Masal Tekerlemeleri 1. Sınıf Türkçe | Tüm Dersler
Masal Tekerlemeleri 1. Sınıf Türkçe

Masal Tekerlemeleri 1. Sınıf Türkçe

bir varmış

bir yokmuş

zaman zaman içinde

kalbur saman içinde

deve tellal iken

horoz imam iken

manda berber iken

annem kaşıkta

babam beşikte iken

ben babamın beşiğini

tıngır mıngır sallar iken

babam düştü beşikten

alnını yardı eşikten

annem kaptı maşayı

babam kaptı küreği

gösterdiler bana

kapı arkasındaki köşeyi

vay ne köşe bu köşe

dil dolanmadan

ağız varmaz bu işe

bu köşe yaz köşesi

şu köşe kış köşesi

şu köşe güz köşesi..

az gittim uz gittim

dere tepe düz gittim

çayır çimen geçerek

lale sümbül biçerek

soğuk sular içerek

altı ayla bir güz gittim.

Bir de dönüp ardıma baktım ki ne göreyim

gide gide bir arpa boyu yol gitmişim

vay başıma hay başıma

bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil

ya bir devlet kuşu konsa başıma

ya da alsa beni kanadına kaşına

demeye kalmadı

birde gördüm ki ne göreyim

adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla

zümrüdüanka dedikleri değil mi

kafdağı’nın üstünden

süzüm süzüm süzülüp geliyor

Bakın hele

yüzü insan gözü ahu

ne maval ne martaval

işitilmedik bir masal..

zaman zaman içinde kalbur saman içinde

bu sözün önü var arkası yok gömleğimin yeni var yakası yok

sabır da bir huydur suyu var tası yok

de gel sabreyle sabreyle iyi ama susuzla sabırsız ne yapar

ya bir kuyu kazar ya dolaşır çarşı pazar

ben de aç karın  yüksek nalın çıktım pazara mevlam uğratmasın iftiraya nazara

bir kaz aldım karıdan boynu uzun borudan

kendisi akça pakça eti kemiğinden pekçe ne kazan kaldı ne kepçe

kırk gündür kaynatırım kaynamaz

hay dedim huy dedim bu ne pişmez şey dedim

bir iken iki olduk üç iken dört olduk anan soylu baban boylu derken kırk olduk

kırkımız kırk ateş yaktık kırk gündür kaynatırım kaynamaz

baktım ki olacak gibi sofraya konacak gibi değil eğil dağlar eğil dedik

onumuz hu çekti onumuz su çekti onumuz un odun çekti

haydan geleni huya sattık unu bulguru suya kattık

suyu kazana kazanı yeniden ocağa attık vay ne kaynattık ne kaynattık

de şimdi kaynar mı kaynamaz mı

derken efendim bu kez başını kaldırıp bize bakmaz mı

gayrı pabucunu bırakıp kaçan kaçana kanadını kaldırıp uçan uçana

eh, bir ben miyim kırk kişinin gevşeği

çıkardım ahırdan boz eşeği vurdum sırtına palanı çektim yedi yerden kolanı bindirdim üstüne doksanlık anamı

boynuna mavi bir boncuk takmadım ama koynuna koydum bir sabır taşı

sabır taşı sabırcık taşı deyip geçmeyin öyle

ne anamın aşı ne gözümün yaşı

itler işin başı tandırın başı masalın başı bu sabır taşı

verilecek kuluna vermiş bize de versin yaradan

haydi dedikoduyu kaldırıp aradan dinleyin şimdi sabırlı kim sabırsız kimdi..

Evvel zamanda, yoksullar handa
Beyler, konağında yaşarmış
Buna öfkelendim
Bir hayli söylendim
Aldım başımı çıktım dışarı
Görmeyin gidişimi
Bakmadan sağa sola
Düştüm bir yola.
Az gittim, uz gittim
Dere tepe düz gittim
Çayır çimen geçerek
Arpa buğday biçerek
Soğuk sular içerek
Altı ay bir güz gittim
Yürüdüm yürüdüm vardım bir bağa
Daldım bir konağa
Vay sen misin dalan
Kimi kolumdan tuttu kimi bacağımdan
Attılar beni bir dağa
Zoruma gitti başladım ağlamaya
Karşıma çıktı bir derviş
Derviş amca dedim bu ne iş
Kuru idim ıslandım sel beni neyler
Bulut oldum uslandım
Yel beni neyler
Vay gidi dünya
Kimi güler, kimi söyler
Kulak verin bu masala
Keloğlan ne iş tutar, neyler..

Masal masal maniki
Yolda saydım on iki
On ikinin yarısı
Tilki çakal karısı.
Masal masal martladı
İki fare atladı
Kurbağa kanatlandı
Tos vurdu bardağa
Çocuk çıktı çardağa.
Masal masal maniki
Kuyruğu var on iki
Kuyruğunda beni var
Kulağında çanı var.
Masal masal matatar
Dil okur, damak tadar

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde

kalbur saman içinde

develer top oynarken  eski hamam içinde

horozlar tellal iken

pireler hamal iken

ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken

anam düştü beşikten

babam düştü eşikten.

Biri kaptı maşayı

dolandım dört köşeyi

Orda ne var dediler

bir köy kurmuş keçiler

kurt köye muhtar olmuş

elini veren kolunu almış

diken verenin gülünü almış

damla verenin selini almış

kovan kovan balını almış

Bir kurtmuş ki sormayın

talkım vermiş ele, salkımı almış ele

ilk lokmayı aşırmış,

ikincisinde çomar

karşısına dikilmiş

kapanmış mı kapılar

kapıyı bırakıp, sapı yutmuş

balı bırakmış, hapı yutmuş..

Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde,
Kalbur saman içinde,
Keçiler berber iken,
Develer tellal,

Mandalar hamal,
Horozlar imam iken.
Ben dedemin beşiğini,
Tıngır mıngır sallar iken.
Anam kaptı yarmayı,
Ben kavradım sarmayı
Anam dedi bırak sarmayı..
Ben ana dedim,

Sen de bırak yarmayı.
Anam bıraktı yarmayı.
Fırladım kaçtım anahtar deliğinden.
Gittim, gittim.

Tam altı ay yürüdüm.
Arkama bir baktım ki ne göreyim?
Bir karış yol gitmişim.
Neyse tekrar başladım yürümeye,
Bu kez, bir altı ay daha gittim.
Bir kulak verdim ki,

Tellallar bağırıyor.
Kırk kazan keşkekle kırk kazan

Yoğurdu kim yiyecek diye.
Hemen eve gittim.

Kırk kişi tuttum yontturdum;
Kırk kişi tuttum oydurdum.
Bir kepçe yaptırdım.

Omuzladım kaldırdım,

Dizlerimi daldırdım.

Bir kavak ağacı vardı,
Kırk kazan keşkekle

Kırk kazan yoğurdu,
O kepçeye aldırdım öyle bir yuttum ki,
Dudaklarımın bile haberi olmadı.
Neyse ayrıldım oradan.
Gittim gittim,

Bir memlekete vardım.
Bir kahveye girdim.
Baktım hepsinin gözleri parlıyor.
Gözleriniz neden parlıyor öyle dedim.
Evlendik de ondan, dediler.
Beni de evlendirin dedim,

Olur dediler.
Aldılar bana bir kız.
Boyunu sorsan minare kadar,
Sümükleri sarkar,

Görenler korkar..
Allahım yandım dedim

Beni kurtar.
Kaç bakalım,

Kaçmaz mısın?..
Git bakalım

Gitmez misin?
İndim sarayın bahçesine.
Baktım ki çiçekçiler çiçek,

Gülcüler gül aşılıyor.
Haşlamacılar haşlama haşlıyor
Susun masalcı masala başlıyor

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*