Tarhanalar ne zaman, hangi malzemelerle ve nasıl yapılır?

Tarhanalar ne zaman, hangi malzemelerle ve nasıl yapılır? Anlatınız.

Güzel Anadolu’muzun yöresel yemeklerinden biri olan tarhana çorbasının soframıza gelmeden önceki hali epey meşakkatlidir. Genellikle ağustos ve eylül ayları tarhanamızı hazırlamak için en uygun zamanlardır. Zaten bu aylar kışa hazırlık ayları olarak da bilinir. Yazlık malzemelerle hazırladığımız bu ev tarhanası, kışın soğuğunda sıcacık içimiyle hem içimizi ısıtacak hem de sofralarımızı süsleyecektir.

Malzemeler;

  • Domates
  • Kırmızı biber
  • Soğan
  • Nane
  • Süzme yoğurt
  • Un, tuz
  • Havuç
  • Maydanoz
  • Yaş maya
  • Nohut ve kırmızı mercimek ‘’ isteğe bağlı ‘’

Bütün sebzelerimizi öncelikle ince ince doğrayalım. Daha sonra doğradığımız malzemelerimizive nohutla kırmızı mercimeğimizi haşlayıp blenderden geçirelim.

 

Hazırladığımız karışıma yoğurt, tuz ve ezilmiş yaş mayamızı ekleyip tekrar karıştıralım. Şimdi sıra unumuza geldi. Harcımıza alabildiğince un ekleyip iyice yoğuralım. Ekmek hamuru kıvamına geldiği zaman orta boy topçuklar haline getirelim. Ve yaydıralım. Yaydırdığımız hamurlarımızı serdiğimiz bir bezin üzerine dizelim.

Hamurlarımızı 3-4 gün boyunca kurumaya bırakalım. Hamurumuzun iyice kuruduğundan emin olduktan sonra hamurumuzu ufalayalım. Damak zevkinize göre taneli olarak da bırakabilirsiniz. Ufaladığımız tarhanamızı birazda böyle kurumaya bırakmamız gerekiyor çünkü ıslak bir şekilde saklarsak küf yapabilir. Tarhanamızın bu şekilde iyice kuruduğundan emin olduktan sonra kış için hazır demektir. Artık kavanozlara doldurup saklayabiliriz. Kış aylarının vazgeçilmezi yöresel çorbamız sofralarımızı süsleme hazır. Afiyet olsun.

Yurdumuzda En Ünlü Tarhanalar Nerede Yapılır?

Yurdumuzda En Ünlü Tarhanalar Nerede Yapılır?

Aslında tarhana Türklerde çok eskilerden beri yapılan, çoğunluğunun yoğurttan oluştuğu, besleyici, uzun süre saklanabilen, toz ya da bölgelerine göre hamur halinde bulunan bir çorba türüdür.

Bölgelere göre demişken Türk mutfağı için çok büyük önemi olan bu tarhana çorbasını biraz daha yakından tanıyalım; Genel bölgeleri Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar olan bu çorba özellikle kış aylarında sıcacık servisiyle ve kaliteli besin değerlerince hastalıkların şifası olarak da tüketilebilir. Bu kadar geniş bir coğrafyada yer edinmiş tarhananın Anadolu için önemi, hangi bölgelerde daha çok yapıldığı ve ünlü olduğu hakkında konuşacağız.

 

Mesela Bolu’da yapılan Kızılcık Tarhanası, Uşak Tarhanası, Afyon Tarhanası, Kahramanmaraş Tarhanası, Malatya Tarhanası gibi bölgelere göre isim almış ve yapılışları da yine bölgelere göre farklılık gösteren tarhana türlerini inceleyeceğiz. Yörük kültürünün en yaygın olduğu bölge olan Ege bölgesinde bile bir çok farklı tarhana türü olmasına rağmen bunlardan en ünlüsü Uşak Tarhanasıdır. Her yaz, kış için yapılan bir hazırlıktır ve bu durum yöredeki insanlar arasında bir kültür anlayışına dönüşmüştür.

Balıkesir’ de ise Manav Tarhanası olarak da bilinen çorba, köy kahvaltılarının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Aslında en farklı tarhanalardan biri olarak da bilinen Bolu Kızılcık Tarhanası, o yörede yetişen Kızılcık meyvesinden elde edilen kırmızı, biraz ekşi bir tarhana türüdür. Kahramanmaraş Tarhanası ise şekil olarak farklı bir tarhana türüdür ve Maraş için vazgeçilmez bir lezzettir. İnce yufka bezeler halinde serilip kurutulan Maraş Tarhanası bir marka haline gelmiştir. Görüldüğü üzere yöreler, kültürler, koşullar sonucu her bölgede çok farklı tarhana türleri var.

Geleneksel oyunlarımızdan birini arkadaşlarınıza tanıtınız.

Siz de geleneksel oyunlarımızdan birini arkadaşlarınıza tanıtınız.

Zeybek dediğimizde aklımıza neler gelir? Ege? Atatürk? Zeybekte herkes bir kahramanlık kokusu almaz mı? Cesur bir kimliği vardır zeybeğin. Bende biraz da fantastik bir masalın kahramanı gibidir. Hemen aklıma değişik canavarların ve kötü güçleri olan canlıların olduğu bir dünyada iyi güçleriyle adaleti sağlamaya çalışan ve bunun için her şeyi göze almış cesur ve kahraman kişileri anımsatır.

Bir kişi olarak bahsetmem sizi yanıltmasın elbette bu bir halk oyunudur. Ama her şeyin diyorum adetler, gelenekler, müzikler, icatlar ve oyunlar; bu dünyada oluşmuş her şey insanın ürünüdür. Ve mutlaka bir anısı yani hikayesi vardır. Zeybek, bağbozumu şenlikleriyle ortaya çıkmıştır. İlkçağda Anadolu’da insanlar; şarap içme ve şarap yapmak için üzüm ezme gibi olaylar dans ederek yüceltilirdi. Zeybekte ayak hareketleri üzümün en iyi şekilde ezilmesine göre kurulmuştur.

 

Zeybeği bir oyun olarak açıklarsak; hareketlerin hızına bağlı ağır ve yürük olarak ikiye ayrıldığı söylenir. Ama daha sonra cinsiyete ve bölgeye bağlı olarak ta çeşitlenmiştir. Örneğin; kır zeybeği, kadın zeybeği ve kent zeybeği.

Zeybek, ana kuralları olsa da oynayan kişinin duygu ve becerilerine göre farklılık gösterebilir. Zeybek oyunu bir enstrüman çalmaya benzer. İki tane piyanist düşünün ikisinin elinde de aynı beste var ama her ikisini de dinlediğinizde hissettiğiniz aynı olamayacaktır. Bu yüzden oyun isimlerini bölgelerden çok kişilerden almıştır. İnce Mehmet Zeybeği, Nacakoğlu Zeybeği ve Kör Bayram Zeybeği gibi.

Toplulukları millet yapan değerler nelerdir?

Sizce toplulukları millet yapan değerler nelerdir?

Toplum nedir? Toplum kavramı sanki insanlıkla oluşmuş gibi gözükebilir. Ama çok daha eskidir. Yaşamın oluşmasıyla an be an eşdeğerdir. Kendi cinsimizin dışında da görürüz bunu kuşlarda, arılarda hatta çiçek ve bitkilerde. Toplum dediğimiz organ, aynı cins canlıların görevler ve sorumluluklar alarak hayatta kalabilmek için oluşturulmuştur. Bunun için de ortak değerler ve amaçlar oluşturulmuştur.  Çünkü kişilerin psikolojik kaygıları da dikkate alınmıştır.

Zamanla esneklik kazanan ve değişen bu değerler temel olarak halen ilk insandan bu yana varlığını sürdürmektedir. Garip ama bu diğer canlılarda böyledir. Hayvan davranışlarını izleyen uzmanlar, yaptıkları deneylerle toplumsal ve bireysel ahlak kurallarının hayvanlar içinde geçerli olduğunu söylüyorlar. En güzeli ağaçlar, bir bölgede ne kadar çok ağaç varsa; bu ağaçlar o kadar çok uzun ve sağlıklı yaşıyorlar. Birbirlerine kökleri aracılığıyla bağlanıp besliyor ve seviyorlar. Çok güzel değil mi?

 

Peki millet dediğimiz organ? işte o tamamen insan ürünüdür. Aynı değerlere, aynı davranış biçimlerine, aynı geçmişe ve aynı dile sahip kişilerin oluşturduğu organdır. Bunların içinde en önemli etken dildir. Çünkü insanları çoğunluk olarak birleştiren bağ paylaşma eylemidir. İnsan sosyal bir varlıktır.

İletişimin bizim için büyük önemi vardır. Yoksa yalnızlık ve korku hissederiz. Psikolojik temelimiz sarsıldığında fiziksel temelimizin de ölmesi an meselesi olacaktır. Diğer canlılarda görmeyiz bunu: bir hayvan yiyecek bulmak için alanını terk ettiğinde, gittiği bölgede kendi cinsindeki topluma karışabilmesi için kendisini ispatlaması beklenir. Bir yararı olmalıdır yoksa barınamaz.

Anadolu’nun Sizi En Çok Etkileyen Özelliği Hangisidir?

Anadolu’nun Sizi En Çok Etkileyen Özelliği Hangisidir? Nedenleriyle Açıklayınız.

Anadolu’nun beni en çok etkileyen özelliği bulunduğu coğrafyası ve içinde barındırdığı güzellikleridir. Üç tarafının denizlerle çevrili olması, dört mevsimi yaşaması ve birçok medeniyete ev sahipliği yapması ile çok değerli bir konumda yer alıyor. Anadolu’nun farklı iklimlere ve bitki örtüsüne sahip olmasıyla birlikte canlı çeşitliliği çok fazladır. Aynı zamanda farklı medeniyetlere ev sahipliği yapıyor ve farklı kültürleri içerisinde barındırıyor.

Farklı kültürlerin bir arada yaşamasıyla birlikte insanlar arasında bir saygı, sevgi gelişmiştir. Anadolu insanı cana yakın ve misafirperver olma özelliğini farklı kültürlerin bir arada yaşanmasından kazanmış olmalı. İnsanlarının bu davranışlara sahip olması ise benim için etkileyici bir özelliktir. Ayrıca gezilmesi ve görülmesi gereken çok fazla doğal güzelliklere sahiptir.

 

Travertenleri, harabeleri, gölleri, şelaleleri, sarayları, kiliseleri, çamlıkları gibi birçok gezilecek yerlere sahip olması ile bulunduğu coğrafya da çok değerli bir konuma sahip olmuştur. Anadolu’nun turizm çeşitleri ile istediğimiz zaman istediğimiz turizme katılabiliriz.

Sağlık ve termal turizmi, kış turizmi, yayla turizm, mağara turizmi, av turizmi, kongre turizmi, golf turizmi, yat turizmi, inanç turizmi, hava sporları, dağcılık, akarsu ve rafting turizmi, su altı dalış ve kuş gözlemciliği gibi turizm etkinliklerine katılma olanağı sağlayan eşsiz bir yerdir Anadolu.

Her mevsim farklı turizme ev sahipliği yapıyor. Bu güzelliklere sahip olması ve olanakları bizlere sunması beni en çok etkileyen özellikleridir.

Türk büyüklerine ait bildiğiniz söz ya da sözler varsa arkadaşlarınızla paylaşınız.

Türk büyüklerine ait bildiğiniz söz ya da sözler varsa arkadaşlarınızla paylaşınız.

Özellikle tarihe büyük katkıları olan ve insanları yönlendiren şahsiyetler bizim tarihimizde oldukça geniş bir yer tutar. Hem kendi dönemine büyük tesirleri bulunan ve vatanına koruyan hem de kaliteli eserler bırakarak gençleri yönlendiren oldukça bilgin ve düşünür adını tarihe yazdırmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk; Türk Cumhuriyetinin kurucusudur. Pek çok milli/ulusal bayramı bizlere armağan eden Atatürk; öğretmenlere seslenerek: “ Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” demiştir.

Türk doktorlarına duyduğu güveni: “ Beni Türk hekimlerine emanet edin” demiştir. “ İstikbal göklerdedir” diyen de “ Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim” diyen de yine ulu önder Atatürk’tür. Milletini sevmiş ve hep korumuştur. İlim ve bilime oldukça önem veren ve ilerlemenin en büyük destekçisi olarak gören Mustafa Kemal: “ Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” diyerek ilimi ve öğrenmeyi yol gösterici ve bir hayat rehberi olarak görmüştür.

 

İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’da vatanını ve milletini seven ve herşeyden üstün tutan bir şairdir. O Türklere ve Türk gençlerine; “ Atiyi (geleceği) karanlık görerek azmi bırakma” demiştir. Bir Türk evladına umutsuzluğu yakıştırmamıştır. “ Korkma” demiştir. Göklerde dalgalanan al bayrağımız hiçbir zaman yerinden oynatılamaz ve hep dalgalanır.

Osmanlı Devlet adamlarından kılıcı keskin Yavuz Sultan Selim Han “ Kılıcımız parladıkça düşman bizi göremez.” diyerek zaferin ve kazanımın sadece Türk milletinin ordusunun hakkı ve ona aittir demek istemiştir.

Mevlana’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

Mevlânâ’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?

İnsanlar topluluk halinde yaşayan varlıklardır. Topluluk halinde yaşıyor olmaları birbirlerine muhtaçlıklarını da gösterir. Herhangi bir zorluk, savaş ve ani afet anlarında bir araya gelen insanlar birbirlerinin dertlerine derman olurlar  Onun için sürekli olarak insanların birbirlerine ihtiyaçları vardır. Bir birbirlerine muhtaçtırlar. Herhangi bir şartta toplum içerisinde kabul edilmeyen grupçuluk yapılarak dışarıya atılan kişi bir süre sonra kendisini yalnız hissedecektir. Ve kötü alışkanlıklar edilebilecektir. İnsanların her biri hata yapabilir. Hata yapan her insan tövbe de etmeye makbüldür. Tövbe eden, hatasını kabul eden ve pişman olan kişi yine insanların arasına dönebilmeli ve insanlar tarafından kabul görebilmelidir.

Sevgi bu demektir. Mevlana da bunu bildiği için insanlar ne kadar kötü olurlarsa olsun, ne kadar çok hata işlerse işlesinler eninde sonunda kabul görmeyi hak eden canlılardır, diye düşünmüştür. O yüzden hep kucak açmıştır. Sevgi dolu bakmıştır dünyaya. Kim olursa olsun yabancı biri bile olsa farklı bir ırktan ya da farklı bir kültürden de olsa yine de onu kabul etmemiştir. Sonuçta insan olması yeterlidir. Bir kişiyle arkadaşlık yapabilmemiz için, bir kişiyle oturup yemek yiyip görmemiz için, bir kişiyle oyun oynayabilmeniz için sadece bizim yakınımız ya da sadece bizim kültürümüze seven beğenen ya da sadece bizim ırkımızdan olan kişi olması gerekmiyor. Farklı ırktan olan kişilerde eğer bizimle gelip saygı ve sevgi çerçevesinde oyun oynamak istemişler. Onları kötülükle karşılamamalıyız. Ne olursa olsun kabul etmeliyiz ve iyilikte bulunmalıyız.