7. Sınıf Din Kültürü 3. Ünite: Bir İnsan ve Peygamber Olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) | Tüm Dersler

7. Sınıf Din Kültürü 3. Ünite: Bir İnsan ve Peygamber Olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)

Din Kültürü 7. Sınıf 3. Ünite: Bir İnsan ve Peygamber Olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)

Hz. Muhammed (s.a.v.) de bizim gibi bir insandı. Mekke’de bir anne ve babadan dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik dönemlerini yaşadı. Evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu. Ömrü sona erince de vefat etti. Peygamberimiz yaşamı boyunca normal bir insanın karşılaşabileceği birçok durumla karşılaştı. Yeri geldi sıkıntı çekti, fakirlik gördü, üzüldü, yakınlarını kaybetti. Yeri geldi sevinçli anları oldu. Bedenî ihtiyaçları oldu, hastalandı, iyileşti, bazen üzüldü, gözyaşı döktü. Rızkını kazanmak için çalıştı, çobanlık yaptı, ticaretle uğraştı.
HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) İNSANÎ YÖNÜ

Hz. Muhammed (s.a.v.) de bizim gibi bir insandı. Mekke’de bir anne ve babadan dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik dönemlerini yaşadı. Evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu. Ömrü sona erince de vefat etti.
Peygamberimiz yaşamı boyunca normal bir insanın karşılaşabileceği birçok durumla karşılaştı. Yeri geldi sıkıntı çekti, fakirlik gördü, üzüldü, yakınlarını kaybetti. Yeri geldi sevinçli anları oldu. Bedenî ihtiyaçları oldu, hastalandı, iyileşti, bazen üzüldü, gözyaşı döktü. Rızkını kazanmak için çalıştı, çobanlık yaptı, ticaretle uğraştı. Kur’an-ı Kerim’de de Peygamberimizin bizler gibi bir insan olduğunu ifade eden ayetler vardır.
“De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım…” (Kehf suresi, 110. ayet)
“(Ey Muhammed) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.” (Zümer suresi, 30. ayet)
Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah tarafından peygamberlik göreviyle görevlendirildiğinde başlangıçta Mekkeliler çok şaşırdılar, hatta inanmadılar. Çünkü insanlar, bir peygamberin olağanüstü özelliklere sahip, gelecekten haber veren veya meleklere benzeyen biri olması gerektiğine inanıyorlardı. Onların bu düşünceleri Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilmiştir: “Onlar şöyle dediler. Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yiyip (zahmetsizce geçimini sağlayacağı) bir bahçesi olmalıydı…” (Furkan suresi, 7.-8. ayetler) Kur’an-ı Kerim, onların bu iddialarına Peygamberimizin şu şekilde cevap vermesini istemiştir: “De ki: Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı (geleceği) da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece bana gönderilen vahye uyarım…” (En’am suresi, 50. ayet) Konuyla ilgili başka bir ayette de şöyle buyrulur: “De ki: Ben Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı (geleceği) bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeciyim.” (A’raf suresi, 188. ayet)
Peygamberimizin diğer insanlardan farklı olan özelliği ise, O’na Allah’tan vahiy gelmesidir.

“Ben ruhbanlıkla emrolunmadım, evlenirim, uyurum, uyanık da kalırım. Oruç tuttuğum gibi (Ramazan ayı dışında) tutmadığım da olur.” Hadis-i Şerif

HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) PEYGAMBERLİK YÖNÜ

Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve peygamberidir. O’nun diğer insanlardan ayrılan en önemli vasfı, Allah’tan vahiy almasıdır. O, Allah’tan aldığı emirleri, yasakları, bilgileri insanlara tebliğ etmekle görevlidir.
Tebliğ: Peygamberlerin Allah’tan aldıkları bilgileri insanlara hiç değiştirmeden, olduğu gibi aktarmaları.

Hz. Muhammed (s.a.v.) son peygamberdir: Hz. Muhammed, Allah’ın insanlara gönderdiği son peygamberdir. Allah, peygamberimizden sonra yeni bir peygamber ve kutsal kitap göndermeyecektir. Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiği ilkeler evrenseldir, yani tüm insanlık için geçerlidir.
“…O (Muhammed), Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ahzab suresi, 40. ayet)

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kur’an’ı açıklayıcıdır: Kur’an, Hz. Muhammed’e indirilmiştir. Dolayısıyla Kur’an’ı en iyi anlayan ve yorumlayan insan, Hz. Muhammed’dir. Peygamberimiz Kur’an ayetlerinin içerdiği anlamları insanlara sözleriyle ve davranışlarıyla açıklamıştır.
Kur’an’da yer alan bazı ayetler herkesin anlayabileceği kadar açık ve anlaşılırdır. Bazı ayetler ise kapalılık içerir. Örneğin Bakara suresi 238. ayette “Namazlara ve orta namaza devam edin…” buyrulmaktadır. Bu ayette geçen “orta namaz” ifadesiyle ne kastedildiğini sahabeler anlayamamış, Peygamberimize sormuşlardır. Peygamberimiz de orta namazın “ikindi namazı” olduğunu söyleyerek ayeti açıklamıştır.
Kur’an’da namaz, oruç, hac, zekat gibi farz ibadetlerin yapılmasını emreden ayetler vardır. Ancak bu ibadetlerin ayrıntılarıyla ilgili bilgi Kur’an’da yoktur. Ayrıntılarını insanlara Peygamberimiz öğretmiştir.
“…İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve insanlar düşünüp anlasın diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.” (Nahl suresi, 44. ayet)
Tefsir: Kur’an ayetlerini geniş bir şekilde, ayrıntılarıyla açıklayan bilim dalı.

Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlık için bir uyarıcıdır: Peygamberimizin görevlerinden birisi de uyarıcı olmasıdır. O insanları, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak, Kur’an’da emredilen yoldan gitmek (sırat-ı müstakim), İslam’ın ilkelerini benimseyip yaşamak, kötü şeyleri terkedip iyi şeyleri yapmak konusunda (emr bil maruf, nehy anil münker) uyarmıştır. Peygamberimiz sadece Mekkelileri değil, tüm insanlığı uyarmıştır. O, uyarma görevini yaparken baskı ve zorlamadan kaçınmıştır.
Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak gönderdik.” (Ahzab suresi, 45.-46. ayetler)
“…Senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.” (Ra’d suresi, 40. ayet)

Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlığa bir rahmettir: Yüce Allah’ın Hz. Muhammed’i insanlara peygamber olarak göndermesi, kullarına olan bir lütfudur, insanlık için bir kurtuluştur. Çünkü insanlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde iken Hz. Muhammed peygamber olarak gönderilince insanları eğitmiş, onlara güzel ahlakı, doğru davranışları öğretmiş ve böylece toplumda daha önceden var olan bir çok kötülük ortadan kalkmıştır. Örneğin Peygamberimiz; İnsanları tevhid inancına çağırdı, kan davalarına son verdi, kabile savaşlarının önüne geçti, Allah katında herkesin eşit olduğunu, kadınlara değer verilmesi gerektiğini belirtti, kız çocuklarının öldürülmesinin önüne geçti, yetimi yoksulu koruyup gözetti, adaletsizlikle mücadele etti. O (s.a.v.) insanlara sevgiyle yaklaştı, kaba ve kırıcı olmadı, kin gütmedi, asık suratlı olmadı. Herkesi sevgi ve şefkatle kucakladı. Bütün bunlar Hz. Muhammed’in insanlığa bir rahmet olduğunu vurgular.
“(Resulüm) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya suresi, 107. ayet)

Hz. Muhammed (s.a.v.) güzel ahlakın tamamlayıcısıdır: Peygamber Efendimizin ahlakı çok üstündü. Kur’an’da “Ve sen elbette üstün bir ahlak sahibisin.” (Kalem suresi, 4. ayet) denilerek bu duruma dikkat çekilmiştir. O (s.a.v.), her davranışıyla insanlara örnek olmuştur. Böylelikle hem öğreterek, hem de yaşayarak insanlar arasında güzel ahlakın yerleşmesini sağlamıştır. Doğru sözlü ve dürüst oluşu, adalete önem verişi, emaneti koruması, herkesin görüşüne önem vermesi, alçak gönüllü, merhametli, güler yüzlü, sorumluluk sahibi oluşu ve bunun gibi daha bir çok güzel vasıfları, O’nun (s.a.v.) güzel ahlakın tamamlayıcısı olduğunu açıklar. İnsanlar da O’nu örnek alarak Kur’an ahlakını öğrenip uygulamaya çalışmışlardır.
“Resulullah sizin için en güzel örnektir.” (Ahzab suresi, 21. ayet)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*