Kurallar Ve Uzlaşı Konusu Özet

Sponsorlu Bağlantılar

Toplumdaki Sorunlar ve Çözüm Yolları
Sorunsuz bir yaşam yoktur. Yaşamdaki sorunların bir kısmı da kendimiz veya çevremizdeki kişilerin hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi ya da kısıtlanması ile ilgili olabilir. Demokratik bir toplumda sorunlar uzlaşıya dönük ve şiddetten uzak bir şekilde çözülmelidir. Sorunların çözümünde uzlaşı gözetmek, sorunları şiddete başvurmadan çözmek gerekir. Sorunları demokratik yollarla çözebilmek için sorunların çözümünde kullanılabilecek yolları bilmek gerekir.
• Örneğin; aldığımız bir üründe kusur çıkmış ve satıcı ile uzlaşamamışsak sorunu dilekçe ile Tüketici Hakem Heyetine başvurarak çözebiliriz.
• Çevremizde eğitim hakkı ihlal edilmiş bir öğrenci var ise savcılıklara ihbarda bulunabiliriz.
• İnsan hakları ile ilgili sorunların çözümleri için İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarına başvurulabilir.
• Bir kişinin başka bir kişinin yaşam hakkını ihlal ettiğini gördüğümüzde bunu en yakın güvenlik birimine bildirebiliriz.
• Ayrıca tüm istek, öneri ve şikâyetler için BİMER’i (Başbakanlık İletişim Merkezi) kullanabiliriz. Bİ-MER Başbakanlığa bağlı, her konuda istek, öneri ve şikâyetlerin bildirildiği bir birimdir. Bildirimler şahsen, e-posta, dilekçe ya da telefonla (Alo 150) yapılabilmektedir.
• Okul, hastane, çocuk bakım kuruluşları, valilik, kaymakamlık, karakol, itfaiye ve belediye gibi idarelerle yaşadığınız sorunlarla ilgili olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) başvuruda bulunabilirsiniz.

Toplumsal Yaşam Birlikte yaşamak karşılıklı saygı gerektirir. Bu nedenle kendi hak ve özgürlüklerimize gösterilmesini beklediğimiz saygıyı biz de başka insanların hak ve özgürlüklerine göstermeliyiz. Toplum bir bütündür. Toplumsal yaşam iş birliği ve iş bölümünü gerektirir.
Her kişi mesleği ya da görevleri ile toplumsal yaşama değer katar. Hak ve özgürlükleri kullanırken özenli davranılmalıdır. Hak ve özgürlükler sadece kendimiz için değil başkaları için de vardır. Hak ve özgürlüklerin birlikte yaşam içinde kullanılmasını kurallar düzenler. Bu bakımdan kurallara uyulması gerekir. Kurallara uymak toplumsal bir düzenin oluşmasını sağlayarak birlikte yaşama katkı sağlar.

Kural: Davranışlarımıza yön veren, hangi durumlarda nelere uymamız gerektiğini belirten ilkelere KURAL denir.
Kural, davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilkedir. Kurallar insanların toplum içindeki ilişkilerini düzenler. İlk bakışta kurallar insanların hak ve özgürlüklerini sınırlıyor gibi görünse de aslında bir yönüyle de hak ve özgürlüklerini korurlar. Kurallar bizi kısıtlamak için değil huzurumuzu sağlamak için konulmuştur. Kurallar zamana ve ihtiyaca göre esnetilebilir ve değiştirilebilir. Kurallar işe yaradığı ve ihtiyacı karşıladığı sürece varlığını sürdürebilir.
Kurallar İkiye Ayrılır:
A-) Yazılı Kurallar: Yazılı ve uyulması zorunlu olan , uyulmadığında ceza ile karşılaşılan kurallara Yazılı Kurallar denir. Örnek: *Anayasa *Devlet Kanunları *Yönetmelikler . . *Dernek, Vakıf ve Kuruluşların Tüzükleri *Okul Kuralları *Trafik Kuralları
B-) Yazısız Kurallar: Yazılı olmayan, uyulması kanunen zorunlu olmayan ama vicdan, adet gelenek ve göreneklerimize göre uyulması gereken, uyulmadığında ceza alınmayan ancak toplum tarafından ayıplanıp kınanmamıza sebep olan kurallara Yazılı Kurallar denir. Örnek: *Din Kuralları *Örf ve Adetlerimiz * Geleneklerimiz . * Göreneklerimiz * Görgü Kuralları * Ahlak Kuralları
–Toplumda var olan saygı ve incelik kurallarına Görgü Kuralları denir.
ÖNEMLİ: Kurallar oluşturulma biçimine göre “kendiliğinden oluşan” ve “oluşturulan ” kurallar olarak ikiye ayrılabilirler. *Bir otorite tarafından yapılmış veya konulmuş kurallara “oluşturulan kurallar”, bunların dışındakilere de “kendiliğinden oluşan kurallar” denir. Toplumda ahlak, örf, âdet, gelenek, görenek gibi kendiliğinden oluşan kurallar vardır. Bunun yanında toplumsal hayatı düzenlemek üzere yapılan kanunlar ise oluşturulan kurallardır. Her iki kural türü de düzen sağlamak için vardır.
Oluşturulan Kurallar = Yazılı Kurallar Kendiliğinden Oluşan Kurallar = Yazısız Kurallar
AYRIMCILIK Bir insana kültürü, dili, dini ya da ten rengi nedeniyle farklı davranmaya ayrımcılık denir. Ayrımcılık ve ön yargı toplumsal bütünleşmeyi ve kişisel gelişimi engeller. Ayrımcılık ve ön yargı hem hukuki hem de ahlaki açıdan insan haklarına aykırıdır.
* Pozitif Ayrımcılık: İnsanların farklı ihtiyaçlarından kaynaklanan dezavantajlarını onlara yeni haklar vererek ortadan kaldırmaya Pozitif Ayrımcılık denir. Örnek: Görme problemi yaşayan bir öğrencinin en ön sıraya oturtulması.
Toplumsal düzen ve insanlar arasındaki eşitlik yasalarla sağlanır. Yasalar, insanların hak ve özgürlüklerini kullanmalarına ortam hazırlar. Diğer taraftan da insanlar arasındaki eşitliği korumak üzere kimi hak ve özgürlükleri de sınırlar.
Adalet ve eşitlik birbiri ile oldukça ilişkili iki kavramdır. Tüm benzerliklerine rağmen bu iki kavram arasında da farklar vardır. Eşitlik insanlar arasında hak ve özgürlükler açısından ayrım olmaması anlamına gelir. Ayrım olmamalıdır çünkü insanlar hak ve özgürlükler bakımından eşit doğarlar. Adalet ise yasalarca tanınan hakların herkes tarafından kullanılabilmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle adalet hak sahibine hakkının teslim edilmesidir. Bu nedenle hakların kullanılabilmesi için özgürlük, eşitlik ve adalete bir arada ihtiyaç duyulur. Hak, özgürlük, adalet ve eşitlik bir araya gelip bütünleştiğinde ortaya hukuk devleti çıkar.
*Yasalar önünde herkes haklar bakımından eşittir. Bir şeyin adil veya eşit olup olmadığının ölçütü yasalar ve bu yasaların herkese aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığıdır. Bunların dışında herkes kendisine göre ölçütler belirleyerek adalet ve eşitlik ararsa bu huzursuzluk, kargaşa, hatta şiddete neden olabilir.
Adil Olmak= Adaletli Olmak’ tır. * Bir kişi kendisine adil ya da eşit davranılmadığını düşünürse canı yanar, gönlü kırılır. * Karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini hesaba katabilmek için önce onun duygu ve düşüncelerini anlamamız gerekir, bu ise empati becerimizi kullanmamıza bağlıdır.
Empati: Kişinin kendini karşısındakinin yerine koyup, onun duygu ve düşüncelerini iyice anlayıp anladığını karşısındakine hissettirmesine EMPATİ denir. Bu beceri, yalnızca okulda arkadaş ortamında veya aile ortamında değil toplumsal yaşamın her alanında başvurmamız gereken önemli becerilerden biridir.
* Bir yerde demokrasi ve insan haklarından bahsediliyorsa orada eşitlik ve adaletin olması gerekir. Bir ülkede insanları bir arada tutan şey ekonomik, siyasi güçten ziyade eşitlik ve adaletli bir yönetim anlayışıdır. İnsanlar belki ekonomik koşullara tahammül edebilir, rıza gösterebilirler. Ancak adaletsizlik ve haksızlığı kabul etmeleri mümkün değildir.
*Orta Asya Türk Devletleri, İslam tarihi, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlı tarihlerinde özellikle yöneticilerde aranan ilk ve en önemli vasfın (niteliğin, özelliğin) adaletli olma olduğu bilinmektedir. Bu devletlerin hemen hepsinde adalet ve eşitlik önemli bir değer olmuş ve birlikte yaşam kültürü gelişmiştir.
Anlaşmazlık Anlaşmazlık (Çatışma) :İki ve daha fazla kişi ve taraf arasındaki çeşitli kaynaklardan doğan fikir ayrılıklarına ÇATIŞMA (Anlaşmazlık) denir. . * Anlaşmazlıklar da yaşamın bir parçasıdır ve doğaldır. Anlaşmazlıklar siyasi, ekonomik, sosyal, dinî, ahlaki, toplumsal ve bireysel alanlarda olabilir. Anlaşmazlıkların birçok nedeni olabilir ancak temel sebep olarak; beceri, yetenek, kişilik, değer, ilgi ve inançların farklılığını ve bunun getirdiği farklı düşünce, duygu ve beklentileri gösterebiliriz.
*Uzlaşı sayesinde insanlar özgür bir şekilde tüm tarafların kabul edebileceği bir anlaşmaya varırlar ve alınan kararda herkesin katkısının olması sağlanır. Bu açıdan birlikte yaşamak için uzlaşı önemli ve vazgeçilmezdir. Millet olmak, uzlaşma ile gerçekleşir.
Uzlaşı : Anlaşma, çözüm yolu bulma
UZLAŞMA (Anlaşma): İnsanların kendi ve çevresiyle ilgili sorunları barışçıl yollarla ve empati kurarak çözüme ulaştırma çabasına UZLAŞMA (Anlaşma) denir. *Uzlaşı birlikte yaşamayı kolaylaştır ve değerli kılar.
Kişisel yaşam alanlarında uzlaşı gerekmez. Zaten kişisel yaşam alanı toplumla ilgili değildir. Dolayısı ile kişi kendi yaşamında başkalarının hak ve özgürlüğünü ihlal etmemek şartıyla özgürdür; kendini ilgilendiren işlerle ilgili uzlaşıya gerek duymaz, kendi tercih, ilgi ve değerlerine göre istediği gibi karar verir.
UZLAŞI (ANLAŞMA) SÜRECİNDE: * Öncelikle herkesin görüşlerini açıklamasına izin verilmelidir. * Açık fikirli, hoş görülü, sabırlı, olmamız; farklı düşünen insanlara güven vermemiz; empati yapmamız gerekir. * Uzlaşı sürecinde taraflardan gerekçelerini mümkün olduğu kadar açık bir şekilde anlatmaları beklenir. * Aynı zamanda taraflar görüşlerini açıklarken kimi zaman kanıtlar sunarak diğer insanları ikna etmeye çalışmalıdır.
NOT: Uzlaşı yoluyla sorunları çözmeye çalışmak mucizeler yaratmaz. Yani tüm sorunlarımızı çözemez. Ancak ön yargıdan ve şiddetten uzak kalmayı sağlar.
*Uzlaşının olmadığı yerde anlaşmazlık ve çatışma vardır. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaz ise şiddete değil gerekli adli makamlara (Mahkemelere) başvurmalıyız. Emin Çoban

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir