Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz?

Demokrasi yönetiminin monarşi, oligarşi ve teokrasi gibi yönetim biçimlerinden ne gibi farkları olduğunu düşünüyorsunuz? Yazınız.

Monarşilerde tek bir hükümdarın sözü geçmektedir. Bu kişilerin elbette danıştıkları meclisler ya da vezir vs. gibi danışma organları bulunmaktadır. Ancak son sözü söyleyen kişi hükümdarlardır. Teokraside ise dini temelli bir yönetim söz konusudur. Bu yönetimlerde toplumsal kuralların ve hukuk kurallarının belirlenmesinde din belirleyici faktördür. Ayrıca bu yönetimlerde hükümdarların meşruluklarının kaynağı da tanrısaldır. Yani dinidir. Bu yönetimlerde hükümdar tanrının yer yüzündeki gölgesi yani bir nevi vekili gibi görülmektedir. Oligarşilerde ise yönetim bir zümrenin elindedir. Bu durumda da yukarıda sayılan yönetimlerden pek fark yoktur. Halkın istediği gözetilmez ve halkın refahı düşünülmez. Yalnızca halktan itaat etmesi ve sorun çıkarmaması istenir. Halka verilen haklar ve nimetlerin sebebi de halkın mutluluğu değil sorun çıkarmadan yaşamalarının sağlanmasıdır. Burada bahsedilen sorun da hükümdarlığa karşı sorun çıkarılmamasıdır.

 

Demokrasi yönetimlerinde ise asıl gözetilen halkın mutluluğu ve refahıdır. Bu yönetimlerde halk kendi yöneticilerini kendileri seçer. Ayrıca bu yönetimlerde diğerleri gibi tek hükümdar değil birden fazla yönetici vardır. Bunun sebebi gücün dağıtılması ve tek bir elde toplanmasının engellenmesidir. Çünkü gücün tek bir elde toplanması yönetimde yozlaşmaya sebep olacaktır. Bunun kanıtı tarihteki örnekleridir. Mutlak güce sahip olan yöneticiler mutlaka yozlaşmakta ve halka zulmetmeye başlamaktadırlar. Demokratik yönetimler de tam olarak bunu engellemeye çalışmaktadır. Demokratik bir yönetime sahip olmak yalnızca yöneticileri ve parlamento üyelerini seçmek değil bu kişileri seçtikten sonra da yönetime katılmaya devam etmekle mümkün olabilecektir. Bunun çeşitli yöntemleri vardır. En önemli yöntemi ise sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yapılandır. Halk eğer yöneticilerin icraatlarını beğenmiyorsa sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yöneticilere gerekli mesajları iletirler. Yöneticiler bir toplumsal karışıklık çıkmaması için bu mesajlara uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Tarih boyunca devletlerin farklı yönetim şekillerine sahip olmasının sebebi ne olabilir?

Tarih boyunca devletlerin farklı yönetim şekillerine sahip olmasının sebebi ne olabilir? Tartışınız

İnsanlık tarihi boyunca toplumlar her zaman ideal yönetim biçimini aramışlardır. Farklı yönetim şekillerini de kullanmışlar ve bu yönetim şekillerini toplum yapısı değiştikçe değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Bilinen tarihin başlangıç dönemlerinde genellikle mutlak monarşi ve meşruti monarşi şeklinde yönetim şekilleri görülmektedir. Bu dönemlerde toplumların nüfusları çok fazla değildir. Ayrıca devletler de çok büyük değiller ve şehir boyutlarındalardır. Bunun sebebi ulaşımın dolayısıyla iletişimin çok gelişmiş olmamasından dolayı şehirler arası iletişimin zayıf olmasıdır. Bu dönemlerde şehir devletlerinin bir yöneticileri bulunmakta ve bu yönetici ülkeyi yönetmektedir. Çoğunlukla bu yöneticiler din tarafından kutsanmış yöneticilerdir. Yani meşruluklarını dinden yani tanrıdan alırlar. Bu yöneticiler kutsal görüldükleri için kutsallık da kan bağı ile devredilir. Yani yöneticilerin ölümü ya da hastalanmaları gibi durumlarda tahtın sahibi değişeceğinde varis yöneticinin çocuğu ya da soyundan gelen herhangi birisi olur.

 

Daha sonraki devirlerde ise devletler güçlenmiştir. Bu dönemde krallar vardır ve bu kralların meşruluk kaynakları yine çoğunlukla dindir. Bunun göstergesi olarak Avrupa*da krala tacı takdim eden kişinin Papa olması görülecektir. Meşruluğun kaynağının kilise yani din olması yönetim şeklinin de teokratik olduğunu gösterecektir. Kurallarda dinin hakimiyeti söz konusudur.

Fransız ihtilali ile ise halk yönetimde daha fazla söz konusu olmak istemiştir. Ayrıca Fransız ihtilali ile milliyetçilik akımı doğmuş ve bunun ile birlikte imparatorluklar zarar görmeye başlamıştır. İmparatorluklar ulus devletler olarak ayrılmış böylece daha küçük devletler haline gelmiştir. Bu dönemden sonra cumhuriyet şeklinde demokratik devletler ortaya çıkmıştır.

Tüm bu değişimin sebebi toplum yapısının değişmesidir. İnsanlar daha çok şey bildikçe ve daha fazla şey öğrendikçe yöneticilerden daha fazla haklar istemeye başlamışlardır. Bu durumda günümüzdeki demokratik toplumların oluşmasını sağlamıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Geçmişte İnsanların Beslenme Alışkanlıkları Nasıldır?

Geçmişte İnsanların Beslenme Alışkanlıkları Nasıldır?

Büyüklerimiz çilek yemek için Haziran ayını, salçalık biber almak için sonbaharı beklerdi. Günümüzde modern uygulamaların sonucunda kabak, patlıcan, domates, kiraz, kavun v.b her mevsim tezgahlarda. Artık ne yazık ki; gıdalar tamamen rafine edilmekte. Rafine işlemleri sırasında ürün vitamin ve minerallerini kaydeder.

Eskiden herkes kendi toprağında yetiştirdiği ürünleri yerdi. Geçmişte tarımsal ürünlerde kimyasal gübre, böcek ilaçları ve hormon kullanılmazdı. Doğal olarak da bu şekilde beslenen insanlar daha sağlıklı, dinç ve mutluydu. Ekolojik dengesi ile oynanmış her bir gıda ürünü sağlığımız için bir tehlikedir. Birçok kimyasalı bu şekilde vücudumuza almış oluyoruz.

 

Eskiler bizden daha şanslıydı, kendi sütünü, yoğurdunu, meyvesini, sebzesini tüketerek beslendiği için daha uzun yaşadıkları bile söylenebilir. Bizler artık neredeyse tokluk hissi bile duymuyoruz, her şey o kadar yapay ki; bunu hissetmemiz mümkün değil gibi.

Anneannelerimiz, dedelerimiz taşı sıksa, suyunu çıkarır sözüne hak eden insanlar, bizler maalesef hep yorgun ve bitkiniz. Onlar sabahın ilk ışıkları ile uyanıp işlerinin başına geçerdi, hep enerjik, mutlu ve sağlıklıydılar, üstelik ne obezite nede alerji sorunları vardı. İşin özü aslında her şeyin doğal olanı tüketmekten geçiyor. O zamanlarda bu kadar hazır yiyecek , abur cubur yoktu. İlerleyen teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, bunun yanında ayrıca tembelleştirdi ne yazık ki. Büyüklerimiz yeme alışkanlıkları açısından örnek almamız gereken bir nesildir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 2,00 toplam 5)
Loading...

Ağaçlar neden önemlidir?

Ağaçlar neden önemlidir?

“Dünyanın akciğerleri” sözünü hepimiz ağaçlar ve ormanlar için söylendiğini biliriz. Ama bunun üzerinde çok düşünmeyiz. Neden akciğer denir? Çünkü ağaçlar fotosentez yoluyla bize zararlı olan karbondioksit gazını yutarak onun yerine bizim soluduğumuz oksijeni üretirler. Aynı zamanda ozon, sülfür dioksit, nitrojen dioksit, amonyak gibi zararlı gazları da yutarak bizi onlardan da korurlar. Hepimizin haberlerde bilim insanlarından duyduğumuz ve korktuğumuz ozon tabakasının delinmesini önlemek için de ağaçlar çok önemlidir. Çünkü dünyanın daha fazla ısınmasına neden olan sera etkisini azaltırlar.

Ağaçlar, toprağa bir örümcek ağı gibi kökleriyle tutundukları için toprak kayması, erozyon ve sel gibi doğal afetleri önlerler.

 

Ağaçlar, yağmurun yağmasını sağlarlar ve böylece ağaçların olduğu yerde su sorunu yaşanmaz. Ağaçlara büyürken çok su döktüğümüzü düşünürüz ama ağaçlar aldıkları suyu doğaya geri gönderirler. Üstelik doğaya geri gönderirken suyu zararlı maddelerden arındırırlar. Kökleriyle kirli maddeleri yutarak toprağı ve suyu temizlerler.

Aşırı ısınma ve soğumayı engelleyerek daha uygun yaşama koşulları ve enerji tasarrufu sağlarlar. Havanın serinlemesini sağlayarak bizi sıcaktan ve güneşin zararlı ışınlarından korurlar.

Aynı zamanda insanların yanı sıra binlerce hayvan ve bitki örtüsüne yuva olurlar. Meyveleriyle, yapraklarıyla bütün canlıları bir anne gibi beslerler. Sadece beslemekle kalmazlar, gövdeleriyle biz insanların kullandıkları barınak ve mobilyaları olurlar, ısınmaları için odun, kitapları için kâğıt, kalem olurlar.

Ağaçlar aynı zamanda yeşilliği ile mutluluk verir bize. Hiç ağaçlara bakarken mutsuz insan gördünüz mü? Psikolojisi bozulan insanlar ağaç ve ormanın olduğu yerlerde dinlenmeyi isterler. Çünkü ağaçlar huzur verirler.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 4,00 toplam 5)
Loading...

Doğru Beslenmenin Sağlığımız Açısından Yararları Nelerdir?

Doğru Beslenmenin Sağlığımız Açısından Yararları

Beslenmek; karnımızı doyurmak ya da canımızı çektiği her şeyi yemek ve içmek değildir. Beslenme sağlığımızı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitemizi yükseltmek için besin ögelerinin yeterli ve uygun olan zamanlarda bilinçli bir şekilde yapılması gereken bir eylemdir.

İnsan hayatının sağlıklı bir şekilde idame ettirebilmesi için elliye yakın besin ögesine ihtiyacı vardır. Eksik veya fazla alınan bu besinler büyüme ve gelişmeyi engeller akabinde sağlığımız bozulur. Vücudumuzun yenilenmesi, çalışabilmesi için gerekli olan enerji ve besin ögelerinin her birinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasına Yeterli ve Dengeli Beslenme denir. Sağlığımızın korunmasında temel olan şey,  yeterli ve dengeli beslenmektir.

 

Yemek yeme alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekebilir, öğün atlamak, sürekli abur cubur yemek, bol şekerli yiyecekler ve içecekler tüketmek sağlık açısından zararlı olan besinlerdir. Aşırı yağlı yiyecekler hem hantallık yapar, hem aşırı kilo almamıza sebep olur. Vücudumuza eklediğimiz her bir kilo yaşam kalitemizi düşürür. Hem öz güven eksikliği hem de hareket kısıtlığı yaşamaya başlarız. Meyveyi ve sebzeyi, tahılları, süt ürünlerini tüketmeyi alışkanlığımız haline getirmeliyiz. Su içmeyi günlük bir göreve dönüştürmeliyiz. Öğünlerimiz düzenli olmalı, ara öğünler yapmalıyız kendimize.

Doğru beslenmek, daha sağlıklı bir yaşama sahip olmamızı sağlar. Sağlam bir vücut ve ruha sahip olmak yaşam kalitesi açısından önemli, bunu unutmamak gerekir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 Oy, Ortalama: 3,50 toplam 5)
Loading...

Günde kaç saat televizyon izliyorsunuz?

Günde kaç saat televizyon izliyorsunuz? Televizyon izlemenin faydalarını ve zararlarını tartışınız.

Günde 3 saat televizyon izliyorum. Bu saatin süresi teknolojik cihazların artması ile azalmaktadır. Bunu sebebi televizyon izlemeye ayırdığımız vaktin bu cihazlara ayrılmasıdır. Televizyon ilk olarak insan hayatına girdiğinde çok daha fazla izlenirken şimdiler neredeyse evlerde televizyon hiç açılmamaktadır.

İnternet ve telefonlar televizyonun yerini almaya başlamıştır. Televizyonun insan hayatına çok büyük katkıları olduğu gibi çok olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Televizyonun insan yaşamına ve fikir dünyasına katkıları şunlardır:

 

  • Televizyon aracılığıyla ülkemizde ve dünyada yaşanan olayları çok hızlı şekilde öğrenmemiz mümkündür.
  • Televizyonun eğitici programları sayesinde bilgilenme çok hızlı şekilde gerçekleşmektedir. Bu durum çok daha hızlı gelişimin oluşmasını sağlamaktadır.

Bunların yanında televizyonun insan hayatından alıp götürdükleri de şu şekilde sıralanabilmektedir:

  • Öncelikle çok daha verimli geçirilebilecek vakitlerimiz televizyon karşısında hızla akıp gidiyor.
  • Televizyon izlemek insanın hayal gücünü öldürdüğü için özgün fikirleri ortaya çıkmıyor.
  • Televizyon düşünme kabiliyetimizi elimizden alıyor ve her şeyi yönlendirmek istedikleri şekilde bize sunuyor.
  • Televizyon izleyen insan uzun süre sabit şekilde durduğu için sağlık sorunları yaşayabiliyor.
  • Televizyon zihin olarak kişinin aktif olmasını engellediği için zamanla pratik düşünemeyen ve algılama sıkıntısı yaşayan insanlara dönüşüyoruz.

Son yıllarda televizyondan çok daha fazla olumsuz etkisi bulunan internet, telefon ve bilgisayar hayatımızın her anını kaplamış durumdadır. Bu durum sosyal iletişimin azalmasına sebep olmaktadır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Genel Ağ haberinde yer alan girişimcinin başarılı olmasının sebepleri neler olabilir?

Genel Ağ haberinde yer alan girişimcinin başarılı olmasının sebepleri neler olabilir? Tartışınız. (HABER: “Manda yetiştiriciliğini bildiğim ve bu konuya hâkim olduğum için kadınlara örnek olabilecek bir proje hazırladım. İşletmemde gıda güvenliğini ön planda tutarak tereyağı, yoğurt, Çerkez peyniri, Edirne tipi peynir çeşitlerini üreterek pazarlıyorum. Ürün çeşitliliğini zamanla artırmayı planlıyorum.)

Her insanın başarılı olduğu bir alan vardır. Kimi güzel yemek yapar ve aşçı olur kimi tıp bilimine ilgi duyar doktor olur, kimi güzel dikiş diker ve terzi olur. Bütün bu meslekler bizim yaşamımızı tamamlayan ve hayatı yaşanabilir hale getiren mesleklerdir. Tüm meslek erbabı mesleğini güzel yapsa sadece fırıncı işini yapmasa ekmeksiz kalırdık. Bu durumda fırıncılık mesleği en çok aranan meslek olurdur.

 

Her insan kendi uğraştığı ve çok iyi bildiği alanda çalışmalarına devam etmelidir. Bu çalışmalar sırasında bazı desteklere ihtiyaç duyulabilmektedir. Örnekte kadın çiftçi çok iyi bildiği bir alanda kendini geliştirmek ve bu işten kazanç sağlamak istemiştir. Hazırladığı proje tereyağı, yoğurt, peynir yapmakla ilgilidir. Bu işi girişimci ruhuyla bir projeye dönüştüren kadın bu işe hakim olduğu için ve bu konuda kabiliyeti olduğu için başarılı olmuştur.

İnsanlar çok para kazanmak üzere değil de başarılı olmak ve sevdiği işle ilgilenmek için yola çıkarlarsa bu işte amaçlarına ulaşmış olurlar. Girişimci ruha sahip olmak çok önemlidir fakat kişi bilmediği bir konuda proje hazırlayıp destek aldığında bu iş çok uzun süreli olmayacaktır. Çünkü kişi hakim olmadığı bir işi veya sevmediği bir işi çok uzun süre devam ettiremez. Başarıl olmak ve kazanmak isteyen insanlar sevdikleri alanda çalışmalar yaparak mutlu olmanın yollarını aramalıdır. Bu hayattaki en büyük başarı anlamına gelmektedir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 Oy, Ortalama: 5,00 toplam 5)
Loading...