Sınıf ortamında birbirinize saygınızı gösteren üç davranış yazınız.

Sınıf ortamında birbirinize saygınızı gösteren üç davranış yazınız. Davranışları açıklayınız.

Sınıf Ortamındaki Saygılı Davranışlar

Sınıf ortamları bilgi edinmek bakımından önemli alanlar olduğu için bu ortamda arkadaşlara ve öğretmene saygı duymak gerekir. Aksi takdirde sınıf ortamında bilgi edinmek engellenir. Sürekli bağırarak konuşan, söz hakkı almadan konuşan öğrencilerin sınıfta mevcut olması bilgi ortamını zayıflatacaktır. Bu nedenle davranışlara dikkat etmek gerekir. Şimdi sınıf ortamında dikkat edilmesi gereken davranışlardan bahsedelim. Bahsedeceğimiz davranışlar saygılı sınıf ortamının oluşması için oldukça önemli.

Saygılı bir sınıf ortamı için ilk olarak kendimize ve karşı tarafa saygılı olmalıyız. Mesela öğretmen söz hakkı verdiği zaman arkadaşımızı dinlemeli ve ona saygı duymalıyız. Aynı zamanda öğretmene karşı saygılı olmalı, sözünü dinlemeliyiz. Bunun yanı sıra davranışlarımız kontrollü olmalı. Arkadaşlarımızla dalga geçerek onu küçük düşürmemeliyiz. Küçük düşürdüğümüz zaman o kişi bir daha söz hakkı almak istemeyecek ve derse katılımı düşecektir. Durum böyle olunca da sınıf seviyesi düşecek ve derse ilgi azalacaktır. Aynı zamanda sınıfta saygı diye bir şey kalmayacak her kafadan bir ses çıkacaktır.

 

Sınıf ortamında saygını gelişmesi için yapılması gereken bir diğer davranış, şüphesiz ki öğretmenlerin öğrencilere olan tutumlarıdır. Sürekli öğrenci kayıran bir öğretmen varsayalım. Bu öğretmen diğer öğrencilere saygı duymadığı için onların derse adapte olmasını engelleyecek, sadece sevdiği öğrencilerle ilgilenecek. Bu şekilde tasavvur edilen bir sınıfta saygı ortamının oluşması çok zor. Öğrenciler öğretmen davranışlarını örnek aldığı için olumsuz sınıf ortamları meydana gelecektir.

Sınıf ortamında, saygı göstererek, anlayışlı davranarak saygı görmek mümkün. Aksi takdirde saygılı bir ortamın oluşması imkansız.

Osmanlı ordusunda maaşlı askerlerin yanında toprağa bağlı tımarlı sipahilerin de kullanılmasının sebepleri nelerdir?

Osmanlı ordusunda maaşlı askerlerin yanında toprağa bağlı tımarlı sipahilerin de kullanılmasının sebepleri nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin tarih üstünde hüküm sürdüğü yıl toplam 600 sene olmuştur. Bu kadar büyük ve uzun yıllar dünya üzerinde hüküm süren bu devletin çok büyük bir stratejisi ve siyasi emelleri vardır. Bu ideallerden en büyüğü gaza ve cihat olmuştur. Gaza ve cihat için sürekli savaşmışlardır. Bu kadar büyük seferler ve zaferler için dünyanın tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ordusuna sahip olmuşlardı. Devlet için bu orduyu kontrol etmek kadar orduya asker yetiştirmek ve maaş ödemek de zor olmuştur. Devletin kendi içindeki ordusunda paralı askerler ve tımarlı sipahiler vardır. Peki devlet neden maaşlı askerlerin yanında tımarlı sipahileri kullanmıştır. Bu durumu şöyle açıklayabiliriz.

 

  • İlk olarak devletin toprakları sürekli genişlemişti ve bu toprakların güvenliğinin sağlanması gerekiyordu. Devlet bunun için topraklarda tımar sistemini uygulamışlardır ve güvenliği sağlamışlardır.
  • Devlet uyguladığı bütün yöntemler içinde birçok hedef belirlese de bunların ortak bir maddesi vardır. Kazanç elde etmek. Devlet bu yöntem sayesinde kasasından para çıkarmadan düzenli ve büyük bir orduya sahip olmuştur.
  • Aynı zaman da bu askerleri askerlik vazifesi dışında da kullanmıştır ve bu askerler çiftçilikle uğraşmış devletin gelirine katkıda bulunmuştur.

 

Bu maddeler ışığında devlet maaşlı askerler yanında tımarlı sipahiler bulundurarak birçok işi bir arada yapmıştır.

 Osmanlı asker ihtiyacını hangi yollarla karşılamıştır?

 Osmanlı asker ihtiyacını hangi yollarla karşılamıştır?

Osmanlı devleti büyük topraklara sahip olmuştur. Devleti yöneten sultanlar, padişahlar devleti yönetmek için birçok strateji geliştirmişlerdir. Bu stratejiler devletin yönetiminde ve farklı siyasi yollarda kullanılmıştır. Bu kadar büyük bir devlet olan Osmanlı devleti tarihin gördüğü en büyük en büyük orduya sahip olmuştur. Yetiştirilen askerler devletin her döneminde ise değişik asker yetiştirme şekilleri bulunmuştur. Farklıdan kastımız devletin geliştirilen yeni modern sistemler çerçevesinde orduya yapılan müdahale ve değişimlerdir. Devletin il zamanından son zamanına kadar asker yetiştirme şekilleri şu şekilde olmuştur.

 

Pençik sistemi: Osmanlının asker yetiştirmek için kurduğu sistemlerin başında gelmiştir. Penç kelime anlamı olarak 5 demektir. Devlet yaptığı fetihlerden sonra ele geçirilen esirlerden 5 de birini alarak asker olarak yetiştirmişlerdir. Bu 5 de bir kısmı ise güçlü ve kuvvetli olan kişilerden seçilmiştir. Bu sistem Osmanlı asker siteminin durduğu döneme kadar devam etmiştir. Ankara savaşını kaybettikten seferler durmuş asker yetiştirmek zor olmuştur.

 

Devşirme sistemi: Osmanlı devleti pençik sisteminin durmasıyla birlikte yeni yollar aramıştır. Devşirme sistemine geçen Osmanlı devleti, gayrimüslim çocukları alarak belirli eğitimlerden geçirmiş ve asker ihtiyacını karşılamıştır.

 

Tımar sistemi :Osmanlının bir diğer asker yetiştirme sistemi olmuştur Osmanlı devleti kendine hem toprak hem de asker yetiştirmek için bu sistemi benimsemiştir. Bu sistemde devlet topraklarını tımar sahiplerine vermiştir. Tımar sahipleri bu topraklar karşılığında halktan adaletli bir şekilde vergi toplamıştır. Toplanan bu vergiler karşılığında, vergi miktarı karşılığında asker yetiştirmişlerdir. Bu askerler hem orduya katılmış hem de savaş zamanı dışında çiftçilik yapmıştır.

Türklerde ordu millet tabirinin kullanılmasının sebepleri nelerdir?

Türklerde ordu millet tabirinin kullanılmasının sebepleri nelerdir?

Türkler tarihin gördüğü en eski medeniyetlerden biridir. Bu kavim kimileri için barbar kimileri için üstün ırk olarak nitelendirilmektir. Bu konular kişiden kişiye değişse de Türklerin tarih için çok önemli dokunuşları vardır. Türkler Orta Asya’da yaşayan göçebe yaşam süren bir topluluktur. Bu topluluk oba oba yaşamaktadır.  Bir çocuk dünyaya geldiği günden son gününe kadar savaşçı olarak yetiştirilmiştir. Türkler ordu anlayışı olarak da dünyaya örnek olmuş Metehan’ın kurduğu onlu sistem dünyanın çoğu ülkesinde örnek alınmıştır.  Bu barbar kavim dünyanın her tarafını korkudan zangır zangır titretmiştir. Çine uzaydan bile görülen bir duvar ördürmüştür. Dünya da kimsenin cesaret edemeyeceği roma imparatorluğunu ikiye bölmeyi başarmışlardır. Dünyaya böyle bir hezimet yaşatan bu ulusta ordu millet anlayışı vardır. Peki bu devlete ordu millet anlayışı var denmesinin sebepleri nelerdir sıralayalım?

 

  • Bu ulus için ordu millet anlayışı denmesinin en büyük nedeni ülkede yaşayan herkesin savaşmasıdır. Dikkat edelim ki kadın erkek diye bir belirtme yapmadık Türkler de eli silah tutan kadın erkek herkes ordunun bir ferdidir. Her kişi savaşmak için eğitilmiştir. Dünyanın en büyük ordusu bu şekilde oluşmuştur.
  • Savaş zamanı herkes yapılan savaş çağrısına itiraz etmeden katılırlardı. Bu da onların ordu millet anlayışına sahip olduklarının bir kanıtıdır.
  • Türkler askerliği bir meslek olarak görmemişler ve askerlik onlar için bir hayat tarzı olmuştur bu da en büyük nedenlerden biridir.

Yukarıda gördüğümüz maddeler Türkler de ordu millet anlayışı açısından en büyük nedenleridir.

1402 Ankara savaşına ortam hazırlayan gelişmeler nelerdir?

1402 Ankara savaşına ortam hazırlayan gelişmeler nelerdir?

Osmanlı Devleti büyürken büyük zaferler kazanmıştır. Bu büyük zaferler Osmanlı beyliğini büyük bir devlet yapmış hatta çağ açıp çağ kapamış ve dünyanın en büyük ve en görkemli imparatorluğunu kurmuşlardır. Bu konuma gelirken kaybettiği savaşlarda olmuştur. Bu savaşların en büyük ve Osmanlı’ya en büyük darbe vuranlar içinde ilki Ankara savaşıdır. Ankara savaşı Timur imparatorluğu ile Osmanlı devleti arasında yaşamıştır. Savaşı farklı savaş taktikleri kullanan ve filleri savaşa getiren Timurlenk Yıldırım Beyazıda karşı kazanmıştır. Bu savaş bu raddeye gelene kadar çeşitli olaylar gerilimler olmuştur ki böyle büyük bir savaş kopmuştur. Osmanlı devleti bu savaşı kaybettikten sonra 13 yıllık fetret devrine girmiştir peki bu olaylar nelerdir.

 

  • Timur imparatorunun Moğol hakimiyetini ve Moğol gücünü her tarafa ulaştırmak istemesi. Bunun karşılığında da yıldırım Beyazıdın İslam’ı yaymak istemesi ilk etkendir.
  • Moğol tehlikesinin farkında olan yıldırım Beyazıdın Malatya Sivas çevresini kendi topraklarına katması.
  • Yıldırımın Moğollardan aldığı topraklara karşı Moğolların öfkelenmesi de bir savaş nedeni olmuştur.
  • Yıldırım Beyazıdın fethettiği ve topraklarına kattığı yerlerin beylerinin Timur’a sığınması ve bu beylerin timuru yıldırım Beyazıda karşı kışkırtması. Bu devlet sultanlarının imparatorluk hayali kurmaları da büyük etken olmuştur.
  • Karakoyunlu ve Bağdat sultanlarının Timur’dan kaçarak Osmanlı devletine sığınması ve Osmanlı devletini Timur’a karşı kışkırtması.
  • Timur’un doğuya yapacağı büyük sefere çıkmadan önce arkasında güçlü bir devlet bırakmak istememesi gibi sonuçlar bir araya gelince iki devlet arasında büyük bir savaş olmuştur ve savaş sonucunda Timur Yıldırım Beyazıdı yenip esir etmiştir. Ankara savaşı bu şekilde sonuçlanmış Osmanlı toprakları yağmalanmıştır.

Aile büyüklerimiz ve kardeşlerimizle ilişkilerimiz nasıl olmalıdır?

Aile büyüklerimiz ve kardeşlerimizle ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? Örneklerle açıklayınız.

Aile büyüklerimiz ve kardeşlerimizle ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? Diye düşünecek olursak çok klasik cevaplar almak mümkündür. Hatta sıralayalım desek 5 parmağı geçmez. Ancak aile içerisinde ilişkiler oldukça hassastır ve ömür boyu itina ile korunması gereken bir yapıdır. İşte bu noktada hassas olunması gerektiğini birkaç örnekle açıklamak uygun olacaktır.

  • Aile büyüklerimiz ve kardeşlerimizle ilişkilerimiz için saygı şarttır. Ancak bu sadece büyüklere saygı niteliğinde olmamalıdır. Aile içerisinde büyükler varken konuşmalara, şaka düzeylerine dikkat edilmelidir. Örneğin; baba ve annenin olduğu bir odada kardeşler kendi arasında hakaret vari sözcükler asla kullanmamalıdır. Bu aile büyüklerine saygısızlıktır. Kaldı ki kardeşler arasında da olsa zaten hoş olmayan sözlerin kullanılması kardeşlerin de birbirlerine olan saygısını yitirmesine sebep olacaktır.
  • Ev içerisinde yüksek sesle konuşulmamalıdır. Örneğin; iş konusunda atmak istediğiniz adımlar var ancak bir türlü aile içerisinde kabul görmüş değil. Böyle bir durumda çözüm istediklerinizi bağırarak anlatmak ya da kabul ettirmek olmamalıdır. Saygı sınırını aşmadan düzgün ifadelerle iletişime geçmek aile içerisinde şarttır.
  • Aile içi ilişkilerde hürmet gereklidir. Büyüklerin olduğu bir odada küçüklerin davranışları ölçülü olmak durumundadır. Örnekle açıklayacak olursak; dedesinin yanında duran bir torun kardeşlerinin yanında uzanır gibi uzanmaması gereklidir. Bu büyüğüne saygılı olacağı bir duruştur. Düzgün bir oturuş, konuşma adabı büyüklerin de küçüğe saygı duymasını sağlar.
  • Aile içerisinde birlikten kuvvet doğar. Her davranışta ve sözde mutlaka dosdoğru olunuz. Doğruluktan ayrılmadığınız sürece aileniz her daima çıkarsız şekilde yanınızda olur. Nasıl mı? küçüklüğünüzden beri aile büyükleriniz ve kardeşlerinizle çalıştınız, emeğiniz geçti. Yıllarca aileniz için fedakarlık ettiniz ve onları hiç üzmediniz…Sonra bir gün şahsi olarak ciddi borcunuz oldu ve ödeyemediğiniz diyelim. Bu durumda yıllardır iyilik yaptığınız aileniz sizi birlik içerisinde korumaya alacak ve sizi bu sıkıntılı durumunuzdan kurtaracaktır.

Bunun gibi birçok olay sıralanabilir. Ancak hepsinin temelinde aile içi saygı vardır.

Osmanlı Devleti iskân politikasını uygularken hangi hususlara dikkat etmiştir.

Osmanlı Devleti iskân politikasını uygularken hangi hususlara dikkat etmiştir.

Fetih politikası üzerinde bir siyasi politika uygulamış ve savaşında ahlaklı olmasına dikkat etmiştir. Savaşlarda kazandıkları toprakların kalıcı olması içinde çeşitli politikalar uygulayan Osmanlı devletinin en büyük politikası iskân politikasıdır. İskân politikası 1. Murat han zamanında faaliyete geçirilmiştir. Osmanlının bu faaliyeti uygulamasında ki en büyük neden aldığı bölgelerde İslam’ı yaymak ve kalıcı olmasını sağlamaktır. Daha sonra ki süreç te Osmanlının bu kadar büyümesi ve gaza ve cihat anlayışına sahip olması Türkmenleri bu cihat anlayışı altında savaşmaya gelmişlerdir. Osmanlı devleti akın akın gelen bu Türkmenlere yer bulmak için de iskân siyaseti uygulamıştır. Bu politikayı uygularken gelin yerleşin değil çeşitli hususlara dikkat ederek yerleştirmiştir. Bu hususları şöyle sıralayabiliriz.

 

  • İlk husus olarak Osmanlı devleti yerleştirdiği Türkmenlerin yerleştirileceği bölgelere yakın olmasına dikkat etmiştir. Bu şekilde bölgeyi tanıyan insanların adapte olması daha kolay olmuştur.
  • Anadolu’dan seçilen aileler de ise aralarında kavga veya kan davası şeklinde husumet olan insanlardan seçerek bölgenin huzurunu sağlamaya çalışmıştır. Bu da bir diğer husus olarak göze çarpmaktadır.
  • Rumeli’de yerleştirilen bölgelerin sakin nüfuzu az ve zengin bölgeler olmasına dikkat etmişlerdir. Devletin her toplumsal politikada olsa kazanç getirmeyi de hesap ettiğini unutmamalıyız.
  • Rumeli’ye gönderilen halktan daha az vergi alınmasına dikkat edilmiştir.
  • Aynı zaman da bu işin en dikkat edilmesi gerekilen yönü olarak Rumeli’de bulunan halkın haklarının istismar edilmemesidir. Bunun için devlet istilamet olarak ad verilen hoş görü politikası uygulamıştır ve bu en çok dikkat edilen nokta olmuştur.