Atatürk’ün Türk dili ile ilgili düşüncelerinden yola çıkarak günümüzde Türkçenin durumunu değerlendiriniz.

Atatürk’ün Türk dili ile ilgili düşüncelerinden yola çıkarak günümüzde Türkçenin durumunu değerlendiriniz.

Atatürk, Türk dilinin gelişmesine büyük önem vermekteydi. Bu nedenle bir yığın çalışmanın öncüsü oldu. Dilin daha akıcı, sade ve anlaşılır olabilmesi için çok fazla yenilik yaptı. Ayrıca Türk diline gerekli önemin verilmesi ve dilin korunması için de ciddi emekler verdi. Öte yandan Türk dilinin geniş ve zengin bir dil olduğunu ve yabancı dillerden etkilenmemesi gerektiğini çok kez ifade etmiştir.

Türkçenin Türk halkını kucaklayacak olan en güzel dil olduğunu pek çok kez dile getiren Atatürk, dilimize verdiği önemi birçok özlü sözünde de dile getirmiştir. Atatürk, Arap alfabesinin Türk dilini ifade etmekte yetersiz kaldığını düşünmekteydi. Zira Arap alfabesi yazı dili olarak kullanılması büyük bir karmaşa yaratıyordu. Türkçede karşılığı olmayan harfler Arap alfabesinde, Arap alfabesinde bulunan bazı harflerinde dilimizde karşılığı bulunmamaktaydı. Bu karmaşayı sonlandırmak isteyen Atatürk yazı inkılâbını gerçekleştirerek Latin alfabesine geçmemizi sağladı.

Atatürk’ün özelliklede 1932 yılında Türk Dili için yapmış olduğu çalışmalara ayrı bir parantez açmak gereklidir. Atatürk bu yılda Türk Dil Kurumu’nun kurulması için talimat verdi. Pek çok Türkolog ve aydının yine o sene Dolmabahçe Sarayı’nda yapmış oldukları Türk Dil Kurultayı dil tarihimiz açısından son derece önemli bir toplantı olarak karşımıza çıkmaktadır. Orada alınan kararlardan en önemlileri ise; terimleri Türkçeleştirilmesi, Türkçe bir sözlük hazırlanması, Türk Dili üzerine yazılmış yerli veya yabancı tüm kitapların incelenmesidir.

Evet, Atatürk Türkçemizin gelişimi için birçok mücadele vermiştir. Peki, biz günümüzde onun vermiş olduğu bu emekleri ne kadar anlayabiliyor ve ne kadar hayatımızda uygulayabiliyoruz? Maalesef popüler kültür ve yaşanan küreselleşme Türkçemizi olumsuz anlamda etkilemektedir. Pek çok yabancı sözcük bu süreçte dilimize girmiştir. Yine yazı dilinde de Türkçeden uzaklaşan hareketleri rahatlıkla gözlemleyebiliriz.

Atatürk’ün Nutuk adlı eserini bütün yönleriyle tanıtmak üzere bir çalışma yapınız.

Atatürk’ün Nutuk adlı eserini bütün yönleriyle tanıtmak üzere bir çalışma yapınız.

Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1927 yılında yazılan önemli bir kaynak kitaptır. Kitap 15 Ekim 1927 tarihinde TBMM’de okunmaya başlanır. Nutuk ya da kimi sadeleştirmelerde geçen ismiyle Söylev kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamalarını bizzat kurcusu tarafından anlatmaktadır. Milli Mücadeleye nasıl başlandığı, o dönemlerde koşulların nasıl olduğu ve ne tür engellerle karşılaşıldığı kitapta ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır.

Hatırat türünden bir eser olarak geçen Nutuk aynı zamanda belgelere de dayandığı için özellikle inkılap tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyet’in kuruluşunu anlamak için bakılması gereken ilk eserler arasındadır. Hacimli bir kitap olan Nutuk üç ciltten oluşur. İlk ciltte Milli Mücadele’nin hazırlık evreleri olan 1919-1920 yılları ele alınır.

Birinci cilt, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayarak TBMM’nin açılışına kadarki olaylar açıklanır. İkinci cilt ise 1920 ile 1927 yılları arasındaki gelişmeleri anlatır. TBMM’nin nasıl açıldığı, Milli Mücadelede kapsamındaki savaşlar, İtilaf Devletleriyle gerçekleştirilen temaslar ve imzalanan antlaşmalar, Cumhuriyetin ilan edilmesi, çok partili hayata geçiş için denemeler ve inkılaplar üzerinde durulur. Bu cildin gençliğe hitabeyle son bulmuş olması, bir bakıma Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti şeklinde değerlendirilir.

Üçüncü cilt ise 1919-1920 yılları arasındaki yazışmaları içeren resmi belgelerden meydana gelir. Kitapta genel itibariyle olaylar kronolojik olarak aktarılmaya çalışılmışsa da kimi yerlerde bu noktaya dikkat edilmemiş ve olaylar önemine göre de anlatılmıştır. Olayların yanında bazı şahsiyetler ile ilgili anılara da çokça yer verilmiştir.

Atatürk’ün eserlerinden biri olan Nutuk’ta nelerden bahsedildiğini açıklayınız.

Atatürk’ün eserlerinden biri olan Nutuk’ta nelerden bahsedildiğini açıklayınız.

Mustafa Kemal, 15 Temmuz 1927 Cumartesi günü TBMM salonunda toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Kongresinde Nutuk adlı eserini okumaya başlamıştır. Bu eserin okunması otuz altı buçuk saat sürmüştür. Eser 1919 ve 1927 yılları arasındaki olayları anlatır.Nutuk genel anlamada Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl, hangi aşamalardan geçerek kurulduğunu, bu süreçte neler yaşandığını, karşılaşılan olumsuz durumları ve engelleri belgelerle anlatan anı niteliğinde bir kitaptır. Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunun tarihini öğrenmek isteyen herkes Atatürk’ün bu önemli eserini okumalıdır.

Atatürk’ün en önemli eserlerinden biri olan Nutuk 3 ciltten oluşmaktadır. Birinci cilt 1919-1920 yılları arasında geçen olaylardan bahseder. Birinci ciltte bahsedilen konular Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı, Osmanlı Devleti’nin genel durumu, Milli Mücadele çalışmaları, Milli Mücadele’yi içeriden ve dışarıdan engelleme çabalarını, kongreleri, Mustafa Kemal’in şahsına ve Heyet’i Temsiliye’ye karşı ortaya çıkan tepkiler ve TBMM’ni açma çalışmalarıdır.

İkinci cilt 1920-1927 yılları arasındaki olayları ele alır. Bu ciltte TBMM’nin açılışı, Kurtuluş Savaşı, İtilaf Devletleri ile yapılan siyasi görüşmeler, Cumhuriyet’in ilanı, çok partili hayata geçiş ve yapılan devrimlerden bahsedilmiştir. Bu cildin sonunda Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi yer alır. Gençliğe Hitabe 20 Ekim 1927 günü okunmuştur ve Atatürk’ün Türk gençliğine bir vasiyeti niteliğindedir. Üçüncü cilt ise 1919-1920 yılları arasındaki yazışmaları kapsayan tarihi belgelerden oluşur.

Atatürk’ ün sevdiği şarkılar.

Atatürk’ ün sevdiği şarkılar

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ileri görüşlülüğü sayesinde daima ileriye bakmış. Sanatı ve sanatçıyı destekleyen kişiliğini her seferinde dile getirmiş, bu da onu halkın gözünde daha da yukarı taşımıştır. Sanata verdiği önemi dile getiren bir sözü de ‘’ Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki, o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur .’’ Mustafa Kemal Atatürk’ ün bu sözünden de anlaşıldığı gibi sanat; toplumları muassır medeniyetler seviyesine çıkaracak yegane taşlardan birisidir. Peki Mustafa Kemal Atatürk’ ün sevdiği yaşamı boyunca severek dinlediği sanat türlerinden biri olan müzikler nelerdir? Gelin hep beraber bir göz atalım.

 

  • Yanık Ömer – Safiye Ayla
  • Kırmızı gülün alı var – Rumeli Türküsü ( Anonim )
  • Sobaları kuru da meşe yanıyor ( Anonim)
  • Çökertmeden çıktımda Halilim ( Anonim)
  • Mehrali Bey ağıtı ( Anonim )
  • Ata Barı ( Anonim )
  • Mızıka çalındı düğün mü sandın ( Anonim )
  • Köroğlu Solağı – Abdurrahman Yörüktümen
  • Dağlar dağlar Alişimin kaşları kare kare – ( Anonim )
  • Sarı Zeybek ( Anonim )
  • Havada bulut yok – Cevdet Kudret
  • Kışlalar doldu bugün – Hamza Şenses
  • Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa – Mehmet Türkel
  • Atladım bahçene girdim ( Anonim )
  • Cana yakını Handan edersin – Asım Bey
  • Dayler Dayler viran Dayler ( Anonim )
  • Köşküm var deryaya karşı ( Anonim )
  • Mani oluyor halimi takrire hicabım – Tatyos Efendi
  • Şahane gözler şahane ( Anonim )
  • Vardar ovası ( Anonim )
  • Hab-gah-ı Yare girdim arz için ahvalimi ( Anonim )
  • Çile Bülbülüm çile – Safiye Ayla

Atatürk’ün sanat ve ilimle ilgili görüşlerini açıklayan bir yazı yazınız.

Yukarıda verilen özdeyişten yararlanarak Atatürk’ün sanat ve ilimle ilgili görüşlerini açıklayan bir yazı yazınız. Özdeyiş: “İnsanlar mütekâmil olmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapamaz, bir millet ki fennin icap ettiği şeyleri yapamaz; itiraf etmeli ki, o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” (1923)

                                                                

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bilim ve sanata verilmesi gereken desteği her yerde dile getirmiş, Türk halkının da ancak bu yoldan ilerlerse başarılı olabileceğini söylemiştir. Onun sözlerine baktığımızda, günümüzde bilim ve sanatla yükselen toplumları imrenerek izliyor, bilim ve sanata gerektiği kadar önem vermediğimizi görüyoruz. Çoğu toplum, geçmişten günümüze kadar geçen sürede Mustafa Kemal Atatürk’ ün öğretilerine sıkı sıkıya bağlı kalmış ve ilerleme yolunda gitmişlerdir. Bilime verdiği önemi biraz açarsak bir toplum mutlak suretle ilerlemek ve yaşamak için bilime muhtaçtır. Çünkü bilim, insan hayatını kolaylaştırdığı gibi onu daima ileriye götürmektedir. Zamanın gerekli teknolojisinden faydalanmak ve üretime katkı sağlamak için bilimle haşır neşir olmamız gerekmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ ün ileri görüşlülüğü bütün bu problemleri önceden görmüş ve çözüm için için bize gerekli olan şeyleri teker teker açıklamıştır. Bilimin yanında sanatında zorunluluk olduğunu söyleyen atamız, onu halkların ciğerleri gibi nefes alıp vermesini sağlayan bir imge olarak belirtmiştir.

 

Sanat bir milletin kültürünü, geçmişini, mimarisini, yapısını yansıtan ve onu muhafaza eden yaşayan canlı bir olgudur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ de sanatın bir halk için neden gerekli olduğunu ve neden korunması gerektiğini değerli yaşamı boyunca dile getirmiştir. Sanatı olmayan bir toplum, sıradan, basit ve zevksiz bir hayat yaşarmışçasına hayatları boş geçmektedir. Sanat bir toplumu ifade eder, tarihini açıklar ve onu temsil eden yegane tek olgudur.

Aşağıdaki parçadan Atatürk’ün hangi özelliği çıkarılabilir?

Aşağıdaki parçadan Atatürk’ün hangi özelliği çıkarılabilir? “İnsan mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar, bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadetine hizmet etmeye de, elinden geldiği kadar çalışmalıdır.”

Bu söz Atatürk’ün yalnızca kendi milletinin değil dünyada tüm halkların mutluluğunu önemsediğini gösteren çok önemli bir sözdür. Atatürk’ün bir barış insanı olduğunu tüm dünya uluslarının kardeşçe ve özgür bir dünyada yaşamaları gerektiğini vurgulamaktadır. Öte yandan Atatürk’ün fikir adamlığının ne kadar güçlü olduğunu da göstermektedir. Onun fikirleri gelip geçici değildir. Günümüzden bakarsak insanlık halen bu özlem içerisindedir.

İnsanlık halen refah ve huzur içerisinde bir arada yaşayamamaktadır. Atatürk’ün sözünde dediği gibi sadece kendi milletimizin refah ve huzuru için değil tüm dünyanın refah ve huzura kavuşması için mücadele etmeliyiz. Atatürk’ün fikirleri gelip geçici bir an için söylenmiş sözler olmadığının da bu söz kanıtlar derecededir. Bu söz aynı zamanda Atatürk’ün yalnızca bizim için önemli bir lider ve fikir insanı değil tüm dünya için önemli bir insan yapmaktadır.

Eğer tüm insanların refahını ve huzurunu düşlüyorsak Atatürk’ün izinden gösterdiği yoldan gitmek gerekmektedir. Atatürk bu özlemini başka bir özlü sözünde dile getirmişti. O sözü de burada hatırlatmak gereklidir; “Yurtta barış dünyada barış” işte Atatürk’ün yalnıza kendi ulusunu değil, diğer tüm uluslarının refahını ve mutluluğunu düşündüğünü göstermekte olan bir söz.

Dünyada yaşanmakta olan savaşların yaşanmaması için Atatürk’ün izlediği yola, sözlerine ve attığı adımları daha dikkatli incelemeli ve anlamalıyız. Hem ülkemizin hem de dünyanın daha yaşanılır bir yer olması için adımlar atmalıyız.

Sizce edebiyat olmadan gerçekleşemeyecek güzel sanat dalları nelerdir?

Sizce edebiyat olmadan gerçekleşemeyecek güzel sanat dalları nelerdir? Niçin?

Sanat, insanı besleyen ve hayatına renk katan, kişinin duygu dünyasına hitap eden bir yaratıcılıktır. Temelinde insan sevgisi ve özgürlük olan sanat insanın olduğu her yerde ilk çağlardan beri bulunmaktadır. Mağara resimleri, antik çağa ait yapıtlar ve işlenmiş aletler vb. gibi malzemeler incelendiğinde sanatın ne kadar eskiye dayandığı anlaşılmaktadır. İnsanlarda güzel duygular uyandıran, coşku ve heyecan katan eserlere sanat eseri adı verilir. Sanat eserleri insanın duygu dünyasını ve hayal dünyasını geliştirip zenginleştirir. İnsanların kendilerini ilk çağlardan beri ifade etmesine yarayan sanatın en önemli dallarından biri ise edebiyattır. Edebiyat, dil ile gerçekleştirilen ve malzemesi dil olan güzel sanatların bir dalıdır.

Malzemesi dil olan ve güzel sanatlar içinde en soyut dal olarak geçen edebiyat onu aynı zamanda milli bir sanat dalı haline getirir. Nesilden nesile aktarılması, belirli bir kültürel miras ile yazılması ve dilin kullanımı açısından oldukça önemli bir sanat dalıdır. Edebiyat; duygu, düşünce, sevinç, aşk, korku, acı, özlem, kaygı gibi bireysel düşünceleri ve toplumsal hayattaki olayları yansıtan bir sanat dalıdır. Bu nedenle toplumun tüm sanat anlayışı üzerinde büyük etkisi vardır. Ayrıca tiyatro, sinema, müzik gibi sanat dalları belirli bir senaryo ya da söze bağlı olarak yaratıldığından mutlaka belirli bir edebi kaynak gerektirmektedir. Bu nedenle de edebiyat olmadan bu sanat dallarının hiçbiri düşünülemez.