Ülkemizde kimya endüstrisinin gelişimine katkı sağlayan resmî ya da özel kurumların ve sivil toplum örgütlerinin yaptıkları çalışmaları araştırınız.

Ülkemizde kimya endüstrisinin gelişimine katkı sağlayan resmî ya da özel kurumların ve sivil toplum örgütlerinin yaptıkları çalışmaları araştırınız. Araştırma sonuçlarınızı arkadaşlarınızla tartışınız.

 

Kimya endüstrisi ülkemizde gereksinim duyulduğu için çok  hızlı bir şekilde gelişim göstermektedir. Ve bu konuda katkı sağlayan birçok resmi veya özel kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır. Bu kurum ve kuruluşlar kimya endüstrisinin gelişimine katkıda bulunmak için birçok faaliyette bulunmuşlardır. Bu kurum ve kuruluşlara TÜBİTAK, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Mühendisler Odasını örnek verebiliriz.

 

TÜBİTAK;  Açılımı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’dur. Toplumun yaşam kalitesini artırmakta, insanların yaşamını kolaylaştırmakta, bilim ve teknoloji alanında yenilikçi, paylaşımcı yönlendirici bir kurumdur. Kimya endüstrisi için faaliyet gösteren en kapsamlı kurumdur. Kimya alanında akademik ve endüstriyel araştırma ile geliştirme çalışmalarını ve yenilikler desteklemektedirler. Tabi TÜBİTAK sadece kimya bilim dalı için değil birçok bilimsel ve teknolojik bilim dalı için faaliyet göstermektedir.  Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu; Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü silah, mühimmat, roket, araç ve gereç ihtiyaçlarını karşılayan ülkemizin bir devlet kuruluşudur. Kimya bilim dalı için birçok faaliyet göstermektedir. Ülkemizi makineleşme konusunda çok ileriye taşımıştır. Mühendisler Odası; Kimyanın mühendislik alanına birçok katkıda bulunmaktadırlar. Sanayi ürünlerinin kaliteli olarak üretilmelerini sağlamaktadırlar.

 

Bu kurum ve kuruluşların faaliyetlerinin kimya bilimine çok katkısı olmaktadır. Kimya bilimindeki ilerlemelere ve buluşlara fayda sağlamaktadırlar. Sonuç olarak kimya endüstrisindeki gelişmeler kimya bilimindeki ilerlemelere ve buluşlara paralellik göstermektedir. Kimya bilimindeki yeni buluşlar yenilenmiş kimya endüstrisini de beraberinde getirecektir.

Geçmişten günümüze kimya endüstrisinin nasıl bir gelişim gösterdiğini araştırınız

Geçmişten günümüze kimya endüstrisinin nasıl bir gelişim gösterdiğini araştırınız ve edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla tartışınız.

 

Geniş bir ürün yelpazesine sahip olan kimya sanayisi birçok sanayi dallarına yönelik hammadde ve ara ürün üretiminde bulunmaktadır. Ülkemizde kimya sanayisi ürünlerinin bir bölümü ülkemiz kaynaklarından karşılanırken bir kısmı ise ithal edilmektedir. Ülkemizde kimya endüstrisi Cumhuriyetin ilanından sonra artmaya başlamıştır. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle devlet tarafından açılan sanayi kuruluşları kimyasal maddelere olan ihtiyacı gidermeye çalışmıştır. Cumhuriyetin ilanı ile canlanmaya başlayan kimya endüstrisinde Cumhuriyet ile birlikte; patlayıcı, ilaç, tarım kimyasalları, deterjan, matbaa mürekkebi gibi ürünler üretilmeye başlanmıştır.

 

Ülkemizde kimya sanayi hızla gelişmektedir. Geçmişten günümüze kimya endüstrisinin gösterdiği gelişimden bahsedecek olursak; 1911 yılında ilk çimento fabrikası açıldı, 1918 yılında ülkemizde kimya enstitüsü ilk mezunlarını verdi, 1921 yılında makine ve kimya endüstrisi kurumu kuruldu, 1923 yılında şeker fabrikası kuruldu, 1935 yılında Paşabahçe cam fabrikası kuruldu,  1938 yılında Gemlik suni ipek fabrikası açıldı, 1945 yılında İzmit kağıt sanayisi açıldı, 1950 yılından sonra ise tekstil, deri, boya, gübre alanında olan fabrikalar açılmıştır, 1962 yılında Kütahya Azot sanayisi açıldı, 1967 yılında Bandırma borik asit ve boraks fabrikası açıldı, 1975 yılında Mersin soda fabrikası açıldı, 1985 yılında İzmir Aliağa petrokimya fabrikası açıldı,  2000’li yıllarda ise küçük ve orta boy fabrikalar açılmıştır.

 

Bölgelere göre kimya endüstrisi ise şöyle gelişim göstermiştir. Marmara bölgesinde; petrokimya, ilaç, boya, temizlik ürünleri, Akdeniz bölgesinde; gübre ve petrol ürünleri, Ege bölgesinde; petrol ürünleri, Karadeniz bölgesinde ise gübre sanayisi gelişim göstermiştir.

Yakın çevrenizde kimya endüstrisi alanında hizmet veren işletmeleri araştırınız.

Yakın çevrenizde kimya endüstrisi alanında hizmet veren işletmeleri araştırınız. Bu işletmelerin toplum ve ülke ekonomisine ne gibi katkılar sağladığını arkadaşlarınızla tartışınız.

 

Birçok sektör için gerekli olan kimyasal ham maddeleri ya da ara ürünleri üreten tesislerin hepsine kimya endüstrisi denilmektedir. Günlük hayatta kullanmış olduğumuz malzemelerin çoğu kimya endüstrisi sayesinde üretilmektedir. Bunlara örnek verecek olursak; otomotiv, deri, çimento, petrol, kağıt, kozmetik, gıda, tekstil, sağlık, boya, ilaç, gübre  ve enerji sektörlerinde kullanılmaktadır.

 

Kimya endüstrisi son yıllarda ülkemiz için çok önemlidir. Ülkemizde kimya endüstrisi alanında hizmet veren işletmeler vardır. Bu işletmeler; Kanunlar tarafından kurulması kararlaştırılmış bir iktisadi devlet kurumu olan  Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE); imalat sanayi alanında, her çeşit silah, mühimmat, patlayıcı madde, makine, teçhizat ve malzeme imalat amacı ile kurulmuştur,  3M San. ve Tic. A.Ş.; filtrasyon ürünleri ile ticari boya üretimi yapılmaktadır, ADCO Petrol Katkıları San ve Tic. A.Ş.; Sanayi yağı katkıları, otomotiv yağı katkıları, rafineri kimyasalları, sondaj kimyasalları,  sentetik baz yağlar, yakıt ve biyodizel katkıları, yakıt ve madeni yağ boyası, hidrolik fren sıvıları, savunma sanayi yağları imal edilmektedir, AK-KİM Kimya San. ve Tic. A.Ş.; yağ alıcılar, asitle temizleme inhibitörleri, plastik ve metal alt yüzeyler için temizleyiciler, yağlayıcı maddeler, boya çürütücüler, boya sökücüler, paslanma önleyici yağlar,  teknik kimyasallar gibi ürünler üretilmektedir, ARKEM Kimya San.; alkoller, aromatik / alifatikler, esterler, glikoller, yüzey aktif maddeler gibi ürünler üretilmektedir.

 

Kimya endüstrisinde pek çok ürün üretilmektedir. Bu yüzden ülkemizde kimya endüstrisi ne kadar gelişirse yapmış olduğu ihracat ile de ekonomiye o kadar fazla katkı sağlar.

Sabun, kolonya, krem, ilaç ve boya gibi ürünler hangi sektörde üretilir?

Günlük yaşamda kullandığınız sabun, kolonya, krem, ilaç ve boya gibi ürünler hangi sektörde üretilir? Bununla ilgili tahminlerde bulunabilir misiniz?

 

Günlük hayatta insanlar hayatını kolaylaştırmak amacıyla pek çok şeye ihtiyaç duyarlar. Bunlardan bazıları da temizlik malzemesi ya da kişisel bakım ürünü olarak kullandığımız kimyasal maddeler olmaktadır. Bu kimyasal maddeler günlük yaşamımızda sıkça karşılaştığımız ve kullandığımız ürünlerdir. Bunlar; sabun, kolonya, parfüm, krem, ilaç, boya, kişisel bakım ürünleri, temizlik malzemeleri, gıda maddeleri, laboratuar kimyasalları gibi ürünlerdir.

 

Bu ürünler ya da ham maddeleri kimyasal ürünlerdir. Elde edilen yeni maddeler fabrikalarda kimyasal reaksiyonlarla üretilmektedir. Bu nedenle kimya fabrikalarında üretilirler. Yani kimya endüstrisi sektörünün ürünleridirler. Kimya endüstrisi birçok alan için gerekli olan kimyasal ham maddeleri veya ara ürünleri üreten tesislerinin bütününe denir.

 

Kimya endüstrisi sanayi alanında üretilen çeşitli malzemeler için kaynak sağlayan bir alandır. Kullanmış olduğumuz ürünlerin birçoğu kimya endüstrisi ile oluşturulmuştur. Kısacası, kimya endüstrisi pek çok sektör için gerekli ürün veya ham maddeleri üreten tesislerin tümüdür. Kimya endüstrisinin önemi çok büyüktür. Çünkü; kimya endüstrisi yeni malzemelerin ortaya çıkmasını sağlar, sadece günlük hayatta kullandığımız ürünler değil evimizde kullandığımız birçok ürün de deterjanlar, kağıt ürünler, plastik ürünler, cam ürünler, boya maddeleri, tekstil ürünleri gibi kimya endüstrisi sayesinde üretilmektedir ayrıca diğer sektörlerin gelişmesi için de kimya endüstrisi önemli bir rol oynar. Kimya endüstrisi bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren en büyük etmenlerden biridir. Kimya endüstrisi ülkemiz için de çok önemli bir sektördür.

Enderun mektebinin sarayın iç kısmında yer almasının sebebi neler olabilir?

Enderun mektebinin sarayın iç kısmında yer almasının sebebi neler olabilir?

 

Enderun Mektebi (Enderûn-ı Hümâyûn) II.Murat zamanında kurulmuş, -sonradan küçük değişiklikleri uğrasa da  Fatih Sultan Mehmet (II.Mehmet) zamanında bilinen son halini almış bir saray okuludur. 1908 yılında İkinci Meşrutiyetin ilanına müteakip kapatılmıştır. Sultan II.Murat ilk başta okulu sarayın hizmetli sınıfı yetiştirmek maksadı ile kurmuştur. Sonradan oğlu II.Mehmet tarafından geliştirilerek hem saray hizmetlilerinin hem de yüksek memur sınıfının eğitildiği çok kapsamlı bir yüksek okul statüsüne getirilmiştir.

 

Osmanlı imparatorluğu kuruluşundan itibaren devlet yönetiminde ve önemli memuriyet görevlerinde ve hatta ordularının başına koyduğu komutanlarında bile devşirme yöntemiyle özel yetiştirdiği, küçükten ailelerinden rızaları ile alınmış hristiyan çocuklarını kullanmıştır. Türk etnik kökeninden gelen bireyler, önemli görevlere bilhassa saray içindeki görevlere atandırılmamışlardır.

 

Türk boyları Anadolu’yu yurt edinmelerinden itibaren, obalar şeklinde üç beş akraba ailenin liderliğinde birleşmiş, göçebe toplumdan yerleşik düzene ayak uyduran küçük gruplar halinde kümelenmişlerdir. Her bir aile birbirine çok bağlı ataerkil bir düzenden oluşmaktadır. Ertuğrul’un oğlu Osman, babasının tüm saygınlığını da arkasına alarak, lider kişiliği ve muazzam siyasi hamleleri ile bu aileler arasında sivrilmiş ve sonunda da 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğunu kurmuştur. Bu temelinden gelen özgür ve bağımsız Türk aile kültürü hep devam ede gelmiştir. Osman’ın oğulları her seviyede ve her icraatlarında bu kültürel yapıyı göz önünde bulunduruşlardır. Yani hanedan tüm diğer Türk soylarına eşit yakınlıkta ve eşit uzaklıkta durmaya özel bir özen göstermiştir.

 

Bu strateji hem müspet manada, hem de menfi manada hiç bir Türk ailesinin sarayda, yönetimde ve ordu üstünde etkinlik kuramamasına sebep olmuştur. Bu da hem saray ve ileri gelen Türk aileleri arasında,  hem de köklü ailelerin birbirleri arasında doğabilecek entrika dolu bir çok çatışmayı daha doğmadan yok etmiştir. Yalnızca bir ailedeki kardeş kavgalarının bile nelere mal olduğunu bilen Sultanlar, diğer aileler için tedbiri baştan almışlardır.

 

Ayrıca İslam tarihinde ki Hz.Osman ile başlayan ve temelini idari ve adli kadrolara akrabaların ve tek bir aileye mensup bireylerin yerleştirilmesinin oluşturduğu, kaos ortamının verdiği ibret ve siyasi strateji de, devşirmelerin özel olarak yetiştirilmesi ve saray başta olmak üzere devlet yönetiminde kullanılmasını zorunlu kılmıştır.

 

Enderun Mektebinde yetişen devşirmeler özel olarak bilhassa sarayın içinde ve mümkün olduğunca dış dünyadan soyut yetiştirilmiştir. Saraya tam bağlılık kurmaları, çocukluktan beri hiç bir diğer olası rakip aileler ile menfaat bağı kurmalarının mümkün olmaması, biyolojik ve fizyolojik olarak saray dışından hiç beslenmeme, mental olarak İslama ve Osmanlı’ya tam adanmışlık gibi birçok olumlu etkisi olmuştur.

Devletlerin gelişmesinde bilimin ne gibi katkıları vardır?

Devletlerin gelişmesinde bilimin ne gibi katkıları vardır?

 

Devlet dediğimiz olgunun en temel taşı halk topluluklarıdır. Halk ise daima daha iyiyi, refahı ve rahat yaşamayı talep eder. Tarihsel süreçte görülmüştür ki bir devletin bugünlere gelmesi, daha iyi ve refah bir seviyeye ulaşmak ancak bilim ve teknolojideki ilerlemeler ile mümkündür.

 

Bilim ve buna bağlı olarak teknoloji, insanların en temel ihtiyaçlarından olan, iş yapma, iletişim kurma, ulaşma, savunma ve sağlık gibi bir çok konunun gelişmesinde ve güçlenmesinde temel rol oynamıştır.  Anlama, öğrenme, uygulama gibi konularda bilimin önderliği toplumları her yönden daha ileri noktalara taşımıştır. Günümüze gelindiğinde en güçlü devletler halklarını en iyi şekilde eğitmiş ve disipline etmiş devletlerdir. Bilim ve teknoloji tıp, savunma sanayi, mühendisliğin her dalı, hatta hatta sosyoloji psikoloji gibi tüm branşları hızla gelişerek toplumun ve devletin güçlenmesini sağlamıştır. Tüm branşlar gibi eğitim de gelişim gösterdiğinden, iyi eğitim almış insan kaynağı ile devleti oluşturan tüm unsurlar gelişme gösterirler. İyi eğitimli insanlar bilimi geliştirir, bilim iyi eğitimli insan kaynağını ikame eder. Bu doğurgan döngü toplumların ve devletlerin hızla gelişmesini sağlar.  G20 olarak tabir edilen en gelişmiş 20 ülkenin belki de en belirgin ortak noktası bilim ve teknolojide oldukça ilerde olmalarıdır. Örneğin Japonya tarım ve hayvancılığa elverişsiz coğrafi yapısı nedeniyle tarih boyunca dezavantajlı olmuştur. Ancak günümüze geldiğimizde eğitimli nüfusuyla bilim ve teknolojideki muazzam gücü sayesinde dünyanın en güçlü devletlerinden biri haline gelmiştir.

 

Aslında devlet dediğimiz olgu güçlü ekonomi, güçlü ordu, iyi organize edilmiş sosyal ve siyasi yapı ile ayakta durmaktadır. Bu arz edilen üç olgunun gelişmesi devletin gelişmesi anlamına gelecektir. Bu da ancak bilim ve teknolojide ki gelişmeler ile mümkün olacaktır.

Merkez maliyesinin en önemli gelir kaynaklarından olan Mukataa gelirleri nelerdir?

Merkez maliyesinin en önemli gelir kaynaklarından olan Mukataa gelirleri nelerdir?

 

Mukataa’ nın kelime anlamı kesişmek demektir. Osmanlı döneminde ise ekonomik anlamda devlete ait bir gelirin, yıllık peşin olarak devletten kiralanması anlamına gelir. Devletin vergi toplama usullerinden biridir. Mukataalardan gelen gelirler hiç kimseye dirlik olarak verilmeyip,gelirler doğrudan divan-ı hümayuna aktarılırdı. Emeviler devrinde uygulanmaya başlayan sistem Selçuklular döneminde de devam etmiştir. Devlet bütçelerinin gelir kaynakları genellikle avarız, cizyeve mukataa gelirleridir. Mukataa, aslında bir kiralama olup,  bedeli karşılıklı antlaşma ile belli olmaktaydı. Merkez maliyesinin en önemli gelir kaynaklarından biri olan mukataa gelirleri pek çok farklı alandan sağlanmaktaydı.

 

Maden, tuzla, darphane, gümrük, sipahi, silahtar gibi alanlar mukataa usulü ile devlete gelir getirirlerdi. Osmanlı Devletinde devlet memurlarının giderleri ve iltizamı açısından mukataa gelirlerine önem verilmiştir.  Mukataalar açık artırma ile belirlenir, en çok parayı teklif edenin ve nakit parayı ödeyene bırakılırdı. Mukataaların iltizam süresi üç yıl olarak belirlenirdi. Mukataa gelirlerinin üç farklı çeşidi vardı. Birincisi; mukataanın devlet memurlarınınidare ettiği şekildir. Burada görevli olan memura emin, bu idare şekline ise, emanetle idare adı verilirdi. Ayrıca mukataanın gelirini belirlemek amacıyla da bu yola başvurulmuştur. İkincisi; iltizam yolu ile idare edilir, iltizamla idare adı verilirdi. İltizamlar üç yıl süreli olur ama gerektiği taktirde altı, dokuz yıla kadar uzatılırdı. Mukataaların idaresinde kullanılan üçüncü yol ise; malikâneler olmuştur. Malikânelere verilen iltizam bütün bir yaşam süresince verilmiştir.

Kervansarayların yapılış amacı hakkında bilgi veriniz.

Kervansarayların yapılış amacı hakkında bilgi veriniz.

 

Ticaret yollarının üzerlerinde kervanların, yolcuların konaklaması için yapılan kervansaraylar; yapısal özellikleriyle yolcuların konaklama, yiyecek, su gibi her türlü ihtiyacını karşılamıştır. İlk defa 10. yüzyılın sonlarına doğru Selçuklu Hanları tarafından Orta Asya’ da yaptırıldığı görülmektedir. Sultan hanı olarak da adlandırılmıştır. Büyük ticaret yolları üzerinde yer alan kervansarayların aralarındaki uzaklık deve yürüyüşü ile yaklaşık 9 saate denk gelir. Bu da ortalama 40 km civarı bir uzaklıktır. Kervansaraylar bir kervanın sabah yola çıkıp gün batana kadar yoluna devam ettikten sonra geceyi güvenli bir şekilde geçirmeleri ve ihtiyaçları olan malzemeleri temin etmeleri için yapılmıştır. Barış zamanında pazar yeri olarak da kullanılan kervansaraylar, savaş dönemlerinde ise savunma için kale görevi görmüşlerdir.

 

Ticari yollar üzerinde bulunmaları sebebi ile ticari faaliyetlerin gelişmesini sağlamışlardır. Birçok farklı bölgeden ticaret için gelip geçen insanlar kervansaraylarda konaklamış ve buralarda küçük bir kasaba kültürünün oluşmasını sağlamışlardır. Kervansaraya gelen yolcular üç gün konaklayabilir, hastaysa iyileştirilirdi. Günde iki öğün yemek, banyo, hayvanları için kalacak yer ve yem temin edilirdi. Farklı yerlerden farklı din, dil, ırk mensubu kişilerin bir araya geldiği yerler olan kervansaraylar bu özellikleri sayesinde sosyal hayatın gelişmesini sağlamıştır. Hana gelen yolculardan elde edilen gelirlerin bir kısmı vakıf işlerinde kullanılır ve vakıflardan ihtiyaç sahipleri faydalanırdı. Bu özelliğiyle de kervansaraylar bulundukları yerlerde kimsesiz, ihtiyaç sahiplerinin korunup gözetilmesine katkı sağlamışlardır.

Ahilik teşkilatının ekonomiye katkıları hakkında bilgi veriniz.

Ahilik teşkilatının ekonomiye katkıları hakkında bilgi veriniz.

 

Ahilik teşkilatı özellikle Selçukluların yıkılışı ve Osmanlıların kuruluşuna denk gelen 13. ve 15. yüzyıllar arasında toplum hayatında önemli bir rol oynamıştır. Osmanlının kuruluşuna önemli katkı sağlayan ahilik teşkilatı askeri, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda da toplum hayatını etkilemiştir. Usta çırak ilişkisinden yola çıkarak çekirdekten insan yetiştirmeyi sağlamıştır. Ahilik sadece mesleki beceriler değil insani değerlerin kazandırılmasını da sağlamıştır. Zanaatkârlariş yerinde yamak, çırak, kalfa, usta hiyerarşisi ile yetişirdi. Teşkilatın kendine özgü kuralları sayesinde hem esnaf olmanın incelikleri öğrenilir hem de toplumun devamını sağlayan gelenek ve görenekler nesilden nesle aktarılırdı. Yetenekli ustaları medreselere göndererek eğitim almaları sağlanırdı.

 

Ahilik teşkilatı aktif olarak varlığını sürdürdüğü dönemlerde ticaret hayatına önemli katkılar sağlamıştır. Ahilik teşkilatının kendine özgü yapısı döneminin ekonomisine katkıda bulunmuştur. Öncelikle mesleklerin sürdürülmesi, zanaatların uzun dönemlerde devamının sağlanması Ahilik teşkilatı sayesinde olmuştur. Ahilikle beraber bir ticaret kültürü oluşmuştur. Ticaret ahlakı ve sıkı kurallar, bu ahlaka bağlı kalarak ticareti sürdürme ekonomiyi olumlu yönde etkilemiştir. Fahiş fiyata ürün satışının yasak olması, emeğe değer verilmesi, ticari kültürün usta çırak ilişkisi ile devamının sağlanması, hırsızlık ve dolandırıcılığa müsaade edilmemesi ekonomik hayatı olumlu etkilemiştir. Ticarette insan ilişkileri, üretim ve emeğe verilen değer ekonomiyi kalkındırmıştır. Bu nedenle günümüzde de hala Ahilik teşkilatından gelen ticari ahlakın korunmasına ve canlandırılmasına ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.

İlk Türk devletlerindeki gelir kaynakları nelerdir?

İlk Türk devletlerindeki gelir kaynakları nelerdir?

 

Bulundukları yerin yeryüzü şekilleri ve iklimi tarih boyunca devletlerin ekonomik yapılarının belirlenmesinde etkili olmuştur. İnsanların içinde bulundukları coğrafya yaşam şekillerini ve ekonomik anlayışlarını şekillendirir. İlk Türk devletlerinde de yaşadıkları yerin coğrafi özellikleri, ekonomik yaşantılarında belirleyici unsur olmuştur. İlk Türk devletlerinde geniş bozkırlar ve konargöçer yaşam hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Özellikle at ve koyun yetiştiriciliği gelişmiştir. Konargöçer yaşamda su ihtiyacı için konakladıkları akarsu kenarlarında yetiştirdikleri buğday, arpa, çavdar, darı, yulaf gibi ürünler tarımı geliştirmiştir. Tarım için kullandıkları suyu taşımak için de su kanalları inşa etmişlerdir. Ayrıca avcılıkla elde ettikleri, kürkleri kıymetli hayvanlarda önemli gelir kaynağı sağlamıştır. Önemli gelir kaynakları arasında madencilik de vardır.

 

Demircilik konusunda oldukça gelişmişlerdir. Türkler demirden kendi silahlarını yaptıkları gibi fazlasını ihraç da etmişlerdir. Uygurlarla birlikte yerleşik hayata geçilmesinin ardından da ticaret geçim kaynakları arasına girmiştir. İpek Yolu ve kürk yolu ilk Türk devletlerinin gelir kaynaklarının arasında önemli rol oynamıştır. İpek yolunda kâğıt, cam, çini ve ipek; kürk yolunda ise sansar, kunduz, tilki, samur gibi hayvanların kürklerinin ticareti yapılmıştır.  Ticaret yolları diğer devletlerle olan ilişkilerde de belirleyici rol oynamıştır. Özellikle ipek yolunu ele geçirme mücadelesi Çin ile olan ilişkilerin temelini oluşturur. Ticarette takas usulü kullanılmıştır. Uygurlar döneminde böz ( mühürlü kumaş), kuanpoyu ve sekizinci yüzyıldan sonra çav( kağıt para) kullanılmıştır.