaman ihtiyaç duyduğu gibi karışıklığa ihtiyaç duymuş. Demişler ki ‘gökyüzü sadece mavi veya sadece siyah değil. Bazen çok açık oluyor, bazen kırmızıya çalan bir renk.‘ Bu şekilde ışık kırılmalarıyla da aslında ara renkler oluşmuş. Tıpkı bazı sözcüklerin sade anlamından ziyade farklı anlamlarla da kullanılması gibi… Renklerde ışık kırılmış, sözcüklerde ise anlam.

Devam Ediyor... Aşağı Kaydırın

Aslında tüm renkler siyah ve beyazdan kırılarak ortaya çıkmış. İnsanlarda sözcükleri gerçek ve mecaz olarak ayırmış. Gerçekte ağır olan bir çantanın yerini bazen de ağır bir söz, ağır bir dert almış. Gökkuşağındaki mavi sadece bir mavi değilmiş artık, huzurmuş, sakinlikmiş. Siyah kötülüğü temsil etmiş. Beyaz ise dupduru bir saflığı… Kırmızı bir gülün rengiyken bir de sevdanın, aşkın sembolü olmuş. Ana-ara renk ayrımı, gerçek-mecaz sözcük ayrımıyla bütünleşmiş. Bakmışlar ki renkler var. Ama görmüşler mi? Anlamışlar mı? Bunlar hep mecaz olmuş işte. Sonra renkleri sıcak, soğuk diye ayırmışlar. Kırmızı onlar için ateşmiş sıcak olmuş. Mavi sopsoğuk bir su olmuş. Renkler üzerinden bile mecazi anlatım yapmışlar. Şairler, yazarlar oynadıkça oynamış kelimelerle, anlamlar değişmiş, renkler değişmiş ve yeni duygular yaratmış insanlık üzerinde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.