“Azıcık aşım, kaygısız başım.” atasözünden ne anlıyorsunuz?

“Azıcık aşım, kaygısız başım.” atasözünden ne anlıyorsunuz?

İnsanoğlu azla yetinmeyi öğrenirse yani aza kanaat getirirse iç huzuru ve mutluluğu fazla olur ya da telaşesi daha az olur. Mesela evinde kalabalık olmayan birisi kalabalık olana göre daha çok iş yapıyorsa, az işle veya az parayla uğraşan biride az telaşesi olur. İşi büyük ve çok olan birileri ticarette didişmeler çekişmeler ve kötü kavgalarla uğraşarak ya da işlerin yoğunluğundan başını kaldıramayarak çok para kazanmak için zamanını buna harcıyorsa bunun yerine az işi olup az uğraşı olanın kafası daha rahat ve dingin olur. Kısaca söyleyecek olursak da insanoğlu elinde olanlara şükreder gözlerini tavana dikmezse daha huzurlu ve sakin bir hayata kavuşur.

 

Büyük uğraşların büyük sıkıntıları olur. Yüksek makamlarda veya yüksek işlerde çalışanların sıkıntıları tabi ki az işi olanların sıkıntılarından çok olacaktır. Onların yapmaları gereken sorumluluk çok daha büyüktür. Ben orta gelirli bir işle uğraşıp huzura vaktim olsun ve kafamda rahat olsun isterim. Çünkü insanın mutluluğu ve içsel huzuru çok para kazanarak zamanını maddiyata işe adayanlardan daha değerlidir. Gözlerini makam ve para hırsı bürümüş sürekli işle meşgul olan insanlar ilk başlarda bu düşünceyle hareket etmemişlerdir ama zamanla bu uğraş ve hırs onların mutluluklarını alıp götürmüştür. Sürekli huzursuz olmaya başlamışlardır. Dinlenme ve eğlenme ihtiyaçlarını karşılamayanlar sürekli kafalarında iş yoğunluğu olanlar zamanla sağlıklarını da yitirebilirler. Sağlık her şeyden daha önemlidir,  kaybedince değerini anlarız. Bütün bunlardan dolayı az iş, para, az stres daha iyidir.

Temel hak ve özgürlükler nelerdir?

Temel hak ve özgürlükler nelerdir?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile vatandaşlarına bazı temel hak ve özgürlükler tanımıştır. Bu haklardan hiç kimse vazgeçemez, mahrum bırakılamaz ya da kısıtlanamaz. Temel hak ve özgürlükler kişileri doğumu ile verilir ve ölene kadar devam eden haklardandır. Bu haklar aynı zamanda evrensel nitelikte olup dünyanın her yerinde geçerli olmaktadır.

İnsanlara verilen tam hak ve özgürlükler yaşama hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı, düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü, ibadet hakkı, özel yaşamın gizliliği hakkı ve ekonomik haklardır. Bu haklar vazgeçilemez, devredilemez ve dokunulamaz haklardır. Şimdi bu haklardan bazılarını bireysel olarak ele alalım.

 

Yaşama Hakkı: İnsanların en temel ve doğal hakkı yaşamaktır. İnsanların yaşama hakkı olmadığı bir yerde başka bir hakkı da olamaz. Zaten bir ölünün herhangi bir hakkı da olamaz. Olsa bile savunamaz. Bu yüzden temel hak ve özgürlükler içerisinde en önemlisi yaşama hakkıdır.

Sağlık Hakkı: Her insan sağlık hizmetinden faydalanabilmelidir. Sağlıklı bir çevrede yaşamak, gerektiğinde sağlık önlemleri almak her insanın doğal ve temel bir hakkıdır.

Eğitim hakkı: insanlara tanınan temel haklardan biri de eğitim hakkıdır. Her insan istediği eğitimi almak konusunda özgürdür. Bu bağlamda kimse eğitim hakkından mahrum bırakılamaz.

Düşünce Özgürlüğü: Düşünce özgürlüğü insanın istediği şeyi düşünebilmesidir. eskiden birçok insan düşüncelerini ifade ettiği ve bu ifadeler doğru bulunmadığı için öldürülüyordu. Bu yüzden düşünce özgürlüğü uygar bir toplum için kesinlikle bulunması gereken bir özgürlüktür.

Özgürlük sizce nedir? Özgür insan neler yapar?

Özgürlük Nedir? Özgür İnsan Neler Yapabilir?

Özgürlük nedir sorusunun cevabı genellikle insanın istediğini yapmasıdır şeklindedir. Ama bu tutumla herkese sınırsız bir özgürlük hakkı verir. Ve bir kişinin sınırsız özgürlüğü başka bir kişinin özgürlüğüne zarar verebilmektedir. Örneğin insan istediğini öldürmek konusunda özgür olsaydı herkesi öldürebilirdi. Ama öldürdüğü kişinin de yaşama hakkı gasp etmiş ve onun özgürlüğünü sınırlandırmış olurdu.

Bu yüzden özgürlüğünün bilinen tanımını şu şekilde değiştirmek çok daha makul olacaktır: İnsanın bir başkasının özgürlüğünü yok etmeden ya da kısıtlamadan istediği şeyleri yapabilmesidir. Bu tanım ile özgürlüğün sınırsız bir hak olmadığını ve gerektiği hallerde sınırlanması gerektiği anlaşılmaktadır.

 

Örneğin müzik dinlemek konusunda hepimiz özgürüzdür. İstediğimiz zaman ve yerde istediğim ses yüksekliğinde müzik dinleyebiliriz. Bu özgürlüğümüzü gecenin geç bir saatinde kullanırsak komşularımızı rahatsız edebiliriz. Komşular açısından bakacak olursak onların da evlerinde sakin ve sükunet içinde yaşama hakkı vardır. Biz yüksek sesle müzik dinleyerek onların bu hakkını gasp etmiş oluruz. Bu doğrultuda bizim müzik dinleme özgürlüğümüz sınırlandırılmış olur.

 

Özgürlük aynı zamanda bir haktır. Haklarımızı doğru yerde ve zamanda kullanırsak haklarımızdan daha kolay yararlanırız. Özgürlük de bu kapsamda değerlendirilir. Herkes istediğini yapmakta gerçekten özgürdür. Ama bu özgürlükler için doğru yer ve zamanın beklenilmesi gerekebilir. Ama bazen beklemeye gerek kalmayabilir. Örneğin verdiğimiz örnekten devam edecek olursak gecenin geç bir saatinde yüksek sesle müzik dinlemek istiyorsak evden çıkıp tenha bir yere gidebiliriz. Ya da daha kolayı kulaklık vasıtası ile müzik dinleyebiliriz. Özgürlükler sınırlandırabilir ama insanlar asla.

Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

Peygamberlerin sıfatlarını birer cümleyle açıklayınız.

 

Sıdk: “Doğruluk” demektir. Peygamberlerin hayatları boyunca doğru sözden ve davranışlardan vazgeçmemelerini ifade eder. Ne olursa olsun peygamberler doğruluktan ayrılmamışlardır ve insanlara da sonucu kötü bile olsa doğru sözlü olmayı, doğru davranışlarda bulunmayı tavsiye etmişlerdir.

Emanet: “Güvenilir olmak” demektir. Peygamberlerin güvenilir kişiler olması ve kendilerine inanmayanların dahi, kendilerinden emin olunan kişiler olmasıdır. Cahiliye döneminde peygamberimize inanmayan müşrikler, peygamberimizin güvenilir olmasından dolayı kendisine “el-emin” diye hitap etmişlerdir. Peygamberler hiçbir zaman kendilerine olan güveni sarsmamışlardır.

Tebliğ: Peygamberlerin Allah’tan aldıkları vahiyleri eksiksiz olarak insanlara iletme görevine tebliğ denir. Bütün peygamberlerin temel görevi tebliğdir. Tebliğ, sadece iletmek anlamına gelir. Israr etmeden, kimseyi zorlamadan sadece kendilerine gelen vahiyleri dile getirmiş olmalarıdır.

Fetanet: Peygamberlerin akıllı ve zeki olmalarıdır. Allah’ın elçisi olmaları hasebiyle peygamberler akıllı ve zeki insanlardır. Karşısında kendilerini zor duruma düşürmeye çalışanlara karşı verdikleri yanıtlarla ve yaşamlarında göstermiş oldukları olaylarla fetanet sıfatına uygun davranmışlardır.

İsmet: Peygamberlerin günahsız olmalarıdır. Hiçbir peygamber büyük günah işlememiştir. Peygamberlerin insan olmalarından dolayı yapmış oldukları küçük hatalara “zelle” adı verilir. Bunun dışında peygamberler Allah tarafından korunmuş ve günahlardan hep uzak durmuş olan kimselerdir. Örnek insan sıfatlarından dolayı Allah’a layık birer peygamber olmuşlar ve toplumlar içerisinde hep bu şekilde bilinmişlerdir.

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir?

Allah’ın (c.c.) vahiy göndermesinin sebepleri nelerdir? Söyleyiniz.

İnsan aklı müthiş bir şekilde tasarlanmıştır. Ancak evrendeki her şeyi anlamlandırabilmesi için sadece aklın varlığı yeterli değildir. Çünkü akıl, potansiyeli ölçüsünde bir şeyleri kavrayabilir. Bundan dolayı Allah kullarına bir lütuf olarak dünya hayatının daha iyi anlamlandırılabilmesi adına vahiy göndermiştir ve kendi varlığından haberdar etmiştir. Allah tarafından peygamberlere melekler aracılığı ile gönderilen ilahi yasalara “vahiy” adı verilir. Allah’ın insanlara vahiy göndermesi adil oluşunun bir göstergesidir. Çünkü Allah varlığına dair haber vermemiş olsa ve insanların dünya hayatında yaşadıklarından dolayı sorguya çekileceklerini bildirmemiş olsa, ahirette insanlar haberimiz yoktu diyebilirler.

Ancak vahiy gönderildiği için insanların dünyada bir imtihanda olduklarının farkında olmaları mümkün hale gelmiştir. Bir eşya aldığımızda yanında gönderilen kullanma kılavuzu yardımıyla kullanımı daha kolay hale gelir ve bilinçli bir şekilde kullanırız.

Dünyada iken Peygamberlere gelen vahiyler de dünya hayatının nasıl geçirilmesi gerektiğine dair insanlara yol göstermektedir. Hangi davranışların nasıl sonuçlar doğuracağını ve insanın gerçek mutluluğa nasıl ulaşabileceği konusunda bizlere vahiyler yol gösterir. Allah, rahmetinin bir tecellisi olarak insanlara vahiy göndermiş ve doğru yolda olmalarını istemiştir.

Farz, vacip ve sünnet ne demektir?

Farz, vacip ve sünnet ne demektir? Bu kavramlar hakkında neler biliyorsunuz?

Allah’ın biz kullarından hayata dair bizim faydamıza olacak bazı istekleri ve yasakladıkları şeyler bulunmaktadır. Bunları dini terimler ile ifade ettiğimizde yeri daha doğru olmaktadır. Müslümanların hayatta her konudan önce, öncelikleri Allah’ın rızasına uygun bir yaşam olmalıdır. Bunun için de Allah’ın bizden istediklerini ayetler ile Peygamberimize bildirmiştir. Peygamberimizden de bizlere ulaşmıştır.

Farz kavramı ile ifade edilen şey şudur, farz; Allah’ın bizlerden yapmamızı kesin olarak emrettiği iş ve davranışlara denir. Beş vakit namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi ibadetler farz kavramı kapsamındadır ve Allah bizlerden kesinlikle yapmamızı istemektedir.

Vacip; farz kadar kesin olmamakla birlikte bir Müslümanın yapmasının daha uygun olacağı iş ve davranışlara denir. Yatsı namazından sonraki vitir namazı, kurban bayramı namazı ve kurban ibadeti vacip kavramı kapsamındadır. Yani farz değil ancak farza yakın, bir Müslümanın yapmasının daha uygun olduğu iş ve davranışlardır.

Sünnet ise Peygamberimizin devamlı olarak yaptığı ve bizlerinde yapmamızı istediği iş ve davranışlara denir. Nafile namazlar, yemeğe tuz ile başlamak, misvak kullanmak gibi davranışlar sünnet kavramı kapsamına girer.

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namazı neden kılmamız gerekir?

Namaz, kulluğun özü, dinin direğidir. Ahiret gününde insanların hesaba çekileceği ilk ibadet namaz ibadetidir. Peygamberimizin Miraç gecesinde Müslümanlara getirdiği en güzel hediye namazdır. Allah’ın insanlara verdiği nimetlere karşılık istediği şey şükürdür. Allah insanlara 5 vakit namaz kılmayı farz kılmıştır. İnsanlar namaz kılarak Allah’ın huzuruna dururlar. Bir nevi Allah ile sohbet etmiş olurlar. Allah, kulunu huzuruna kabul ederek namaz ile şereflendirmiş olur. Ahiret hayatının güzel olmasını isteyen bir Müslümanın her şeyden önce namazlarında çok hassas davranması gereklidir. Çünkü Peygamberimiz namaz için “gözümün nuru” tabirini kullanmıştır.

Ayrıca namaz insanları kötülüklerden uzaklaştırarak topluma faydalı bireyler olmalarını sağlar. Namaz kılan insan günde beş vakit Allah’ın huzuruna çıkacağının farkında olarak kendisini kötü işlerden uzak tutar. Namaz kılmak insanı psikolojik rahatsızlıklardan ve ruhsal bunalımdan da kurtarır. Namaz kılan insan bilir ki, kendisini dinleyen, büyük küçük her şeyi işiten ve her şeye gücü yetecek olan sonsuz Kudret’e sahip bir Allah var ve O’nun bir şeyin olması için “ol” demesi yeterlidir. Bu düşünce kişiyi çıkmazlardan çıkartır, en kötü durumlarda bile dimdik ayakta durmasını sağlar. İnsan namaz kılarak Allah’a olan bağlılığını ve sadakatini göstermiş olur. Ayrıca namaz kılan insanın diğer yaptığı mübah işler sevap hanesine yazılır. Örneğin bir kişi namazlarını aksatmadan kılıyor, büyük günahlardan uzak duruyor. Bunların dışında bu kişinin ders çalışması, herhangi bir mesleği icra etmesi gibi davranışları da Allah katında sevap olarak değerlendirilir.

Özellikle genç yaşlarda namaz kılmak, bu güzel ibadetin değerini daha da artırır. Gençliğinde kötü işlerden ve nefsinin istediği tüm pisliklere karşı göğüs geren, uzak duran kişiler Allah yolundan sapmayarak, Allah’ın hoşuna gidecek davranışlarda bulunanlar ve namazını aksatmadan kılanlar için cennet müjdesi verilmektedir. Hz. Ömer şöyle demektedir: “Namaz kılan yaşlıyı severim ancak namaz kılan gence aşığım”. Hz. Ömer’in bu sözü gençliğinde namaz ibadetinin önemini göstermektedir. Tüm bu saydıklarımızdan dolayı namazlara özen göstermeli ve namazlarımızı devamlı olarak kılmalıyız. Peygamberimizin ifadesiyle namazın az ancak devamlı olanı makbuldür. Bundan dolayı hiç aksatmadan namazlarımıza devam etmeliyiz.