Sizce kardeşlik nedir?

Sizce kardeşlik nedir?

Kardeşlik; kelimesini incelediğimizde karın + daş kelimelerinden meydana geldiğini görüyoruz. Aynı karından gelen ve aynı karında olan kişiler demektir. Çünkü –daş ekinin anlamı “aynılık” anlamına gelmektedir. Böyle düşündüğümüzde kardeşliğin bir mucize olduğunu ve bize verilen bir lütuf olduğunu görüyoruz. Bize kardeşimizden daha yakını yoktur. Onunla bir kan bağımız var ve aynı ailede, aynı çevrede yaşıyoruz. Bu da bizim aynı duyguları yaşamamızı sağlamaktadır. Kardeşliği tek tek sıralayacak olursak pek çok şey çıkacaktır. Çünkü kardeşlik çok anlamlıdır. Kardeşlik;

Kardeşinin canının yandığında senin de yanması demektir. Bazen biz evde kardeşimle tartışsak da başkası onun canını yaktığında aynı şekilde benim de canım yanmaktadır.

 

Ortak hayallere sahip olabilmektir. Kardeşler birbirlerinin fikirlerini çok rahat etkilediğinden kardeşlik aynı hayallere sahip olmaktır.

Üzüldüğünde teselli edendir. Bir şeye canımız sıkıldığında söylemesek bile kardeşimiz bizim halimizden ve tavrımızdan bizim üzüldüğümüzü anlar ve bizi en iyi kardeşimiz teselli eder.

Zorda kaldığımızda yardım edenimizdir.

Mutluluğunu bilendir. Nelerden mutlu olacağımızı ancak kardeşlerimiz anlar ve bizi en çok mutlu eden de çoğu zaman kardeşlerimizdir.

Paylaşmaktır. Kardeşlik kesinlikle paylaşmak demektir. Aynı anneyi paylaşmakla başlarız hayata sonra aynı babayı ve aynı akrabaları paylaşmakla… Eşyalarımızı, odamızı paylaşmak hatta kimi zaman aynı nefesi paylaşmaktır. Biz zaten paylaşmayı da kardeşimizle birlikte öğreniriz.

Kardeşlik karşılık beklemeden yardım etmektir. Belki bir arkadaşınla yardımlaştığında ondan da aynı yardımı beklersin. Fakat kardeşinden beklemeden bir çıkar gütmeden onun işlerini yapabilirsin.

Sır vermeyi ve sır tutmayı öğrenirsin.

Kimi zaman kendi canından daha önemlidir.

Birlik olmaktır.

Aynı hayatta yolculuk etmektir.

Hayatta karşılaşılan zorluklarla birlikte mücadele vermek demektir. Her şeyin ortak olduğu gibi mücadeleler de ortaktır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Filozofları varlığın ilk nedenini araştırmaya iten sebepler nelerdir?

Filozofları varlığın ilk nedenini araştırmaya iten sebepler nelerdir?

Tarih boyunca filozoflar varlığın ilk nedenini sorgulamıştır.  Nereden gelindiğini, evren, evrenin nasıl yaratıldığı gibi daha birçok soruyu sormuşlar ve yüzlerce filozofu sorulara kendi bakış açılarıyla farklı cevaplar vermişlerdir. Bazı filozoflar varlığı maddeyle ilişkilendirirken, bazılar ise varlığı maddeyi de aşan metafizik boyutuyla değerlendirmiştir. Filozofları varlı bu denli araştırmaları ve sorgulamaları aslında kendilerinin de birer varlık olması ve dünyada ki yaşam serüvenlerinin arasında ki bağı sürekli düşünmelerinden kaynaklanır.

 

Bu nedenle filozoflar kim olduklarını ve dünya düzeninde kendilerini nereye koymaları gerektiği gibi konularda çok fazla kafa yormuşlar ve bunu bilme ihtiyacı içine girerek sordukları sorulara cevap aramışlardır. Bu arayış içinde olan filozofların böylesine derin ve işin içinden çıkılmaz sorgulamalarla uğraşmaları ise beraberinde ilerlemeyi de getirmiştir. Özellikle Antik Yunanda filozofların b gibi sorularla uğraşmalarının önünde hiçbir engel bulunmadığı gibi o dönemde bilimi felsefeden ayıran sınırlarda henüz çizilmemişti. Dolayısıyla her hangi bir maddi beklentisi olmayan ve geçim derdi gibi bir sıkıntıları da bulunmayan filozoflar özellikle varlık kavramı üzerinde çok fazla durmuşlar ve birbirinden çok farklı çıkarımlarda bulunmuşlardır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Sizler de çevrenizden bildiğiniz başka imece faaliyetlerine örnekler veriniz.

Sizler de çevrenizden bildiğiniz başka imece faaliyetlerine örnekler veriniz.

  İmece, çoğunlukla kırsal bölgelerde komşuların, akrabaların birbirlerinden hiçbir çıkar beklemeden toplu bir şekilde yardımlaşmalarıdır. Mesela köy yerlerinde bütün kadınların toplanıp yufka, tarhana, salça gibi işlerde birbirlerine yardım ederek işlerini daha hızlı bir şekilde bitirmeleri buna örnek olabilir. Hasat zamanı bütün köylünün birbirlerinin tarlalarında toplanarak hasat yapmaları bir imecedir.

 

Çevremde olan imece faaliyetlerine örnek olarak, yazın köye gittiğimde kiraz bahçemizdeki kirazları az sayıda olduğumuz için toplamamız günler sürecekti. Fakat yakın akrabalarımız ve komşularımız toplanıp bize yardım ettikleri için hızlı ve öncekine göre daha az yorucu bir şekilde topladık. Erkekler ağaca çıkarak kiraz yoldular, kadınlar ve çocuklar ise onları kovalardan kasalara boşaltarak hazır hale getirdiler. Yorulduğumuzda hep beraber herkesin getirdiği yemekleri birleştirerek sofra kurduk ve dinlendik. Başka bir örnek vermem gerekirse, meyve bahçemizden topladığımız meyveleri reçel yaparken komşumuz bize yardıma gelerek yükümüzü hafifletti. İnsanlar dayanışma halinde olduğu sürece her işi başarıyla yapabilirler.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Bir arkadaşınıza yardım ettiğinizde neler hissedersiniz?

Bir arkadaşınıza yardım ettiğinizde neler hissedersiniz?

Zaman o kadar hızlı akıyor ki insanlar, hayat yolunda kimi zaman farkında olmadan pek çok değerimizi unutur hale geliyor. Ülkemizin yardımlaşma ile geliştiği ve bizim ülkemizin yardımlaşma önemli bir geleneği olduğunu unutuyoruz. İnsanların mutlu olması, birbirini ve yükünü taşıyarak yol alabilmesi için, yardımlaşma ve dayanışma şarttır. Biz insanlar toplumsal varlıklar olarak dünyaya geliriz. Önce aile toplumuyla karşılaşır ve onlarla yardımlaşarak hayatımıza devam ederiz. Mesela babamın para kazanması, annemin bizimle ve ev işleriyle ilgilenmesi bir yardımlaşmadır. Sonra okul hayatımız olur ve burada da bir sosyal yaşamda kendimizi buluruz. Zaman zaman insanlar birbirlerine yardım etmekten kaçınsalar da sonra görülür ki hepimizin bir gün yardıma ihtiyacı vardır.

 

Aslında toplumun bütünlüğünü yani bir arada yaşamasını sağlayabilmek için yardımlaşma gerekli olan bir olgudur. Yardımlaşmak; zamanın daha iyi kullanılmasını, işin daha kısa sürede bitmesini, enerjimizin bize kalmasını sağlar. Birine yardım etmek insanın vicdanın rahat olmasını ve kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar. İnsan olmanın önemli koşullarında bir tanesi de yardımlaşmaktır.

Yardımlaşmak, insan hayatında kimi zaman her zamankinden daha önemli olmaktadır. Mesela; bir hastamız olduğunda, üzgün olduğumuzda, işlerimiz biriktiğinde, hasta olduğumuzda… Böyle zor zamanlarda biz anlarız ki birisi bize yardım etse bu işler daha kısa sürede bitecektir. Yardımlaşmanın toplumun tüm fertleri tarafından sağlandığı toplumlarda, işler daha uyumlu, sakin bir şekilde ilerlediğinden bu toplumların daha sağlıklı ve mutlu olduğu gözlemlemiştir. Biz hırs yaptığımızda mı daha mutlu oluruz, yoksa yardımlaştığımızda mı? Bu soruyu düşündüğümüzde de bizi dinlendiren duygunun ve mutlu eden duygunun yardımlaşma olduğunu görebiliriz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Aristoteles’in altın orta düşüncesinin temel dayanakları nedir?

Aristoteles’in “altın orta” düşüncesinin temel dayanakları nedir? Açıklayınız.

Aristoteles’in “altın orta” öğretisinin bir ölçülülük önerisi olduğu gibi yanlış bir kanı vardır. Orta; her zaman iki uç davranış arasında kalan en iyi yol gibi görünse de erdemli bir kişinin her zaman uygulayacağı bir ölçü değildir. Bunu şöyle bir örnekle açıklayacak olursak; diyelim ki bir kişi çocuğa saldırdı ve bunu gören yetişkin bir kişiden erdemli bir hareket olarak orta bir tepki beklememiz ne kadar doğru olur? Bu örnekten yola çıkarak Aristoteles’in altın orta teorisi bu koşullarda saldırgana müdahaleyi elbette destekleyecektir.  Peki, “altın orta” nedir?

 

Aristoteles’in kabul ettiği iki tür erdem vardır ve bunlar düşünce ve karakterdir. Ünlü filozof düşünce erdeminin eğitimle, karakter erdemini ise alışkanlıkla kazanılacağına inanır. Aristoteles’e göre karakter erdemi doğuştan değil, yaşanılan çevreyle etkileşim sonucu kazanılır. İşte Aristoteles’in altın orta öğretisine göre erdemli olmanın yolu bu iki erdem arasındaki orta yolu bulmakla ilgilidir.

Konuyu şu örnekler açıklamak daha uygun olacaktır. Örneğin cesaret eylemini ele alalım. Cesaret erdemi aslında iki kötülüğün arasında durur. Yetersiz cesaret göstermek korkaklıktır ve aşırı cesaret ise gözü karalıktır.

Tüm bu örnekler ışığında Aristoteles’in “altın orta” düşüncesinin temel dayanakları ise şunlardır:

  • İnsanca bir yaşam,
  • İnsanların tercihleri
  • Dengeli bir hayat ve aşırılıklardan uzak bir yaşamdır.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

Kurtuluş Savaşı’nda savaşan Şerife Bacı hakkında ne biliyorsunuz?

Kurtuluş Savaşı’nda savaşan Şerife Bacı hakkında ne biliyorsunuz?

Milli Mücadele döneminin çok önemli kadın kahramanlarımızdandır. Vatan için savaşmak, mücadele etmek denilince aklımıza yalnızca askerler gelmemelidir. Vatan için pek çok Anadolu kadını da mücadele vermiştir. Şerife Bacı da bunlardan birisidir. Şerife Bacı verilen bilgilere göre Kastamonuludur.  Milli Mücadele döneminde İnebolu’da karşılaşılan savaş esnasında silah gerekli olmuştur ve bunun tahsilatını Şerife Bacı gerçekleştirmiştir. Kastamonu’dan Ankara’ya silahları ve cephanelikleri Şerife Bacı taşımıştır. O zamanının şartlarını düşünürsek bir yerden bir yere gitmek bile çok büyük zorluk gerektirmekteydi. Şerife Bacı bir kadın olarak bu cephanelikleri oldukça ilkel yöntemlerle taşıma mücadelesi vermiştir. Maalesef silah ve cephaneyi taşırken donarak şehit düşmüştür.

 

1921 yılının Aralık ayına yani kış aylarına denk gelen bu zamanda; sırtında çocuğu, önünde kağnısı ile cephane taşırken silahları ve evladını korumak uğruna donarak ölmüştür. Şerife Bacı 16 yaşında evlenmiş köylü bir kadındı ona vatan sevgisini veren imandı. Öldüğünde de Şerife Bacı, yirmili yaşlarındaydı. Zaten Şerife Bacı’nın eşini de bu mücadeleler devam ederken askere almışlardı. O da vatan sevgisinin yalnızca erkeklere has olmadığını, kadınların da bu mücadelede yer alması gerektiği düşünerek çocuğuyla birlikte yollara düşmüştü. Günümüzde böyle bir mücadeleyi hangimizin yapabileceğini bir tartmak gerektiğini düşünüyorum. Bugün biz rahat bir yaşam sürüyorsak Şerife Bacılar sayesindedir.

Şerife Bacı yalnızca verdiği vatan uğruna verdiği mücadelelerle tanınmaz. Aynı zamanda merhameti ve yardım severliğiyle de tanınmaktadır. Mesela köyde yetim kalmış bebekleri de emzirir, kimin ihtiyacı varsa ona koşardı.  Mehmet Akif Bey köyde vatanseverlikle ilgili bir konuşma yapmış ve zamanında Şerife Bacı gibi pek çok kadın kahramanda bu taşıma işini üstlenmişler ve şehit düşmüşlerdir.

Şerife Bacı’nın hakkını ödememiz mümkün değil fakat onları anarak ruhlarının şad olmasını sağlayabiliriz. Ya da tüm çocukların Şerife Bacı’yı ve böyle kadın kahramanlarını tanımasını sağlamalıyız. Kastamonu’da bugün Şerife Bacı anısına bir heykel vardır. Bu şekilde Türk milleti ve Kastamonu halkı da ona temennilerini belirtmek istemişlerdir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...

İstiklal kelimesi size ne çağrıştırıyor?

“İstiklâl” kelimesi size ne çağrıştırıyor?

İstiklal kelimesinin anlamına Türk Dil Kurumunun sözlüğünden baktığımızda anlamı: “Bağımsızlık” olarak çıkmaktadır. Bağımsızlık bana birilerini bağımlı olmadan özgür bir şekilde yaşamayı çağrıştırmaktadır. Hatta ülkemizin bağımsız bir ülke olmak adına yapmış olduğu mücadeleleri çağrıştırmaktadır.

Tam bağımsızlık, bir ülke için çok önemli bir olgudur. Ülkeler, bağımsız olmadıklarına kendi kararlarını kendileri veremez ve kendi menfaatleri için çalışamazlar. Sürekli olarak başka milletlerin boyunduruğunda kalarak o milletlerin çıkarları için çalışmak durumunda kalırlar. Bağımsızlık görev, bütün millete ve tarihe karşı bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu alırken, vatansever askerlerimiz çok büyük fedakârlıklar yapmışlardır. Sonuç itibariyle onlar sayesinde bağımsızlığımızı elimize almış olduk. Türk milletinin inancına göre ölmek bağımsız olamamaktan daha iyidir. Bu nedenle canları uğruna bağımsızlık için savaş verilerek bu ülke bu hale gelmiş ve kendi çıkarları için çalışabilir durumlara gelebilmiştir.

 

Bazı ülkelere göre Türkiye çok gelişmiş bir ülke olarak görülmese de bizim bağımsız olmamız her şeyden kıymetlidir. Bu nedenle zaten İstiklal şiirleri, marşları, yazıları yazılmış. Vatan uğruna savaşlar bu yüzden istiklal destanları yazmışlardır. Kendi evlatlarını düşünmeden vatanının evlatları ve geleceği için çalışıp çabalamışlardır. Mevcut konumumuzda da bizim istiklal mücadelemizi korumamız ve bunu devam ettirmemiz gerekmektedir.

İstiklal deyince aklıma; vatan uğruna şehit düşenler, vatan üzerine yazılmış şiirler, destanlar, ülkemizin kendi çıkarları için çalışması, kimseye bağımlı olmadan hareket edebilmek, kendi kararlarını alabilmek, İstiklal Marşı, vatan sevgisi gelmektedir. Çünkü Türk milleti için vatan sevgisi istiklaldir. Bağımsızlı yaşamak yani zincire vurularak yaşamak Türk milletinin tarih boyunca kabul edemeyeceği bir şey olmuştur. Bu sayede biz de bağımsız yaşayabiliyoruz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oy Verilmemiş)
Loading...