Empati kurmak ile saygı duymak arasındaki ilişkiyi günlük hayattan örnekler vererek yazınız.

Empati kurmak ile saygı duymak arasındaki ilişkiyi günlük hayattan örnekler vererek yazınız.

Empati, kişinin kendini karşısındakinin yerine koyması olarak tanımlanabilir. Empatide esas, karşımızdaki bireyin fikirlerini anlamak, duygu ve düşüncelerini düşünmek ve özümsemektir. Günlük yaşantılarımızda karşılaştığımız bütün sorunlarda, karşılıklı çözüme varılamamasının en büyük nedenlerinden birisi de, empati eksikliğidir. Oysaki bizi incitmeyen ve doğru olduğunu düşündüğümüz fikirlerin, karşımızdaki kişileri de aynı şekilde etkileyeceğini düşünürüz. Olaylara sadece kendi penceremizden bakmak, olayların çözülememesine neden olacak; bireyler arasında saygısızlığın da doğmasına yol açacaktır.

 

Gün içerisinde çalışma koşulları nedeniyle yoğun tempolarda çalışmaktayız. Basit bir örnekle; bir müşteri temsilcisi yoğun bir tempoda bizlere hizmet vermekte. Sorunlarımızın çözülmesi adına başvurduğumuz müşteri temsilcileri, çözülemeyecek durumlar ile karşılaşabilmektedir. Bu noktada bizlerin yapması gereken şey, karşımızdaki bireyin işine saygı göstermek, o an içerisinde ne hissettiğini ve düşündüğünü anlamaya çalışmaktır. Aksi takdirde hiçbir uzlaşmaya varılamayacak, bireyler arasında münakaşanın düzeyi artacaktır.

Empati ve saygı birbirinden ayrılamaz iki kavramdır. Empati, saygıyı; saygı, empatiyi doğurur. Empati yapmak, kişinin kendisine olan saygısının da artmasına ve bu sayede çevresindeki bireylere de daha saygılı bir biçimde yaklaşmasına vesile olacaktır. Daha saygılı bir birey olmak, toplum içerisinde de kişinin saygınlığını arttıracaktır. Kişinin çevresindeki bireylere örnek teşkil ederek, daha saygılı bir toplumun temelinin atılmasını sağlayacaktır. Hayatımızın her anında empati kavramını unutmamalı, kendimize ve çevremize karşı saygımızı daima korumalıyız.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Elinizde sihirli bir değnek olsaydı hayatta neleri değiştirmek isterdiniz?

“Elinizde sihirli bir değnek olsaydı hayatta neleri değiştirmek isterdiniz?” sorusundan hareketle bir metin yazınız. Yazınızda yıl boyunca öğrendiğiniz deyim ve atasözlerinden yararlanınız.

Elimde bir sihirli değnek olsa belki de çok klasik olabilir ama dünyada savaşın olmasını engellemek isterdim. Savaşlarda yaşanan can ve mal kayıpları, buna engel olamayan ya da olmayan bir sürü insan bu hayatın en kötü yanlarını ortaya koyuyor. Özellikle her gün savaş ya da açlığa bağlı oluşan ölüm sayıları çok korkutucu. Özellikle masum sivillerin ve bebeklerin ölmesi en büyük kayıpları oluşturuyor.

Savaş gibi açlık kavramının olması, kaynakların dünyada eşit dağılmamış olması, birçok zengin insanın elindeki kaynakları boşa harcaması ve israf etmesi de akıl karı olmayan dünyada ki önemli ikinci sorun. Dünya’da açlığı sonlandırmak, herkesin eşit standartlarda ya da çalıştığının karşılığı kadarı ile geçinmesini sağlamak değiştirmek istediğim ikinci konu olurdu.

 

Bunların yanı sıra doğal afetleri engellemek ya da insana ve tüm canlılara olan olumsuz etkisini ortadan kaldırmak isterdim. Deprem, sel, yangın, tsunami gibi doğal felaketlerin dünyamızda yarattığı olumsuz etkinin ortadan kalkması da hayatı güzelleştirecek konular arasında olurdu.

Bunun yanı sıra konuyu biraz daha daraltacak olursam eğitim sisteminin değişmesini, gerçekten işini seven insanların mesleğini yapmasını, sadece belirli bir sınavdan yüksek not aldı diye bir öğretmenin çocukları sevmediği halde işini yapmasına engel olunmasını isterdim. Bir kişinin belirli bir sınava tabi olduktan sonra bir de psikolojik bir sınavdan geçmesini ve bu sınavı da hakkı ile geçen kişilerin meslek dağılımlarının yapılmasının en uygunu olduğunu düşünüyorum.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Gerçekleşmesini istediğiniz bir dileğinizi anlatınız.

Gerçekleşmesini istediğiniz bir dileğinizi anlatınız. Bu dileğinizin gerçekleşmesinin hayatınıza olumlu ve olumsuz etkileri neler olurdu? Açıklayınız.

Herkesin bu hayatta gerçekleşmesini istediği birçok hayali vardır. Bunlardan bir tanesini anlatacak olursam Dünya’yı gezmek olduğunu söyleyebilirim. Ama Dünya’yı gezmek derken belirli bir dönem gezmekten bahsetmiyorum. Bunu bir hayat tarzı yapmaktan bahsediyorum. Örneğin öncelikle Avrupa’dan yola çıkarak başlamak, Amerika, Uzak Doğu ve en sonunda Avustralya’da uzun zaman geçirmek isterdim. Sonrasında en çok keyif aldığım, yaşam kalitesini yüksek bulduğum ve uyum sağlayabildiğim ülkede de sürekli yaşamayı seçebilirdim.

Bu ülkelerde yaşarken kimi ülkede aylarca kalabilmek isterdim. Tüm gelenek ve göreneklerini öğrenmek, yaşam tarzını tatmak hem önemli bir keyif olurdu hem de bana inanılmaz bir kültür katardı. Bu hayalin olumlu etkisinin yabancı dilimi geliştirmek ve kültür düzeyimi arttırmak olacağı kesin. Ama bunun yanı sıra farklı insanlarla tanışmak, arkadaşlıklar kurmak gibi yine olumlu etkileri olacaktır.

 

Hayalin belki de gerçekleşmesi için çok fazla bir adım atmamamın benim için olacak olumsuz etkisi olduğunu söyleyebilirim. Bu hayali gerçekleştirmek için hayatını tamamen değiştirmen gerekir. Bu seyahate ya tek başına ya da ailenle çıkabilirsin. Evli bir kişinin, hatta çocuklu bir ailenin bu hayali gerçekleştirmesi oldukça güç olacaktır. Kişi sayısı arttıkça masraflarda kat ve kat artacak yaşam standardını düşük tutmak zorunda olmaya sebep olacaktır. Tabi ki dünyayı çocukları ile gezen bazı çiftlerin haberlerini medya kanalı ile kimi zaman görüyoruz. Ama bunu başaran kişilerin sayısının oldukça az olması, durumun o kadar da kolay olmadığının bir göstergesi. Ayrıca sadece çekirdek aile ile de konu bitmiyor. Anne, babanın, kardeşin yakın arkadaş ve dostların geride bırakılıp, çok uzun aralıklarla görme şansının olacağı bir hayat seçimi de bu kararı almaya yani bu hayalin gerçekleşmesine engel olmasında katkısı çok büyük. Bu nedenle böyle bir hayal için belki de yalnız olmak ve yalnız bir yaşamı seçmek için cesaretinin olması gerekiyor.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Yaşadığınız yerin ismini nasıl aldığı ile ilgili bir araştırma yapınız.

Yaşadığınız yerin ismini nasıl aldığı ile ilgili bir araştırma yapınız.

Yaşadığımız yerlerin isimlerinin nereden geldiğine tarihi kaynaklardan ulaşabiliriz. İstanbul Ümraniye ilçesinin ilk isminin Yalnız Selvi olduğu bilinmektedir. Ümraniye’ye ilk yerleşen topluluk Frigyalıla’rdır. Frigyalılar’ın kutsal inanışlarında Çam ağacı olduğu belirtilmektedir. Şimdiki Ümraniye bölgesine o dönem çamlarla kaplamışlardır. Frigyalılar yerleşmeden önce bozkır olan bölge sonradan tamamen değişmiştir. Sadece Ümraniye değil Çamlıca bölgesinden başlayarak Alemdağ ve Kayış Dağı’na kadar tüm bölgeyi ağaçlarla döşemişleridir. Zaten eski İstanbul’un daha fazla ağaç ile kaplı olduğu ve coğrafi yapısının da buna uygun olduğu bilinmektedir.

Ümraniye bölgesinin ağaçlarla kaplı hale gelmesi ile de ismi değiştirilmiştir. Çünkü ilk isminden çok farklı bir görüntüye kavuşmuştur. Ümran kelimesinin anlamı, kalkınmış, gelişmiş yer demektir. Bu ismi almasında ağaçlarla kaplanmasının yanı sıra bölgeye yerleşen toplumlarında etkisi olmuştur.

 

Frigyalılar’dan sonra bölgeye Romalılar ve Bizanslılar yerleşmiş.  Bu topraklar zaman zaman Bizans ve Müslüman ordular tarafından el değiştirmiştir.

Balkan Savaşları sırasında da el değiştiren topraklara Yugoslavya ve Bulgaristan’dan da muhacirlerin yerleşmesinden dolayı bir dönem de Muhacir köy olarak anılmıştır.

Ümraniye ilçesi 1960 yılına kadar köy olarak kalmış, ilk belediye 1963 yılında kurulmuştur. 1980 ihtilali sonrasında belediye olmaktan çıkarılarak Üsküdar’a bağlanmıştır. 1987 yılında tekrardan belediye olmuştur.

Ümraniye ilçesinin bu günkü adını almasında ve gelişmesinde tüm Türkiye’de olduğu gibi farklı birçok toplulukların yaşamış olması ile gelişmişlik seviyesinin artması önemli rol oynamıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

“Yalnızca ‘ben’ demek, sevgiyi olduğu kadar saygıyı da zedeler.

“Yalnızca ‘ben’ demek, sevgiyi olduğu kadar saygıyı da zedeler. Cümlesinin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceyi yazınız.

Ben kavramı, kişinin sürekli olarak kendini ön plana çıkarmak istemesidir. Ayrıca ben kavramı, kişinin toplum içindeki duruşunu zedeler. Ben duygusu ile hareket etmek, kişinin sadece topluma karşı olan saygınlığını düşürmekle kalmayıp kendisine olan saygısını da yitirmesine neden olacaktır.

Ben kavramı, ikili ilişkilerde fedakarlık kavramını öldüreceği için, karşılıklı sevginin azalmasına ve zamanla nefret duygusuna dönüşmesine neden olacaktır. İkili ilişkilerin yanı sıra arkadaşlık ilişkileri ve iş ilişkileri de zarar görecek, toplumdaki bireyler ile arasındaki iletişimin kopmasına neden olacaktır. Tüm bunların yanı sıra ben kavramı, kişinin kendini toplumdan soyutlamasına neden olacak, yalnızlık duygusunun daha çok hissedilmesine neden olacaktır. Bu nedenle kişide ruhsal bozuklukların artış göstermesi olağan hale gelecektir.

 

Saygı kavramı; kişinin kendisine, toplum içerisinde kişilere, kutsal nesnelere ve daha birçok kavrama duyulan bir duygu çeşididir. Ben duygusunun ön plana çıkmasıyla birlikte kişi, sevgi ve saygı duyduğu değerlere karşı olumsuz yönde etkilenecektir. Aslında sevgi ve saygı kavramı anahtar kilit uyumu içerisindedir.

Sevginin yitirilmesiyle saygı kavramı; saygı kavramının yitirilmesiyle sevgi kavramı da zarar görecektir. Ben kavramı ise tam zıt karakterlere sahiptir. Ben duygusunun geri planda kalmasıyla birlikte, sevgi ve saygı kavramı değer kazanacaktır. Ayrıca ben duygusunun kontrol edilmesiyle birlikte birey, daha mutlu ve huzurlu bir yaşam içerisinde hayatına devam edecektir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

En büyük hazine kanaatkâr olmaktır.

Wolfgang von Goethe (Volfgang von Gote)’nin “En büyük hazine kanaatkâr olmaktır.” sözünün sizde çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.

En büyük hazine kanaatkâr olmaktır. Çünkü her insanın farklı yaşam şekilleri vardır. Bunu belirleyen kişilerin sahip olduğu maddi ve manevi durumlarıdır. Kimi, maddi olarak hiçbir sıkıntı yaşamazken, kimi yaşamak için çok çalışmak zorunda kalabilir.

Ancak bazen kişilerin maddi durumları ne kadar iyi olursa olsun, hep çok daha iyisini isterler. Olanla yetinmez, olandan çok daha fazlasının beklentisine girerler. Belki başarıya ulaşmak için olandan biraz daha fazla istikrar ve hırs şart olabilir. Ancak, elindekinin değerini de bilmek gerekir. Daha fazlasına ulaşabilmek adına başka değerlerden vazgeçmek gerekebilir.

 

Bir söz vardır. “insanlar her şekilde paraya kavuşabilirler. Önemli olan nelerden vazgeçtiğindir” Zengin olmak ya da meşhur olmak gibi sebeplerle kendi öz değerinden, onurundan vazgeçen insanlar, o paraya ya a şöhrete kavuştukları zaman, asla mutluluğu bulamazlar. Çünkü mutlu etmeyi bilmeyen mutlu olamaz.

Kanaat ise, var olanla yetinip, ona şükretmektir. İnsanlar, elinde olanın kıymetini bilip, kanaat ederse, belki çok daha fazla zengin olamaz ama en azından vicdanen rahat olur. Kimseyi üzüp bir yerlere gelmemiştir. Kimsenin hakkına girmemiştir. Hakkı olmayan bir şeyi almamış, ya da sevdiklerine vereceği zamandan, ilgiden çalıp hırsı uğruna daha fazlasını istememiştir.

Olana razı olup, onu en iyi şekilde değerlendirmek en iyisidir. Hazine, sadece para değil, olanla mutlu olmayı öğrenip, çevresine de umut ve mutluluk vermektir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Dinlediğiniz şarkıyı beğenip beğenmediğinizi nedenleriyle açıklayınız.

Dinlediğiniz şarkıyı beğenip beğenmediğinizi nedenleriyle açıklayınız. (Şanar Yurdatapan’a ait olan “Arkadaş” adlı şarkı)

Arkadaş kelime anlamı olarak çok güzel ve anlamlı bir kelimedir. Her canlının sevinç ya da üzüntülerini paylaşmak isteyeceği birilerine ihtiyacı vardır. Şanar Yurdatapan’a ait olan “Arkadaş” adlı şarkıyı dinlediğimde bu anlamlı kelimenin şarkıyla bütünleştiğini düşünüyorum. Çünkü bir kıvılcımla yüreğe düşen sıcaklığın zamanla paylaşılan acı ya da tatlı olaylarla büyüyerek aradaki bağların kuvvetlendiğini ve zamanla yerini sonsuz sevgi aldığını belirten dizeler çok anlamlı geliyor.  Arkadaşların her zaman birbirine destek olduğunu ve gözyaşlarını silerek yüzünü güldürdüğünü dile getiriyor.

Aynı düşüncede olmasa da aynı duyguları yaşayan insanların, hayat yolunda birlikte yürüdüklerini anlatan şarkı insanı duygulandırıyor.

 

Kim olduğunun önemli olmadığını yani, görünüşü, fiziği, maddiyatı, yaşı belki de cinsiyeti ne olursa olsun önemli olanın aynı duyguları yaşamak, aynı heyecanları paylaşmak ve en önemlisi birbirini anlamak olduğunu söylüyor.

Her insanın zamanla hayat hikayeleri değişebiliyor. Kimi arkadaşlar birbirinden zamanla uzaklaşabilir. Yer olarak ayrı düşse de arkadaş sevgisiyle bağlı olan bu insanları zamanın ya da mesafelerin asla ayıramayacağını belirtiyor.

“Arkadaş” şarkısı güzel müziği ve arkadaşlığa anlattığı anlamlı sözleri ile en beğendiğim şarkılardan, Ancak, duygusal olarak ne kadar beğensem de, beğenemediğim yönleri de olmuyor değil. Örneğin, belirli topluluklara ya da farklı amaçlara yöneltilmeye çalışılabiliyor. Arkadaşı dost olarak değil, siyasi ideoloji olarak gösterilmeye çalışılıp, bu durumlara uyarlanmaya çalışılmasını beğenmiyorum.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...