Bir mucitte olması gereken özellikler nelerdir?

Bir mucitte olması gereken özellikler nelerdir?

Hayatımız keşiflerle dolu ve sürekli yeniliklere açık bir süreçtir. Her bir yenilik ve icatta kişilerin ihtiyaçları gereği meydana gelir ve sürekli gelişirler. Atalarımızdan miras kalan ve bazen de devrinde oluşmuş, büyümüş ve zamanla toprak altında kaybolmuş her bir tarihi eser keşfedilmeye hazırdır.

Kişinin var olan herhangi bir bulguyu meydana çıkarmasına “keşif”, bu keşfi yapan kişiye de “kaşif” denir. Herhangi bir izi bulunmadan ortaya çıkarılan şeylere de “ icat”, bu icadı ortaya çıkaran kişiye de “mucit” denir.

 

Bir mucit; hiçbir şekilde var olmayan ve bilinmeyen icatları insanlığın hizmetine sunan kişidir.

Mucit olan kişi:

  • İleri görüşlü olmalıdır.
  • Her türlü yeniliğe açık olmalıdır.
  • Açık görüşlü olmalıdır.
  • Değişikliği ve farklılığı sevmelidir.
  • İnsanlara faydalı olmayı sevmelidir.
  • Yaşamı kolaylaştırıcı her türlü pratik fikre zihni açık olmalıdır.7
  • Sürekli olarak deney yapmayı sevmelidir.
  • Teoride değil pratikte olmalıdır.

Ve belki de bir mucitte olması gereken en önemli özellik; çok geniş bir hayal gücüne sahip olmasıdır. Kimsenin bilemediği, bakamadığı şekilde hayata yaklaşmalıdır. Hayal gücü ile hayatta oluşan o boşlukları tamamlayabilmeli ve bunu giderecek kazanımları elde etmeye çalışmalıdır.  Çok iyi bir mucit olmak istiyorsan eğer her türlü denemenin sonunda hiç bir zaman da pes etmemelisin. Bunun yolu da sabırla çalışmaktan geçer. Çalışmak ve denemekten vazgeçmemektir. Belki de icadın eninde sonunda hayata geçecek ve insanlara faydalı olacaktır.

Serbest konuşma yöntemini kullanarak herhangi bir konudaki duygu, düşünce ve hayallerinizi anlatınız.

Serbest konuşma yöntemini kullanarak herhangi bir konudaki duygu, düşünce ve hayallerinizi anlatınız.

Her insan bir fikir ile bu hayatta var olur ve var olduğunu ispatlar. Anne karnından başlayarak kendi kendimize tüm ihtiyaçlarımızı görebileceğimiz yaşlara kadar fikirlerimizi ve hatta duygularımızı ailemiz yönetir. Daha konuşmayı bilmezken başlayan bu süreçte bizim yerimize anne babamız düşünür, hisseder ve karar verirler.

Zamanla kendi kendimizin farkında vardığımız ve hayaller kurmaya başladığımızda aklımızdan geleceğe dair çok fazla şey geçer.

Bana ne istersin diye sorulsaydı. Ben tertemiz ve barış içinde bir dünya isterim, derdim. Her yerin nefes alınabilir güzel kokularla donatılmış olduğu, kimsenin yerlere çöp gibi kötü ve zararlı atıklar atmadığı, camları yerlere bıraktıkları için hayvanların canının yanmadığı, gökyüzüne baktıkça hep mutlu olduğumuz bir dünya çok güzel olurdu.

 

İnsanlar birbirine bağırmadan yaşayabilsinler isterdim. Etrafımdaki herkes ama herkes gülsün ve mutlu olsun. Sinirlenmeden ve başkalarının kalbini kırmadan da yaşayabiliriz diye düşünüyorum. Savaşlar olmasın isterdim. Tüm vatan huzur içinde olsun. Hiçbir asker ölmesin ve anneleri üzülmesin. Her çocuk annesinin yanında olsun. Anneler çocuklarını özlemek, hasret çekmek zorunda olmasın isterdim.

Sevdiklerim yanımda, hep sağlıklı ve güler yüzlü olalım. İşte o zaman kendimi çok şanslı ve eşsiz biri olarak görürdüm. İnsanların dertleri ile ilgilenen ve yardım etmeyi seven onlarca insan…düşünüyorum da sanırım böyle olursa kötülükte kalmazdı ve ömür boyu herkes birbirini sever ve kötülük yapmaya kıyamazdı.

Adaletin birey ve toplum açısından önemi hakkında bir yazı yazınız.

Adaletin birey ve toplum açısından önemi hakkında bir yazı yazınız.

Devletler yönetimi altında olduğu halkın huzur ve refahından sorumlu kurumlardır. Nasıl ki bir aile yapısı içerisinde baba o ailenin huzurunu ve güvenliğini sağlayan bir yapı ise aynı şekilde bir devletin içerisinde bütünlüğü ve birliği sağlayan şeyin aile olduğunu biliyorsak aynı şekilde bir ailenin de ve aile üyelerinin de tamamı ile korunması ve güvencesini sorumlu yerde devletlerdir.

Huzurun ve güvenin sağlanabilmesinin şartlarından birisi karşılıklı sevgi ve saygının var olduğu alanların oluşmasıdır. Karşılıklı sevgi ve saygının yaşanabildiği topluluklar kişilerin haklarını da çiğnenmediği  alanlardır. Hukuk sistemimizdeki insanın haklarını koruyan kanunların varlığı da bireyin toplum içerisindeki statüsünü ve konumunu da sağlam bir zeminde olmasını sağlayacaktır. Ayrıca o toplum içerisindeki bireyin de huzuru temin edilmiş olacaktır.

Özellikle huzursuzluğun yaşandığı ve kişinin aldatılmış hissettiği toplumlarda genellikle adalet kavramının zayıflığından söz edebiliriz. Bir devletin adalet kavramı ne kadar azalırsa altında yaşayan toplumun ve bireylerin de adalete bakış açısı o derece azalmaktadır. Adaletin olmadığı toplumlarda haksızlıklar daha fazla çoğalır ve kötü olan insanlar, kötülüklerini daha fazla arttırırlar. Çünkü kötülüklerin cezası adil bir şekilde verilmemektedir. Böyle bir durumda iyi olmanın da bir önemi kalmamaktadır. Kötülere ceza verilmemesi kişilerin huzuruna da engel olmaktadır.

 

Eğer kişi yaşadığı toplum içerisinde hem huzuru refahı istiyorsa; adaletli bir şekilde davranmak, adaletli bir toplumda yaşadığından emin olmak ister. Maddi ve manevi her türlü alana da etki eden “adalet” kavramı devletlerin sağlamasıyla ülkede yaşayan halkın da maddi kalkınmasını ve genel olarak ülkenin de ekonomik düzeyinin artmasını sağlayacaktır.

Adaletsizlik; haksızlıkların çoğalmasına, haksızlıkların çoğalması; kötü insanların artmasına, kötü insanların artması; zulümlerin artmasına, zulümlerin artması da insanlığın bulunduğu ortamda hiçbir şekilde huzurun güvenin ve mutluluğun kalmamasına sebep olur.

Bu yüzden her zaman için hayatımızın her aşamasında adil olmalıyız. Adaletli davranmalıyız ve kimsenin hakkını almamalı, ezilenin yanında olmalıyız.

Tuz Gölü’nü Kurtarmak Amacıyla Yetkililere Bir Mektup Yazınız.

Tuz Gölü’nü Kurtarmak Amacıyla Yetkililere Bir Mektup Yazınız.

Sayın Yetkili;

Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü aynı zamanda flamingo cennetidir. Tuz Gölü kuş varlığı açısından Türkiye’nin en zengin göllerinden biri olma özelliğine sahiptir.

Ülkemiz için önemi çok büyük olan Tuz gölü tuz ihtiyacımızın çoğunu karşılamaktadır. Ayrıca kuşların uğrak yeri ve yaşam alanlarının olduğu bir yerdir. Bu gibi özelliklere sahip olmasıyla ülkemiz için değeri büyük olan bir göldür. Ancak son zamanlarda suların çekilmesi sonucu büyük bir tehlike altındadır. Hem tuz ihtiyacını karşılamakta hem de kuşların yaşam alanlarının daralmasına sebep olmaktadır.

 

Tuz Gölü, yağışların az olması, kuraklık, tarımsal alanlarda açılan su kuyuları ve yeni açılan tuz işletmeleri ile birlikte nerdeyse bitme noktasına gelen yer altı su kaynakları büyük sorun oluşturuyor. Bu sorunları bir an önce aşamazsak insanların bilinçsiz davranmalarından dolayı bu bölge belli bir süre sonra kullanılamaz hale gelebilir. Bu sorunları çözmek ve gölümüzü kurtarmak için su kaynaklarını bilinçsiz kullanmamak ve gölün atıklar tarafından kirletilmesine engel olmamız gerekir.

Siz yetkililerden beklentimiz insanların bilinçsiz davranışları karşısında Tuz Gölü’nü koruma altına almak ve atıklardan uzak tutmak için çalışmalar başlatmanız olacaktır. Bu konuda resmi kararlar almanız ülkemiz için önemli bir adım olacaktır. Bizlerde bu yardımı talep ederken üzerimize düşen görevi yapacağız. Bilinçli insanlar olmak ve Tuz Gölü’nü kurtarmak için yardımlarınızı bekliyoruz. Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Dikkatinizi en çok çeken yağış türü hangisidir?

Dikkatinizi en çok çeken yağış türü hangisidir? Nedenleriyle açıklayınız.

Dikkatimi en çok yağış türü kardır. Kar tanelerinin bembeyaz olması ve bütün yeri bembeyaz bir şekilde örtmesi benim çok dikkatimi çekiyor. Normal bir su damlasının nasıl bembeyaz olduğunu anlayamıyorum. Ayrıca her mevsimde değil sadece kış mevsiminde gerçekleşmesi de bence karın ayrı bir güzelliği. Ayrıca soğuk kış günlerinde kar yağınca havanın da birazcık ısınması da bence çok ilginç bir durum.

Kar yağarken gökyüzü de sanki güneş varmış gibi aydınlık oluyor, hatta pembe gibi bir renge bürünüyor. Bu yüzden kar bence en ilginç yağış türlerinden. Kar tanelerinin ayrı ayrı elmas, kristal gibi bir görüntüsünün olması da çok hoşuma gidiyor. Zaten kar bulutlarda bulunan su taneciklerinin aşırı soğuk ile karşılaşması sonucu kristalleşerek oluştuğu için bunu bilmek beni mutlu ediyor.

 

Hiçbir kar tanesinin diğerine benzemediğini öğrendiğimden beri kar bana daha da çekici geliyor. Bunun yanında kışın kar yağmasının barajları doldurulmasına önemli bir etkisi olduğunu öğrendiğimden beri karın yağmasını hep daha çok istiyorum.

Bence kar yağışını sevmeyen insan da yok. Herkes kış geldiğinde karın yağmasını bekliyor. Hepimizin aynı şeyi istediğini bilmek de beni heyecanlandırıyor. Kar taneciklerinin, yağmur taneciklerinden daha yavaş yere düştüğünü izlemeyi de seviyorum. Yağmur zaman zaman çok hızlı yağabiliyor ama kar, yavaş ve süzülerek yere düşüyor. Kar yağışını izlemeyi seviyorum.

Yaşadığınız bölgedeki hava şartlarının günümüzdeki durumuyla geçmişteki durumu

Yaşadığınız bölgedeki hava şartlarının günümüzdeki durumuyla geçmişteki durumu arasında bir fark olup olmadığı ile ilgili büyüklerinizden bilgi alınız.

Büyüklerime sorduğumda, şimdiki hava şartlarının geçmişteki hava şartlarıyla çok farklı olduğunu söylüyorlar. Eskiden kış mevsiminde metrelerce kar yağarmış ve bütün kış boyunca kar olurmuş, ama şimdi yılda bir kere kar yağıyor ve o da çok fazla olmuyor. Bahar aylarında ise yağmurun daha çok olduğunu söylediler. Şimdilerde hava şartlarının dengesiz gittiğinden bahsettiler.

Mart ya da nisan aylarında yalancı bir baharın geldiğini güneşin ağaçları kandırdığını ve ağaçların bahar geldiğini sanarak çiçek açtığını söylediler, ama bunun ardına yeniden havaların çok sert bir şekilde soğuduğunu ve meyvelerin soğuk aldığını ifade ettiler. Hava durumundaki bu değişimin sebebinin ise yine insanlar olduğunu söylediler. İnsanlar eskiden bu kadar çok plastik kullanmazmış, o zamanlar mutfak eşyaları ya tahtadan ya da metalden olurmuş.

 

O zamanlarda su israfı da olmazmış, hatta büyüklerimin evinde çeşme yokmuş ve bir yerden eve su taşırlarmış. Şimdi insanların suyu israf etmeleri ve doğayı bozmaları sebebiyle mevsimlerde bu denli bir değişim olduğunu söylüyorlar. Mevsimlerin eski halini almasını istiyorsak doğaya karşı daha saygılı olmalıymışız öyle diyorlar. Zaten biz de küresel ısınma diye öğrenmiştik bunu derslerimizde ve her zaman televizyonlarda duyuyoruz bunu. Böyle giderse mevsimleri insanlar için daha zor geçecek ve kuraklık olacakmış. Biz de bu sebeple doğayı korumalıyız.

Keşfettiğiniz gezegenin Dünya’ya göre daha yaşanabilir olması için hangi özelliklere sahip olmasını isterdiniz?

Keşfettiğiniz gezegenin Dünya’ya göre daha yaşanabilir olması için hangi özelliklere sahip olmasını isterdiniz? Anlatınız.

Dünyamızı yaşanabilir kılan en önemli özelliklerin başında, su kaynaklarına ve atmosfere sahip olması yer almaktadır. Bu temel özelliklere ek olarak yer çekiminin bulunması ve bir uyduya (yani Ay’a) sahip olması da yaşam için önemli etkenlerdendir. Bahse konu özellikler ve burada sayamayacağımız diğer bütün özellikler yerkürede yaşamın var olmasına ve ekosistemin oluşmasına etki etmiştir. Her bir özelliği bir tuğlaya benzetirsek, yaşam duvarını oluşturan bu tuğlalardan herhangi birisini çıkarmamız durumunda duvarın yıkılmasına sebebiyet verebiliriz.

Ancak büyüklüğü henüz bilim insanları tarafından belirlenememiş olan evrenimizde, yaşamın sadece dünyamızla sınırlı olmadığı kanaati vardır. Yaşam olan bir gezegen keşfedersem eğer kesinlikle yukarıda saydığımız özelliklerin olması gerekmektedir.

Bunlara ilaveten su dünyamıza göre daha bol olması ve suyun döngüsünün daha hızlı olmasını isterdim.

 

Yerçekimini kontrol edebilecek bir mekanizma bulunmasını isterdim ki uzaya çıkış esnasında daha az enerji harcayabilir ve başka gezegenlerde keşfedebilirdim. Ayrıca uçaklar için de kolaylık olurdu. Depremler esnasında da yerçekimini kontrol edebilirsek daha az bina hasar görebilirdi.

İklimi kontrol edebilmek isterdim doğal yollarla. Yağmur yağdırabilme ve mevsim sürelerini belirleyebilme yetisi de bu gezegenin daha yaşanılabilir olması için uygun olurdu. Kıtlık problemine bir nebze faydası olurdu.

İki tane uydusu (Ay’ı) olması da yaşam için daha uygun olabilirdi. Bilindiği üzere dünyamızın uydusu olan Ay evrende dolaşan göktaşlarının dünyamıza çarpmasına engel olmaktadır. İki tane Ay olması durumunda daha az göktaşı gezegene ulaşacak ve yaşam için tehlike azalacaktır.