8. Sınıf Din Kültürü TEOG Çalışma Kağıdı - Kaza ve Kader | Tüm Dersler

8. Sınıf Din Kültürü TEOG Çalışma Kağıdı – Kaza ve Kader

                            8.SINIF DİN KÜLÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ –TEOG- 1 ÜNİTE ÇALIŞMA KAĞIDI

KADER NEDİR: Evrende gerçekleşen olaylar bazı yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir, bu durum ALLAH’ın evrendeki bütün varlıklar için belirlediği bir kader olduğunu açıkça göstermektedir. Öyleyse ‘’KADER’’:Yüce ALLAH’ın yaşadığımız evrende koyduğu ölçü, miktar ve düzene verilen addır.Diğer bir tanımı ise KADER:Allah’ın ezelden(önceden) olacak olan her şeyi belli bir düzen, ölçü,miktar ,plan ve programa göre yaratmasına ‘’Kader’’ denir.Ör:Dünyanın kendi etrafındaki dönüşünü 24 saatte tamamlaması ve bunun sonucunda gece gündüzün oluşması, elma ağacının elma vermesi, bir yıl içinde mevsimlerin oluşması, suyun donması yada 100 derecede kaynaması , sadece insana akıl ve düşünebilme yeteneğinin verilmesi, gemilerin suyun kaldırma kuvveti sayesinde yüzmesi, bitkilerin fotosentez yapması

KAZA NEDİR: Allah’ın önceden takdir ettiği şeylerin yeri ve zamanı geldiğinde ortaya çıkmasına ”Kaza” denir. Ör:Karanlığın kaybolup, gündüze kavuşmaya başladığı zaman doğudan, GÜNEŞİN DOĞMA ANI(Gökyüzünün ve çevremizin dünyanın kendi etrafında dönmesi sonucu karanlıktan sıyrılıp aydınlanması, yani gündüzün  ortaya çıkması) , anne karnında 9 ay 10 gün bekleyen bebeğin zamanı geldiğinde doğması( BEBEĞİN DOĞMA ANI), Elma ağacının vakti zamanı geldiğinde (Yazın veya sonbaharda) elma vermesi, suyun kaldırma kuvvetinin; üzerine bir cisim koyup yüzmeye başladığında, ortaya çıkması vb. kazaya örnek verebiliriz

EVRENDEKİ YASALAR:       Fiziksel Yasalar, Biyolojik Yasalar, Toplumsal Yasalar,

FİZİKSEL YASALAR NEDİR: Maddenin yapısını, değişimini,madde ve enerji oluşumunu,maddenin hareketini, maddeler arası ilşkileri deney ve gözlem sonucu ortaya koyan ve aynı şartlar altında sonuçları değişmeyen yasalara FİZİKSEL YASALAR denir.Bu yasalar çok sayıda deney gözlem ve inceleme sonucu ortaya konulmuştur. ÖR:Suyun sıfır basınç altında yani deniz hizasında; 100derecede kaynaması,ısınan metallerin genişlemesi,suyun kaldırma kuvveti sayesinde gemilerin yüzmesi, gece ve gündüzün dünyanın kendi etrafında dönmesi sonucu gerçekleşmesi                    Not: FİZİKSEL YASALAR:” MADDE” İLE İlgilenir ”CANLI ” Yapısıyla İlgilenmez

BİYOLOJİK YASALAR NEDİR: Canlıların yapısı,üremesi,solunumu beslenmesi,büyümesi ve gelişmesindeki ölçü ve düzeni, neden sonuç ilişkisi içinde inceleyen yasalara ‘’BİYOLOJİK YASALAR’’ denir. ÖR:Etle beslenen hayvanlar ile otla beslenen hayvanların çene yapısının farklı olması,sıcak iklime dayanıklı olan devenin vücudunda su depolayarak günlerce yürüyebilmesi, kutuplarda yaşayan tilkinin çevresine uyum sağlayabilmesi için kürkünün beyaz olması, suda yaşayan balıkların(Yunus yada balina hariç) solungaç sistemine sahip olması, bitkilerin fotosentez yapması, hücrenin bölünmesi, çoğalması, vücudun dolaşım ve boşaltım sistemi gibi canlı yaşamıyla ilgili birçok örnek verebiliriz.                         NOT: BİYOLOJİK YASALAR ”CANLI” YAŞAMIYLA İLGİLENİR

TOPLUMSAL YASALAR NEDİR: İnsanlar arasındaki ilişkileri, etkileşimleri,  toplumda meydana gelen değişimleri, olayları ve bu olayların sonuçlarını inceleyen yasalara ”TOPLUMSAL” yasalar denir. Aslında toplumsal yasalar ALLAH’ın; insanların ve toplumun mutlu olması için koyduğu davranış kurallarıdır. (ALLAH’IN toplum için koyduğu kurallardır). Dini terim olarak SÜNNETULLAH  denir.ÖR:insanlar arasında: Dürüstlüğün, iletişimin, etkileşimin , saygının , birlik ve beraberliğin   olduğu toplumlarda sürekli ilerleme ve huzur ortamı görülür. Ama, toplumsal iletişim ve etkileşim OLUMSUZ yönde olursa, birlik ve beraberlik olmazsa toplum ilerleyemez ve huzursuzluk, karmaşa, kaos meydana gelir bu da toplumun geleceğini tehlikeye sokar. : Eğitim düzeyinin yüksek olduğu, çalışmaya ve dürüstlüğe önem  verilen toplumların daha fazla ilerlemeye, medeniyete, ve refaha sahip olması, hoşgörünün sevgi ve saygının olduğu toplumlarda; huzurun, birlik ve beraberliğin daha çok olması, Adaletin olmadığı, eşitsizliğin olduğu toplumlarda barışın ve huzurun olmaması   NOT: Toplumsal yasalar insanlar arasındaki DAVRANIŞLARI ve toplumda meydana gelen DEĞİŞİMLERİ inceler.

İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SORUMLULUĞU (CÜZ-İ İRADE) NEDİR: İnsan davranışlarına özgür iradesi(cüz-i irade yani kısıtlı irade) ile yön verebilir. Ancak insan her ne kadar özgür irade sahibiyse de sınırsız bir özgürlüğe ve her şeyi yapma gücüne sahip değildir. (İnsan iradesiyle, doğum ve ölüm tarihlerini belirleyemez. Anne babasını,cinsiyetini, kardeşini, ırkını ten rengini, göz rengini seçemez) Sınırları Allah tarafından çizilmiş bir alanda(Başkalarının haklarını ihlal etmemek kaydıyla) kendi iradesiyle, çevresinde istediği gibi hareket edebilir. İnsanın sınırları çizilmiş bu kısıtlı iradesine CÜZ-İ İRADE denir. İrade sahibi olmakla yani özgürlükle, sorumluluk arasında sıkı bir ilişki vardır. Sorumlu olmak kişinin kendi davranışları veya yetki alanına giren olayların sonuçlarını üstlenmesi demektir.İnsanın en büyük sorumluluğu bir kul olarak; Allaha karşı olan sorumluluğudur.Anne babasına, komşularına, ailesine, akrabalarına çevresine karşı sorumlulukları vardır. İnsan ancak aklı ve iradesiyle seçerek yaptığı davranışlardan sorumludur. (Günahından da sevabından da sorumludur). Hiç bir özgürlük başka birisinin özgürlüğüne, hakkına, hukukuna , insanca yaşamasına engel olmamalı, zarar vermemelidir.

KÜLL-İ İRADE NEDİR: Allahın her şeyi kapsayan iradesine, sonsuz ve sınırsız yapabilme ve dileyebilme gücüne denir.(Sadece Allah’a aiddir) Çünkü Allah sonsuz, sınırsız, her şeyi yapabilen,  güç ve kuvvet sahibidir. O’na hiç bir şey zor gelmez.

CÜZ-İ  İRADE NEDİR: Kısıtlı sınırlı irade demektir. İnsana ait olan iradedir.İnsan davranışlarında özgür olmakla beraber sonsuz bir iradeye, yapabilme gücüne ve  seçebilme hakkına sahip değildir. İnsan işini, eşini, elbisesini seçebilir ama anne babasını seçemez. Cinsiyetine karar veremez, ten rengini, ırkını, saç rengini, kardeşlerini seçemez. Bunlar insanın zorunlu kaderidir

‘’ALLAH BÖYLE YAZMIŞ, ALIM YAZIM BUYMUŞ, ben kader mahkumuyum” demek  DOĞRU BİR ŞEY Mİ?

Bazı insanların başlarına gelen olumsuzlukları kadere bağlamaları doğru değildir. Çünkü insanın verdiği kararlar yaptığı işler kendi tercihidir. Allah insanın tercihi doğrultusunda o işi yaratır. İnsan; iyi ya da kötü iş yapmaya kendisi karar verdiği için yaptıklarından sorumludur.İnsan ‘’Ben kader mahkumuyum, alın yazım buymuş,Allah böyle yazmış’’ gibi kaderi yanlış yorumlayarak, **Özgür iradesini, dileyebilme gücünü **dikkate almayarak sorumluluktan kurtulamaz. ÖR: Sınava yeterince çalışmayan öğrencinin zayıf not almasını, başarısızlığını ‘’Alım yazım buymuş diyerek’’ kadere bağlaması doğru bir şey değildir. Böyle bir kader anlayışı: Hatasını, tembelliğini, umursamazlığını ya da yeterince  sınava hazırlanmamasını’’görmezden gelmek, suçu kendinde değil; başka yerde aramak demektir.

SORUMLULUK NEDİR: Kişinin kendi davranışları veya yetki alanına giren olayların sonucunu üstlenmesine sorumluluk denir

İNSAN KADERİ NASIL ANLAMALI, KADERİN EVRENDEKİ YASALARLA İLİŞKİSİ NEDİR: Dini bir terim olarak KADER:’’ Allah’ın sonsuz bilgisiyle, olacak şeylerin zamanını, yerini ve niteliklerini önceden bilmesi ve takdir etmesidir’’. Başka bir ifade ile kader:’’Bir işin planı ve programıdır.’’ÖR: İnsan temizliğine dikkat etmez yeterli ve dengeli beslenmez, sigara, içki ve zararlı maddeler kullanırsa, sağlığını, hatta hayatını tehlikeye atmış olur. İşte bu biyolojik bir sonuçtur.(Biyolojik yasayla ilgilidir)

Başka bir örnek ise: Kişi hakkını savunacağım diye, çevresine zarar verirse, masum insanların canına, malına kast ederse, haklı olduğu meselede, haksız duruma düşer ve bu durum, toplum tarafından kabul edilmez, ayıplanır ve cezalandırılır. Bu da toplumsal bir sonuçtur.(Toplumsal yasa ile ilgilidir).İnsanın başına gelen olumsuzluklar, kendi sorumluluğundadır. Bu durum Kur’an’da: ”Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir” ifadesiyle dile getirilmiştir. Allah olayların ve varlıkların bağlı olduğu yasayı belirlemiştir. Akıllı bir varlık olan insan evrendeki bu yasaları kavrayabilir ve bu yasalara uygun bir şekilde iradesiyle, özgürlüğü oranında hayatını sürdürür. İnsan; akıllı, irade sahibi ve özgür bir varlık olması sebebiyle davranışlarından sorumludur.Sonuç olarak hayatta karşılaşılan olumlu ya da olumsuz her durumda insan iradesinin ve özgürlüğünün önemli bir etkisi vardır.

İNSANIN ÇABASI EMEK VE RIZIK NE DEMEKTİR: İnsanın bir amaca ulaşması bir yarar elde etmesi için zihinsel ve bedensel olarak çaba sarf etmesine ‘‘Emek’‘ denmektedir. RIZIK ise:Yüce Allah’ın canlılara yiyip,içmek ve yararlanmak için verdiği her şeye denir.Rızkı elde etmek için çok çalışmalı emek harcanmalıdır. Onurlu ve üstün bir varlık olan insan, tembellik etmemeli ve başkalarına yük olmamalıdır. Çalışmadan gayret göstermeden karşılık bekleyemeyiz. İslam dini tembelliği ve başkalarının sırtından geçinmeyi hoş görmez.İslam dini çalışıp emek harcamayı, gelir elde etmeyi emreden bir dindir.

Çalışan emeğinin karşılığını muhakkak alır. Bu durum Kur’an’da:’’Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.’’ Şeklinde belirtilmiştir. Başka bir ayette ise:’’Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için gerekli geçim vasıtaları yarattık’’ buyurularak, ancak çalışıp çaba göstererek, emek harcayarak RIZIK elde edebileceğimiz  bizlere hatırlatılmıştır.

DÜNYA HAYATININ SONU: ECEL VE ÖMÜR NE DEMEKTİR: Canlılara verilen ,yaşam hayat süresine ÖMÜR denir.(Her  canlıya ayrı bir ömür yani yaşam süresi verilmiştir).Hayatın son bulmasına ölüm vaktinin gelmesine ise ECEL denir.Her canlı dünyaya gelir, belirli bir süre yaşadıktan sonra ölür. Kur’an-ı Kerim de:’’Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz(Hesap vermek için)’’ buyrularak ömür ve ecele bunu yanında hesaba dikkat çekilmektedir.

ALLAH’A GÜVENMEK: TEVEKKÜL NE DEMEKTİR: Kişinin; bir iş için gerekli tedbirleri alıp, elinden gelen çabayı, çalışmayı, emeği gösterdikten sonra işin sonucunu  Allah’dan beklemesine TEVEKKÜL  denir. Tevekkülde, tembelliğe, tedbirsizliğe, ciddiyetsizliğe yer yoktur. Tevekkül ancak; çalışmayla, çaba göstermeyle ve o iş gerekli olan bütün tedbirlerin alınmasıyla olabilir. ÖR:Devesini bağlamayıp salıveren ve Allah’a tevekkül ettim diyen bir kişiye, Sevgili Peygamberimiz:’’Önce deveni bağla sonra Allah’a tevekkül  et’’ diyerek uyarmıştır.TEOG Sınavına girecek öğrencinin sınava iyi bir şekilde çalışması tevekküldür. İş yerlerinde, inşaatlarda, maden ocaklarında çalışanların ve iş yeri sahiplerinin güvenlik tedbirlerini alması tevekküldür. Demek ki önce elimizden geleni yapmalı sonrada Allah’a tevekkül etmeliyiz. Yapacağımız bir iş için bütün gücümüzle çalışıp elimizden geleni yaptıktan sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.

Ayete’l  Kürsi’de  Ne Anlatılmaktadır: Ayete’l Kürsi Bakara suresinin 255. Ayetidir. Bu ayet Allah’ın yüce sıfatlarını, eşsiz kudretini,sonsuz ve sınırsız güç ve kuvvetiyle her şeyin hakimi olduğunu  konu edinir. içinde ”Kursi” kelimesi geçtiği için bu ayete ”Ayete’l Kürsi” denilmiştir. Kürsi, Allahın sonsuz gücü kudreti ve hükümdarlığı anlamına gelir. Yalnızca Allah’dan istenir ve medet umulur.

ALLAH HERŞEYİ BELLİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR: Evrende yer alan canlı cansız tüm varlıklar eşsiz bir uyum ve düzen içindedir. Her varlığın bir amacı vardır. Evrendeki hiçbir varlık tesadüfen ve amaçsız yaratılmamıştır. Evrende gerçekleşen olaylar bazı yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu durum ALLAH’ın evrendeki bütün varlıklar için belirlediği bir kader olduğunu açıkça göstermektedir. Öyleyse Kader, Yüce ALLAH’ın evrende koyduğu ölçü ve düzene verilen addır. Örnek verecek olursak; uzayın ortalama ısısı eksi 270 derecedir. Bu ısıda insanın ya da herhangi bir canlının yaşaması imkansızdır. Dünyamızın ortalama ısısı ise 15-20 derece arasındadır. Dünyada canlı hayatına uygun ısının oluşması ve korunması güneş ve dünya arasındaki uzaklığın adeta matematiksel hesapla hesaplanmış gibi  ALLAH’ın her şeyi belli bir ölçüye göre yaratmasıyla ilgilidir.

İNSANIN PAYLAŞMA VE YARDIMLAŞMA İHTİYACI: İnsan toplumsal bir varlıktır. O yaşamak için bir çok şeye ihtiyaç duyar. Yemek içmek barınmak, sevmek , sevilmek bunlardan bazılarıdır. Bu ihtiyaçların karşılanması için insanların bir arada yaşaması gerekir. Çünkü insan maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için başkalarına muhtaçtır.Toplum içinde yaşayan insanların bir kısmı zengin, bir kısmı da yoksul ve muhtaçtır. Bir kısmı da kendi ihtiyaçlarını başkalarına muhtaç olmadan karşılayabilecek durumdadır.Varlıklı insanlar ekonomik olarak zor durumda olan insanlara yardım etmelidir. Yoksul ve muhtaç insanlar çaresizlik içinde bırakılmamalı, maddi ve manevi açıdan desteklenmelidir. Ancak bu şekilde toplumdaki ekonomik ve sosyal dengesizliğin giderilmesine katkı sağlamış olur. Bir toplumda  paylaşma iyi ve dengeli olursa  toplumsal barış da o kadar sağlam olur

YARDIMLAŞMANIN BİREYSEL VE TOPLUMSAL YARARLARI  NELERDİR:

İslamiyet toplumda bir arada yaşayan insanların  yardımlaşma ve ellerindeki imkanları paylaşmalarına önem vermiştir. Yakınlarımızdan başlayarak  yoksul ve muhtaç durumda olanlara  yardım etmememizi öğütlemiştir.peygamberimiz (s.a.v) toplumda yaşayan insanları bir vucudun organlarına benzetmiştir. O bununla ilgili bir hadisinde:”Mü’minler birbirini sevmekte ve korumakta bir vücut gibidir.Vücudun herhangi bir organı rahatız olursa diğer organları da bu yüzden rahatsız olur.” demiştir. Yardımlaşmanın olduğu, zekat ve sadaka verilen toplumda yoksulların ihtiyaçları giderilmiş olur, karşılıklı sevgi ve saygı bağları gelişir, yardımlaşma ve dayanışma güçlenir.Toplumun barışına ve birlik, beraberliğine  katkı sağlar. Zekat ve sadaka veren kişi  mutlu ve huzurlu olur, malının şükrünü yerine getirir, cimrilik ve bencillik hastalığından kurtulur, kendini ALLAH’a yakın hisseder. Toplumda zengin ve fakir arasındaki ayrışma azalır kin ve nefret duygularından arındır, insanlar birbirine hoş görüyle bakar.

Hazırlayan: Murat ŞEN (D.K.A.B)  ŞŞehit Hüseyin Başaran Ortaokulu ÜNYE

Doğrudan doğruya Kurandan alıp ilhamı

Asrın idrakine anlatmalıyız İslam’

Kuru dava ile olmaz  bu, fakat ilm ister

Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?

İnmemiştir hele Kur’an şunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta ölüye okunmak  ne de fal bakmak için

MEHMET AKİF ERSOY

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*